Giriş

Bize İsmail (b. Uleyye), ona Yunus b. Ubeyd, ona Hasan (el-Basrî), ona da Ebu Hureyre, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu haber vermiştir: "Bir kimse, kardeşinin pazarlığı üzerine pazarlık yapmasın. Kardeşinin (müsbet/menfi henüz sonuçlanmamış) evlilik teklifi üzerine teklifte bulunmasın."


Açıklama: Hadis sahihtir. Ancak Hasen el-Basrî, Ebû Hureyre'den hadis işitmemiştir. Ancak bu hadisi destekleyen başka tarikten gelen bir hadis daha vardır.

    Öneri Formu
49861 HM009514 İbn Hanbel, II, 427

Bize Şeyban b. Ferruh ve Ebu Kâmil -buradaki lâfız Ebu Kamil'indir-, o ikisine Ebu Avane, ona Ebu Bişr, ona da Said b. Cübeyr şöyle demiştir: "İbn Ömer, bir tavuğu hedef yapıp ona ok atan bir guruba rastlamıştı. Onlar, İbn Ömer'i görünce hemen dağıldılar. Manzarayı gören İbn Ömer; bunu kim yaptı? Muhakkak ki Rasulullah'ın (sav) böyle bir şeyi yapan kişiyi lanetlemiştir dedi."


    Öneri Formu
3584 M005061 Müslim, Sayd ve Zebaih, 59

Bize Harmele b. Yahya, ona İbn Vehb, ona Yunus, ona İbn Şihab, ona İbn Müseyyeb, ona da Ebu Hureyre, Rasulullah'ın (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etti: "Müslümanın müslüman üzerindeki hakkı beştir." Bize Abd b. Humeyd, ona Abdürrezzak, ona Mamer, ona Zührî, ona İbn Müseyyeb, ona da Ebu Hureyre, Rasulullah'ın (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etti: "Müslümanın müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selam almak, aksırana يرحمك الله (Allah sana merhamet eylesin) demek, davetine katılmak, hastalandığında ziyaret etmek ve cenazelere katılmaktır." [Abdürrezzak; Mamer bu hadisi Zührî’den, mürsel olarak rivayet ediyordu dedi. Bir rivayette de İbn Müseyyeb, ona da Ebu Hureyre tarıkiyle müsned olarak rivayet etti.]


    Öneri Formu
6009 M005650 Müslim, Selam, 4

Bize Muhammed b. el-Müsenna, ona Ebu Bekir el-Hanefî, ona Abdülhamid b. Cafer, ona Said b. Ebu Said el-Makburî, ona da Ebu Hureyre (ra) şöyle demiştir: Hz. Peygamber (sav) Necid bölgesine doğru bir atlı birliği göndermişti. Onlar da Benû Hanîfe kabilesinden Yemamelilerin efendisi Sümame b. Üsal el-Hanefî denilen bir adamı alıp getirmişlerdi. Bundan sonra râvî, daha önce geçen Leys hadisinin benzerini nakletti. [Şöyle ki: Hz. Peygamber (sav) Necid kabilesine bir atlı birlik gönderdi. Bu birlik Benû Hanîfe kabilesinden Yemâmelilerin reisi Sümâme b. Üsâl denilen kişiyi alıp getirdiler ve onu mescidin direklerinden birine bağladılar. Hz. Peygamber (sav) onun yanına gelip; "ne durumdasın, ey Sümâme" diye sordu. O da ben iyiyim, ya Muhammed! Eğer beni öldürürsen (davasının bırakılmayacağı) kan sahibi birini öldürmüş olursun. İyilik edersen karşılığını verecek birine iyilik etmiş olursun. Eğer mal istiyorsan, iste, sana dilediğin kadar mal verilsin dedi. Hz. Peygamber (sav) onu ertesi güne kadar kendi haline bıraktı. Ertesi gün tekrar geldi ve yine; "ne durumdasın ey Sümâme" diye sordu. O da sana dediğim gibi eğer bana iyilik edersen karşılığını verecek birine iyilik yapmış olursun. Eğer öldürürsen kan davasının güdüleceği kan sahibi birini öldürmüş olursun. Eğer mal istiyorsan iste, sana dilediğin kadar sana verilecektir dedi. Hz. Peygamber (sav) onu yine kendi haline bıraktı ve ertesi gün gelip yine; "ne durumdasın ey Sümâme" diye sordu. O da sana dediğim gibi; eğer bana iyilik edersen karşılığını verecek birine iyilik yapmış olursun. Eğer öldürürsen kan davasının güdüleceği kan sahibi birini öldürmüş olursun. Eğer mal istiyorsan iste, sana dilediğin kadar sana verilecektir dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav); "Sümâme'yi bırakın" buyurdu. Serbest kalınca Sümâme hemen mescide yakın bir hurma bahçesine gidip yıkandı, sonra mescide gelerek şöyle dedi: Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilâh yoktur. Yine şehadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir. Ey Muhammed! Vallahi, yeryüzünde bana senin yüzünden daha çok nefret ettiğim bir yüz yoktu, şimdi ise senin yüzün bana bütün yüzlerden daha sevimli hâle geldi. Vallahi, benim için senin dininden daha daha çok nefret ettiğim bir din yoktu, ama şimdi senin dinin bana bütün dinlerden daha sevimli oldu. Vallahi, senin içinde yaşadığın şehirden daha çok nefret ettiğim bir şehir yoktu. Fakat şimdi senin şehrin bana bütün şehirlerden daha sevgili oldu. Senin atlı birliğin beni aldığında umre yapmaya niyetlenmiştim, şimdi ne buyurursun? Hz. Peygamber (sav) de onu müjdeleyerek umre yapmasını emretti. Mekke'ye gelince bir adam Sümâme'ye; dininden mi döndün dedi. Sümâme de hayır! Ama ben sadece Allah'ın Rasulu'yla beraber müslüman oldum. Allah'ın Rasulü izin vermedikçe Yemâme'den size bir buğday tanesinin bile gelmesine izin verilmeyecektir dedi.] Ravi hadisi bir rivayette; beni öldürürsen kan sahibi birini öldürmüş olursun lafzıyla nakletmiştir.


