حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ أَخْبَرَنِى الْحَجَّاجُ بْنُ أَبِى عُثْمَانَ عَنْ أَبِى الزُّبَيْرِ عَنْ عَوْنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ عَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ بَيْنَمَا نَحْنُ نُصَلِّى مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ قَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرًا وَسُبْحَانَ اللَّهِ بُكْرَةً وَأَصِيلاً. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
"مَنِ الْقَائِلُ كَلِمَةَ كَذَا وَكَذَا." قَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ
"عَجِبْتُ لَهَا فُتِحَتْ لَهَا أَبْوَابُ السَّمَاءِ."
[قَالَ ابْنُ عُمَرَ فَمَا تَرَكْتُهُنَّ مُنْذُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ذَلِكَ.]
Öneri Formu
Hadis Id, No:
5136, M001358
Hadis:
حَدَّثَنَا زُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ أَخْبَرَنِى الْحَجَّاجُ بْنُ أَبِى عُثْمَانَ عَنْ أَبِى الزُّبَيْرِ عَنْ عَوْنِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ عَنِ ابْنِ عُمَرَ قَالَ بَيْنَمَا نَحْنُ نُصَلِّى مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ قَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا وَالْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرًا وَسُبْحَانَ اللَّهِ بُكْرَةً وَأَصِيلاً. فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم
"مَنِ الْقَائِلُ كَلِمَةَ كَذَا وَكَذَا." قَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ أَنَا يَا رَسُولَ اللَّهِ. قَالَ
"عَجِبْتُ لَهَا فُتِحَتْ لَهَا أَبْوَابُ السَّمَاءِ."
[قَالَ ابْنُ عُمَرَ فَمَا تَرَكْتُهُنَّ مُنْذُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ ذَلِكَ.]
Tercemesi:
Bize Züheyr b. Harb, ona İsmail b. Uleyye, ona el-Haccac b. Ebu Osman, ona Ebu Zübeyr, ona Avn b. Abdullah b. Utbe, ona İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Bizler Rasulullah (sav) ile namaz kılıyorken cemaat arasından bir adam; Allahu Ekber Kebirâ ve’l-hamdulillahi kesirâ ve subhânallahi bukraten ve asîlâ: Allah pek büyük ve azametlidir, ona pek çok hamd olsun, sabah akşam Allah'ı her türlü eksiklikten tenzih ederim dedi. Bu sefer Rasulullah (sav); "şu şu sözleri söyleyen kim?" buyurdu. Cemaat arasından bir adam; bendim ey Allah'ın Rasulü dedi. Rasulullah (sav); "bu sözler beni hayrete düşürdü. Çünkü Sema'nın kapıları bu sözler için açıldı" buyurdu.
[İbn Ömer dedi ki: Rasulullah'ın (sav) bu sözleri buyurduğunu dinlediğimden itibaren onları söylemeyi asla terk etmedim.]
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Mesâcid ve Mevâdi'u's-salât 1358, /238
Senetler:
1. İbn Ömer Abdullah b. Ömer el-Adevî (Abdullah b. Ömer b. Hattab)
2. Ebu Abdullah Avn b. Abdullah el-Hüzeli (Avn b. Abdullah b. Utbe b. Mesud)
3. Ebu Zübeyr Muhammed b. Müslim el-Kuraşi (Muhammed b. Müslim b. Tedrus)
4. Ebu Salt Haccac b. Ebû Osman es-Savvâf (Haccac b. Meysera)
5. Ebu Bişr İsmail b. Uleyye el-Esedî (İsmail b. İbrahim b. Miksem)
6. Ebu Hayseme Züheyr b. Harb el-Haraşî (Züheyr b. Harb b. Eştâl)
Konular:
Allah İnancı, Allah'ın kulu ile ilişkisi
Dua, Allah’la iletişim aracı
KTB, NAMAZ,
Öneri Formu
Hadis Id, No:
16639, T001168
Hadis:
حَدَّثَنَا حُمَيْدُ بْنُ مَسْعَدَةَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ حَبِيبٍ عَنِ الْحَجَّاجِ الصَّوَّافِ عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِى كَثِيرٍ عَنْ أَبِى سَلَمَةَ عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم « إِنَّ اللَّهَ يَغَارُ وَالْمُؤْمِنُ يَغَارُ وَغَيْرَةُ اللَّهِ أَنْ يَأْتِىَ الْمُؤْمِنُ مَا حَرَّمَ عَلَيْهِ » . قَالَ وَفِى الْبَابِ عَنْ عَائِشَةَ وَعَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ . قَالَ أَبُو عِيسَى حَدِيثُ أَبِى هُرَيْرَةَ حَدِيثٌ حَسَنٌ غَرِيبٌ . وَقَدْ رُوِىَ عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِى كَثِيرٍ عَنْ أَبِى سَلَمَةَ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ أَبِى بَكْرٍ عَنِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم هَذَا الْحَدِيثُ وَكِلاَ الْحَدِيثَيْنِ صَحِيحٌ . وَالْحَجَّاجُ الصَّوَّافُ هُوَ الْحَجَّاجُ بْنُ أَبِى عُثْمَانَ وَأَبُو عُثْمَانَ اسْمُهُ مَيْسَرَةُ. وَالْحَجَّاجُ يُكْنَى أَبَا الصَّلْتِ وَثَّقَهُ يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ . حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْعَطَّارُ عَنْ عَلِىِّ بْنِ الْمَدِينِىِّ قَالَ: سَأَلْتُ يَحْيَى بْنَ سَعِيدٍ الْقَطَّانَ عَنْ حَجَّاجٍ الصَّوَّافِ فَقَالَ: ثِقَةٌ فَطِنٌ كَيِّسٌ .
