171 Kayıt Bulundu.
Bize Hüseyin b. Hureys (Hüseyin b. Hureys b. Hasan b. Sabit), ona da Velid b. Müslim'in rivayet ettiğine göre, Yezid b. Ebu Meryem (Yezid b. Malik b. Rabî'a) şöyle demiştir: Ben yürüyerek Cuma namazına giderken Abâye b. Rifâ'a b. Rafi' arkamdan geldi ve bana 'Müjdeler olsun! Attığın şu adımlar Allah yolunda atılmış adımlardır. Zira ben, Ebu Abs (Abdurrahman b. Cebr b. Zeyd)'i Rasulullah'ın (sav) "Allah yolunda ayakları tozlanan kimseye ateş haram kılınmıştır." buyurduğunu söylerken işittim.
Bize Muhammed b. el-Alâ (b. Küreyb), ona Ebu Muaviye (Muhammed b. Hazim), ona A'meş (Süleyman b. Mihran), ona Amr b. Mürre (b. Abdullah b. Tarık), ona da Salim b. Ebu'l-Ca'd (Salim b. Rafi')nin rivayet ettiğine göre, Şurayh b. Simt (b. Esved b. Cebele) bir keresinde Ka'b b. Mürre'ye "Ey Ka'b! Bize Rasulullah'ın (sav) bir hadisini naklet. (Ancak onun sözünü eksilterek ya da ona bir şeyler ekleyerek aktarmaktan) sakın.!" dedi. Bunun üzerine Ka'b, Rasulullah'ı (sav) "Kimin İslam yolunda, Allah uğrunda bir tek kılı dahi ağarırsa, bu kıyamet gününde onun için bir nur olur." buyururken işittiğini söyledi. Şurayh b. Simt (b. Esved b. Cebele) tekrar Ka'b b. Mürre'ye "Ey Ka'b! Bize Rasulullah'ın (sav) bir hadisini daha naklet. (Ancak onun sözünü eksilterek ya da ona bir şeyler ekleyerek aktarmaktan) sakın.!" dedi. Bunun üzerine Ka'b, Rasulullah'ı (sav) "Ok atın. Kim düşmana bir ok ulaştırırsa Allah o ok sebebiyle oku atanın (cennetteki makamını) bir derece yükseltir." buyururken işittiğini söyledi. İbnü'n-Nehham "Ya Rasulallah! Bir derecenin yüksekliği ne kadardır?" diye sordu. Rasulullah (sav) "O, annenin evindeki kapı eşiğinin yüksekliği kadar değildir. Aksine iki derece arasındaki uzaklık ancak yüz yılda katedilebilecek bir mesafedir. Sâlim b. Ebi’l Ca’d’ten (r.a) rivâyete göre, Şurahbil b. Sımt, Ka’b b. Mürre’ye; Ey Ka’b! Rasûlullah (s.a.v)’den duyduğun bir hadisi bize aktar ilave ve noksanlaştırmaktan da sakın!” Ka’b b. Mürre şöyle anlattı: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle diyordu: “Kim, Allah yolunda İslâm dini yeryüzünde hâkim olsun diye çabalar da bu uğurda saçını ağartırsa, kıyamet günü o saçları onun için nur olur.” Yine, Ka’b b. Mürreye, “Tekrar bir hadis anlat fakat eksiltme ve fazlalaştırma yapma” dedim. O da şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v)’den işittim şöyle buyurdu: “Düşmana ok atın, düşmana bir ok isabet ettirenin Allah derecesini yükseltir.” İbn-ün Nehham diyor ki: “Ey Allah’ın Rasûlü! bu derecenin yüksekliği ne kadardır?” Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: “O ananın evindeki eşik kadar değildir fakat iki derece arası yüz yıllık mesafedir” buyurdu.
