Giriş

Bize Ali b. Ca'd, ona Şu'be, ona da Enes b. Sîrîn'in rivayet ettiğine göre Enes b. Mâlik el-Ensârî, şöyle demiştir "Ensâr'dan -iri yarı- bir adam, Hz. Peygamber'in (sav) yanına geldi ve 'Ben seninle birlikte namaz kılamıyorum' dedi. Daha sonra Hz. Peygamber (sav) için bir yemek yaptı ve Onu (sav) evine davet etti. [Peygamber (sav) onun evine gidince adam] hasırın bir tarafını [yani bir yüzünü] su serperek yumuşattı. Hz. Peygamber (sav) [hasırın üstünde] iki rekat [nafile] namaz kıldı. Cârûdoğlu falan oğlu falan [yani Abdulhamîd b. Munzir], Enes'e (ra) hitaben "Hz. Peygamber kuşluk [duhâ] namazı kılar mıydı?" diye sordu. Enes de adama şöyle cevap verdi: "O günden başka Onun (sav) böyle bir namaz kıldığını görmedim" demiştir.


    Öneri Formu
9287 B001179 Buhari, Teheccüd, 33

Mahmud'un iddiasına göre Rasulullah (sav) ile birlikte Bedir’de bulunanlardan birisi olan İtbân b. Malik el-Ensarî’yi (ra) şöyle demiştir: Ben Salim oğulları mahallesinde bir topluluğa imamlık yapıyordum. Benimle onlar arasında bir vadi vardı ve yağmur yağdığı zaman, mescitlerinin önündeki bu vadiyi aşmak bana zor geliyordu. Bu sebeple Rasulullah’a (sav) geldim ve ona “artık gözlerim iyi görmüyor, benimle kavmim arasındaki vadide ise yağmur yağdığında sel oluyor. Bu bakımdan onu aşıp geçmek benim için zor oluyor, bu sebeple senin gelip evimde namazgâh edineceğim bir yerde namaz kılmanı arzu ediyorum” dedim. Rasulullah (sav) de "Yapacağım" buyurdu. Ertesi sabah Rasulullah (sav) ve Ebu Bekir (ra) günün sıcaklığının arttığı bir vakitte bana geldiler. Rasulullah (sav) içeriye girmek için izin istedi, ben de ona izin verdim. Daha oturmadan "evinin neresinde namaz kılmamı arzu edersin" buyurdu. Ben de ona namaz kılmayı arzu ettiğim yeri işaret ettim. Rasulullah (sav) kalktı, tekbir aldı ve biz de onun arkasında saf olduk. İki rekât namaz kıldırdı. Sonra o selam verdi, o selam verince, biz de selam verdik. Kendisi için hazırlanan, hazîr denilen yemeği yemek üzere, Onu alıkoydum. Rasulullah’ın (sav) evimde olduğunu işiten mahalle halkından erkekler de geldiler ve evimde hatırı sayılır miktarda erkek toplandı. İçlerinden bir adam “Malik ne yaptı, onu göremiyorum” dedi. Onlardan bir adam da “o bir münafıktır, Allah’ı ve Rasulünü sevmez” dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav) "hayır, öyle deme, sen onun 'Lâ ilâhe illallah' dediğini ve bununla yalnız Allah’ın rızasını gözettiğini bilmiyor musun" buyurdu. Adam “Allah ve Rasulü elbette daha iyi bilir. Ama bizler Allah’a yemin olsun, onun münafıklardan başkasını sevdiğini de, başkasıyla konuştuğunu da görmüyoruz” dedi. Rasulullah (sav) "Şüphesiz Allah, 'Lâ ilâhe illallah' deyip onunla Allah’ın rızasını kazanmayı ümit eden kimselere, cehennemin ateşini haram kılmıştır" buyurdu. Mahmud der ki: Ben bunu aralarında Rasulullah’ın (sav) arkadaşı Ebu Eyyûb’un da bulunduğu bir takım kimselere Ebu Eyyûb’un vefat ettiği ve Yezid b. Muaviye’nin komutan olduğu Rum diyarında anlattım. Ebu Eyyûb bana tepki göstererek şöyle dedi: Vallahi, Rasulullah’ın (sav) senin söylemiş olduğun şeyi söyleyeceğini asla zannetmiyorum. Onun böyle demesi bana çok ağır geldi. Bunun üzerine, bu gazvemden selametle dönmemi nasip edecek olursam, eğer İtbân b. Malik de kavminin mescidinde ve hala sağ olursa, mutlaka bunu ona soracağıma yemin ettim. Döndüğüm vakit, bir hac ya da bir umre yapmak üzere ihrama girdim. Sonra Medine’ye kadar yoluma devam ettim. Salim oğulları diyarına vardım. İtban’ı kavmine namaz kıldıran, gözleri görmeyen yaşlı bir zat olarak buldum. Namazı bitirip selam verince ben de ona selam verdim. Kim olduğumu ona söyledim. Sonra da o hadisi ona sorunca, o da bana, o hadisi ilk defa rivayet ettiği gibi rivayet etti.