Tercemesi:
Bize Humeyd b. Mes’ade, ona Süfyan b. Habib, ona el-Haccâc es-Savvâf, ona Yahya b. Ebu Kesir, ona Ebu Seleme, ona da Ebu Hureyre’nin şöyle dediğini rivayet etti: Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: “Şüphesiz Allah kıskanır, mümin de kıskanır. Allah’ın kıskanması ise müminin, Allah’ın kendisine haram kıldığı şeyleri yapmasından dolayıdır.”
(Tirmizi) dedi ki: Bu hususta Âişe ve Abdullah b. Ömer’den gelmiş rivayetler de vardır.
Ebu İsa (Tirmizi) dedi ki: Ebu Hureyre’nin hadisi hasen garip bir hadistir. Yahya b. Ebu Kesir’e, Ebu Seleme, ona Urve, ona Ebu Bekr’in kızı Esma’nın Nebi’den (sav) bir rivayeti olarak da bu hadis rivayet edilmiş bulunmaktadır. Her iki hadis de sahihtir.
Haccâc es-Savvâf’ın adı, el-Haccâc b. Ebu Osman’dır. Ebu Osman’ın adı ise Meysere’dir. el-Haccac’ın künyesi Ebu’s-Salt olup, Yahya b. Saîd onun sika olduğunu ifade etmiştir.
Bize Ebu Bekr el-Attar, Ali el-Medînî’nin şöyle dediğini rivayet etti: Yahya b. Saîd el-Kattan’a Haccâc es-Savvâf’a dair soru sordum. O: “Sikadır (güvenilirdir), çok kavrayışlı ve akıllı birisidir” dedi.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Tirmizî, Sünen-i Tirmizî, Radâ' 14, 3/471
Senetler:
1. Ebu Hureyre ed-Devsî (Abdurrahman b. Sahr)
2. Ebu Seleme b. Abdurrahman ez-Zuhrî (Abdullah b. Abdurrahman b. Avf b. Abduavf)
3. Ebu Nasr Yahya b. Ebu Kesir et-Tâî (Yahya b. Salih b. Mütevekkil)
4. Ebu Salt Haccac b. Ebû Osman es-Savvâf (Haccac b. Meysera)
5. Süfyan b. Habib el-Basri (Süfyan b. Habib)
6. Humeyd b. Mes'ade es-Sami (Humeyd b. Mes'ade b. Mübarek)
Konular:
Allah İnancı, Allah'ın kıskanması
HELALLER VE HARAMLAR
حدثنا محمد بن المثنى قال حدثنا بن أبي عدي عن حجاج الصواف عن أبي الزبير عن جابر قال : إذا دخل الرجل بيته أو أوى إلى فراشه ابتدره ملك وشيطان فقال الملك اختم بخير وقال الشيطان اختم بشر فان حمد الله وذكره أطرده وبات يكلأه فإذا استيقظ ابتدره ملك وشيطان فقالا مثله فإن ذكر الله وقال الحمد لله الذي رد إلي نفسي بعد موتها ولم يمتها في منامها الحمد لله الذي يمسك السماوات والأرض أن تزولا ولئن زالتا إن أمسكهما من أحد من بعده إنه كان حليما غفورا الحمد لله الذي يمسك السماء أن تقع على الأرض إلا بإذنه إلى رءوف رحيم فان مات مات شهيدا وإن قام فصلى صلى في فضائل
Öneri Formu
Hadis Id, No:
166351, EM001214
Hadis:
حدثنا محمد بن المثنى قال حدثنا بن أبي عدي عن حجاج الصواف عن أبي الزبير عن جابر قال : إذا دخل الرجل بيته أو أوى إلى فراشه ابتدره ملك وشيطان فقال الملك اختم بخير وقال الشيطان اختم بشر فان حمد الله وذكره أطرده وبات يكلأه فإذا استيقظ ابتدره ملك وشيطان فقالا مثله فإن ذكر الله وقال الحمد لله الذي رد إلي نفسي بعد موتها ولم يمتها في منامها الحمد لله الذي يمسك السماوات والأرض أن تزولا ولئن زالتا إن أمسكهما من أحد من بعده إنه كان حليما غفورا الحمد لله الذي يمسك السماء أن تقع على الأرض إلا بإذنه إلى رءوف رحيم فان مات مات شهيدا وإن قام فصلى صلى في فضائل
Tercemesi:
Bize Muhammed b. Müsenna, ona (Muhammed b. İbrahim) b. Ebu Adî, ona Haccac es-Savvaf, ona Ebu Zübeyr (Muhammed b. Müslim), ona da Cabir (b. Abdullah) şöyle haber vermiştir: Kişi evine girdiğinde veya yatağına uzandığında bir melekle bir şeytan gelir ve onun hakkında mücadele ederler. Melek şöyle der: Hayırla (gününü) tamamla. Şeytan da şöyle der: Şerle (gününü) tamamla. Eğer kişi Allah'a hamdeder ve onu zikrederse şeytanı uzaklaştırır ve melek onu korur. Uyuduğunda da melek ve şeytan o kişi hakkında yine mücadeleye devam ederler ve aynı şekilde konuşurlar. Eğer kişi Allah'ı zikreder ve şunu derse; 'Canımı öldükten sonra iade eden ve beni uykuda öldürmeyen Allah'a hamdolsun. Gökleri ve yeri sarsılmayacak bir şekilde ayakta tutan Allah'a hamdolsun. Eğer onlar sarsılırlarsa Allah'tan başka onu tutacak yoktur. O Halim ve Gafurdur. Ancak onun izniyle (kıyamette) düşecek olan gökleri tutan Allah'a hamdolsun. O Rauf ve Rahimdir.' Kişi bu duayı yapıp ölürse şehit olarak ölmüş olur. Eğer kalkar ve namaz kılarsa bu namazı onu için pek çok fazilettir.