247 Kayıt Bulundu.
Bize Hasan b. Ali, ona Abdürrezzak (b. Hemmam), ona Mamer (b. Raşid), ona (İbn Şihab) ez-Zührî, ona (Said) İbn Müseyyeb ve Ebu Seleme, onlara da Abdullah b. Amr b. Âs şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (sav) karşıma çıktı ve bana, "senin, geceleri (sürekli) namaz kılacağım ve gündüzleri de (daima) oruç tutacağım dediğin bana ulaştı" buyurdu. (Abdullah), Ey Allah'ın Rasulü! Evet, bunu dedim karşılığını verdi. Hz. Peygamber (sav); "(geceleri hem) namaz kıl (hem de) uyu. Oruç tut ama (bazı günler de) tutma. Her aydan üç gün oruç tut. Bu, tüm seneyi oruçlu (geçirmek) gibidir" buyurdu. Ben, Ey Allah'ın Rasulü! Ben bundan daha fazlasını yapabilirim deyince O (sav); "(o halde) bir gün oruç tut, iki gün oruç tutma" buyurdu. Ben: Bundan daha fazlasını yapabilirim deyince O (sav); "(o zaman) bir gün oruç tut, bir gün tutma. Bu orucun orta yoludur ve Davud orucudur" buyurdu. Ben: Bundan da fazlasını yapabilirim deyince Rasulullah (sav); "bundan faziletlisi yoktur" buyurdu.
Bize Musa b. İsmail, ona Hammad (b. Seleme), ona Said el-Cüreyrî, ona Ebu Selil (Dureyb b. Nukayr), ona Mücibe el-Bahiliyye, ona da babası ya da amcasının (Abdullah b. Haris el-Bahilî) naklettiğine göre o (Abdullah) Rasulullah'ın (sav) huzuruna gelmiş, ardından ayrılıp (yurduna dönmüş), bir sene sonra da şekli ve şemali değişmiş bir halde (tekrar) huzura gelmişti. O Rasulullah'a, Ey Allah'ın Rasulü! Beni tanımadın mı? deyince Hz. Peygamber (sav) "sen de kimsin" buyurmuştu. (O), ben, geçen sene sana gelen Bahili (zatım) demiş Nebî (sav), "seni ne bu hale getirdi, sen güzel görünüşlü biri idin" buyurmuştu. (O), Sen'den ayrıldığımdan beri sadece geceleri yemek yedim deyince Hz. Peygamber (sav), "niçin kendine azap ettin?" buyurup ardından, "sabır ayı (olan Ramazan'ı oruçlu geçir ona ilaveten de) her aydan bir gün oruç tut" buyurmuştu. (O), daha fazlasını buyur, ben kuvvetliyim deyince Nebî (sav), "(her aydan) iki gün oruç tut" buyurmuştu. (O), daha da artır deyince Rasulullah (sav), "(her aydan) üç gün oruç tut" buyurmuştu. (O), daha da artır demiş ve Hz. Peygamber (sav), "haram aylarda üç gün tut üç gün tutma, üç gün tut üç gün tutma, üç gün tut üç gün tutma" buyurmuştu. (Hz. Peygamber (sav) bunu söylerken) üç parmağıyla işaret ediyor, onları yumuyor ve geri açıyordu.
Açıklama: شَهْرِ الصَّبْرِ denilmesinin gayesi şöyle açıklanmıştır: Sabrın aslı engel olmak ve hapsetmektir. Dolayısıyla ramazan ve oruç kişinin yeme-içme ve isteklerini engelleme ve hapsetmeyi içerdiğinden Ramazan orucuna sabır orucu denilmiştir.
Açıklama: Hadiste geçen "ğurr" kelimesi ayın ilk hilal olarak çıkışındaki parlak haline dendiği gibi, mücerret "parlaklık" anlamına da gelir. Burada da "bîd" kelimesinin sıfatı olarak gelmiştir. "Bîd" kelimesi de kamerî aylar için, ayın en parlak olarak görüldüğü geceler için kullanılır. Hadisteki bu sıfat tamlamasını kendinden sonraki kelimeler açıkladığı için (bedel), anlamı buna göre verdik. Buharî de "Eyyâm-ı Bîd" oruçlarının ayın on üç, on dört ve on beşinci günleri olduğuna dair bir bab açmıştır. (Buharî, Savm, 60). Neseî'nin bir rivayeti hariç ilgili hadislerde de terkip "eyyâm-ı bîd" olarak rivayet edilmiştir."el-Kâha" ise, Medine'ye üç merhale mesafedeki yerin ismidir.(Aynî,Umdetü'l-Kârî, XII. 134-136, Beyrut, 2001)
Bana Harun b. Abdullah ve Muhammed b. Râfi', onlara İbn Ebu Fudeyk, ona ed-Dahhâk b. Osman, ona İbrahim b. Abdullah b. Huneyn, ona Ümmü Hâni’nin azatlısı Ebu Murre, ona da Ebu’d-Derdâ’nın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Habibim bana üç şeyi tavsiye etti. Hayatta olduğum sürece onları bırakmayacağım: Her aydan üçer gün oruç tutmak, kuşluk namazını kılmak ve vitir kılmadan önce uyumamak."