Giriş


    Öneri Formu
76362 HM027712 İbn Hanbel, VI, 386

Bize Muhammed, ona Vekî, ona Şu'be, ona Muhârib b. Disâr, ona da Câbir b. Abdullah (r.anhuma) şöyle rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber'in (sav) Medine'ye geldiğinde bir deve veya sığır kesti." (Bize) Muâz, ona Şu'be, ona Muhârib, ona da Câbir b. Abdullah bu hadisi Hz. Nebî'den (sav) rivayet etti ve Muâz rivayetine şunu da ekledi: "Hz. Peygamber (sav) benden iki ukiyyeye ilaveten bir ya da iki dirhem karşılığında bir deve satın aldı, Sırâr (denilen yere) gelince, emretti, bir inek kesildi, insanlar ondan yediler. Medine'ye gelince de mescide gidip iki rekat namaz kılmamı emretti ve devenin değerini benim için tartarak verdi."


Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile Muaz b. Muaz arasında inkıta vardır.

    Öneri Formu
280471 B003089-2 Buhari, Cihad, 199

Bize Muhammed, ona Vekî, ona Şu'be, ona Muhârib b. Disâr, ona da Câbir b. Abdullah (r.anhuma) şöyle rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber'in (sav) Medine'ye geldiğinde bir deve veya sığır kesti." (Bize) Muâz, ona Şu'be, ona Muhârib, ona da Câbir b. Abdullah bu hadisi Hz. Nebî'den (sav) rivayet etti ve Muâz rivayetine şunu da ekledi: "Hz. Peygamber (sav) benden iki ukiyyeye ilaveten bir ya da iki dirhem karşılığında bir deve satın aldı, Sırâr (denilen yere) gelince, emretti, bir inek kesildi, insanlar ondan yediler. Medine'ye gelince de mescide gidip iki rekat namaz kılmamı emretti ve devenin değerini benim için tartarak verdi."


    Öneri Formu
30498 B003089 Buhari, Cihad, 199

Bana Muhammed, ona Ahmed b. Ebu Şuayb, ona Musa b. A'yun, ona İshak b. Raşid, ona Zührî, ona Abdurrahman b. Abdullah b. Ka'b b. Malik, ona babası (Abdullah b. Ka'b b. Malik), ona da tevbesi kabul edilen üç kişiden biri olan ve Bedir ve Tebük seferleri dışında hiçbir seferde Hz. Peygamber'den (sav) ayrı kalmayan babası Ka'b b. Malik şöyle demiştir: Ben kuşluk vakti Rasulullah'a (sav) doğruyu (Tebük seferine katılmamak için hiçbir mazeretimin olmadığını) söylemeye karar verdim. Rasulullah (sav) neredeyse çıktığı her seferin dönüşünde kuşluk vaktinde Medine'ye gelir ve önce mescide girip iki rekat namaz kılardı. (Ben durumumu anlattıktan sonra) Peygamber (sav) ben ve iki arkadaşımla konuşmayı herkese yasakladı. Seferde geri kalanlar içinde, bir tek bizimle konuşmak yasaklandı. İnsanlar bizimle konuşmaktan kaçındılar. Uzunca bir süre bu şekilde bekledim. Benim için, ölmem durumunda Hz. Peygamber'in (sav) cenaze namazımı kılmaması ya da Hz. Peygamber'in (sav) vefat etmesi halinde benim insanlar arasında bu konumda kalmam, sahabeden hiç kimsenin benimle konuşmuyor ve cenaze namazımı kılmıyor olmasından daha üzücü bir durum yoktu. (Bu durumun üzerinden elli gün geçtikten sonraki) gecenin son üçte birinde, Rasulullah, Ümmü Seleme'nin yanında iken Al­lah Taâlâ, Peygamber'ine, bizim tevbemizin kabulünü bildi­ren vahyini indirdi. Ümmü Seleme benim durumumu dert edinen ve hakkımda iyilik düşünen kimse idi. Rasulullah (sav) "ey Ümme Seleme, Ka'b'ın tevbesi kabul edildi" buyur­du. Ümmü Seleme “Ka'b'a haberci gönderip müjde vereyim mi?” dedi. Rasulullah "o zaman insanlar çok kalabalık şekilde gelip sizi ezer ve gürültü yaparak gecenin kalan kısmında uyumanıza engel olurlar" buyurdu. Rasulullah (sav) sabah namazını kıldıktan sonra tevbemizin Allah tarafından kabul edildiğini bildirdi. Rasulullah sevindiği zaman bir ay parçası gibi yüzü parlardı. Seferden geri kalanlar ve bundan dolayı mazeret bildirenler arasında mazereti en geç kabul edilen bizler, Allah'ın tevbemizi kabul ettiğini bildirmek üzere vahiy indirdiği üç kişiydik. Seferden geri kalanlardan Rasulullah'a yalan söyleyen, yalan özürler beyan edenler anıldığı zaman en kötü kişiden bahsedilir gibi anıldılar. Her şeyden münezzeh olan Allah (onlar hakkında) şöyle buyurdu: "Sefer dönüşü kendileriyle karşılaştığınız zaman o münafıklar size özür beyân edecekler. De ki: “Boşuna özür dilemeye kalkmayın; size asla inanacak değiliz. Çünkü Allah mazeretlerinizin geçersizliği ile alakalı olarak nifak ve yalanlarınızı bize haber verdi. Bundan böyle de Allah ve Rasûlü, ne yapacağınıza bakacak. Sonra da duyuların kapsam alanına girmeyen ve giren her şeyi hakkıyla bilen Allah’ın huzuruna varacaksınız. O da yaptıklarınızı size bir bir haber verecektir." (Tevbe, 94)


    Öneri Formu
32059 B004677 Buhari, Tefsir, (Tevbe) 18


    Öneri Formu
30502 B003090 Buhari, Cihad, 199


    Öneri Formu
79212 MA009257 Musannef-i Abdurrezzak, V, 165


    Öneri Formu
79213 MA009258 Musannef-i Abdurrezzak, V, 165


    Öneri Formu
79214 MA009259 Musannef-i Abdurrezzak, V, 166


    Öneri Formu
76184 HM026351 İbn Hanbel, VI, 218