Giriş

Bize Müsedded (b. Müserhed), ona Yahya (b. Said el-Kattân), ona Ubeydullah (b. Ömer), ona da Nafi (Mevla İbn Ömer), Abdullah b. Ömer'in (ra) şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Aşure günü, cahiliye ehlinin oruçlu geçirdiği bir gündü. halkı oruç tutarlardı. Ramazan orucunun farziyetini bildiren ayet nazil olduğunda, Hz. Peygamber (sav), 'İsteyen aşure orucunu tutsun, isteyen de tutmasın' buyurdu."


    Öneri Formu
31413 B004501 Buhari, Tefsir, (Bakara), 24

Bize Abdullah b. Muhammed, ona İbn Uyeyne, ona (İbn Şihab) ez-Zührî, ona da Urve (b. Zübeyr), Âişe'nin (r.anhâ) şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Ramazan orucu farz kılınmadan önce, aşure günü oruç tutulurdu. Ramazan orucunun farziyetini bildiren ayet nazil olduğunda, Hz. Peygamber (sav) 'Dileyen aşure orucunu tutsun, dileyen tutmasın' buyurdu."


    Öneri Formu
31415 B004502 Buhari, Tefsir, (Bakara), 24

Bize Muhammed b. Beşşâr, ona Ğunder (Muhammed b. Cafer), ona Şu'be (b. Haccâc), ona Ebu Bişr (Cafer b. İyâs), ona Said b. Cübeyr, ona da İbn Abbas şöyle rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (sav) Medine'ye geldiğinde, Yahudiler aşure gününde oruç tutuyordu. Onlar 'Bu, Musa'nın (as) Firavun'a galip geldiği gündür' deyince, Nebî (sav) ashabına 'Sizler Musa'nın (as) (hakkını gözetmeye) onlardan daha layıksınızdır. Onun için siz de oruç tutun' buyurdu."


    Öneri Formu
32070 B004680 Buhari, Tefsir, (Yûnus) 1

Bize Ebu Said el-Eşec, ona Ebu Üsâme, ona Avf, ona İbn Sîrîn ve Hilâs, onlara da Ebu Hureyre aynı veya benzeri bir rivayette bulunmuştur. Buna göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Unutarak yiyip içen kimse, orucunu bozmuş sayılmaz. O, Allah'ın rızık olarak verdiği bir ikramdır." Tirmizî, hadis hakkında şu değerlendirmelerde bulunmuştur: Bu konuda Ebu Said ve Ümmü İshak el-Ğaneviyye'den de hadis nakledilmiştir. Ebu Hureyre hadisi, hasen-sahih bir hadistir. İlim ehlinin çoğunluğuna göre uygulama (amel) bu hadise göredir ki Süfyân es-Sevrî, Şâfiî, Ahmed (b. Hanbel) ve İshâk (b. Râhûye) de bu görüştedir. Mâlik b. Enes ise 'Ramazan orucunu unutarak bozan kimsenin orucunu kaza etmesi gerekir' demiştir. Ancak, birinci görüş daha doğrudur.


