13 Kayıt Bulundu.
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe, Amr en-Nakıd ve İbn Ebu Ömer –lafız Ebu Bekir'e aittir- onlara Süfyan b. Uyeyne, ona ez-Zührî, ona Urve, Ebu Humeyd es-Sâ'idî'nin şöyle anlattığını rivayet etti: Rasulullah (sav) Esd (kabilesin)'den İbnü'l-Lutbiyye isminde bir adamı memur olarak görevlendirdi. -Amr'la İbn Ebu Ömer zekât toplama memuru olarak görevlendirdi dediler.- İbnü'l-Lutbiyye (görevini yapıp geri) geldiği zaman; bu sizin bu da benim; bana hediye edildi, dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav), minbere çıkarak Allah'a hamdu sena etti. Ve şunları söyledi:
"Benim gönderdiğim bir memura ne oluyor ki, bu sizin, bu da bana hediye edildi diyor! Babasının yahut anasının evinde otursa da kendisine hediye verilecek mi yoksa verilmeyecek mi bir görse! Muhammed'in canı (kudret) elinde olan Allah'a yemin ederim ki, sizden biriniz ondan bir şey ele geçirirse kıyamet gününde onu boynunda taşıyarak getirecektir. (O boynunda taşıyarak getirdiği şey) İnleyip bağırması olan bir deve, yahut öğürmesi olan bir inek veya meleyen bir koyun!" Rasulullah (sav) daha sonra ellerini kaldırdı. Hatta koltuk altlarının beyazlığını gördük. Sonra iki defa şöyle dedi:
"Allah'ım! Tebliğ ettim mi?"
Açıklama: Nevevî bu rivayetleri "Memurlara hediye vermenin haramlığı" başlığı altında vermektedir. Memurun hediye alması, ganimet malından aşırmak/ kamu malını zimmete geçirmek şeklinde kabul edilmektedir. (Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 10/233 [20474]) Diğer varyantlar: M004739; M004740; B002597; B006636; B006979; B007174; B007197; DM001711; DM002535; D002946.
Bize İshak b. İbrahim ve Abd b. Humeyd, o ikisine Abdürrezzak, ona Mamer, ona ez-Zührî, ona Urve, Ebu Humeyd es-Sâ'idî'nin şöyle anlattığını rivayet etti: Hz. Peygamber -Ezd (kabilesin)'den- İbnü'l-Lütbiyye'yi zekât memuru olarak görevlendirdi. İbnü'l-Lütbiyye, topladığı zekâtı getirerek, Nebî'ye (sav) verdi ve 'bu sizin malınız, bu ise bana verilen hediyedir' dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber ona şöyle dedi:
"Babasının ve annesinin evinde otursa da kendisine hediye verilecek mi yoksa verilmeyecek mi bir görse!" Sonra Rasulullah (sav) bir konuşma yapmak üzere ayağa kalktı. Ravi bundan sonrasını Süfyan hadisi gibi aktardı. Süfyan hadisi şöyleydi:
Rasulullah (sav) Esd (kabilesin)'den İbnü'l-Lutbiyye isminde bir adamı memur olarak görevlendirdi. -Amr ve İbn Ebu Ömer 'zekât toplama memuru olarak görevlendirdi' dediler.- İbnü'l-Lutbiyye (görevini yapıp geri) geldiği zaman 'bu sizin, bu da benim; bana hediye edildi' dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav), minbere çıkarak Allah’a hamd u sena etti. Ve şunları söyledi:
"Benim gönderdiğim bir memura ne oluyor ki, bu sizin, bu da bana hediye edildi diyor! Babasının yahut anasının evinde otursa da kendisine hediye verilecek mi yoksa verilmeyecek mi bir görse! Muhammed'in canı (kudret) elinde olan Allah'a yemin ederim ki, sizden biriniz o zekâttan bir şey ele geçirirse kıyamet gününde onu boynunda taşıyarak getirecektir. İnleyip bağırması olan bir deve, yahut öğürmesi olan bir inek veya meleyen bir koyun!" Rasulullah (sav) daha sonra ellerini kaldırdı. Hatta koltuk altlarının beyazlığını gördük. Sonra iki defa şöyle dedi:
"Allah'ım! Tebliğ ettim mi?"
