247 Kayıt Bulundu.
Bize Süleyman b. Harb ve Müsedded, onlara Hammâd b. Zeyd, ona Ğaylân b. Cerîr, ona Abdullah b. Ma'bed ez-Zimmâni, ona da Ebu Katâde şöyle rivayet etmiştir: "Bir adam Nebî'ye (sav) gelip 'Ya Rasulallah! Sen nasıl oruç tutuyorsun?' dedi. Hz. Peygamber (sav), adamın sorusuna öfkelendi. Ömer bunu görünce 'Rab olarak Allah'tan, din olarak İslâm'dan, peygamber olarak da Muhammed'den (sav) razı olduk! Allah'ın gazabından ve Rasulü'nün (sav) öfkesinden (yine) Allah'a sığınırız' dedi. Rasulullah'ın (sav) öfkesi dinene dek Ömer, bu sözleri tekrar etti. Ardından Ömer 'Ya Rasulallah! Senenin tamamını oruçlu geçiren kimse hakkında ne dersin?' diye sordu. Hz. Peygamber de 'O kimse ne oruç tutmuş ne de iftar etmiştir" buyurdu. -Müsedded rivayetinde 'O, oruç da tutmamış, iftar da etmemiştir' veya 'Oruç tutmadığı gibi iftar da etmemiştir' şeklinde geçer. Buradaki şüphe Ğaylân'dan kaynaklanmaktadır.- Ömer 'Ya Rasulallah! İki gün oruç tutup bir gün tutmayanın hali nasıldır?' deyince Hz. Peygamber 'Buna kim güç yetirebilir ki?' buyurdu. Ömer 'Ya Rasulallah! Peki bir gün oruç tutan ve bir gün tutmayanın hali nasıldır?' dedi. Hz. Peygamber 'Bu, Davud'un (as) orucudur' buyurdu. Ömer 'Peki Ya Rasulallah! Bir gün oruç tutan ve iki gün tutmayanın durumu nasıldır?' deyince, 'Buna gücümün yeteceğini umarım' buyurdu. Daha sonra Rasulullah (sav) şunları söyledi: 'Her aydan tutulan üç günlük (nafile) oruç ve ramazandan ramazana tutulan (farz) oruçlar, senenin tamamını oruçlu geçirmek demektir. Allah'ın, arefe günü orucunu, önceki ve sonraki senenin günahlarına keffaret kılacağına inanıyorum. Aşure günü tutulan orucu da önceki senenin günahlarına keffaret kılacağını yine Allah'tan bekliyorum'."
Bize Musa b. İsmail, ona Hammâd, ona Asım b. Behdele, ona da Sevâ el-Huzâî, Hafsa'nın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Rasulullah (sav), (ayın ilk) pazartesi ile perşembe günleri ile son haftasındaki pazartesi günü olmak üzere, ayın üç gününde oruç tutardı."
Bana Zekeriyyâ b. Yahya, ona Şeybân, ona Ebu Avâne, ona Hur b. Sayyâh, ona Hüneyde b. Hâlid, ona da hanımı, Nebî'nin (sav) hanımlarından birinin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (sav) aşure gününü, zilhicce ayından dokuz günü ve ilki pazartesi, diğer ikisi de perşembe olmak üzere her aydan üç günü oruçlu geçirirdi."
Bize Muhammed b. Ma'mer, ona Yahya b. Hammâd, ona Ebu Avâne, ona Muğîre, ona Mücâhid, ona da Abdullah b. Amr şöyle rivayet etmiştir: "Babam beni soylu bir hanımla evlendirdi. Onun yanına gelip kocası (benim) hakkında soru sorardı. Hanımım da 'Kendisine eş olarak geldiğimden beri, yatağımıza gelmeyen ve hemhal de olmadığımız iyi bir adamdır!' derdi. Babam bunu Nebî'ye (sav) anlattığında, Hz. Peygamber (sav) 'Onu bana bir getir' buyurdu. Ben de huzuruna geldim. Rasulullah (sav), 'Nasıl oruç tutuyorsun?' diye sorduğunda, 'Her gün' dedim. O (sav) 'Her hafta üç gün oruç tutsan' dediğinde, ben 'Bundan daha fazlasını yapabilirim' dedim. O (sav) 'İki gün oruç tutup, bir gün tutmasan' dediğinde, Abdullah 'Bundan daha fazlasını yapabilirim' dedi. Hz. Peygamber (sav) 'Öyleyse bir gün oruç tutup bir gün tutmamak şeklindeki, en faziletli oruç olan Davud'un (as) orucunu tut' buyurdu."