Bize Haris b. Miskin (b. Muhammed), -Ben dinlerken ona kıraat ediliyordu-, ona İbn Vehb (Abdullah b. Vehb b. Müslim), ona Abdurrahman b. Şurayh, ona Abdülkerim b. Haris (b. Yezid), ona Ebu Ubeyde b. Ukbe (Murra b. Ukbe b. Nafi'), ona Şurahbil b. Simt (b. Esved b. Cebele), ona da Selman el-Hayr (Selman el-Farisî)'nin rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Kim Allah yolunda bir gün bir gece nöbet tutarsa, ona bir ay oruç tutmuş ve bu ayın gecelerini ihya etmiş gibi sevap verilir. Kim de Allah yolunda nöbet tutarken ölürse ona da aynı sevap verilir. (Ölümünden kıyamet gününe kadar Rabbi katında) rızıklandırılır ve kabir azabından (veya kabirde Münker ve Nekir meleklerinin sorgusundan) emin olur.
Bize İshak (b. Mansur b. Behram), ona Muhammed b. Mübarek (b. Ya'la), ona Yahya b. Hamza (b. Vakıd), ona Yezid b. Ebu Meryem (Yezid b. Malik b. Rabî'a), ona Abaye b. Rafi' b. Hadic, ona da Ebu Abs (Abdurrahman b. Cebr b. Zeyd)'in rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Kulun Allah yolunda tozlanan ayaklarına ateş dokunmayacaktır.
Bize Müsedded (b. Müserhed b. Müserbel), ona Ebu Ahvas (Sellam b. Süleym), ona Ebu İshak (Amr b. Abdulah b. Ubeyd), ona da Bera (b. Azib b. Haris b. Adî b. Cüşem) şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah'ı (sav) Hendek Savaşı'nda toprak taşırken görmüştüm. (Göğsündeki) kıllar (vücudunun diğer yerlerine oranla daha) çok olmasına (rağmen) taşıdığı toprağın tozu göğsündeki kılları kapatmıştı. Toprak taşırken bir yandan da yüksek sesle Abdullah (b. Ravaha)'nın şu dizelerini okuyordu: Allah'ım! Sen olmasaydın biz ne hidayete erer ne sadaka verir ne de namaz kılardık. Sen bize gönül dinginliği ver ve düşmanla karşılaşırsak ayaklarımızı sabit kıl. Zira onlar bize karşı taşkınlık yapıp fitne çıkarmak istediklerinde biz onlara karşı koyduk.
Bize Ebu Bekir b. Ebu'n-Nadr (b. Hişam), ona Ebu'n-Nadr el-Bağdadî (Haşim b. Kasım b. Müslim), ona Abdurrahman b. Abdullah b. Dinar, ona Ebu Hazim (Seleme b. Dinar), ona da Sehl b. Sa'd (b. Malik b. Halid b. Sa'lebe)'nin rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Allah yolunda bir gün nöbet tutmak, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Cennette birinizin kamçısının (tuttuğu kadar az bir) yer dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Aynı şekilde kulun, Allah yolunda günün ilk saatlerinden öğle vaktine kadarki zaman diliminde ya da öğle vaktinden günün son saatlerine kadarki zaman diliminde yollara düşmesi dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.
Açıklama: Kültürümüzde Hadisler projesini ilgilendiren kısım: رِبَاطُ يَوْمٍ فِى سَبِيلِ اللَّهِ خَيْرٌ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا فِيهَا
Bize İbn Ebu Ömer (Muhammed b. Yahya b. Ebu Ömer), ona Süfyan b. Uyeyne (b. Meymun), ona da Muhammed b. Münkedir şöyle rivayet etmiştir: Selman el-Farisî, (savaştaki) nöbet yerinde beklemekte olan Şürahbil b. Simt'in yanına uğradı. Şürahbil ve arkadaşları nöbet tutmaktan dolayı bitap düşmüştü. Selman el-Farisî 'Ey İbn Simt! Sana Rasulullah'tan (sav) duyduğum bir hadisi rivayet edeyim mi? diye sordu. O da 'Evet' şeklinde cevap verdi. Bunun üzerine Selman el-Farisî Rasulullah'ı (sav) "Allah yolunda bir gün nöbet tutmak, bir ay oruç tutmaktan ve bu ayın gecelerini ihya etmekten daha faziletlidir. -veya daha hayırlıdır.- Allah yolunda nöbet tutarken ölen kimse kabir azabından korunur. Amelinden (elde edeceği mükafat) kıyamet gününe kadar artırılır." buyururken işittiğini söylemiştir. Ebu İsa (et-Tirmizî) bu hadisin hasen olduğunu ifade etmiştir.
