Giriş

Bize Muhammed b. Beşşar, ona Amr b. Yunus, ona İkrime b. Ammar, ona Simak el-Hanefi Ebu Zümeyl, ona Abdullah b. el-Abbas, ona da Ömer b. Hattâb şöyle demiştir:

"Ben, Rasulullah'ın (sav) huzuruna (odasına)girdim. O, bir hasır üstünde (uzanmış) idi. Ömer der ki: Biraz sonra oturdum. Baktım ki O'nun (sav) üzerinde bir îzâr (peştemal) var ve üzerinde ondan başka bir şey yok. Bir de gördüm ki hasır O'nun mübarek böğründe iyice iz yapmış. Odasının bir kenarında da bir sâ (ölçeği) kadar bir tutam arpa ve biraz karaz (deri tabaklamada kullanılan selem ağacı meyvesi) gözüme ilişti. Henüz tabaklanmamış bir deriyi de asılı gördüm. Bu vaziyet karşısında gözlerim yaşardı. Bunun üzerine O (sav) 'Seni ağlatan nedir, Ey Hattâb'ın oğlu?' buyurdu. Ben de 'Ey Allah'ın Peygamberi! Nasıl ağlamayayım? Şu hasır senin (mübarek) böğründe iyice iz yapmış, şu kilerinde (bir iki parçadan) başka bir şey göremiyorum. Halbuki şu Kisrâ ve Kayser, meyveler ile nehirler içinde, Sen ise Allah'ın peygamberi ve seçkin kulusun, ama hazinen de işte bu', dedim. Hz. Peygamber (sav) 'Ey Hattâb'ın oğlu! Ahiretin bize, dünyanın da onlara olmasına razı olmaz mısın?' buyurdu. Ben de 'razı olurum' dedim."


    Öneri Formu
31866 İM004153 İbn Mâce, Zühd, 11