Açıklama: Nevevî bu rivayetleri "Memurlara hediye vermenin haramlığı" başlığı altında vermektedir. Memurun hediye alması, ganimet malından aşırmak/ kamu malını zimmete geçirmek şeklinde kabul edilmektedir. (Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 10/233 [20474]) Diğer varyantlar: M004738; M004740; B002597; B006636; B006979; B007174; B007197; DM001711; DM002535; D002946.
Bize Ebu Küreyb Muhammed b. Alâ, ona Ebu Üsame, ona Hişam, ona babası Ebu Humeyd es-Sâ'îdî'nin şöyle anlattığını rivayet etti: Rasulullah (sav) Ezd (kabilesin)'den İbnü'l-Utbiyye adında birini Süleym oğullarının zekâtlarını toplamak üzere görevlendirdi. İbnü'l-Utbiyye (görevini bitirip) geldiği zaman Rasulullah (sav) onu hesaba çekti. O da 'şu sizin malınız, bu da (bana verilmiş) hediyedir' dedi. Bunun üzerine Rasul-i Ekrem:
"Doğru sözlü biriysen söyle bakalım! Babanın ve ananın evinde otursaydın hediyen sana gelir miydi" dedi. Sonra bize bir konuşma yaptı. Ve Allah'a hamd u sena etti. Sonra şimdi diyerek sözlerine başladı ve şunları söyledi:
"İçinizden birisini, Allah’ın bana havale buyurduğu bir işe memur tayin ediyorum o da gelerek; şu sizin malınız, bu da bana verilen bir hediyedir diyor. Eğer doğru sözlü biriyse söylesin bakalım! Babasının ve anasının evinde otursaydı hediyesi kendisine gelecek miydi! Vallahi eğer sizden biriniz hakkı olmaksızın ondan bir şey alırsa kıyamet gününde Allah Teâlâ'ya, onu taşır halde kavuşur. Sakın sizden herhangi birinizin inleyip bağırması olan bir deveyi veya böğürmesi olan bir sığırı, ya da melemesi olan bir koyunu boynunda taşıyarak Allah'a kavuştuğunu öğrenmeyeyim." Rasul-i Ekrem (sav) sonra koltuk altlarının beyazlığı görülecek kadar ellerini kaldırdı ve şöyle dedi:
"Allah'ım! Tebliğ ettim mi?" Ben (bunu) gözümle gördüm, kulağımla işittim.
Açıklama: Nevevî bu rivayetleri "Memurlara hediye vermenin haramlığı" başlığı altında vermektedir. Memurun hediye alması, ganimet malından aşırmak/ kamu malını zimmete geçirmek şeklinde kabul edilmektedir. (Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 10/233 [20474]) Diğer varyantlar: M004738; M004739; B002597; B006636; B006979; B007174; B007197; DM001711; DM002535; D002946.
Bize Ubeyd b. İsmail, ona Ebu Üsame, ona Hişam, ona babası, Ebu Humeyd es-Sâidî’nin şöyle anlattığını rivayet etti: Rasulullah (sav) İbnü’l- Lutebiyye isimli birisini Süleym oğulları’nın zekâtlarını toplamak üzere görevlendirdi. İbnü’l- Lutebiyye, vazifesini yapıp geldiğinde, Rasul-i Ekrem (sav) onu hesaba çekti. İlgili memur, 'Şu sizin (zekât) malınızdır, bu da (bana verilen) hediyedir!' dedi. Rasul-i Ekrem, cevaben "Sen doğru söyleyen bir adam isen, babanın ve ananın evinde otursaydın da sana hediyen gelir miydi, görseydin!" dedi. Sonra Rasulullah (sav) bize bir konuşma yaptı. Allah’a hamd edip, O’nu güzel sıfatlarla övdükten sonra "İmdi" diyerek şöyle devam etti:
"Ben içinizden birisini, Allah’ın bana havale buyurduğu bir işe memur tayin ediyorum, o da bana gelip 'Şu sizin (zekât) malınızdır, bu da bana verilen hediyedir!' diyor! Bu adam babasının ve anasının evinde otursaydı da kendisine hediyesi gelir miydi, yoksa gelmez miydi, bir kere görseydi! Allah'a yemin ederim ki, sizden bir kimse haksız yere bir şey alırsa, muhakkak o aldığı malı boynuna yüklenerek Allah’a kavuşacaktır. Sakın ben sizden herhangi birinizi inlemesi olan bir deveyi veya böğürmesi olan bir sığırı, ya da melemesi olan bir koyunu boynunda taşıyarak Allah’a kavuştuğunu görüp tanımayayım!" Bundan sonra Rasulullah (sav) iki elini koltuk altının beyazlığı görünceye kadar kaldırarak "Allah’ım! Tebliğ ettim mi?" dedi. Ben bunu gözümle gördüm, kulağımla işittim.
