346 Kayıt Bulundu.
Bize Abdullah b. Vâkıd, es-Sevrî, ona da Câbir, ona Ebû Nasr, ona da Enes'in şöyle dediğini nakletti: "Hz. Peygamber (sav) beni bakla toplarken (görünce), beni 'bakla' diye lakaplandırdı."
Bize Esved, ona Şerîk, ona Asım, ona Enes; (T) Bize Câbir, ona Ebu Nasr, ona da Enes şöyle rivayet etti: "Hz. Peygamber (sav) bana 'bakla' künyesini, baktığım (bakla) bitki sebebiyle verdi."
Bize Abdürrezzâk, ona Sevrî, ona A’meş, ona da Said b. Cübeyr, İbn Abbas’ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Ebu Talib hastalanmıştı da Rasulullah (sav) onun ziyaretine gelmişti."
Bize Muhammed b. Selam, ona Mahled, ona İbn Cüreyc, ona da Ebu'z-Zübeyr rivayet ettiğine göre Câbir'in şöyle demiştir: Yahudilerden bir takım kimseler Rasulullah'a (sav) selâm verip 'es-Sâmü aleyküm (Ölüm üzerinize olsun) dediler. Rasulullah (sav) da onlara: 'Aleyküm (Sizin üzerinize olsun)' karşılığını verdi. Hz. Aişe kızgın bir şekilde: 'Ey Allah'ın Elçisi, onların ne dediğini duymadınız mı?' deyince, Allah Rasulü (sav): 'Bilakis; duydum. Ben de (onlara) sözlerini iade ettim. Bizim onlar hakkında yaptığımız dua kabul edilir ama onların (aleyhimize olan) bizimle alakalı duaları kabul görmez.' buyurdu.
Bize Yezîd, ona Humeyd, ona da Enes şöyle dedi: Ümmü Süleym’in küçük bir oğlu vardı. Ona Ebu Umeyr derlerdi. (Ebu Umeyr'in) Küçük bir bülbülü vardı. Rasulullah (sav), Ebu Umeyr'in yanına girince onunla şakalaşırdı. Bir gün çocuğun üzgün olduğunu gördü. (Rasulullah (sav)) “Ebu Umeyr’in nesi var?” diye sordu. “Küçük bülbülü öldü!” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav), “Ey Ebu Umeyr! Ne yaptı küçük bülbül!” diyerek onu teselli etti.
Açıklama: Hadiste Hz. Peygamber (sav), çocukla hem şakalaşmakta hem de onu ölen kuşu sebebiyle teselli etmektedir.
Bize Ebu Velîd, ona Şu'be, ona Ebu Teyyâh, ona da Enes (ra) şöyle demiştir: Mekke'nin fethi günü Rasulullah (sav), yeni Müslüman olan Kureyş büyüklerinden her birine (gönüllerini İslam'a ısındırmak için) bolca pay vermişti. Ensâr'dan bazı kimseler bunu görünce, sebebini, ve hikmetini anlamayarak “vallahi bu ne şaşılacak bir iştir. Kılıçlarımız henüz Kureyş kanı damlatırken, kazandığımız ganimetlerimiz Kureyş eşrafına geri veriliyor” dediler. Onların bu sözü Peygamber'in kulağına gelince, Peygamber (sav) Ensâr'ı davet etti ve onlara "Sizden bana erişen sözler nedir?" diye bunun mahiyetini sordu. Ensâr da yalan söylemez olduklarından “Sana ulaşan bu sözleri biz söyledik” dediler. Bunun üzerine Peygamber (sav) "insanlar, ganimetle evlerine dönerken, siz de Allah'ın Rasulü ile evinize dönmeye razı olmaz mısınız? Eğer Ensâr bir dere veya dağ yoluna girse, muhakkak ki ben de Ensâr'ın dere yoluna yahut dağ yoluna girerdim" buyurdu
Bize Vekî, ona Hammad b. Seleme, ona Ebu Teyyah, ona da Enes b. Mâlik şöyle demiştir: "Hz. Peygamber'in (sav) Medine'deki mescidinin yeri, Neccâr oğulları kabilesine aitti. Orada hurma ağaçları ve müşriklerin kabirleri bulunuyordu. Peygamber (sav), o kabileye 'Bu yeri para mukabilinde bana veriniz' buyurdu. Onlar da 'Bu yer için asla para almayız' dediler. Hz. Peygamber (sav), mescidi yapıyor, Sahabe de O'na (malzeme) veriyor, diğer yandan da 'bilmiş olun ki gerçek hayat ahiret hayatıdır. (Allah'ım) Ensâr ve Muhacire mağfiret eyle' beytini söylüyordu. Hz. Peygamber (sav), mescit yapmadan önce namazı vaktine eriştiği yerde kılardı."