Bize Ebu Husayn Abdullah b. Ahmed b. Abdullah b. Yunus, ona Abser, ona Husayn, ona Mücâhid, ona da Abdullah b. Amr şöyle rivayet etmiştir: "Babam beni bir hanımla evlendirip onu ziyaret etmek için gelmişti. 'Kocan hakkında ne dersin?' diye eşimin fikrini sorduğunda, şöyle cevap verdi: 'O ne iyi adamdır! Geceleri uyumuyor, gündüzleri de oruç tutuyor!' Bunun üzerine babam yanıma geldi ve 'Seni müslümanlardan bir hanımla evlendirdim. Sense onu sıkıntıya maruz bıraktın' dedi. Ben, kendimde gördüğüm güç ve kudretten dolayı (yani bu ibadetleri de eşimin isteklerini de yerine getirebileceğime güvendiğim için), babamın sözüne aldırış etmiyordum. Bu durum Nebî'ye intikal edince, bana 'Ben, (geceleri) hem namaz kılıyorum hem uyuyorum. (Gündüzleri) bazen oruç tutuyorum, bazen de tutmuyorum. (Geceleri) namazını da kıl, uykunu da uyu. (Gündüzleri) orucunu da tut, iftarını da yap. Her aydan üç gün oruç tut(san yeter)' buyurdu. Ben 'Bundan daha fazlasına güç yetirebilirim' deyince, 'O zaman, Davud (as) orucu tut. Bir gün oruç tut, bir gün tutma' buyurdu. Ben 'Bundan daha fazlasını yapabilirim' dedim. Rasulullah (sav) 'Kur'ân'ı da ayda bir hatmet' buyurdu. Ardından bu süreyi on beş güne kadar düşürdü. Ben ise hâlâ 'Bundan daha fazlasını yapabilirim' diyordum."
Bize Muhammed b. Ali b. Hasan b. Şakîk, ona babası (Ali b. Hasan b. Şakîk), ona Ebu Hamza (Muhammed b. Meymûn), ona Asım (b. Ebu Necûd), ona da Zir (b. Hubeyş), Abdullah b. Mesud'un şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Rasulullah (sav) her ayın aydınlık günlerinde (eyyâm-ı bîd) üç gün oruç tutardı. Cuma günlerini de nadiren oruçsuz geçirirdi."
Açıklama: (مِنْ غُرَّةِ كُلِّ شَهْرٍ) ifadesinde geçen (غُرَّةِ) kelimesinin anlamıyla ilgili iki ihtimal bulunmaktadır: 1- Ayın ilk günleri, 2- Ayın en parlak olduğu, yani "eyyâm-ı biyd [aydınlık günler]" da denilen ve hicri ayların 13, 14 ve 15. gecelerine denk gelen günler. (İtyûbî, Zahîratü'l-ukbâ, XXI, 275.)
Bize Muhammed b. Beşşâr, ona Abdurrahman, ona Süfyân, ona A'meş, ona Ebu Ammâr, ona Amr b. Şurahbîl, ona da Nebî'nin (sav) ashabından biri şöyle rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber'e (sav) bütün seneyi oruçlu geçiren biri hakkında sorulduğunda, 'O kimsenin sene boyu yemek yemeyip aç kaldığını düşünüyorum (orucu yok hükmündedir)' buyurdu. İnsanlar 'Peki senenin üçte ikisini oruçlu geçiren?' diye soruyu tekrarladıklarında, Hz. Peygamber (sav) 'Bu da çok fazladır' buyurdu. Onlar 'Peki yarısını?' dediklerinde, 'Bu da fazladır' buyurdu. Ardından 'Size kalbin mutmain olacağı orucu haber vereyim mi: Her aydan üç gün oruç tutmaktır' buyurdu.