Açıklama: Memurun hediye alması, ganimet malından aşırmak/ kamu malını zimmete geçirmek şeklinde kabul edilmektedir. (Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 10/233 [20474]) Diğer varyantlar: M004738; M004738; M004739; B002597; B006636; B007174; B007197; DM001711; DM002535; D002946.
Bize Ali b. Adullah, ona Süfyan, ona ez-Zührî, ona Urve, Ebu Humeyd es-Sâidî’nin şöyle anlattığını rivayet etti: Hz. Peygamber (sav) Esed oğulları’ndan İbnu'l-Utebiyye denilen bir adamı zekât toplamak üzere görevlendirdi. İbnu'l-Utebiyye (zekât malını toplayıp) geldiğinde 'Bu, sizindir, bu da bana hediye verilmiştir!' dedi. Bunun üzerine Rasul-i Ekrem (sav) minbere çıktı. –Süfyan, Hz. Peygamber minbere yükseldi ifadesini kullandı.- Sonra Allah'a hamd etti ve Onu övdü, bundan sonra şöyle devam etti:
"(Görevlendirdiğimiz) memura ne oluyor ki, biz onu gönderiyoruz, sonunda gelip 'Şu, sizindir, şu da benimdir' diyor? Bu adam babasının ve anasının evinde otursaydı da kendisine hediye verilir miydi yoksa verilmez miydi bir görseydi! Canım (kudret) elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki, bu kişi (haksız olarak) bir şey alırsa, kıyamet günü onu boynuna yüklenerek getirecektir. Aldığı mal bir deve ise inleyip bağırarak, sığır ise böğürerek, koyun ise meleyerek gelecektir." Sonra Rasûlullah (sav) ellerini, biz koltuk altlarının bozumtırak rengini görünceye kadar kaldırdı ve üç defa şöyle sordu:
"(Yâ Rab!) Tebliğ ettim mi?" Sufyân 'Bu hadisi bize ez-Zührî anlattı' dedi. Ve Hişam da babasından Urve’nin şöyle anlattığını nakletti: 'Bunu kulaklarımla işittim, gözlerimle gördüm. Zeyd b. Sâbit’e de sorunuz. Çünkü o da benimle beraber bu konuşmayı işitmiştir.' ez-Zührî 'Kulaklarımla işittim' cümlesini nakletmemiştir. Buhârî; 'Huvâr', savt=ses demektir. 'el-Cuâru', tec’erûne=böğürüyorlar fiili ile aynı kökten olup, inek böğürmesi gibi böğürme manasındadır, demiştir.
Açıklama: Memurun hediye alması, ganimet malından aşırmak/ kamu malını zimmete geçirmek şeklinde kabul edilmektedir. (Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 10/233 [20474]) Diğer varyantlar: M004738; M004739; M004740; B002597; B006636; B006979; B007197; DM001711; DM002535; D002946.