    Öneri Formu
281360 T000722-2 Tirmizi, Savm, 26

Bize Muhammed b. Yahya, Muhammed b. Râfi, Muhammed b. Ğaylân ve Yahya b. Musa, onlara Abdürezzâk, ona Ma'mer, ona Yahya b. Ebu Kesîr, ona İbrahim b. Abdullah b. Kâriz, ona Sâib b. Yezîd, ona da Râfi b. Hadîc, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kan alan(ın) ve kan aldıran(ın orucu) bozulmuştur." [Ebu İsa der ki: Bu konuda Ali, Sa'd, Şeddâd b. Evs, Sevbân, Üsâme b. Zeyd, Aişe, Ma'kil b. Sinân (İbn Yesâr da denir), İbn Abbas, Ebu Musa ve Bilâl'den de hadis nakledilmiştir. Ebu İsa der ki: Râfi b. Hadîc hadisi, hasen-sahih bir hadistir. Ahmed b. Hanbel'den rivayet edildiğine göre o, bu konudaki en sahih rivayetin Râfi b. Hadîc hadisi olduğunu ifade etmiştir. Ali b. Abdullah (el-Medînî'den) nakledildiğine göre de o, bu konudaki en sahih rivayetin Sevbân ve Şeddâd b. Evs hadisleri olduğunu, zira, Yahya b. Ebu Kesîr'in Sevbân ve Şeddâd b. Evs hadislerini beraberce Ebu Kilâbe'den naklettiğini kaydetmiştir.] [Nebî'nin ashabından ve onlardan başka kimselerden bir kısım ilim ehli, oruçlunun kan aldırmasını (hacamat) kerih görmüştür. Öyle ki, Ebu Musa el-Eş'arî ve İbn Ömer gibi Hz. Peygamber'in bazı sahabîleri geceleyin kan aldırmışlardır. İbn Mübarek de bu görüşü benimsemiştir. Ebu İsa der ki: İshak b. Mansûr'dan işittiğime göre Abdurrahman b. Mehdî “Oruçlu iken kan aldırana kazâ gerekir” demiştir. İshak b. Mansûr'un dediğine göre Ahmed (b. Hanbel) ve İshak (b. Râhûye) de bu görüşü benimsemişlerdir. Bize ez-Za'ferânî'nin rivayet ettiğine göre Şâfiî şöyle demiştir: Nebî'den (sav) nakledildiğine göre o, oruçlu iken kan aldırmıştır. (Yine) Hz. Peygamber'den (sav) rivayet edildiğine göre o, "Kan alan ve aldıranın orucu bozulmuştur" buyurmuştur. (Dolayısıyla) ben, bu iki hadisten hangisinin sabit olduğunu bilemiyorum. Şayet kişi, oruçlu iken (kan aldırmaktan) korunursa, bu benim hoşuma gider. Oruçlu kişi kan aldırırsa da bunun orucunu bozacağını benimsemiyorum. Ebu İsa şöyle demiştir: Şâfiî'nin Bağdat'da iken görüşü bu şekilde idi. Ama o Mısır'da, ruhsata meyledip oruçlunun kan aldırmasında (hacamat) bir beis görmemiştir. (Bu görüşünde), Nebî'nin (sav) veda haccında ihramlı iken kan aldırması (ile alakalı hadisi) delil olarak kullanmıştır.]


Açıklama: Metinde, kendilerinden konu ile alakalı hadis rivayetinde bulunulan sahabîler zikredilirken Sa'd ismi iki defa kaydedilmiştir. Beşşâr Avvad Maruf ve Elbani neşirlerinde Sa'd ismi iki kere değil, bir kere zikredilmiştir. Bundan dolayı tercümede Sa'd ismine bir kez yer verilmiştir. Veri tabanında esas alınan neşir kontrol edilmelidir.

