Giriş

Bize Kuteybe, ona Abdülvâris, ona Yunus, ona Hasan, ona da İbn Abbas şöyle rivayet etmiştir: "Rasulullah (sav), aşure orucunun ayın (muharremin) onuncu günü tutulmasını emretti." [Ebu İsa şöyle demiştir: İbn Abbas hadisi, hasen-sahih bir hadistir. İlim ehli aşure günü konusunda ihtilaf etmiştir. Kimi dokuzuncu, kimi de onuncu gün olduğunu söylemiştir. İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre o, 'Dokuzuncu ve onuncu günde oruç tutun ve Yahudiler'e muhalefet edin' demiştir. Şâfiî, Ahmed (b. Hanbel) ve İshâk (b. Râhûye) de bu hadise göre görüş bildirmişlerdir.]


    Öneri Formu
14279 T000755 Tirmizi, Savm, 50

Bize Ahmed b. Menî, ona Ebu Muâviye, ona Sa'd b. Said, ona Ömer b. Sâbit, ona da Ebu Eyyûb (el-Ensârî), Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Ramazan ayını oruçlu geçirip akabinde şevvâlden de altı gün oruç tutan kimse, senenin tamamını oruçlu geçirmiş gibidir." [Bu konuda Câbir, Ebu Hureyre ve Sevbân'dan da hadis nakledilmiştir. Ebu İsa (et-Tirmizî), Ebu Eyyûb hadisinin hasen-sahih bir hadis olduğunu söylemiştir. (İlim ehlinden) bir grup, bu hadisten dolayı şevvâl ayından altı gün oruç tutmayı müstehap görmüştür. İbn Mübârek, şevval orucunun sevap ve tıpkı her ayın üç günü oruç tutmak gibi olduğunu söylemiş, bazı hadislerde 'Şevval orucu, ramazan orucuna ilave edilir' şeklinde nakledildiğini belirtmiştir. İbn Mübârek ayrıca, bu altı günün, şevvâl ayının başında tutulmasını tercih etmiştir. İbn Mübârek'in (bu konuda) şöyle dediği de nakledilmiştir: 'Kişi altı günü (peş peşe değil de) aralıklı olarak tutsa da caizdir.' Bana bu hadisi Abdülaziz b. Muhammed, ona Safvân b. Süleym ve Sa'd b. Said, onlara Ömer b. Sâbit, ona da Ebu Eyyûb, Nebî'den (sav) rivayet etmiştir. Şu'be de, Verkâ' b. Ömer kanalıyla Sa'd b. Said'den bu hadisi rivayet etmiştir. Sa'd b. Said, Yahya b. Said el-Ensârî'nin kardeşi olup, ehl-i hadisten bazıları Sa'd b. Said'i hafızası sebebiyle tenkit etmiştir. Bize Hennâd, ona Hüseyin b. Ali el-Cu'fî, ona da Ebu Musa İsrâîl, Hasan el-Basrî'den naklen şöyle rivayet etmiştir: Hasan'ın yanında şevvâl ayında tutulan altı günlük oruçtan bahsedildiğinde, şöyle demiştir: 'Vallahi, muhakkak ki Allah (cc), bu ayda tutulan oruç vesilesiyle senenin tamamından razı olmuştur!']


    Öneri Formu
14316 T000759 Tirmizi, Savm, 53

Bize Hennâd, ona Ebu Avâne, ona Asım el-Ahvel, ona Ebu Osman en-Nehdî, ona da Ebu Zer, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Her aydan üç gün oruç tutan kimse, senenin tamamını oruçlu geçirmiş demektedir. Nitekim Allah (ac), Kitab'ında bunu tasdik eden şu ayeti indirmiştir: (Bir iyilik yapana, onun on misli ecir vardır.) Bir gün, on güne karşılık gelmektedir." [Ebu İsa şöyle demiştir: Bu, hasen-sahih bir hadistir. Bu hadisi Şu'be, Ebu Şimr ve Ebu Teyyâh'tan, onlar Ebu Osman'dan, o da Ebu Hureyre vasıtasıyla Nebî'den (sav) nakletmiştir.]


    Öneri Formu
14325 T000762 Tirmizi, Savm, 54

Bize Kuteybe, ona Ebu Avâne, ona İsmail es-Süddî, ona Abdullah el-Behiy, ona da Aişe şöyle rivayet etmiştir: "Ben, ramazan orucu borcumu, Rasulullah (sav) vefat edene dek ancak şaban ayında kaza edebilirdim." [Ebu İsa (et-Tirmizî) şöyle demiştir: Bu, hasen-sahih bir hadistir. Yahya b. Said el-Ensârî, Ebu Seleme vasıtasıyla Aişe'den benzer bir rivayet nakletmiştir.]