Bize Ebü’l-Yemân el-Hakem b. Nâfi’, ona Şuayb, ona ez-Zührî, ona Urve b. ez-Zübeyr, Ebu Humeyd el-Ensârî es-Sâidî’nin şöyle anlattığını rivayet etti: Hz. Peygamber (sav) bir kişiyi zekât toplamak üzere görevlendirdi. Görevli, toplama işini bitirince Rasul-i Ekrem'e gelip 'Yâ Rasulallah! Bu, size ait olan kısımdır. Bu da bana hediye edildi' dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) ona şöyle dedi:
"Babanın ve annenin evinde otursaydın da sana hediye verilecek mi verilmeyecek mi bir görseydin!" Daha sonra Hz. Peygamber (sav) bir akşam vakti namazdan sonra minbere çıktı ve şehadet getirip, Allah’a lâyık olduğu şekilde senada bulundu. Sonra şöyle dedi:
"İmdi! Şu görevliye ne oluyor ki, biz onu (zekât toplamakla) görevlendiriyoruz. O da bize gelip 'Bu, sizin (verdiğiniz) görevin hasılatı. Bu da bana hediye edildi' diyor. Babasının ve annesinin evinde otursaydı da kendisine (bir şey) hediye edilecek mi, yoksa edilmeyecek mi bir görseydi! Canım kudret elinde olan (Allah’a) yemin olsun ki, biriniz şu (zekât malından) hainlikle bir şey almaz ki, onu Kıyamet günü boynunun üzerinde taşıyarak getirmiş olmasın! Eğer (hainlik edip aşırdığı şey) bir deve ise, onu inleyip bağırmasıyla, bir sığır ise onu böğürürken, bir koyun ise onu da, melerken getirir. İşte ben (bunları size) tebliğ etmiş oldum!" Ebû Humeyd, (sözüne devamla) şöyle dedi: Sonra Rasulullah (sav) ellerini biz O’nun koltuk altlarının bozumtırak rengini görecek kadar (yukarı) kaldırdı (Ve Allah’ım! Ben tebliğ ettim dedi.) Ebû Humeyd bir de şunu ekledi: Bunu Hz. Peygamber'den (sav) benimle birlikte Zeyd b. Sabit de işitti. (İsterseniz) O’na da sorun.
Açıklama: Diğer varyantlar: M004739; M004740; B002597; B006636; B006979; B007174; B007197; DM001711; DM002535; D002946.
Bize el-Hakem b. Nâfi', ona Şuayb, ona ez-Zührî, ona Urve b. ez-Zübeyr Ebu Humeyd es-Sâidî’nin şöyle anlattığını rivayet etti: Hz. Peygamber (sav) zekat toplamak üzere birisini görevlendirdi. Görevli işini bitirince Hz. Peygamber’e geldi ve 'Yâ Rasulallah! Bu, sizindir, bu da bana hediye edildi!' dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) şöyle dedi:
"Babanın ve annenin evinde otursaydın da sana hediye verilecek mi verilmeyecek mi bir görseydin!" Daha sonra Hz. Peygamber (sav) bir akşam vakti namazdan sonra minbere çıktı ve şehadet getirip, Allah’a hamd etti ve O’na lâyık olduğu şekilde senada bulundu. Sonra şu konuşmayı yaptı:
"İmdi! Şu görevliye ne oluyor ki, biz onu (zekat toplamakla) görevlendiriyoruz, o da bize gelip 'Bu sizin görevinizin hasılatı, bu da bana hediye edildi' diyor. Babasının ve annesinin evinde otursaydı da kendisine hediye verilecek mi yoksa verilmeyecek mi bir görseydi! Muhammed’in canı (kudret) elinde olan (Allah’a) yemin olsun ki, biriniz şu (zekât malından) hainlikle bir şey almaz ki, onu Kıyamet günü boynunun üzerinde taşıyarak getirmiş olmasın! Eğer (bu aldığı şey) bir deve ise onu, inleyip bağırması olduğu halde, bir sığır ise onu böğürürken, bir koyun ise onu da melerken getirir. İşte ben (size bunları) tebliğ etmiş oldum!" Ebu Humeyd sözüne şöyle devam etti: Sonra Hz. Peygamber (sav) ellerini, biz O'nun koltuk altlarının bozumtırak rengini görecek kadar yukarı kaldırdı (Ve Allah’ım! Ben tebliğ ettim dedi.) Ebu Humeyd sözüne devamla dedi ki: Bunu Rasulullah’tan (sav) benimle birlikte Zeyd b. Sabit de işitmişti. (İsterseniz) O’na da sorun!
