490 Kayıt Bulundu.
Bize Osman b. Ebu Şeybe ve İshak (b. İbrahim), onlara Cerir (b. Abdulhamid); (T) Bize Ebu Said el-Eşec, ona Vekî (b. Cerrâh), onlara A'meş hadisi bu isnadla nakletmiştir. Her ikisinin rivayetinde de 'Bizi ürküten bir işe kadar' ifadesi geçmektedir.
Bize Said b. Mansur, ona Abdullah b. Vehb, ona Ebu Hâni el-Havlânî, ona Ebu Abdurrahman el-Hubullî, ona da Ebu Said el-Hudrî, Hz. Peygamber'in (sav) kendisine şöyle seslendiğini rivayet etmiştir: "'Ey Ebu Said! Her kim Rab olarak Allah'tan, din olarak İslam'dan, peygamber olarak da Hz. Muhammed'den (sav) razı olursa, o kimseye cennete girmesi vacip olur.' Ebu Said buna şaşırıp 'Bunları bana tekrar söyler misin ya Rasulullah!' dedi. Hz. Peygamber de (sav) tekrarladı. Sonra da şöyle buyurdu: 'Başka bir şey daha var ki kul onunla cennette yüz derece birden yükseltilir. Her iki derecenin arası da yerle gök arası kadardır.' Ebu Said 'Nedir o, ey Allah'ın Rasulü?' diye sorunca, Rasulullah (sav) 'Allah yolunda cihaddır, Allah yolunda cihaddır' buyurdu."
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe, ona Ebu Halid el-Ahmer, ona Şu'be, ona Katâde ve Humeyd, ona da Enes b. Mâlik, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Şehit hariç, ölüp de Allah katında bir hayra (cennete) nail olan hiç kimseyi, dünya ve içindekiler kendisinin olacak olsa bile, dünyaya dönmek memnun etmez. Ancak şehit, şehadetin faziletini gördüğü için, dünyaya döndürülüp tekrar öldürülmeyi arzular."
Bize Muhammed b. Müsennâ ve İbn Beşşâr, onlara Muhammed b. Cafer, ona Şu'be, ona Katade, ona da Enes b. Malik, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Şehitler hariç cennete girin hiç kimse, dünya üzerindeki her şeyin kendisinin olması durumunda bile dünyaya dönmeyi istemez. Ancak şehit, (ölürken) gördüğü saygınlıktan dolayı dünyaya dönüp on kere öldürülmeyi temenni eder."
Bize Hasan b. Ali el-Hulvânî, ona Ebu Tevbe, ona Muaviye b. Sellâm, ona Zeyd b. Sellâm, ona da Ebu Sellâm, Numan b. Beşir'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Rasulullah'ın (sav) minberinin yanındaydım. Bu esnada birisi 'Müslüman olduktan sonra, hacılara su dağıtmak dışında hiçbir amelim olmasa da önemli değil (bu bana yeter)' dedi. Bir diğeri 'Benim de İslam'a girdikten sonra, Mescid-i Haram'ın bakım ve onarımını yapmak dışında hiçbir amelim olmasa önemli değil (bu bana yeter)' dedi. Bir başkası da 'Allah yolunda cihad etmek sizin söylediğiniz amellerden daha faziletlidir' diye itiraz etti. Derken Hz. Ömer 'Rasulullah'ın (sav) minberinin yanında sesinizi yükseltmeyin. Bugün, cumadır. Ben cuma namazını kıldıktan sonra Hz. Peygamber'in huzuruna girer, şu anda tartıştığınız konuyu ona sorarım' diyerek tartışmayı bitirmelerini istedi. Bunun üzerine Allah (cc) (Hacılara su verme ve Mescid-i Haram'ın imar ve bakım işini üstlenen kimsenin yaptığı, Allah'a ve ahiret gününe inanıp... ) (Tevbe 9/19) ayetinin tamamını indirdi."
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe, İshak b. İbrahim ve Züheyr b. Harb –hadisin lafzı Ebu Bekir ve İshak'a aittir-, onlara Abdullah b. Yezid el-Mukrî, ona Said b. Ebu Eyyûb, ona Şurahbîl b. Şerik el-Meafirî, ona Ebu Abdurrahman al-Hubulli, ona da Ebu Eyyûb, Rasulullah'ın (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Sabahleyin veya akşamüstü, Allah yolunda bir müddet (cihat için) yolculuk yapmak, üzerine güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır."
Bize Muhammed b. Abdullah b. Kuhzâz, ona Ali b. Hasan, ona Abdullah b. Mübarek, ona Said b. Ebu Eyyûb ve Hayve b. Şurayh, o ikisine Şurahbil b. Şerîk, ona Ebu Abdurrahman el-Hubullî, ona da Ebu Eyyûb el-Ensarî, Rasulullah'tan (sav) yukarıdaki hadisin benzerini şöyle rivayet etmiştir: "Sabahleyin veya akşamüstü, Allah yolunda bir müddet (cihat için) yolculuk yapmak, üzerine güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır."