    Öneri Formu
14373 T000783 Tirmizi, Savm, 66

Bize Kuteybe, ona Abdülaziz b. Muhammed, ona Amr b. Yahya, ona babası (Yahya b. Umâre), ona da Ebu Said el-Hudrî şöyle rivayet etmiştir: "Rasulullah (sav), kurban bayramı ve ramazan bayramı olmak üzere iki bayram günlerinde oruç tutmayı yasakladı." [Tirmizî bu hadis hakkında şu değerlendirmede bulunmuştur: Bu konuda Ömer (b. Hattâb), Ali (b. Ebû Talib), Aişe, Ebu Hureyre, Ukbe b. Âmir ve Enes'ten de hadis nakledilmiştir. Ebu Said hadisi, hasen-sahih bir hadistir. İlim ehli nezdinde uygulama (amel) da, bu hadise göredir. Amr b. Yahya, İbn Umâre b. Ebu Hasan el-Mâzinî el-Medenî olup, sika bir kimsedir. Süfyân es-Sevrî, Şu'be ve Mâlik b. Enes, ondan hadis rivayet etmiştir.]


    Öneri Formu
14348 T000772 Tirmizi, Savm, 58

Bize Hennâd, ona Vekî, ona Musa b. Ali, ona babası (Ali b. Rabâh), ona da Ukbe b. Âmir, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Arefe günü, kurban bayramı ve teşrîk günleri, ehl-i İslam olan bizlerin bayramıdır. Bunlar, yeme içme günleridir." [Ebu İsa et-Tirmizî, bu hadis hakkında şu değerlendirmelerde bulunmuştur: Bu konuda Ali (b. Ebu Tâlib), Sa'd, Ebu Hureyre, Câbir (b. Abdullah), Nübeyşe, Bişr b. Sühaym, Abdullah b. Huzâfe, Enes (b. Mâlik), Hamza b. Amr el-Eslemî, Kâ'b b. Mâlik, Aişe, Amr b. Âs ve Abdullah b. Amr'dan da hadis nakledilmiştir. Ukbe b. Âmir hadisi, hasen-sahih bir hadistir. İlim ehli nezdinde de amel buna göredir. Onlar, teşrîk günlerinde oruç tutmayı kerih görmüşler, ancak, Nebî'nin (sav) ashabından ve onlardan başkalarından bir topluluk, temettu haccı yapıp kurbanlık bulamayan ve on günde oruç tutmayan kimselerin teşrîk günlerinde oruç tutmasına ruhsat tanımışlardır. Mâlik b. Enes, Şâfiî, Ahmed (b. Hanbel) ve İshak (b. Râhûye) de bu görüştedir. Iraklılar, Musa b. Ali b. Rabâh derken, Mısır'lılar, Musa b. Uley derler. Bana Kuteybe, ona Leys b. Sa'd, ona da Musa b. Ali şöyle rivayet etmiştir: 'Babamın ismini (Ali değil de) ism-i tasğîr ile Uley (Alicik) olarak ifade eden kimseye hakkımı helal etmiyorum.]


    Öneri Formu
14352 T000773 Tirmizi, Savm, 59

Bize Hennâd ve Ebu Küreyb, onlara Vekî, ona Hâcib b. Ömer, ona da Hakem b. A'rec şöyle rivayet etmiştir: "Ben, Zemzem kuyusunun yanında hırkasını yastık yapmış vaziyette yatmakta olan İbn Abbas'ın yanına gidip 'Aşure orucunun hangi gün olduğunu bana haber ver de o gün oruç tutayım" dedim. İbn Abbas da 'Muharrem ayının hilalini gördüğünde günleri saymaya başla. Ardından, dokuzuncu günü oruçlu olarak sabahla' dedi. 'Muhammed (sav) de mi aynı şekilde oruç tutardı?' dediğimde, 'Evet' cevabını verdi."