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, el-Edebü'l-Müfred, 1214, /919
Senetler:
0. Mevkuf (Mevkuf)
1. Cabir b. Abdullah el-Ensârî (Cabir b. Abdullah b. Amr b. Haram b. Salebe)
2. Ebu Zübeyr Muhammed b. Müslim el-Kuraşi (Muhammed b. Müslim b. Tedrus)
3. Ebu Salt Haccac b. Ebû Osman es-Savvâf (Haccac b. Meysera)
4. Ebu Amr Muhammed b. İbrahim es-Sülemî (Muhammed b. İbrahim b. Ebu Adî)
5. Muhammed b. Müsenna el-Anezî (Muhammed b. Müsenna b. Ubeyd b. Kays b. Dinar)
Konular:
Adab, yatma-kalkma adabı
Dua, uyumadan önce okunacak, dua, ayet vs.
Melek, Cin, Şeytan
Şeytan, sembolizmi, bağlanması
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بن غَنَّامٍ ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بن أَبِي شَيْبَةَ ، ح
وَثَنَا الْحُسَيْنُ بن إِسْحَاقَ التُّسْتَرِيُّ ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بن أَبِي شَيْبَةَ ، قَالا : حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بن بِشْرٍ ، حَدَّثَنَا حَجَّاجُ الصَّوَّافُ ، عَنْ يَحْيَى بن أَبِي كَثِيرٍ ، عَنْ مُحَمَّدِ بن إِبْرَاهِيمَ ، عَنِ ابْنِ جَابِرِ بن عَتِيكٍ الأَنْصَارِيِّ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ، مِثْلَهُ ،
Öneri Formu
Hadis Id, No:
271478, MK001776-2
Hadis:
حَدَّثَنَا عُبَيْدُ بن غَنَّامٍ ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بن أَبِي شَيْبَةَ ، ح
وَثَنَا الْحُسَيْنُ بن إِسْحَاقَ التُّسْتَرِيُّ ، حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بن أَبِي شَيْبَةَ ، قَالا : حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بن بِشْرٍ ، حَدَّثَنَا حَجَّاجُ الصَّوَّافُ ، عَنْ يَحْيَى بن أَبِي كَثِيرٍ ، عَنْ مُحَمَّدِ بن إِبْرَاهِيمَ ، عَنِ ابْنِ جَابِرِ بن عَتِيكٍ الأَنْصَارِيِّ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ، مِثْلَهُ ،
Tercemesi:
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Taberânî, Mu'cem-i kebîr, Cabir b. Atîk el-Ensarî Bedrî 1776, 2/474
Senetler:
1. Cebr b. Atîk el-Ensarî (Cabir b. Atik b. Kays b. Mürrî b. Ka'b b. Seleme)
2. Abdurrahman b. Cabir el-Ensarî (Abdurrahman b. Cabir b. Atik)
3. Ebu Abdullah Muhammed b. İbrahim et-Teymî el-Kuraşî (Muhammed b. İbrahim b. Hâris b. Hâlid)
4. Ebu Nasr Yahya b. Ebu Kesir et-Tâî (Yahya b. Salih b. Mütevekkil)
5. Ebu Salt Haccac b. Ebû Osman es-Savvâf (Haccac b. Meysera)
6. Ebu Abdullah Muhammed b. Bişr el-Abdî (Muhammed b. Bişr b. Fürâfisa b. Muhtar b. Rudeyh)
7. Ebu Bekir İbn Ebu Şeybe el-Absî (Abdullah b. Muhammed b. İbrahim b. Osman)
8. Ebu Muhammed Abdullah b. Gannam en-Nehaî (Abdullah b. Gannam b. Hafs b. Giyâs)
Konular:
Kibir, Kibir ve gurur
Tevazu, müslüman mütevazidir
Öneri Formu
Hadis Id, No:
4347, M001199
Hadis:
حَدَّثَنَا أَبُو جَعْفَرٍ مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ وَأَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِى شَيْبَةَ - وَتَقَارَبَا فِى لَفْظِ الْحَدِيثِ - قَالاَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ عَنْ حَجَّاجٍ الصَّوَّافِ عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِى كَثِيرٍ عَنْ هِلاَلِ بْنِ أَبِى مَيْمُونَةَ عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ الْحَكَمِ السُّلَمِىِّ قَالَ بَيْنَا أَنَا أُصَلِّى مَعَ رَسُولِ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم إِذْ عَطَسَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ فَقُلْتُ يَرْحَمُكَ اللَّهُ. فَرَمَانِى الْقَوْمُ بِأَبْصَارِهِمْ فَقُلْتُ وَاثُكْلَ أُمِّيَاهْ مَا شَأْنُكُمْ تَنْظُرُونَ إِلَىَّ. فَجَعَلُوا يَضْرِبُونَ بِأَيْدِيهِمْ عَلَى أَفْخَاذِهِمْ فَلَمَّا رَأَيْتُهُمْ يُصَمِّتُونَنِى لَكِنِّى سَكَتُّ فَلَمَّا صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَبِأَبِى هُوَ وَأُمِّى مَا رَأَيْتُ مُعَلِّمًا قَبْلَهُ وَلاَ بَعْدَهُ أَحْسَنَ تَعْلِيمًا مِنْهُ فَوَاللَّهِ مَا كَهَرَنِى وَلاَ ضَرَبَنِى وَلاَ شَتَمَنِى قَالَ
"إِنَّ هَذِهِ الصَّلاَةَ لاَ يَصْلُحُ فِيهَا شَىْءٌ مِنْ كَلاَمِ النَّاسِ إِنَّمَا هُوَ التَّسْبِيحُ وَالتَّكْبِيرُ وَقِرَاءَةُ الْقُرْآنِ." أَوْ كَمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنِّى حَدِيثُ عَهْدٍ بِجَاهِلِيَّةٍ وَقَدْ جَاءَ اللَّهُ بِالإِسْلاَمِ وَإِنَّ مِنَّا رِجَالاً يَأْتُونَ الْكُهَّانَ. قَالَ
"فَلاَ تَأْتِهِمْ." قَالَ وَمِنَّا رِجَالٌ يَتَطَيَّرُونَ. قَالَ
"ذَاكَ شَىْءٌ يَجِدُونَهُ فِى صُدُورِهِمْ فَلاَ يَصُدَّنَّهُمْ." قَالَ ابْنُ الصَّبَّاحِ
"فَلاَ يَصُدَّنَّكُمْ." قَالَ قُلْتُ وَمِنَّا رِجَالٌ يَخُطُّونَ. قَالَ
"كَانَ نَبِىٌّ مِنَ الأَنْبِيَاءِ يَخُطُّ فَمَنْ وَافَقَ خَطَّهُ فَذَاكَ." قَالَ وَكَانَتْ لِى جَارِيَةٌ تَرْعَى غَنَمًا لِى قِبَلَ أُحُدٍ وَالْجَوَّانِيَّةِ فَاطَّلَعْتُ ذَاتَ يَوْمٍ فَإِذَا الذِّيبُ قَدْ ذَهَبَ بِشَاةٍ مِنْ غَنَمِهَا وَأَنَا رَجُلٌ مِنْ بَنِى آدَمَ آسَفُ كَمَا يَأْسَفُونَ لَكِنِّى صَكَكْتُهَا صَكَّةً فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم فَعَظَّمَ ذَلِكَ عَلَىَّ قُلْتُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَفَلاَ أُعْتِقُهَا قَالَ
"ائْتِنِى بِهَا." فَأَتَيْتُهُ بِهَا فَقَالَ لَهَا
"أَيْنَ اللَّهُ." قَالَتْ فِى السَّمَاءِ. قَالَ
"مَنْ أَنَا." قَالَتْ أَنْتَ رَسُولُ اللَّهِ. قَالَ
"أَعْتِقْهَا فَإِنَّهَا مُؤْمِنَةٌ."
Tercemesi:
Bize Ebu Cafer b. Muhammed b. Sabbah ve Ebu Bekir b. Ebu Şeybe –hadisi lafzen rivayetleri birbirine yakındır-, ikisine İsmail b. İbrahim, ona Haccac es-Savvâf, ona Yahya b. Ebu Kesir, ona Hilal b. Ebu Meymune, ona Ata b. Yesar, ona Muaviye b. el-Hakem es Sülemi'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Ben Rasulullah (sav) ile namaz kılmakta iken, cemaatten birisi hapşırdı. Ben de yerhamukellah dedim. Herkes gözlerini dikip bana bakınca ben; hay anam beni kaybedesice, bu haliniz ne? Bana böyle niye bakıyorsunuz? deyince, bu sefer elleriyle uyluklarına vurmaya başladılar. Onların beni susturmak istediklerini gördüm, ben de sustum. Rasulullah (sav) namazını bitirince babam, anam ona feda olsun ne ondan önce ne ondan sonra, öğreticiliği ondan daha güzel olan bir öğretmen görmedim. Vallahi ne beni azarladı ne dövdü ne de ağır sözler söyledi. Sadece; "hiç şüphesiz, bu namaz esnasında insan sözlerinden bir şeyin söylenmesi uygun değildir. Onda söylenecekler ancak tesbih etmek, tekbir getirmek ve Kur'an okumaktan ibarettir" buyurdu. -Yahut da Rasulullah (sav) nasıl buyurduysa öyle dedi.- Ben; ey Allah'ın Rasulü! Ben cahiliye döneminden henüz yeni kurtuldum. Allah İslam'ı gönderdi, bizden kâhinlere giden kimseler de var dedim. O; "sen onlara gitme!" buyurdu. Bizden birtakım şeyleri uğursuz sayanlar da var dedim. O; "bu onların içlerinde hissettikleri bir duygudur. Sakın bu, onları yapmak istediklerinden alıkoymasın" buyurdu.