Açıklama: ''بِمَا يُذْهِبُ وَحَرَ الصَّدْرِ'' ifadesi, ''mutmain olunacak (orucu)'' şeklinde tercümeye yansıtılmıştır.
Bize Yahya b. Dürüste, ona Ebu İsmail, ona Yahya b. Ebu Kesîr, ona Ebu Seleme, ona da Abdullah (b. Amr) şöyle rivayet etmiştir: "Rasulullah (sav) evime gelip 'Duyduğuma göre, geceyi namazla, gündüzü de oruçla geçiriyormuşsun, öyle mi?' diye sorduğunda, 'Evet' diye cevap verdim. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: 'Böyle yapma! (Geceleyin) hem uyu, hem namaz kıl. (Gündüzleri) orucunu da tut, iftar da et (tutma). Çünkü gözünün üzerinde hakkı vardır. Bedeninin üzerinde hakkı vardır. Hanımının üzerinde hakkı vardır. Komşularının üzerinde hakkı vardır. Arkadaşının da üzerinde hakkı vardır. Belki de ömrün uzun olacak (zorlanacaksın). Sana her ay üç gün oruç tutman yeter. Bu, tüm seneyi oruçla geçirmek demektir. Zira iyilikler, on katı ile mükafatlandırılır.' Ben 'Kendimde (daha fazlası için) güç buluyorum' dedim ve işi zora soktum, (sonrasında) ben de zorlandım.' Hz. Peygamber (sav) 'Her hafta üç gün oruç tut' buyurdu. Ben 'Bundan daha fazlasına güç yetirebilirim' dedim ve işi yine zora soktum ve (sonrasında) zorlandım.' Nebî (sav), 'Öyleyse Allah'ın Nebî'si Davud (as) orucunu tut' buyurdu. Ben, 'Davud (as) orucu da nedir?' deyince, Rasulullah (sav) 'Senenin yarısını oruçlu geçirmektir' buyurdu."
Açıklama: Diğer pek çok rivayetten anlaşıldığı üzere Abdullah, ömrünün son demlerinde aza razı olmadığı için pişman olmuştur.
Bize Züheyr b. Harb, ona Muhammed b. Fudayl, ona Hasan b. Ubeydullah, ona da Hüneyde el-Huzâî, annesinin şöyle rivayet etmiştir: "Ümmü Seleme'nin yanına girip ona oruç hakkında sordum. O 'Rasulullah (sav) bana ilk ikisi pazartesi ve perşembe olmak üzere, her ayın üç gününde oruç tutmamı emrederdi' dedi."
Bize Kuteybe, ona Hammâd, ona Ğaylân b. Cerîr, ona Abdullah b. Ma'bed ez-Zimmânî, ona da Ebu Katâde şöyle rivayet etmiştir: "Ömer (b. Hattâb), 'Yâ Rasulallah! Senenin tamamını oruçlu geçirenin durumu hakkında ne dersin?' diye sorduğunda, Hz. Peygamber (sav) 'O kişi ne oruç tutmuş ne de iftar etmiş sayılır' veya 'O kimse oruç da tutmamış iftar da etmemiş demektir' buyurdu. Ömer 'Peki iki gün oruç tutup bir gün tutmayanın durumu nasıldır?' dediğinde, Hz. Peygamber (sav) 'Bir kimse buna güç yetirebilir mi ki!' buyurmuştur. Ömer 'Bir gün oruç tutan, bir gün tutmayanın durumu nasıldır' dediğinde ise Rasulullah (sav) 'Bu, Davud'un (as) orucudur' buyurdu. Ömer 'Peki bir gün oruç tutan, iki gün tutmayanın durumu nasıldır' diye sorduğunda, Nebî (sav) 'Buna muvaffak kılınmayı (yapabilmeyi) isterim' buyurdu. Ardından da 'Her aydan üç gün ve bir ramazandan diğer ramazana tutulan oruç, senenin tamamını oruçlu geçirmek demektir' buyurdu."