    Öneri Formu
2541 M004590 Müslim, Cihad ve Siyer, 60

Bize Ebû’l-Hasan Muhammed b. el-Hüseyin b. Davud el-Alevî, ona Ebû Nasr Muhammed b. Hamdeveyh b. Sehl el-Mervezî, ona Mahmud b. Âdem el-Mervezî, ona Süfyan b. Uyeyne, ona Amr b. Dînâr, ona Ebû’l-Abbas es-Sâib b. Ferrûh eş-Şair, ona da Abdullah b. Amr (ra) rivâyet etmiştir: "Rasûlullah (sav) bana; 'Senin gündüzleri oruç tuttuğun, geceleri de ibadetle geçirdiğin bana haber verimedi mi sanıyorsun?' dedi. Ben de, 'Evet, öyle yapıyorum ey Allah’ın Rasûlü' dedim. Bunun üzerine dedi ki: 'Öyle yapma! Öyle yaparsan gözlerin çöker, güçsüz düşersin. Gözlerinin sende hakkı vadır. Nefsinin sende hakkı vardır. Âileninn sende hakkı vardır. Dolayısıyla bir gün oruç tut, bir gün tutma. Geceleri de hem ibadetini yap, hem de uyu'." [ Bunu Buhârî Sahîh’inde Ali b. el-Medînî vasıtasıyla İbn Uyeyne’den rivayet etmiştir. Müslim de Ebû Bekir b. Ebî Şeybe vasıtasıyla İbn Uyeyne’den rivayet etti.]


    Öneri Formu
141567 BS004795 Beyhaki, Sünenü'l Kübra, III, 26

Bana Züheyr b. Harb ve Muhammed b. Hatim, o ikisine (Abdurrahman) b. Mehdi, ona Selim b. Hayyan, ona Said b. Mina, ona da Abdullah b. Amr, Hz. Peygamber'in (sav) kendisine şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Ey Abdullah b. Amr! Bana senin gündüzleri oruç tuttuğun, geceleri de namaz kıldığın haberi geldi. Böyle yapma. Zira bedeninin senin üzerinde hakkı vardır. Gözünün senin üzerinde hakkı vardır. Eşinin de senin üzerinde hakkı vardır. Bazen oruç tut, bazen tutma. Her ay üç gün oruç tutarsan bütün ömrünü oruç tutmuş gibi olursun. Ben de 'Ey Allah'ın Resulü! Buna gücüm yetiyor' deyince şöyle buyurdu: 'O zaman Davud'un (as) orucunu tut. Yani bir gün oruç tutup bir gün tutma.' Abdullah b. Amr sonraları şöyle derdi: 'Keşke Hz. Peygamber'in verdiği ruhsatı kabul etseydim.'"


    Öneri Formu
278888 M002743-2 Müslim, Sıyâm, 193


    Öneri Formu
48181 HM005740 İbn Hanbel, II, 99