İbnu’s Sabbah ise rivayetinde; "sakın sizi alıkoymasın" dedi.- Ben; bizden çizgi çizen birtakım kimseler var dedim. O; "Nebilerden birisi çizgi çizerdi. Kimin çizmesi uygun düşerse işte bu isabet etmiş olur" buyurdu. Dedi ki: Benim Uhud ve el-Cevâniyye taraflarında koyunlarımı otlatan bir cariyem vardı. Bir gün, kurt onun koyunlarından birisini alıp götürmüş, ben de Adem oğullarından bir adamım. Onların üzüldükleri gibi ben de üzülürüm fakat ben ona bir tokat attım. Arkasından Rasulullah'ın (sav) huzuruna vardım. Yaptığım bu işin pek büyük bir iş olduğunu bana anlattı. Ben de ey Allah'ın Rasulü, onu azat edeyim mi? dedim. Allah Rasulü; "onu yanıma getir" buyurdu. Cariyeyi onun yanına götürdüm. Ona; "Allah nerede?" dedi. Cariye; semada dedi.
"Ben kimim?" dedi. Cariye; Sen Allah'ın Rasulü'sün dedi. O; "Sen bunu azat et, çünkü o mümine bir cariyedir" buyurdu.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Mesâcid ve Mevâdi'u's-salât 1199, /215
Senetler:
1. Muaviye b. Hakem es-Sülemi (Muaviye b. Hakem b. Malik b. Halid b. Sahr)
2. Ebu Muhammed Ata b. Yesar el-Hilalî (Ata b. Yesar)
3. İbn Ebu Meymune Hilal b. Ebu Meymune el-Kuraşî (Hilal b. Ali b. Üsame)
4. Ebu Salt Haccac b. Ebû Osman es-Savvâf (Haccac b. Meysera)
5. Ebu Bişr İsmail b. Uleyye el-Esedî (İsmail b. İbrahim b. Miksem)
6. Ebu Bekir İbn Ebu Şeybe el-Absî (Abdullah b. Muhammed b. İbrahim b. Osman)
6. Ebu Cafer Muhammed b. Sabbah ed-Dûlâbî (Muhammed b. Sabbah)
Konular:
cahiliye, âdetleri
Eğitim, eğitim-öğretim metodu
Hz. Peygamber döneminde bilgi (nesep, arrafe, kıyafe, şiir, vb.)
Kahin, Kehanet, kahine gitmek veya inanmak
Köle, Cariye, azadı, insan hürriyeti
KTB, NAMAZ,
Namaz, mahiyeti
Namaz, namaz
Namaz, namazda iken yapılan hareketler
Öneri Formu
Hadis Id, No:
140752, BS003975
Hadis:
3975- أَخْبَرَنَا أَبُو عَبْدِ اللَّهِ الْحَافِظُ أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ جَعْفَرٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَحْمَدَ قَالَ حَدَّثَنِى أَبِى حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ. قَالَ وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَعْقُوبَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ قُتَيْبَةَ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِى شَيْبَةَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ قَالَ حَدَّثَنِى الْحَجَّاجُ بْنُ أَبِى عُثْمَانَ قَالَ حَدَّثَنِى يَحْيَى بْنُ أَبِى كَثِيرٍ عَنْ هِلاَلِ بْنِ أَبِى مَيْمُونَةَ عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ الْحَكَمِ السُّلَمِىِّ قَالَ : بَيْنَمَا نَحْنُ نُصَلِّى مَعَ رَسُولِ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- إِذْ عَطَسَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ فَقُلْتُ : يَرْحَمُكَ اللَّهُ ، فَرَمَانِى الْقَوْمُ بِأَبْصَارِهِمْ فَقُلْتُ : وَاثُكْلَ أُمِّيَاهُ مَا شَأْنُكُمْ تَنْظُرُونَ إِلَىَّ؟ فَجَعَلُوا يَضْرِبُونَ بِأَيْدِيهِمْ عَلَى أَفْخَاذِهِمْ ، فَلَمَّا رَأَيْتُهُمْ يُصَمِّتُونِى لَكِنِّى سَكَتُّ ، فَلَمَّا صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- فَبِأَبِى هُوَ وَأُمِّى مَا رَأَيْتُ مُعَلِّمًا قَبْلَهُ وَلاَ بَعْدَهُ أَحْسَنَ تَعْلِيمًا مِنْهُ ، وَاللَّهِ مَا كَهَرَنِى وَلاَ شَتَمَنِى وَلاَ ضَرَبَنِى. قَالَ :« إنَّ هَذِهِ الصَّلاَةَ لاَ يَصْلُحُ فِيهَا شَىْءٌ مِنْ كَلاَمِ النَّاسِ هَذَا ، إِنَمَّا هُوَ التَّسْبِيحُ وَالتَّكْبِيرُ وَقِرَاءَةُ الْقُرْآنِ ». أَوْ كَمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم-. رَوَاهُ مُسْلِمٌ فِى الصَّحِيحِ عَنْ أَبِى بَكْرِ بْنِ أَبِى شَيْبَةَ وَغَيْرِهِ.
