41 Kayıt Bulundu.
Bize Ebu Seleme Yahya b. Halef ve Humeyd b. Mes'ade, onlara Bişr b. Mufaddal, ona Yunus b. Ubeyd, ona Muhammed b. Sirin, ona Ebu'l-Mühelleb, ona da İmrân b. Husayn, Resulullah'ın (sav) şöyle buyurduğunu nakletti: "Kardeşiniz Necâşî vefat etti, haydi kalkın ve onun için cenaze namazı kılın." (İmrân) dedi ki: 'Bunun üzerine biz de kalktık, cenaze için saf tuttuğumuz gibi saf tuttuk ve cenaze namazında olduğu gibi onun için namaz kıldık.' (Tirmizî dedi ki) Bu konuda Ebu Hüreyre, Câbir b. Abdullah, Ebu Saîd, Huzeyfe b. Esîd ve Cerir b. Abdullah’tan nakledilen rivayetler vardır. Ebu İsa (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis, bu kanaldan hasen, sahih ve garib bir hadistir. Ayrıca bu hadis, Ebu Kilâbe’nin amcası Ebu'l-Mühelleb aracılığıyla da İmrân bin Husayn’dan rivayet edilmiştir. Ebu’l Mühelleb’in adı, Abdurrahman b. Amr’dır, Muaviye b. Amr olduğu da söylenir.
Açıklama: Bu hadis, Peygamber Efendimiz'in (sav) Necâşî için gıyâbî cenaze namazı kıldırdığına işaret ettiği gibi aynı zamanda cenaze başka bir yerde de olsa da gıyâbî cenaze namazının meşruiyetine delil olarak kabul edilir. Necâşî, Resulullah'ı (sav) görmeden Ona iman ettiği ve ilk muhacirleri ülkesinde himaye edip onlara güzel muamelede bulunduğu için İslam tarihi boyunca hayırla yâd edilmiştir.
Bize Yahya b. Halef, ona Abdul'alâ, ona Muhammed b. İshak, ona Said b. Ebu Said el-Makburî, ona Amr b. Süleym ez-Züraki, ona da Rasulullah'ın sahabesi Ebu Katade şöyle rivayet etmiştir: "Bizler, öğle namazı -râvi, şüpheye düşüp ya da ikindi namazı dedi- için Rasulullah'ı (sav) beklerken ve Bilal de kamet getirmişken, Rasulullah (sav), kızının kızı Ümâme bt. Ebu Âs omuzunda olduğu halde çıkageldi! Hz. Peygamber (sav), musallaya geçti, biz de arkasında saf tuttuk, (Ümâme) ise olduğu yerde (yani onun omuzunda) durmaktaydı. Nebi (sav) tekbir aldı, bizler de tekbir getirdik. Nihayet Rasulullah (sav), rükûa gitmek istediğinde, onu alıp (yere) koydu. Ardından rükûa ve secdeye vardı. Nihayet secdelerini bitirdi, ardından kıyama durdu. (Ümâme'yi tekrar) aldı ve (aynı) yere koydu. Hz. Peygamber (sav) namazını bitirene dek bunu, tüm rekatlarda yaptı."
Bize Yahya b. Halef Ebu Seleme, ona Abdüla'lâ, ona Katade, ona Zürâre b. Ebu Evfâ, ona Sa'd b. Hişam ona da Hz. Âişe'nin ( r. anhâ) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah'a kavuşmayı arzu ederseظ Allah da ona kavuşmayı arzu eder. Her kim de Allah'a kavuşmayı arzu etmezseظ Allah da ona kavuşmayı arzu etmez." Bu söz üzerine kendisine denildi ki "Ya Rasulallah! Allah'a kavuşmayı arzu etmemek, ölüme kavuşmayı arzu etmeme sebebiyledir ve hiç birimiz de ölüme kavuşmayı arzu etmiyor." Buna karşılık Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Hayır (öyle değil). Bu ancak kişinin ölümü esnasında olur. Bu esnada kişi, Allah'ın rahmeti ve mağfireti ile müjdelendiği vakit Allah'a kavuşmayı arzu eder. Allah'ın azabı ile müjdelendiği vakit de Allah'a kavuşmayı arzu etmez."
Bize Yahya b. Halef Ebu Seleme, ona Bişr b. el-Mufaddal, ona Abdurrahman b. İshak, ona ez-Zührî, ona Salim, ona da Salim'in babasından (Abdullah b. Ömer) rivayet edildiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Uğursuzluk üç şeyde olur: Atta, kadında ve evde."
Açıklama: Elbani bu hadisin şazz olduğunu ifade etmiştir.
Bize Yahya b. Halef ve Muhammed b. Ziyâd, onlara Bişr b. Mufaddal; (T) Bize Amr b. Râfi', ona Hüşeym, onlara Yunus, ona Ebu Kilâbe, ona Ebu Mühelleb, ona da İmrân b. Husayn, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Kardeşiniz Necâşî vefat etmiştir. (Haydi onu için cenaze) namazını kılın!" (İmrân b. Husayn şöyle demiştir): Hz. Peygamber (sav) kalktı, bizler arkasında namaz kıldık. Ben ikinci safta idim, Nebî (sav) onun namazını kıl(dır)dı.
Açıklama: İslam tarihi boyunca hayırla yâd edilen Necâşî’nin ölüm haberini bizzat Müslümanlara Hz. Peygamber (sav), vermiş ve onun gıyabında cenaze namazını kıldırmıştır. Allah Resûlü (sav) ashâbıyla saf tutmuş ve kılınan bu giyabî cenaze namazında dört tekbir getirmiştir.
Bize Yahya b. Halef, ona Ebu Âsım, ona İbn Cüreyc, ona Ebu Zübeyr, ona da Ubeyd b. Umeyr'in rivayet ettiğine göre, bir adam gelip; Ey Allah'ın Rasulü, develerin hakkı nedir? diye sordu. Ravi önceki hadisin benzerini zikretti ve buna "develerin süt kovalarını ariyet olarak verirsin" sözünü ekledi.