Giriş

Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe, ona Süfyan b. Uyeyne; (T) Bize Ebu Küreyb, ona Ebu Üsame ve İbn Bişr, onlara Hişam; (T) Bize Muhammed b. Abdullah b. Nümeyr -ki hadisin lafızları ona aittir-, ona Muhammed b. Bişr, ona Hişam, ona babası (Urve b. Zübeyr), ona da Aişe şöyle rivayet etmiştir: Haris b. Hişam, Hz. Peygamber'e (sav) vahyin kendisine nasıl geldiğini sordu. O da şöyle buyurdu: "Bazen çıngırak sesi şeklinde gelir. Bu da bana en zor gelen şeklidir. Ses kesildiği zaman bana vahyedilen şeyi ezberlemiş olurum. Bazen de melek insan suretine benzer (bir şekilde gelir); ben de söylediklerini aklımda tutarım."


    Öneri Formu
6996 M006059 Müslim, Fadâil, 87

Bize Yahya, ona Leys, ona Ukayl, ona İbn Şihâb, ona Urve b. Zübeyr, ona da Nebî'nin (sav) hanımı Aişe şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah'a (sav) gelen ilk vahiy uykudaki sadık rüya şeklindeydi. Gördüğü bir rüya ertesi vakit mutlaka sabahın aydınlığı gibi apaçık gerçekleşirdi. Ardından ona yalnızlık sevdirildi. Hira mağarasına gider, ailesine dönmeden, orada gecelerce tehannüste bulunur, yani ibadet ederdi. Bunun için de yanına azık alırdı. Azığı bittikten sonra Hatice'nin yanına döner, aynı şekilde azık alırdı. Nihayet, o Hira mağarasında iken Hak, kendisine geldi. Melek, ona geldi ve 'oku' dedi. Rasulullah (sav), "ben okuma bilmem" dedi ve şöyle devam etti: "Melek, beni alıp takatim kesilene kadar sıktı, ardından bırakıp 'oku' dedi. Ben, okuma bilmem dedim. Beni yine alıp ikinci kez takatim kesilene kadar sıktı, ardından bırakıp 'oku' dedi. Ben, okuma bilmem dedim. Beni bir daha alıp takatim kesilene kadar üçüncü sefer sıktı, sonra bırakıp 'yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insanı alakadan yarattı. Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir. O, kalemle öğretendir. İnsana bilmediğini öğretti' dedi."(Alak 96/ 1-5) Rasulullah (sav) korkudan titreyerek oradan döndü. Nihayet, Hatice'nin yanına girdi ve "beni örtün, beni örtün" dedi. Korku (hali) ondan gidene kadar kendisini örttüler. Hatice'ye, "ey Hatice, bana ne oluyor, kendim için endişeleniyorum" dedi (ve) olanı kendisine anlattı. Hatice, 'asla, (bu duruma) sevin. Allah'a yemin olsun ki, o seni asla rezil-rüsvâ etmez. Ona yemin olsun ki sen, akrabayı ihmal etmez, doğru konuşur, muhtaçları gözetir, sadece sende olanı başkalarına infak eder, misafiri ağırlar, Hak'tan gelen sıkıntılara karşı insanlara yardım edersin' dedi. Hatice onu aldı ve amcasının oğlu Varaka b. Nevfel'e götürdü. Kendisi Cahiliye devrinde Hristiyan olmuş, Arapça yazabilen, İncil'i, Allah'ın yazmasını dilediği kadar Arapça olarak yazabilen biriydi. (Ayrıca) oldukça yaşlı olup gözleri görmezdi. Hatice, 'Ey amcamın oğlu, kardeşinin oğlunu dinle' dedi. Varaka, 'Ey kardeşimin oğlu, ne görüyorsun' dedi. Nebî (sav), gördüğünü ona anlattı. Varaka, 'Bu, Musa'ya indirilen Nâmûs'tur. Keşke, vakti geldiğinde genç olup hayatta olabilsem' dedi. (Varaka), başka şeyler de söyledi. Rasulullah (sav), "onlar beni sürecekler mi" dedi. Varaka, 'evet, senin getirdiğini getirene (muhakkak) eziyet edilmiştir. Senin zamanına (kadar) sağ kalabilirsem, sana her şeyimle yardım ederim' dedi. (Ne var ki), çok geçmeden kendisi vefat etti. Vahiy de bir süre kesildi. (Bundan dolayı) Rasulullah (sav), üzüldü.