Açıklama: Diğer varyantlar: M004739; M004740; B002597; B006636; B006979; B007174; B007197; DM001711; DM002535; D002946.
Bize İbnü's-Serh ve İbn Ebu Halef, onlara Süfyan, ona Zührî, ona Urve, Ebu Humeyd es-Sâ'îdî’nin şöyle anlattığını rivayet etti: Hz. Peygamber (sav) Ezd kabilesinden İbnü'l-Lutbiyye adında bir adamı zekât memuru olarak tayin etmiş -ki İbnü's-Serh (bu zatın isminin) İbnü'l-Utbiyye olduğunu söylemiştir- Bir süre sonra (adam zekât toplama işini bitirip) geldi ve 'Şu (mallar) sizindir, şu (mallar da) bana hediye edildi' dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) minbere çıkıp Allah’a hamd u sena ettikten sonra (şöyle) dedi:
"Bu memura ne oluyor, adamı (göreve) gönderiyoruz geliyor ve bu sizin bu da bana hediye edildi diyor. Annesinin veya babasının evinde olsaydı da (bir) baksaydı, kendisine bir hediye verilir miydi, yoksa verilmez miydi? Sizden zekât mallarından (haksız yere) bir şey alan kıyamet gününde, o malı da (omuzunda) getirir. Eğer o mal deve ise onun inleyip bağırması, inekse böğürmesi, koyunsa acı bir melemesi vardır." Hz. Peygamber (sav) sonra ellerini kaldırdı. Hatta biz koltuklarının altının bozumtırak rengini gördük. Sonra; "Allah'ım tebliğ ettim mi? Allah'ım tebliğ ettim mi?" diye seslendi.
Açıklama: Devlet me'murunun görevi sebebi ile hediye alması hesaba sebep olacak bir husus olduğu rivayetten anlaşılandır. Devletin belirlediği miktarı devlet adına almalıdır. Bunun dışında hediyeler alması bu görev sebebi ile olursa caiz değildir. Bu bir açıdan görevini suistimale açık bir konu olması sebebiyle bu yolla alınan mal haramdır.Bunu yapan me'mur devlet malından çalmış olup haindir. Bkz. İbn Raslan el-Makdisî, Ahmed b. Hüseyn b. Ali,Şerhü Sünen-i Ebî Dâvûd, Thk. Halid er-Rabat işrafında bir Komisyon (Mısır: Dâru'l-fellahnlil bahsi'l-ilmi ve't-türâs, 1437/2016), 12/558. Diğer varyantlar: M004738; M004739; M004740; B002597; B006636; B006979; B007174; B007197; DM001711; DM002535.
Bize Ebü’l-Yemân, ona Şuayb ona ez-Zührî, ona Urve, Ebu Humeyd es-Sâidî’nin şöyle anlattığını rivayet etti. Allah Rasulü (sav) bir adamı zekât toplama memuru olarak görevlendirmişti. Bu memur işini bitirdiği zaman Rasul-i Ekrem’e geldi ve 'Yâ Rasulallah! Şu sizindir, bu da bana hediye verilmiştir' dedi. Rasul-i Ekrem (sav) da ona "Sen babanın ve ananın evinde otursaydın da sana hediye verilir miydi yoksa verilmez miydi bir görseydin!" dedi. Akabinde bir akşam vakti namazdan sonra ayağa kalktı, şehâdet kelimelerini söyledi ve Allah’ı lâyık olduğu sıfatlarla övdü. Sonra "İmdi" deyip şu konuşmayı yaptı:
"Bu memura ne oluyor ki? Biz onu bir işte görevlendiriyoruz, sonra bize gelip 'Şu, sizin verdiğiniz görevin hasılatı, bu da bana hediye verildi' diyor! O, babasının ve anasının evinde otursaydı da ona hediye verilir miydi, yoksa verilmez miydi bir görseydi! Muhammed’in canı, (kudret) elinde bulunan (Allah’a) yemin ederim ki, herhangi biriniz zekât malından hainlik yapıp haksız bir şey alırsa, muhakkak kıyamet gününde o çaldığı malı boynu üzerinde taşıyarak getirecektir. Aldığı şey bir deve ise inleyip bağırarak, sığır ise böğürerek, koyun ise yine meleyerek getirecektir. Ben tebliğ ettim!" Ebu Humeyd 'Bundan sonra Rasulullah (sav) elini, koltuk altının bozumtırak rengini göreceğimiz derecede yukarı kaldırdı' dedi. Yine Ebû Humeyd 'Bu konuşmayı benimle birlikte Zeyd b. Sabit de Hz. Peygamber’den işitmiştir, ona da sorunuz!' dedi.