Tercemesi:
Bize Ebû Abdullah el-Hâfız, ona Ahmed b. Ca’fer, ona Abdullah b. Ahmed, ona Babam (Ahmed b. Hanbel), ona İsmâil yahut (ikinci isnad) ona (Ebû Abdullah el-Hâfız’a) Muhammed b. Ya’kûb, ona İsmâil b. Kuteybe, ona Ebû Bekir b. Ebî Şeybe, ona İsmâil (buradan itibaren isnadın müşterek kısmı) yani İsmâil b. İbrâhim, ona el-Haccâc b. Ebî Osmân, ona Yahyâ b. Ebî Kesîr, ona Hilâl b. Ebî Meymûne, ona Atâ b. Yesâr, ona da Muâviye b. el-Hakem es-Sülemî şöyle anlattı: Rasûlüllah (s.a.v.) ile birlikte namaz kıldığımız sırada cemaatten biri hapşırınca/aksırınca ben “Allah sana merhamet etsin(Çok yaşa)” dedim. Bütün cemaat dik dik/sert sert bakışlarını ona doğru fırlattılar. Ve ben de “Vay anası yitiresice vay/Vay anasını vay/Vay anası ağlayasıca! Ne oluyor size?” dedim. Ve elleriyle baldırlarına/uyluklarına vurmaya başladılar. Beni susturmaya çalıştıklarını görünce sustum ve konuşmayı kestim. Rasûlüllah (s.a.v.), - anam babam ona feda olsun ki, ne önce ne de sonra ondan daha güzel öğreten hiçbir muallim hayatta görmedim- vallahi bana surat yapmadı, azarlamadı, sövüp saymadı ve beni dövmedi. Fakat şöyle buyurdu: “Şu namaz var ya, kuşkusuz onu kılarken onda hiçbir insan sözü uygun düşmez/yakışık almaz. Filhakika namazda kelam deyince; akla sadece tesbih, tekbir ve Kur’an okumak gelir. (Ravi rivayeti olduğu gibi aktaramamış olma endişesiyle şöyle dedi:) Yahut Rasûlüllah (s.a.v.)’in buyurduğu gibidir. (Beyhakî diyor ki:) Bu hadisi Müslim de Sahihinde Ebu Bekir b. Ebî Şeybe’den ve başkalarından rivayet etti.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Beyhakî, Sünen-i Kebir, Salât 3975, 4/585
Senetler:
1. Muaviye b. Hakem es-Sülemi (Muaviye b. Hakem b. Malik b. Halid b. Sahr)
2. Ebu Muhammed Ata b. Yesar el-Hilalî (Ata b. Yesar)
3. İbn Ebu Meymune Hilal b. Ebu Meymune el-Kuraşî (Hilal b. Ali b. Üsame)
4. Ebu Nasr Yahya b. Ebu Kesir et-Tâî (Yahya b. Salih b. Mütevekkil)
5. Ebu Salt Haccac b. Ebû Osman es-Savvâf (Haccac b. Meysera)
6. Ebu Bişr İsmail b. Uleyye el-Esedî (İsmail b. İbrahim b. Miksem)
7. Ebu Bekir İbn Ebu Şeybe el-Absî (Abdullah b. Muhammed b. İbrahim b. Osman)
8. Ebu Yakub İsmail b. Kuteybe es-Sülemi (İsmail b. Kuteybe b. Abdurrahman)
9. Muhammed b. Yakub el-Ümevî (Muhammed b. Yakub b. Yusuf b. Ma'kil b. Sinan b. Abdullah)
10. Hakim en-Nîsâbûrî (Muhammed b. Abdullah b. Hamdûye b. Nu'aym b. el-Hakem)
Konular:
Eğitim, eğitim-öğretim metodu
Hz. Peygamber, eğitim metodu
KTB, SELAM
Namaz, namazda konuşmak
Namaz, namazda yanılınca alkış,
Namaz, namazda yanılınca Tesbih,
Selam, karşılık verilmeyecek durumlar
Selam, namaz kılana
Öneri Formu
Hadis Id, No:
270335, BS003975-2
Hadis:
3975- أَخْبَرَنَا أَبُو عَبْدِ اللَّهِ الْحَافِظُ أَخْبَرَنَا أَحْمَدُ بْنُ جَعْفَرٍ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ أَحْمَدَ قَالَ حَدَّثَنِى أَبِى حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ. قَالَ وَحَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَعْقُوبَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ قُتَيْبَةَ حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِى شَيْبَةَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ إِبْرَاهِيمَ قَالَ حَدَّثَنِى الْحَجَّاجُ بْنُ أَبِى عُثْمَانَ قَالَ حَدَّثَنِى يَحْيَى بْنُ أَبِى كَثِيرٍ عَنْ هِلاَلِ بْنِ أَبِى مَيْمُونَةَ عَنْ عَطَاءِ بْنِ يَسَارٍ عَنْ مُعَاوِيَةَ بْنِ الْحَكَمِ السُّلَمِىِّ قَالَ : بَيْنَمَا نَحْنُ نُصَلِّى مَعَ رَسُولِ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- إِذْ عَطَسَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ فَقُلْتُ : يَرْحَمُكَ اللَّهُ ، فَرَمَانِى الْقَوْمُ بِأَبْصَارِهِمْ فَقُلْتُ : وَاثُكْلَ أُمِّيَاهُ مَا شَأْنُكُمْ تَنْظُرُونَ إِلَىَّ؟ فَجَعَلُوا يَضْرِبُونَ بِأَيْدِيهِمْ عَلَى أَفْخَاذِهِمْ ، فَلَمَّا رَأَيْتُهُمْ يُصَمِّتُونِى لَكِنِّى سَكَتُّ ، فَلَمَّا صَلَّى رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- فَبِأَبِى هُوَ وَأُمِّى مَا رَأَيْتُ مُعَلِّمًا قَبْلَهُ وَلاَ بَعْدَهُ أَحْسَنَ تَعْلِيمًا مِنْهُ ، وَاللَّهِ مَا كَهَرَنِى وَلاَ شَتَمَنِى وَلاَ ضَرَبَنِى. قَالَ :« إنَّ هَذِهِ الصَّلاَةَ لاَ يَصْلُحُ فِيهَا شَىْءٌ مِنْ كَلاَمِ النَّاسِ هَذَا ، إِنَمَّا هُوَ التَّسْبِيحُ وَالتَّكْبِيرُ وَقِرَاءَةُ الْقُرْآنِ ». أَوْ كَمَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم-. رَوَاهُ مُسْلِمٌ فِى الصَّحِيحِ عَنْ أَبِى بَكْرِ بْنِ أَبِى شَيْبَةَ وَغَيْرِهِ.
