69 Kayıt Bulundu.
Bize Hafs b. Ömer, ona Şu'be, ona Hakem, ona İbn Ebu Leylâ şöyle dedi: Huzeyfe b. Yemân Medâin'de bulunuyordu. Su içmek istedi, kendisine şehrin ağalarından biri, bir gümüş bardakta su getirdi. Huzeyfe bardağı yere fırlattı ve şöyle dedi:'Ben bu gümüş kabı daha önce yasaklamıştım, ancak bu adam yasağa uymadı, ben de bu yüzden bardağı fırlattım. Rasûlullah (sav) bizlere ipek ve atlas elbise giymeyi ve altın-gümüş kaplardan içmeyi yasakladı ve: "Bunlar dünyada kafirlerin, ahirette ise sizindir" buyurdu.
Bize Ebu Yeman, ona Şuayb, ona ez-Zühri, ona Urve b. Zübeyr, ona da Misver b. Mahreme, Amir b. Lüey oğullarının müttefiki ve Bedir savaşına katılan Amr b. Avf el-Ensarî’nin şöyle anlattığını nakletti: Rasulullah (sav) Ebu Ubeyde b. Cerrah’ı (toplanan) cizye (mallarını) getirmek üzere Bahreyn’e göndermişti. Rasulullah (sav) (bundan önce) Bahreyn halkı ile barış andlaşması yapmış ve Alâ b. Hadramî’yi de başlarına yönetici tayin etmişti. Ebu Ubeyde (cizye) mallarını alıp Bahreyn'den (Medine'ye) geldi ve Ensâr da onun geldiğini işitti. Ensar, Nebi (sav) ile birlikte sabah namazına (katılmak için) geldi. Rasulullah (sav) onlara sabah namazını kıldırıp (namazdan) ayrılınca (hemen) karşına dikildiler. Rasulullah (sav) onları bu halde görünce gülümsedi ve "Zannediyorum, Ebu Ubeyde’nin Bayreyn’den bir şeyler getirdiğini duydunuz" dedi. Onlar da “Evet Ey Allah’ın Rasulü!” diye tasdik ettiler. Bunun üzerine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Öyle ise sevinin! Sizi sevindirecek olan şeyi de ümit edin! Allah’a yemin olsun ki, ben sizin adınıza fakirlikten endişe etmiyorum; ama dünya nimetlerinin sizden önceliklerin önüne serildiği gibi sizin önünüze de serilmesinden ve onların bu dünyalıklar için birbirleriyle yarışa giriştikleri gibi, sizin de yarışa girmenizden ve bu rekabetin onları helâk ettiği gibi sizi de helâk etmesinden korkuyorum."
Açıklama: "(kesilmiş develerin boyunlarından elde edilen)" ifadesi için bk. Vellevî, Şerhu Süneni İbn Mâce, XVI, 299.
Açıklama: Kültürümüzde Hadisler projesini ilgilendiren kısım: الدُّنْيَا سِجْنُ الْمُؤْمِنِ وَجَنَّةُ الْكَافِرِ