    Öneri Formu
14262 T000754 Tirmizi, Savm, 50

Bize Nasr b. Ali el-Cahdamî ve Ebu Ammâr, (manaları aynı olsa da hadisin lafzı Ebû Ammâr'a ait olandır), onlara Süfyân b. Uyeyne, ona Zührî, ona Humeyd b. Abdurrahman, ona da Ebu Hureyre (ra) şöyle rivayet etmiştir: "Bir adam Hz. Peygamber'e (sav) gelip 'Yâ Rasulullah! Helak oldum' dedi. Nebî (sav) 'Seni helak eden de nedir?' deyince, adam 'Ramazan'da hanımımla münasebette bulundum' dedi. Hz. Peygamber (sav) "Bir köle azat edebilir misin?' buyurdu. Adam 'Hayır' dedi. Rasulullah (sav) 'Peş peşe iki ay oruç tutmaya güç yetirebilir misin?' diye sorunca, adam yine 'Hayır' dedi. Nebî (sav) 'Altmış fakiri doyurabilir misin?' buyurdu. Adam 'Hayır' dedi. Hz. Peygamber (sav) adama 'Otur' dedi, adam da oturdu. O esnada Rasulullah'a (sav) içinde hurma olan büyük bir sepet getirildi. (Hadisin râvilerinden biri 'arak büyük sepete denir' açıklamasında bulunmuştur.) Nebî (sav) adama, '(Bunu alıp) sadaka olarak dağıt' buyurunca, o kişi 'Medine'nin şu iki siyah tepesi arasında bizden daha fakiri yoktur' dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav) azı dişleri gözükene dek gülüverdi. Ardında o kişiye 'Al bunu, ailene yedir' buyurdu." Tirmizî, bu konuda İbn Ömer, Aişe ve Abdullah b. Amr'dan da hadis geldiğini söylemiş, Ebu Hureyre rivayetinin hasen-sahih bir hadis olduğunu ifade etmiştir. Tirmizî açıklamalarına şöyle devam etmiştir: İlim ehli nezdinde, Ramazan'da bilerek cinsel münasebette bulunup orucunu bozan kimse hususunda amel bu hadise göredir. Orucunu yeyip içmek suretiyle bile bile bozan kimse hakkında ise ilim ehli ihtilaf etmiştir. Bir kısmı, o kişiye kaza ve keffaret gerekeceğini ifade edip yeme ve içmeyi cinsel münasebete benzetmiştir ki bu, Süfyân es-Sevrî, İbn Mübârek ve İshâk'ın görüşüdür. Bir kısmı da o kimseye keffâret değil, kazanın gerekeceğini benimsemiştir. Çünkü, Nebî'den (sav) yeme ve içme hususunda değil, (sadece) cinsel münasebette bulunma hususunda keffâretin gerekeceği nakledilmiştir. Ayrıca onlar 'Yeme ve içme, cinsel münasebete benzemez' demişlerdir. Bu, Şâfiî ve Ahmed (b. Hanbel'in) görüşüdür. Şâfiî, Nebî'nin (sav), orucunu bozup kendisine infakta bulunduğu adama 'Onu al, ailene yedir' sözünün pek çok anlama gelebileceğini ifade edip şunları demiştir: Keffâret, muhtemelen güç yetirebilene gereklidir. Bu adam ise keffârete güç yetirememektedir. (Çünkü), Nebî (sav) kendisine o hurmaları verip, o kişi hurmalara sahip olduğunda 'Bizden daha fakiri yok ki' demiştir. Hz. Peygamber (sav) de bunun üzerine 'Onu al, ailene yedir' buyurmuştur. Çünkü keffâret, ancak kişinin günlük ihtiyacının (azığının) fazlalığında sonra söz konusu olur. Şâfiî, bu gibi durumda olan bir kimsenin o azığı yemesini, keffâretin de o kimsenin üzerinde bir borç olarak kalacağı görüşünü tercih etmiştir. O kişi, ne zaman güç yetirebilirse o zaman keffâreti öder.


    Öneri Formu
281362 T000724-2 Tirmizi, Savm, 28

Bize Mahmûd b. Ğaylân, ona Ebu Davud, ona Şu'be, ona A'meş, ona Yahya b. Sâm, ona Musa b. Talha, ona da Ebu Zer, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Ey Ebu Zer! Bir ayda üç gün oruç tutacaksan, on üç, on dört ve on beşininci günlerinde tut." [Bu konuda Ebu Katâde, Abdullah b. Amr, Kurre b. İyâs el-Müzenî, Abdullah b. Mesud, Ebu Akrab, İbn Abbas, Aişe, Katâde b. Milhân, Osman b. Ebu Âsî ve Cerîr'den de hadis nakledilmiştir. Ebu İsa (et-Tirmizî) şöyle demiştir: 'Ebu Zer hadisi, hasen bir hadistir. Bir hadiste de şöyle rivayet edilmiştir: 'Her aydan üç gün oruç tutan kimse, senenin tamamını oruçlu geçirmiş gibidir.']


    Öneri Formu
14322 T000761 Tirmizi, Savm, 54

Bize Mahmud b. Ğaylân, ona Ebu Davud, ona Şu'be, ona Yezid er-Rişk, ona da Mu'âze şöyle rivayet etmiştir: "Aişe'ye 'Rasulullah (sav) her aydan üç gün oruç tutar mıydı?' diye sorduğumda, 'Evet' cevabını verdi. 'Hangi günlerde oruç tutardı?' dediğimde ise 'Hangi gün olduğuna aldırış etmeden oruç tutardı' diye cevapladı." [Ebu İsa şöyle demiştir: Bu, hasen-sahih bir hadistir. Yezid er-Rişk, Yezid ed-Duba'î olup, Yezid b. Kasım ve (Yezid b.) Kassâm olarak da bilinir. Rişk, Basralıların dilinde kassâm demektir.]


    Öneri Formu
14329 T000763 Tirmizi, Savm, 54