69 Kayıt Bulundu.
Bize Züheyr b. Harb, ona Cerir b. Abdülhamid; (T) Bize İbn Nümeyr, ona Hafs b. Gıyas, onlara da Asım bu isnadla Hz. Peygamber'den (sav) ipek konusunda benzeri bir hadis rivayet etmiştir.
Açıklama: hadisin tam metni için M005411 numaralı hadise bakınız.
Bize Abdurrezzak, ona Süfyan, ona da A’meş ve Mansur Ebu Vail, “Muaviye, hasta olan Ebu Haşim b. Utbe’yi ziyarete gitti bu esnada Ebu Hâşim ağlıyordu” dedi ve bir önceki hadisin manasını aktardı.
Açıklama: hadisin tam metni için HM015749 numaralı rivayete bakınız.
Bize Ebu Mu’aviye, ona A’meş, ona da Şakik şöyle demiştir: "Muaviye, hasta olan dayısı Ebu Haşim b. Utbe’yi ziyarete gitti. Ravi der ki: Ebu Haşim ağladı. Bunun üzerine Muâviye ona 'Dayı, neden ağlıyorsun? Çektiğin acılara mı dayanamıyorsun, yoksa dünya (malına) olan düşkünlükten mi?' diye sordu. Ebu Haşim şöyle cevap verdi: Hayır asla ağrıdan değil. Ben Hz. Peygamber'in (sav) bize yaptığı bir tavsiyeden dolayı (onu tutmadığımız için ağlıyorum). Hz. Peygamber (sav) ‘Ey Ebu Haşim! Belki de sen bir topluluğun sahip olduğu maldan daha fazlasına kavuşacaksın. Ancak biriktirdiğin maldan bir hizmetçi ve Allah yolunda bir binek hayvanı sana yeter’ buyurmuştu. Ben şu anda çok mal biriktirdiğimi görüyorum."
Açıklama: inkıtadan dolayı zayıftır.
Bize Şeyban b. Ferruh, ona Cerîr b. Hazım, ona Nafi', İbn Ömer'in şöyle anlattığını rivayet etti: Hz. Ömer (ra), Utarid et-Temîmî'nin pazarda ibrişimle karışık alaca bezden (siyerâ) yapılmış bir elbiseyi satılığa çıkardığını gördü. -Utârid kırallarla görüşür ve onların ihsanlarına nail olurdu- Ömer; ya Rasulallah! Ben Utarid'in pazarda ibrişimle karışık alaca bezden (siyerâ) yapılmış bir elbiseyi satılığa çıkardığını gördüm. Keşke onu satın alsan da sana geldikleri vakit Arap heyetleri için giysen dedi. –İbn Ömer, zannediyorum babam Ömer; onu cuma günü giysen ifadesini de kullandı dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) ona; "dünyada ipeği ancak ve ancak ahirette nasibi olmayanlar giyer" buyurdu. Bu olayın üzerinden birkaç gün geçtikten sonra Rasuli Ekrem'e ibrişimle karışık alaca bezden (siyerâ) yapılmış elbiseler (siyerâ) getirdiler. O da Ömer'e bir elbise gönderdi. Bir elbise de Üsame b. Zeyd'e yolladı. Bir elbise de Ali b. Ebu Talib'e verdi ve "onu kadınlarının arasında baş örtüsü yapmak için parçala" dedi. Derken Ömer, elinde bir elibiseyle çıkageldi. Ve ya Rasulullah! Bunu bana göndermişsin. Halbuki dün Utarid'in elbisesi hakkında neler söylemiştin dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) ona; "ben onu sana giyesin diye göndermedim. Fakat onu karşılığında (davar akar gibi) şeyler satın alasın diye gönderdim" dedi. [Üsameye gelince o elbisesi ile geldi. Bunun üzerine Rasuli Ekrem ona öyle bir bakış attı ki bu yaptığını Hz. Peygamber'in beğenmediğini anladı. Ve ya Rasulallah! Bana neden bakıyorsun? Bunu bana sen gönderdin dedi. Rasuli Ekrem de "ben onu sana giyesin diye göndermedim. Fakat hanımların arasında baş örtüsü yapmak üzere parçalayasın diye gönderdim" dedi.]
Bize Ahmed b. Abdullah b. Yunus, ona Züheyr, ona Asım el-Ahvel, ona da Ebu Osman şöyle demiştir: Biz Azerbaycan'dayken Ömer bize mektup yazdı ve şöyle dedi: Ey Utbe b. Ferkad! Bu mal senin alın terin, babanın alın teri, annenin alın teri değildir. O halde kendi konağında ne ile doyuyorsan, Müslümanları da konaklarında onunla doyur. Lüks yaşamdan, müşrik libasından ve ipek elbiseden sakının! Çünkü Rasulullah (sav) ipek giymeyi yasaklamış, ancak şehadet ve orta parmağını birleştirip kaldırarak "bu genişlikte olan hariç" buyurdu. [Züheyr; Asım, bu mektupta yazılıdır demiştir.] [Ravi der ki: Züheyr de iki parmağını kaldırdı.]
Bize Hişâm b. Ammâr ed-Dımaşkî, ona Muhammed b. İsa b. Sümey', ona İbrahim b. Süleyman el-Eftas, ona Velîd b. Abdurrahman el-Cüraşî, ona Cübeyr b. Nüfeyr, ona da Ebu Derdâ şöyle rivayet etmiştir: "Bizler fakirlikten bahsedip ondan endişe ettiğimiz bir esnada Rasulullah (sav) yanımıza çıkagelip şöyle buyurdu: 'Fakirlikten mi korkuyorsunuz? Canımı kudretinde bulunduran zata and olsun ki, dünya (nimetleri) üzerinize bol bol akıtılacak! Öyle ki, ondan başka bir şey sizden birinin kalbini kaydırmayacaktır! Vallahi! Gecesi ve gündüzü eşit olarak apaydınlık bir yol üzere sizi bırakıyorum!" buyurdu. Ebu Derdâ, "Vallahi! Rasulullah (sav) doğru söylemiştir. Vallahi! O, bizi, gecesi ve gündüzü eşit olarak apaydınlık bir yol üzere bıraktı."
Bize Ebu Nuaym, ona Seyf b. Ebu Süleyman, ona Mücahid, ona da Abdurrahman b. Ebu Leyla şöyle rivayet etmiştir: Abdurrahman b. Ebu Leylâ, Medâin'de Huzeyfe'nin yanındayken Huzeyfe su istemiş. Bir Mecusi (gümüş bir bardakla) su getirip Huzeyfe'nin eline verdiğinde, Huzeyfe bardağı fırlatmış ve “ben seni, bu bardakla bana su getirmemen konusunda bir kaç defa uyarmamış olsaydım neyse” dedi. O bu sözü ile sanki “uyarmamış olsaydım, bardağı fırlatmazdım” demek istemiştir. Sonra Huzeyfe “Ancak ben Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu işittim” dedi: "İpek ve atlas kumaşlardan elbise giymeyin, altın ve gümüş kaplardan da su içmeyin, altın ve gümüş tabaklarda yemek de yemeyin. Çünkü bunlar, bu dünyada onların (kafirlerin), ahirette de bizim için olacaktır."
Açıklama: Kültürümüzde Hadisler projesini ilgilendiren kısım: لا ياتي الخير الا بالخير