82 Kayıt Bulundu.
Bize Yahya b. Yahya, ona Malik ona da İshak b. Abdullah, Enes b. Malik'ten şöyle işittiğini rivayet etmiştir: Ebu Talha, Medine'de Ensar'ın en zenginiydi. Malları içerisinde en çok sevdiği yer, Mescidin karşısında bulunan Beyrahâ denilen bahçesiydi. Rasulullah (sav) bahçeye girer ve orada bulunan tatlı sudan içerdi. "Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe gerçek manada iyilik yapmış olmasınız" 3/92 ayeti nazil olunca Ebu Talha Rasulullah'ın (sav) yanına gelerek, Ey Allah'ın Rasulü! Şüphesiz Allah Teâlâ kitabında; "sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe gerçek manada iyilik yapmış olmasınız" 3/92 buyuruyor. Benim en çok sevdiğim malım Beyrahâ bahçesidir. O bahçeyi Allah için sadaka olarak veriyorum. Onunla Allah katında iyiliğe ulaşmayı ve benim için ahiret azığı olmasını umuyorum. Ey Allah'ın Rasulü, o bahçeyi Allah'ın uygun gördüğü yerde kullan dedi. Hz. Peygamber de (sav);"işte kazançlı mal budur" ya da "işte sevap kazandıran mal budur" dedikten sonra, "bahçe hakkında senin daha önce söylediklerini duymuştum. Ben onu kendi akrabalarına vermeni uygun görüyorum" dedi. Ebu Talha da öyle yapacağım, Ey Allah'ın Rasulü dedi. Ebu Talha bahçeyi akrabaları ve amcasının oğulları arasında taksim etti.
Bize Hasan b. Ali, ona Veki, ona Zekeriya b. İshak el-Mekki, ona Amr b. Ebu Süfyan el-Cumahî, ona da Müslim b. Sefine el-Yeşkurî, -Hasan der ki: Ravh, Müslim b. Sefine'nin adının Müslim b. Şu'be olduğunu söylediğini nakletmiştir- şöyle demiştir. Nafi b. Alkame, babamı kabilesinin zekatlarını toplamak için zekât memuru olarak atadı. Babam da beni kabileden bir topluluğa gönderdi. Ben de Sa'r b. Desîm olarak anılan ihtiyara gittim ve “babam beni zekatını almam için sana gönderdi” dedim. İhtiyar bana “kardeşimin oğlu nasıl alıyorsunuz?” dedi. Ben de “koyunun memelerinin nasıl olduğuna bakıp iyisini seçeriz” dedim. İhtiyar şöyle dedi: Kardeşimin oğlu, ben sana anlatayım. Benim Hz. Peygamber (sav) zamanında şu vadilerden bir vadide koyunlarım vardı. Deve üzerinde iki adam geldi ve “biz koyunlarının zekatını ödemen için Rasulullah'ın (sav) sana gönderdiği elçileriz” dediler. Ben “Koyunlardan ne (ödemem) gerekir?” deyince, “bir koyun” dediler. Onlara iyi olduğunu bildiğim, süt ve yağ dolu bir koyunu çıkartmak için niyetlendim. Onlar “o karnında kuzusu olan bir koyundur. Hz. Peygamber (sav) kuzusu olan koyunu almamızı yasakladı” dediler. “Neyi alacaksınız?” deyince, “bir yaşında yavru dişi keçi (çebiç), iki yaşında oğlak” dediler. Ben de doğum vakti geldiği halde doğurmamış olan kısır bir keçiye yöneldim ve onlara vermek için çıkardım. “Onu bize ver” dediler ve bineklerinin üzerine koyup gittiler." [Ebu Davud der ki: Bu rivayeti Ebu Asım, Zekeriya'dan nakletmiş ve Ravh'ın dediği gibi ravi Müslim'in, Müslim b. Şu'be olduğunu belirtmiştir.]
Bize Hasan b. Ali, ona Veki, ona Zekeriya b. İshak el-Mekki, ona Amr b. Ebu Süfyan el-Cumahî, ona da Müslim b. Sefine el-Yeşkurî, -Hasan der ki: Ravh, Müslim b. Sefine'nin adının Müslim b. Şu'be olduğunu söylediğini nakletmiştir- şöyle demiştir. Nafi b. Alkame, babamı kabilesinin zekatlarını toplamak için zekât memuru olarak atadı. Babam da beni kabileden bir topluluğa gönderdi. Ben de Sa'r b. Desîm olarak anılan ihtiyara gittim ve “babam beni zekatını almam için sana gönderdi” dedim. İhtiyar bana “kardeşimin oğlu nasıl alıyorsunuz?” dedi. Ben de “koyunun memelerinin nasıl olduğuna bakıp iyisini seçeriz” dedim. İhtiyar şöyle dedi: Kardeşimin oğlu, ben sana anlatayım. Benim Hz. Peygamber (sav) zamanında şu vadilerden bir vadide koyunlarım vardı. Deve üzerinde iki adam geldi ve “biz koyunlarının zekatını ödemen için Rasulullah'ın (sav) sana gönderdiği elçileriz” dediler. Ben “Koyunlardan ne (ödemem) gerekir?” deyince, “bir koyun” dediler. Onlara iyi olduğunu bildiğim, süt ve yağ dolu bir koyunu çıkartmak için niyetlendim. Onlar “o karnında kuzusu olan bir koyundur. Hz. Peygamber (sav) kuzusu olan koyunu almamızı yasakladı” dediler. “Neyi alacaksınız?” deyince, “bir yaşında yavru dişi keçi (çebiç), iki yaşında oğlak” dediler. Ben de doğum vakti geldiği halde doğurmamış olan kısır bir keçiye yöneldim ve onlara vermek için çıkardım. “Onu bize ver” dediler ve bineklerinin üzerine koyup gittiler." [Ebu Davud der ki: Bu rivayeti Ebu Asım, Zekeriya'dan nakletmiş ve Ravh'ın dediği gibi ravi Müslim'in, Müslim b. Şu'be olduğunu belirtmiştir.]
Bize (Ebu Ali) Hüseyin b. Muhammed Zâri' (es-Sa'dî), ona (Ebu Muaviye) Yezid -b. Zürey'- (el-Ayşî), ona Şube (b. Haccâc el-Atekî) (T) İsmail b. Mesut, ona Bişr -b. Mufaddal- (hadisin lafzı Bişr'e aittir), ona Şube (b. Haccâc el-Atekî), ona (Ebu Hattab) Katade (b. Diame es-Sedusî), ona Ebu Melih (b. Üsame el-Hüzelî), ona da babasının (Üsame b. Umeyr el-Hüzelî) rivayet ettiğine göre Rasûlüllah (sav) şöyle buyurmuştur: "Allah (azze ve celle) taharetsiz (abdestsiz) kılınan namazı ve ganimetten (kamu malından) aşırılarak verilen sadakayı kabul etmez."