    Öneri Formu
9294 B001186 Buhari, Teheccüd, 36

Bize Yahya b. Hakîm, ona İbn Ebu Adî, ona İbn Avn, ona Enes b. Sîrîn, ona Abdülhamid b. el-Münzir b. el-Cârûd, ona Enes b. Mâlik (ra) şöyle rivayet etmiştir: Amcalarımdan biri Hz. Peygamber (sav) için yemek yapıp onu evine davet etmiş ve 'Evimde yemek yeyip namaz kılmanızı isterim' demişti. Hz. Peygamber (sav) onun evine geldi. Evde bir hasır vardı. Hz. Peygamber (sav) hasırın bir tarafının hazırlanmasını emretti. O kısım süpürüldü ve üzerine su serpildi. Hz. Peygamber orada namaz kıldı. Biz de onunla birlikte namaz kıldık. [Ebû Abdullah b. Mâce 'el-Fahl kelimesinin kararmış hasır anlamına geldiğini' söylemiştir.]


    Öneri Formu
10719 İM000756 İbn Mâce, Mesâcid, 8


    Öneri Formu
4935 B000670 Buhari, Ezan, 41


    Öneri Formu
61136 HM013241 İbn Hanbel, III, 213


    Öneri Formu
52327 HM012127 İbn Hanbel, III, 112


    Öneri Formu
140508 BS003731 Beyhaki, Sünenü'l Kübra, II, 410

Bize Ebu Mervan Muhammed b. Osman, ona İbrahim b. Sa'd, ona İbn Şihab, ona, Rasulullah'ın (sav) kendilerine âit bir kuyudaki kovadan (mübarek ağzına) aldığı suyu yüzüne püskürttüğünü hatırlayan Mahmud b. Rabî el-Ensârî, ona da Rasulullah (sav) ile beraber Bedir savaşına katılan ve mensubu bulunduğu Salimoğulları kabilesinin imamlığını yapagelen İtbân b. Mâlik es-Sâlimî şöyle söylemiştir: Ben, Rasulullah'ın (sav) yanına gelerek “Yâ Rasulullah, gözlerim görmez oldu. (Yağmur yağdığı zaman) sel gelir de benimle kavmimin mescidi arasına girer ve onu geçmek bana meşakkat verir. Eğer uygun görürseniz, bana gelip evimde bir mekanda namaz kılsanız da ben de orayı namazgah edinsem” dedim. Hz. Peygamber (sav) "öyle yapayım" buyurdu. Ertesi sabah gün aydınlanınca Peygamber (sav) Ebu Bekir ile bana geldi ve girmek için izin istedi, ben de izin verdim. Oturmadan hemen "evinin neresinde namaz kılmamı istersin" buyurdu. Ben de namaz kılmasını istediğim yeri gösterdim. Rasulullah (sav) kalktı, biz de arkasında saf olduk, bize iki rekat namaz kıldırdı. Sonra kendisi için hazırladığımız hazîre yemeğini yemesi için onu alıkoyduk.


    Öneri Formu
10717 İM000754 İbn Mâce, Mesâcid, 8


    Öneri Formu
10718 İM000755 İbn Mâce, Mesâcid, 8