    Öneri Formu
281374 T000774-2 Tirmizi, Savm, 60

Bize Muhammed b. Yahya, Muhammed b. Râfi, Muhammed b. Ğaylân ve Yahya b. Musa, onlara Abdürezzâk, ona Ma'mer, ona Yahya b. Ebu Kesîr, ona İbrahim b. Abdullah b. Kâriz, ona Sâib b. Yezîd, ona da Râfi b. Hadîc, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kan alan(ın) ve kan aldıran(ın orucu) bozulmuştur." [Ebu İsa der ki: Bu konuda Ali, Sa'd, Şeddâd b. Evs, Sevbân, Üsâme b. Zeyd, Aişe, Ma'kil b. Sinân (İbn Yesâr da denir), İbn Abbas, Ebu Musa ve Bilâl'den de hadis nakledilmiştir. Ebu İsa der ki: Râfi b. Hadîc hadisi, hasen-sahih bir hadistir. Ahmed b. Hanbel'den rivayet edildiğine göre o, bu konudaki en sahih rivayetin Râfi b. Hadîc hadisi olduğunu ifade etmiştir. Ali b. Abdullah (el-Medînî'den) nakledildiğine göre de o, bu konudaki en sahih rivayetin Sevbân ve Şeddâd b. Evs hadisleri olduğunu, zira, Yahya b. Ebu Kesîr'in Sevbân ve Şeddâd b. Evs hadislerini beraberce Ebu Kilâbe'den naklettiğini kaydetmiştir.] [Nebî'nin ashabından ve onlardan başka kimselerden bir kısım ilim ehli, oruçlunun kan aldırmasını (hacamat) kerih görmüştür. Öyle ki, Ebu Musa el-Eş'arî ve İbn Ömer gibi Hz. Peygamber'in bazı sahabîleri geceleyin kan aldırmışlardır. İbn Mübarek de bu görüşü benimsemiştir. Ebu İsa der ki: İshak b. Mansûr'dan işittiğime göre Abdurrahman b. Mehdî “Oruçlu iken kan aldırana kazâ gerekir” demiştir. İshak b. Mansûr'un dediğine göre Ahmed (b. Hanbel) ve İshak (b. Râhûye) de bu görüşü benimsemişlerdir. Bize ez-Za'ferânî'nin rivayet ettiğine göre Şâfiî şöyle demiştir: Nebî'den (sav) nakledildiğine göre o, oruçlu iken kan aldırmıştır. (Yine) Hz. Peygamber'den (sav) rivayet edildiğine göre o, "Kan alan ve aldıranın orucu bozulmuştur" buyurmuştur. (Dolayısıyla) ben, bu iki hadisten hangisinin sabit olduğunu bilemiyorum. Şayet kişi, oruçlu iken (kan aldırmaktan) korunursa, bu benim hoşuma gider. Oruçlu kişi kan aldırırsa da bunun orucunu bozacağını benimsemiyorum. Ebu İsa şöyle demiştir: Şâfiî'nin Bağdat'da iken görüşü bu şekilde idi. Ama o Mısır'da, ruhsata meyledip oruçlunun kan aldırmasında (hacamat) bir beis görmemiştir. (Bu görüşünde), Nebî'nin (sav) veda haccında ihramlı iken kan aldırması (ile alakalı hadisi) delil olarak kullanmıştır.]


Açıklama: Metinde, kendilerinden konu ile alakalı hadis rivayetinde bulunulan sahabîler zikredilirken Sa'd ismi iki defa kaydedilmiştir. Beşşâr Avvad Maruf ve Elbani neşirlerinde Sa'd ismi iki kere değil, bir kere zikredilmiştir. Bundan dolayı tercümede Sa'd ismine bir kez yer verilmiştir. Veri tabanında esas alınan neşir kontrol edilmelidir.

    Öneri Formu
281375 T000774-3 Tirmizi, Savm, 60

Bize İshak (b. Râhûye), ona Ravh (b. Ubâde), ona Zekeriyya b. İshak, ona Amr b. Dinar, ona da Ata (b. Ebu Rebâh) şöyle rivayet etmiştir: "İbn Abbas'ı (ra) (Oruç tutmakta zorlananlar, bir yoksu doyuracak kadar fidye verirler) (Bakara, 2/184) ayetini okurken işittim. İbn Abbas ayet hakkında şöyle dedi: 'Bu ayet nesh edilmemiştir. Ayetin muhatapları, oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlı erkek ve yaşlı kadındır. Ancak oruç tutamadıkları her bir gün için bir fakiri doyururlar'."


Açıklama: وَعَلَى الَّذِينَ يُطِيقُونَهُ فِدْيَةٌ طَعَامُ مِسْكِينٍ ayetindeki يُطِيقُونَهُ ifadesinin يُطَوَّقُونه şeklindeki kıraatı haber verilerek İbn Abbas'ın ayeti nasıl yorumladığı aktarılmıştır.