Açıklama: Memurun hediye alması, ganimet malından aşırmak/ kamu malını zimmete geçirmek şeklinde kabul edilmektedir. (Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 10/233 [20474]) Diğer varyantlar: M004738; M004739; M004740; B002597; B006979; B007174; B007197; DM001711; DM002535; D002946.
Bize İbnü's-Serh ve İbn Ebu Halef, onlara Süfyan, ona Zührî, ona Urve, Ebu Humeyd es-Sâ'îdî’nin şöyle anlattığını rivayet etti: Hz. Peygamber (sav) Ezd kabilesinden İbnü'l-Lutbiyye adında bir adamı zekât memuru olarak tayin etmişti -ki İbnü's-Serh (bu zatın isminin) İbnü'l-Utbiyye olduğunu söylemiştir.- Bir süre sonra (adam zekât toplama işini bitirip) geldi ve 'Şu (mallar) sizindir, şu (mallar da) bana hediye edildi' dedi. Bunun üzerine Hz. PeygambDevlet me'murunun görevi sebebi ile hediye alması hesaba sebep olacak bir husus olduğu rivayetten anlaşılandır. Devletin belirlediği miktarı devlet adına almalıdır. Bunun dışında hediyeler alması bu görev sebebi ile olursa caiz değildir. Bu bir açıdan görevini suistimale açık bir konu olması sebebiyle bu yolla alınan mal haramdır.Bunu yapan me'mur devlet malından çalmış olup haindir. Bkz. İbn Raslan el-Makdisî, Ahmed b. Hüseyn b. Ali,Şerhü Sünen-i Ebî Dâvûd, Thk. Halid er-Rabat işrafında bir Komisyon (Mısır: Dâru'l-fellahnlil bahsi'l-ilmi ve't-türâs, 1437/2016), 12/558.er (sav) minbere çıkıp Allah’a hamd u sena ettikten sonra (şöyle) dedi:
"Bu memura ne oluyor, adamı (göreve) gönderiyoruz geliyor ve bu sizin bu da bana hediye edildi diyor. Annesinin veya babasının evinde olsaydı da (bir) baksaydı, kendisine bir hediye verilir miydi, yoksa verilmez miydi? Sizden zekât mallarından (haksız yere) bir şey alan kıyamet gününde, o malı da (omuzunda) getirir. Eğer o mal deve ise onun inleyip bağırması, inekse böğürmesi, koyunsa acı bir melemesi vardır." Hz. Peygamber (sav) sonra ellerini kaldırdı. Hatta biz koltuk altlarının bozumtırak rengini gördük. Sonra şöyle dedi:
"Allah'ım tebliğ ettim mi? Allah'ım tebliğ ettim mi?"
Açıklama: Devlet me'murunun görevi sebebi ile hediye alması hesaba sebep olacak bir husus olduğu rivayetten anlaşılandır. Devletin belirlediği miktarı devlet adına almalıdır. Bunun dışında hediyeler alması bu görev sebebi ile olursa caiz değildir. Bu bir açıdan görevini suistimale açık bir konu olması sebebiyle bu yolla alınan mal haramdır.Bunu yapan me'mur devlet malından çalmış olup haindir. Bkz. İbn Raslan el-Makdisî, Ahmed b. Hüseyn b. Ali,Şerhü Sünen-i Ebî Dâvûd, Thk. Halid er-Rabat işrafında bir Komisyon (Mısır: Dâru'l-fellahnlil bahsi'l-ilmi ve't-türâs, 1437/2016), 12/558. Diğer varyantlar: M004739; M004740; B002597; B006636; B006979; B007174; B007197; DM001711; DM002535; D002946.