Tercemesi:
Bize Ebû Abdullah el-Hâfız, ona Ahmed b. Ca’fer, ona Abdullah b. Ahmed, ona Babam (Ahmed b. Hanbel), ona İsmâil yahut (ikinci isnad) ona (Ebû Abdullah el-Hâfız’a) Muhammed b. Ya’kûb, ona İsmâil b. Kuteybe, ona Ebû Bekir b. Ebî Şeybe, ona İsmâil (buradan itibaren isnadın müşterek kısmı) yani İsmâil b. İbrâhim, ona el-Haccâc b. Ebî Osmân, ona Yahyâ b. Ebî Kesîr, ona Hilâl b. Ebî Meymûne, ona Atâ b. Yesâr, ona da Muâviye b. el-Hakem es-Sülemî şöyle anlattı: Rasûlüllah (s.a.v.) ile birlikte namaz kıldığımız sırada cemaatten biri hapşırınca/aksırınca ben “Allah sana merhamet etsin(Çok yaşa)” dedim. Bütün cemaat dik dik/sert sert bakışlarını ona doğru fırlattılar. Ve ben de “Vay anası yitiresice vay/Vay anasını vay/Vay anası ağlayasıca! Ne oluyor size?” dedim. Ve elleriyle baldırlarına/uyluklarına vurmaya başladılar. Beni susturmaya çalıştıklarını görünce sustum ve konuşmayı kestim. Rasûlüllah (s.a.v.), - anam babam ona feda olsun ki, ne önce ne de sonra ondan daha güzel öğreten hiçbir muallim hayatta görmedim- vallahi bana surat yapmadı, azarlamadı, sövüp saymadı ve beni dövmedi. Fakat şöyle buyurdu: “Şu namaz var ya, kuşkusuz onu kılarken onda hiçbir insan sözü uygun düşmez/yakışık almaz. Filhakika namazda kelam deyince; akla sadece tesbih, tekbir ve Kur’an okumak gelir. (Ravi rivayeti olduğu gibi aktaramamış olma endişesiyle şöyle dedi:) Yahut Rasûlüllah (s.a.v.)’in buyurduğu gibidir. (Beyhakî diyor ki:) Bu hadisi Müslim de Sahihinde Ebu Bekir b. Ebî Şeybe’den ve başkalarından rivayet etti.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Beyhakî, Sünen-i Kebir, Salât 3975, 4/585
Senetler:
1. Muaviye b. Hakem es-Sülemi (Muaviye b. Hakem b. Malik b. Halid b. Sahr)
2. Ebu Muhammed Ata b. Yesar el-Hilalî (Ata b. Yesar)
3. İbn Ebu Meymune Hilal b. Ebu Meymune el-Kuraşî (Hilal b. Ali b. Üsame)
4. Ebu Nasr Yahya b. Ebu Kesir et-Tâî (Yahya b. Salih b. Mütevekkil)
5. Ebu Salt Haccac b. Ebû Osman es-Savvâf (Haccac b. Meysera)
6. Ebu Bişr İsmail b. Uleyye el-Esedî (İsmail b. İbrahim b. Miksem)
7. Ebu Abdullah Ahmed b. Hanbel eş-Şeybanî (Ahmed b. Muhammed b. Hanbel b. Hilal b. Esed)
8. Ebu Abdurrahman Abdullah b. Ahmed eş-Şeybanî (Abdullah b. Ahmed b. Muhammed b. Hanbel b. Hilal)
9. Ebu Bekir Ahmed b. Cafer el-Katî'î (Ahmed b. Cafer b. Hemdân b. Malik b. Abdullah)
10. Hakim en-Nîsâbûrî (Muhammed b. Abdullah b. Hamdûye b. Nu'aym b. el-Hakem)
Konular:
Eğitim, eğitim-öğretim metodu
Hz. Peygamber, eğitim metodu
KTB, SELAM
Namaz, namazda konuşmak
Namaz, namazda yanılınca alkış,
Namaz, namazda yanılınca Tesbih,
Selam, karşılık verilmeyecek durumlar
Selam, namaz kılana
Öneri Formu
Hadis Id, No:
170198, MK009810
Hadis:
حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ بن الْحَسَينِ الْعَطَّارُ الْبَصْرِيُّ، حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بن عَبْدَةَ الضَّبِّيُّ، حَدَّثَنَا حَمَّادُ بن زَيْدٍ، عَنِ الْحَجَّاجِ، عَنْ سُلَيْمَانَ، قَالَ: ذَكَرَ أَبُو عَمْرٍو الشَّيْبَانِيُّ، أَخْبَرَنِي رَبُّ هَذِهِ الدَّارِ يَعْنِي ابْنَ مَسْعُودٍ، قَالَ: سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: أَيُّ الأَعْمَالِ أَفْضَلُ؟ قَالَ:الصَّلاةُ لِمِيقَاتِهَا، قُلْتُ: ثُمَّ أَيٌّ؟ قَالَ:بِرُّ الْوَالِدَيْنِ، قُلْتُ: ثُمَّ أَيٌّ؟ قَالَ:الْجِهَادُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ، ثُمَّ سَكَتَ عَنِّي، وَلَوِ اسْتَزَدْتُهُ لَزَادَنِي.