    Öneri Formu
31420 B004505 Buhari, Tefsir, (Bakara), 25

Bize Muhammed b. Yahya, Muhammed b. Râfi, Muhammed b. Ğaylân ve Yahya b. Musa, onlara Abdürezzâk, ona Ma'mer, ona Yahya b. Ebu Kesîr, ona İbrahim b. Abdullah b. Kâriz, ona Sâib b. Yezîd, ona da Râfi b. Hadîc, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kan alan(ın) ve kan aldıran(ın orucu) bozulmuştur." [Ebu İsa der ki: Bu konuda Ali, Sa'd, Şeddâd b. Evs, Sevbân, Üsâme b. Zeyd, Aişe, Ma'kil b. Sinân (İbn Yesâr da denir), İbn Abbas, Ebu Musa ve Bilâl'den de hadis nakledilmiştir. Ebu İsa der ki: Râfi b. Hadîc hadisi, hasen-sahih bir hadistir. Ahmed b. Hanbel'den rivayet edildiğine göre o, bu konudaki en sahih rivayetin Râfi b. Hadîc hadisi olduğunu ifade etmiştir. Ali b. Abdullah (el-Medînî'den) nakledildiğine göre de o, bu konudaki en sahih rivayetin Sevbân ve Şeddâd b. Evs hadisleri olduğunu, zira, Yahya b. Ebu Kesîr'in Sevbân ve Şeddâd b. Evs hadislerini beraberce Ebu Kilâbe'den naklettiğini kaydetmiştir.] [Nebî'nin ashabından ve onlardan başka kimselerden bir kısım ilim ehli, oruçlunun kan aldırmasını (hacamat) kerih görmüştür. Öyle ki, Ebu Musa el-Eş'arî ve İbn Ömer gibi Hz. Peygamber'in bazı sahabîleri geceleyin kan aldırmışlardır. İbn Mübarek de bu görüşü benimsemiştir. Ebu İsa der ki: İshak b. Mansûr'dan işittiğime göre Abdurrahman b. Mehdî “Oruçlu iken kan aldırana kazâ gerekir” demiştir. İshak b. Mansûr'un dediğine göre Ahmed (b. Hanbel) ve İshak (b. Râhûye) de bu görüşü benimsemişlerdir. Bize ez-Za'ferânî'nin rivayet ettiğine göre Şâfiî şöyle demiştir: Nebî'den (sav) nakledildiğine göre o, oruçlu iken kan aldırmıştır. (Yine) Hz. Peygamber'den (sav) rivayet edildiğine göre o, "Kan alan ve aldıranın orucu bozulmuştur" buyurmuştur. (Dolayısıyla) ben, bu iki hadisten hangisinin sabit olduğunu bilemiyorum. Şayet kişi, oruçlu iken (kan aldırmaktan) korunursa, bu benim hoşuma gider. Oruçlu kişi kan aldırırsa da bunun orucunu bozacağını benimsemiyorum. Ebu İsa şöyle demiştir: Şâfiî'nin Bağdat'da iken görüşü bu şekilde idi. Ama o Mısır'da, ruhsata meyledip oruçlunun kan aldırmasında (hacamat) bir beis görmemiştir. (Bu görüşünde), Nebî'nin (sav) veda haccında ihramlı iken kan aldırması (ile alakalı hadisi) delil olarak kullanmıştır.]


Açıklama: Metinde, kendilerinden konu ile alakalı hadis rivayetinde bulunulan sahabîler zikredilirken Sa'd ismi iki defa kaydedilmiştir. Beşşâr Avvad Maruf ve Elbani neşirlerinde Sa'd ismi iki kere değil, bir kere zikredilmiştir. Bundan dolayı tercümede Sa'd ismine bir kez yer verilmiştir. Veri tabanında esas alınan neşir kontrol edilmelidir.