Bize Kuteybe b. Said, ona Leys, ona Said b. Ebu Said, ona Abdullah b. Ebu Katâde, ona da Ebu Katâde, Rasulullah'tan (sav) şöyle rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (sav) aralarında ayağa kalkıp insanlara, Allah yolunda cihatla Allah'a imanın amellerin en faziletlisi olduğunu buyurmuştu. Bunun üzerine bir adam ayağa kalkıp 'Ey Allah'ın Rasulü! Allah yolunda öldürülecek olsam, (bütün) günahlarım bağışlanır mı?' diye sordu. Rasulullah da (sav) 'Evet; sabreder, sevabını yalnız Allah'tan bekler, savaşta geri kaçmadan ileri atılıp Allah yolunda öldürülecek olursan bağışlanır' buyurdu. Sonra Rasulullah (sav) adama 'Nasıl demiştin?' diye sordu. Adam tekrar 'Allah yolunda öldürülecek olsam, (bütün) günahlarım bağışlanır mı?' dedi. Rasulullah da (sav) 'Evet; sabreder, sevabını yalnız Allah'tan bekler, geri kaçmadan hep ileri gider ve Allah yolunda öldürülürsen, kul hakkına giren borçların hariç bütün günahların bağışlanır. Bunu bana (az önce) Cebrail söyledi' buyurdu."
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe ve Muhammed b. Müsennâ, o ikisine Yezid b. Harun, ona Yahya b. Said, ona Said b. Ebu Said el-Makburî, ona da Abdullah b. Ebu Katâde, babasının şöyle dediğini rivayet etmiştir: Bir adam Rasulullah'a (sav) gelerek 'Allah yolunda öldürülecek olsam ne dersin? ...' rivayetini, Leys'in hadisiyle aynı manaya gelecek şekilde şöyle nakletmiştir: "Hz. Peygamber (sav) aralarında ayağa kalkıp insanlara, Allah yolunda cihatla Allah'a imanın amellerin en faziletlisi olduğundan bahsetmişti. Bunun üzerine bir adam ayağa kalkıp 'Ey Allah'ın Rasulü! Allah yolunda öldürülecek olsam, (bütün) günahlarım bağışlanır mı?' diye sordu. Rasulullah da (sav) 'Evet; sabreder, sevabını yalnız Allah'tan bekler, savaşta geri kaçmadan ileri atılıp Allah yolunda öldürülecek olursan bağışlanır' buyurdu. Sonra Rasulullah (sav) adama 'Nasıl demiştin?' diye sordu. Adam tekrar 'Allah yolunda öldürülecek olsam, (bütün) günahlarım bağışlanır mı?' dedi. Rasulullah da (sav) 'Evet; sabreder, sevabını yalnız Allah'tan bekler, geri kaçmadan hep ileri gider ve Allah yolunda öldürülürsen, kul hakkına giren borçların hariç bütün günahların bağışlanır. Bunu bana (az önce) Cebrail söyledi' buyurdu."
Bize Said b. Mansur, ona Süfyan, ona Amr b. Dinar, ona Muhammed b. Kays; (T) Bize Muhammed b. Aclân, ona Muhammed b. Kays, ona Abdullah b. Ebu Katâde, ona da babası, Hz. Peygamber (sav) minberdeyken bir adam gelerek 'Sabrederek kılıcımla savaşsam...' şeklinde sorduğu rivayeti, Makburî'nin hadisiyle aynı manada olacak şekilde (ancak ziyade lafızlarla) şöyle rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (sav) aralarında ayağa kalkıp insanlara, Allah yolunda cihatla Allah'a imanın amellerin en faziletlisi olduğundan bahsetmişti. Bunun üzerine bir adam ayağa kalkıp 'Ey Allah'ın Rasulü! Allah yolunda öldürülecek olsam, (bütün) günahlarım bağışlanır mı?' diye sordu. Rasulullah da (sav) 'Evet; sabreder, sevabını yalnız Allah'tan bekler, savaşta geri kaçmadan ileri atılıp Allah yolunda öldürülecek olursan bağışlanır' buyurdu. Sonra Rasulullah (sav) adama 'Nasıl demiştin?' diye sordu. Adam tekrar 'Allah yolunda öldürülecek olsam, (bütün) günahlarım bağışlanır mı?' dedi. Rasulullah da (sav) 'Evet; sabreder, sevabını yalnız Allah'tan bekler, geri kaçmadan hep ileri gider ve Allah yolunda öldürülürsen, kul hakkına giren borçların hariç bütün günahların bağışlanır. Bunu bana (az önce) Cebrail söyledi' buyurdu."