    Öneri Formu
11257 B000003 Buhari, Bedü'l-vahy, 1

Bize Musa b. İsmail, ona Ebu Avâne, ona Musa b. Ebu Aişe, ona Said b. Cübeyr, ona da İbn Abbas, 'vahyi acele ile almak için dilini hareket ettirme' (Kıyame 75/16) ayeti hakkında şöyle rivayette bulundu: "Hz. Peygamber (sav), vahiy geldiğinde telaşlanır; (ezberlemek için ) dudaklarını oynatarak onu tekrar ederdi. İbn Abbas, 'Ben de, anlayasınız diye sizler için, Hz. peygamber'in (sav) dudaklarını hareket ettirdiği gibi hareket ettiriyorum' dedi. Said de, 'İbn Abbas'ın iki dudağını hareket ettirdiği gibi, ben de hareket ettiriyorum' dedi ve dudaklarını hareket ettirdi. (Hz. Peygamber'in bu tutumundan dolayı) Allahu teâlâ, 'Aceleyle vahyi almak için dilini hareket ettirme, onu bir araya getirmek ve okumak bize aittir' (Kıyame 75/16-17) ayetlerini indirdi. İbn Abbas (ayeti tefsir ederek) şöyle dedi: 'Yani Kur'ân'ın göğsünde toplanması (ezberlenmesi) ve onu okumanı sağlamak bize aittir. Onu okuduğumuzda okunuşuna tâbi ol' (Kıyame 75/18) ayeti indi. İbn Abbas (ayeti tefsir için) şöyle dedi: 'Yani onu dinle ve takip et. Sonra onu açıklamak da bize aittir. (Kıyame 75/19) ayeti indirildi. İbn Abbas da ayeti, 'Yani onu okumanı sağlamak bize aittir' şeklinde tefsir etti. Bundan sonra Rasulullah (sav), Cebrâil kendisine geldiğinde dinler, o gittiğinde ise onun okuduğu gibi okurdu."


    Öneri Formu
11282 B000005 Buhari, Bedü'l-vahy, 1


    Öneri Formu
40982 HM002921 İbn Hanbel, I, 317

Bize Ahmed b. Abde ve İsmail b. İbrahim Ebu Mamer el-Hüzelî, ona Süfyan, ona Amr, ona İkrime, ona da Ebu Hureyre şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber vahiy (ile alakalı) hadisi zikretmiş ve "...Allah Teâlâ'nın kalplerinden korku giderildiğinde..." (Sebe, 34/23) ayeti, bununla alakalıdır demiştir.


Açıklama: Hadiste bahsedilen vahiy ile alakalı rivayet için bkz. B004701 Buhari'de yer alan bu hadisin ilgili bölümünün tercümesi şu şekildedir: "Allah gökte bir emrin ifâsını hükmettiği zaman, melekler O’nun sözüne itaatlerini arz ederek kanatlarını çırparlar. Bu ses, sanki düz ve kaygan bir taşın üzerindeki zincirin çıkardığı ses gibidir. (Meleklerin) kalplerinden korku giderildiğinde, (büyük meleklere); 'Rabbiniz ne buyurdu?' diye sorarlar. Onlar da soran meleklere, 'Allah hakkı söyledi, o çok yücedir, çok büyüktür' derler..." Hadis metninde bir bölümü verilen ayetin tamamının meali ise şu şekildedir: "Allah katında, O’nun izin verdiği kimseden başkasının şefaati yarar sağlamaz. (Şefaat için izin verilip de) kalplerinden korku giderilince birbirlerine, “Rabbiniz ne söyledi?” diye sorarlar. Onlar da “Gerçeği” diye cevap verirler. O, yücedir, büyüktür" (Sebe, 34/23).

    Öneri Formu
28024 D003989 Ebu Davud, Huruf ve Kıraat, 1

Bize Ebu Âsım, ona İbn Cüreyc, ona Atâ, ona da Safvân b. Ya'lâ şöyle rivayet etti: "Ya'lâ, Hz. Ömer'e, 'Vahiy geldiği anda Hz. Peygamber'i (sav) bana göster' dedi. Râvi der ki: O sırada Nebi (sav) yanında ashabından bir topluluk olduğu halde Cîrâne'de iken bir adam ona geldi ve 'ey Allah'ın Rasulü, koku sürünmüş bir halde umre için ihrama giren biri hakkında ne dersin' diye sordu. Hz. Peygamber (sav) bir süre sessiz kaldı. (Derken) ona vahiy geldi. Ömer, Ya'lâ'ya işaret etti, Ya'lâ da, Nebi'nin üzerinde kendisini gölgeleyen bir elbise varken geldi ve başını (elbisenin içerisine) soktu. Nebi (sav), yüzü kıpkırmızı, horlar vaziyetteydi. Ardından bu hal ondan gitti ve 'Umre hakkında soran nerede?' buyurdu. Adam, huzura getirildi, Nebi (sav), ona 'üzerindeki kokuyu üç kere yıka, cübbeyi de çıkar, hacda yaptığını umrende de yap' buyurdu." [(İbn Cüreyc der ki): Atâ'ya, “Hz. Peygamber (sav), üç kere yıkaması ile temizliği mi kastetti” dedim, “evet” dedi.]


Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile Dahhâk b. Mahled arasında inkita vardır.

