Giriş

Bize Ahmed b. Osman b. Hakîm, ona Bekir, ona İsa, ona Muhammmed, ona Hakem, ona Musa b. Talha, ona İbn Havtekiyye, ona da Übey (b. Ka'b) şöyle rivayet etmiştir: "Bir bedevi, yanında kızartılmış tavşan ve ekmek olduğu halde Rasulullah’ın yanına (sav) geldi. Onları Hz. Peygamber’in (sav) önüne koydu ve 'Onun hayız gördüğüne şahit oldum' dedi. Hz. Peygamber (sav) ashabına 'Ziyanı yok, yiyebilirsiniz' dedi. Bedeviye 'Sen de ye' buyurdu. Bedevi 'Ben oruçluyum' deyince, Rasulullah (sav) 'Ne orucu tutuyorsun?' diye sordu. O da 'Her ayda tuttuğum üç günlük orucu' dedi. Rasulullah (sav) 'Eğer her ayda üç gün oruç tutacaksan, ayın dolunay günleri olan en parlak günlerinde; yani on üç, on dört ve on beşinci günlerinde tut' buyurdu." [Ebu Abdurrahman (en-Nesâî) şöyle demiştir: Doğru olan, rivayetin sahâbî ravisinin Ebu Zer olmasıdır. Herhalde hadisi yazan katipler 'Zerr' kelimesini (sehven) 'Übey' olarak kayda geçmişler.]


    Öneri Formu
21633 N002429 Nesai, Sıyâm, 84


Açıklama: Hadiste geçen "ğurr" kelimesi ayın ilk hilal olarak çıkışındaki parlak haline dendiği gibi, mücerret "parlaklık" anlamına da gelir. Burada da "bîd" kelimesinin sıfatı olarak gelmiştir. "Bîd" kelimesi de kamerî aylar için, ayın en parlak olarak görüldüğü geceler için kullanılır. Hadisteki bu sıfat tamlamasını kendinden sonraki kelimeler açıkladığı için (bedel), anlamı buna göre verdik. Buharî de "Eyyâm-ı Bîd" oruçlarının ayın on üç, on dört ve on beşinci günleri olduğuna dair bir bab açmıştır. (Buharî, Savm, 60). Neseî'nin bir rivayeti hariç ilgili hadislerde de terkip "eyyâm-ı bîd" olarak rivayet edilmiştir."el-Kâha" ise, Medine'ye üç merhale mesafedeki yerin ismidir.(Aynî,Umdetü'l-Kârî, XII. 134-136, Beyrut, 2001)

    Öneri Formu