    Öneri Formu
281376 T000774-4 Tirmizi, Savm, 60

Bize Muhammed b. Yahya, Muhammed b. Râfi, Muhammed b. Ğaylân ve Yahya b. Musa, onlara Abdürezzâk, ona Ma'mer, ona Yahya b. Ebu Kesîr, ona İbrahim b. Abdullah b. Kâriz, ona Sâib b. Yezîd, ona da Râfi b. Hadîc, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kan alan(ın) ve kan aldıran(ın orucu) bozulmuştur." [Ebu İsa der ki: Bu konuda Ali, Sa'd, Şeddâd b. Evs, Sevbân, Üsâme b. Zeyd, Aişe, Ma'kil b. Sinân (İbn Yesâr da denir), İbn Abbas, Ebu Musa ve Bilâl'den de hadis nakledilmiştir. Ebu İsa der ki: Râfi b. Hadîc hadisi, hasen-sahih bir hadistir. Ahmed b. Hanbel'den rivayet edildiğine göre o, bu konudaki en sahih rivayetin Râfi b. Hadîc hadisi olduğunu ifade etmiştir. Ali b. Abdullah (el-Medînî'den) nakledildiğine göre de o, bu konudaki en sahih rivayetin Sevbân ve Şeddâd b. Evs hadisleri olduğunu, zira, Yahya b. Ebu Kesîr'in Sevbân ve Şeddâd b. Evs hadislerini beraberce Ebu Kilâbe'den naklettiğini kaydetmiştir.] [Nebî'nin ashabından ve onlardan başka kimselerden bir kısım ilim ehli, oruçlunun kan aldırmasını (hacamat) kerih görmüştür. Öyle ki, Ebu Musa el-Eş'arî ve İbn Ömer gibi Hz. Peygamber'in bazı sahabîleri geceleyin kan aldırmışlardır. İbn Mübarek de bu görüşü benimsemiştir. Ebu İsa der ki: İshak b. Mansûr'dan işittiğime göre Abdurrahman b. Mehdî “Oruçlu iken kan aldırana kazâ gerekir” demiştir. İshak b. Mansûr'un dediğine göre Ahmed (b. Hanbel) ve İshak (b. Râhûye) de bu görüşü benimsemişlerdir. Bize ez-Za'ferânî'nin rivayet ettiğine göre Şâfiî şöyle demiştir: Nebî'den (sav) nakledildiğine göre o, oruçlu iken kan aldırmıştır. (Yine) Hz. Peygamber'den (sav) rivayet edildiğine göre o, "Kan alan ve aldıranın orucu bozulmuştur" buyurmuştur. (Dolayısıyla) ben, bu iki hadisten hangisinin sabit olduğunu bilemiyorum. Şayet kişi, oruçlu iken (kan aldırmaktan) korunursa, bu benim hoşuma gider. Oruçlu kişi kan aldırırsa da bunun orucunu bozacağını benimsemiyorum. Ebu İsa şöyle demiştir: Şâfiî'nin Bağdat'da iken görüşü bu şekilde idi. Ama o Mısır'da, ruhsata meyledip oruçlunun kan aldırmasında (hacamat) bir beis görmemiştir. (Bu görüşünde), Nebî'nin (sav) veda haccında ihramlı iken kan aldırması (ile alakalı hadisi) delil olarak kullanmıştır.]


Açıklama: Metinde, kendilerinden konu ile alakalı hadis rivayetinde bulunulan sahabîler zikredilirken Sa'd ismi iki defa kaydedilmiştir. Beşşâr Avvad Maruf ve Elbani neşirlerinde Sa'd ismi iki kere değil, bir kere zikredilmiştir. Bundan dolayı tercümede Sa'd ismine bir kez yer verilmiştir. Veri tabanında esas alınan neşir kontrol edilmelidir.

    Öneri Formu
14355 T000774 Tirmizi, Savm, 60

Bize Muhammed b. Müsennâ, ona Yahya (b. Said el-Kattân), ona Hişam (b. Urve), ona da babası (Urve b. Zübeyr), Âişe'nin (r.anha) şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Aşure günü, cahiliye döneminde Kureyş'in oruç tuttuğu bir gündü. Hz. Peygamber (sav) de (hicretten önce) aşure orucunu tutardı. Medine'ye geldiğinde de bu orucu tuttu ve (ashâbına da) tutulmasını emretti. Ramazan (ayında oruç tutma emri) inince, ramazan orucu farz oldu, aşure orucu ise terk edildi. Artık aşure orucunu dileyen tuttu, dileyen de tutmadı."


    Öneri Formu
31417 B004504 Buhari, Tefsir, (Bakara), 24