    Öneri Formu
10214 B001536 Buhari, Hac, 17

Bize Şeyban b. Ferruh, ona Hemmâm, ona Ata b. Ebu Rabah, ona Safvan b. Ya'la b. Ümeyye, ona da babası (Ya'la b. Ümeyye (ra)) şöyle rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (sav) Cî'râne’de bulunduğu sırada, üstünde, halûk kokusu sürülmüş bir cübbe bulunan bir adam yanına geldi ve 'umremi nasıl eda etmemi emir buyurursun' dedi. O sırada Hz. Peygamber'e (sav) vahiy geldi, (hemen) bir elbise ile örtüldü. Ya'la 'keşke, kendisine vahiy inerken Nebî'yi (sav) görseydim' derdi. Ya'lâ der ki: Ömer 'Vahiy inerken Nebî'ye (sav) bakmak seni mutlu eder mi?' dedi ve elbisenin bir tarafını kaldırdı. Bir de gördüm ki Hz. Peygamber (sav), -genç bir devenin horultusuna benzer şekilde- derin derin nefes alıyordu. Bu hal ondan gidince 'Umre hakkında soran nerede? Üzerindeki sarılık izini -ya da halûk kokusu izini- yıka, cübbeni de çıkar, ve hacda yaptığını umrende de yap' buyurdu."


    Öneri Formu
8328 M002798 Müslim, Hac, 6

Bize Abdurrezzâk, ona Sevri, ona Sa'd b. İbrahim, ona Cüheyne kabilesinden bir adam, ona da Ukbe b. Âmir el-Cühenî şöyle demiştir: Hz. Peygamber (sav) ile yürürken, O'na bazı ayetler -Muavvizeteyn- indi ki ben onların benzerini ne işittim, ne de gördüm.


    Öneri Formu
82647 MA006039 Musannef- i Abdurrezzak, III, 384

Bize Züheyr b. Harb, ona İsmail b. İbrahim; (T) Bize Abd b. Humeyd, ona Muhammed b. Bekir, o ikisine İbn Cüreyc; (T) Bize Ali b. Haşrem -ki hadisin lafızları ona aittir-, ona İsa, ona İbn Cüreyc, ona Ata, ona da Safvan b. Ya'la b. Ümeyye şöyle rivayet etti: "Ya'la, Ömer b. Hattab'a (ra) 'Keşke, kendisine vahiy indirilirken Nebi'yi (sav) görebilsem' derdi. Nebî (sav), üzerinde, kendisine gölge olan bir elbise olduğu halde, içlerinde Ömer'in de bulunduğu bir sahabe topluluğu ile birlikte Cîrâne'de iken, üstünde kokuya bulanmış yünden cübbe olan bir adam geldi ve 'ey Allah'ın Rasulü, kokuya süründükten sonra umre için ihrama giren bir adam hakkında ne dersin' dedi. Nebî (sav), ona bir müddet baktı, sonra sessiz kaldı. (Derken) ona vahiy geldi. Ömer, Ya'la b. Ümeyye'ye eliyle işaret edip 'gel' dedi. Ya'la da geldi. Başını (elbiseye) soktu. O sırada Allah Rasulü (sav), yüzü kıpkırmızı bir halde, derin bir şekilde soluk alıp veriyordu. Bir müddet sonra vahiy sona erdi, (kendine geldi) ve 'Az önce, bana umre hakkında soran nerede' buyurdu. Adam arandı ve huzuruna getirildi. Nebî (sav) ona 'üzerindeki kokuya gelince, onu üç kere yıka; cübbeye gelince, onu çıkar, ardından hacda yaptığını umrende de yap' buyurdu."


    Öneri Formu
8331 M002800 Müslim, Hac, 8

Bize İshak b. Mansur, ona Ebu Ali Ubeydullah b. Abdulmecid, ona Rabah b. Ebu Maruf, ona Ata, ona Safvan b. Ya'la, ona da babası (Ya'la b. Ümeyye) şöyle rivayet etti: "Biz Rasulullah'ın (sav) yanındayken bir adam, üzerinde ‘halûk’ (güzel koku) izi olan bir cübbe ile geldi ve 'Ey Allah'ın Rasulü, Ben umreye niyetlendim, nasıl yapayım?' dedi. Hz. Peygamber (sav) sessiz kalıp ona cevap vermedi. Hz. Peygamber'e (sav) vahiy indiği zaman Ömer onu örtüp gölgelendirirdi. Ben Ömer'e 'Rasulullah'a vahiy indirildiğinde, başımı onunla birlikte elbisenin içerisine sokmak isterdim' dedim. Bu esnada kendisine vahiy indirilince Ömer, (elbiseyle) O'nu örttü. Ben de gelip başımı Hz. Peygamber (sav) ile birlikte elbisenin içerisine soktum ve O'na baktım. Bu hal Hz. Peygamber'den (sav) gidince 'az önce umre hakkında soran nerededir?' buyurdu. Adam Hz. Peygamber'e (sav) doğru geldi. Hz. Peygamber (sav) ona 'cübbeni çıkar, üzerindeki halûk (denen kokuya ait) izi yıka ve hacda yaptığını umrende de yap' buyurdu."


    Öneri Formu
8333 M002802 Müslim, Hac, 10