Açıklama: Rivayet munkatıdır; Muhammed b. Münkedir ile Selman el-Farisî arasında inkıta' vardır.
Bize İbrahim b. Yakub (b. İshak), ona Haccac (b. Minhal), ona Hammad b. Seleme (b. Dinar), ona Yunus (b. Ubeyd b. Dinar), ona Hasan (el-Basrî), ona da (Abdullah) b. Ömer (b. Hattab)'ın rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) Rabb'inden (cc) şöyle nakletmiştir: "Kullarımdan herhangi bir kul benim rızamı kazanmak amacıyla Allah yolunda cihad etmek için yola çıkar ben de onu (cihadından sonra) geri döndürürsem elde ettiği ganimet ve sevapla geri döndürmeyi garanti ederim. Eğer (cihad ederken) canını alırsam onu affeder ve rahmetimle muamele ederim.
Bize Muhammed b. es-Sabbâh, ona Abdulaziz b. Ebu Hazim, ona babası, ona Ba‘ce b. Abdullah b. Bedr el-Cuhenî, ona Ebu Hureyre’nin rivayet ettiğine göre Nebi (sav) şöyle buyurdu: -İnsanlar için geçim yollarının en hayırlısı Allah yolunda alıkoyduğu bir atının dizginlerini tutan ve ne zaman korkutucu bir düşman sesini yahut düşmana saldırma çağrısını işitirse derhal onun üzerinde ölümü ya da muhtemel yerlerde öldürülmeyi ümit ederek uçarcasına giden adamın yaptığı ile bu dağlardan herhangi birisinin tepesinde yahut şu vadilerden herhangi birisinin iç tarafında birkaç koyun ile birlikte yaşayan ve namazı dosdoğru kılıp, zekâtı veren, gelmesi muhakkak ölüm kendisine gelinceye kadar Rabbine ibadet eden ve kendisinden sair insanlara hayırdan başka hiçbir şey ulaşmayan kimsenin hayatıdır.”
Bize Asım b. Ali (b. Asım), ona İbn Ebu Zi'b (Muhammed b. Abdurrahman b. Muğire b. Haris b. Hişam), ona Saîd b. Halid (Saîd b. Abdullah b. Kariz b. Şeybe), ona İsmail b. Abdurrahman b. Ebu Zi'b, ona Ata b. Yesar, ona da İbn Abbas'ın rivayet ettiğine göre İbn Abbas ve beraberindekiler birlikte otururlarken Rasulullah (sav) onların yanına gelmiş ve "Size kimin mertebesinin en yüksek olduğunu söyleyeyim mi?" buyurmuştu. Biz "Evet" deyince Rasulullah (sav) "Atının -veya bir atın- başındaki (yularından tutup) ölünceye ya da öldürülünceye kadar Allah yolunda cihad eden kimsedir." buyurdu. Sonra "Peki size bu kimseden sonra mertebesi en yüksek olan kişinin kim olduğunu söyleyeyim mi? diye sordu. Biz de "Evet Ya Rasulullah (sav)" diye cevap verdik. Bunun üzerine "Dağların arasında kuytu bir yere çekilip namazını kılan, zekatını veren ve insanların şerrinden uzak duran kimsedir." buyurdu. Sonra "Peki size kimin mertebesinin en kötü olduğunu söyleyeyim mi?" diye sordu. Biz de "Evet Ya Rasulullah (sav)" diye cevap verdik. "Kendisinden Allah adına bir şey istenip onun adına vermeyen kimsedir." buyurdu.