Tercemesi:
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Taberânî, Mu'cemu'l Kebir, Abdullah b. Mesud el-Hüzeli 9810, 7/2471
Senetler:
1. Ebu Abdurrahman Abdullah b. Mesud (Abdullah b. Mesud b. Gafil b. Habib b. Şemh)
2. Ebu Amr Sa'd b. İyas eş-Şeybani (Sa'd b. İyas)
3. Ebu Muhammed Süleyman b. Mihran el-A'meş (Süleyman b. Mihran)
4. Ebu Salt Haccac b. Ebû Osman es-Savvâf (Haccac b. Meysera)
5. Ebu İsmail Hammad b. Zeyd el-Ezdî (Hammad b. Zeyd b. Dirhem)
6. Ahmed b. Abde ed-Dabbî (Ahmed b. Abde b. Musa)
7. Süleyman b. Hasan el-Attar (Süleyman b. Hasan b. Yezid)
Konular:
Amel, Allah'a sevimli gelen ameller
BİRRU'L- VALİDEYN
İyilik, Anne-Baba, anne-babaya iyilik
KTB, ADAB
KTB, CİHAD
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَلِيفَةَ ، وَعَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ ، قَالا : حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ ، قَالَ : حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ الصَّوَّافُ ، عَنْ حَنَانٍ ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم : إِذَا أُعْطِيَ أَحَدُكُمُ الرَّيْحَانَ فَلا يَرُدُّهُ ، فَإِنَّهُ خَرَجَ مِنَ الْجَنَّةِ قال أبو عيسى : « ولا نعرف لحنان غير هذا الحديث » وقال عبدالرحمان بن أبي حاتم في كتاب الجرح والتعديل حنان الأسدي من بني أسد بن شريك وهو صاحب الرقيق عم والد مسدد وروى عن أبي عثمان النهدي وروى عنه الحجاج بن أبي عثمان الصواف سمعت أبي يقول ذلك
Öneri Formu
Hadis Id, No:
159561, TŞ000221
Hadis:
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَلِيفَةَ ، وَعَمْرُو بْنُ عَلِيٍّ ، قَالا : حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ ، قَالَ : حَدَّثَنَا حَجَّاجٌ الصَّوَّافُ ، عَنْ حَنَانٍ ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ ، قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم : إِذَا أُعْطِيَ أَحَدُكُمُ الرَّيْحَانَ فَلا يَرُدُّهُ ، فَإِنَّهُ خَرَجَ مِنَ الْجَنَّةِ قال أبو عيسى : « ولا نعرف لحنان غير هذا الحديث » وقال عبدالرحمان بن أبي حاتم في كتاب الجرح والتعديل حنان الأسدي من بني أسد بن شريك وهو صاحب الرقيق عم والد مسدد وروى عن أبي عثمان النهدي وروى عنه الحجاج بن أبي عثمان الصواف سمعت أبي يقول ذلك
Tercemesi:
Ebû Osman en-Nehdî rivayet ediyor : Resûlullah Efendimiz : "Herhangi birinize Reyhan (fesleğen) verilirse almamazhk etmesin. Zîrâ o, cennetten çıkmıştır" buyurmuşlardır .
Tirmizî der ki : Ebû Osman en-Nehdî'den yukarıdaki metni nakleden Hannân'ın, bu hadîsin dışında başkaca bir hadîs daha rivayet ettiğini bilmiyoruz. Abdurrahmân b. Ebî Hatim, el-Cerhu ve't-Ta'dîl adlı ese¬rinde : "Hannân, Esed kabile sindendir ve Esed b. Şüreyk'in oğulların-dandır. O, Müsedded isimli muhaddisin babasının amcası olan er-Rakîk adlı zâtın arkadaşıdır. Hannân, Ebû Osman en-Nehdî'den hadîs rivayet etmiştir. Ondan da, el-Haccâc b. Ebî Osman es-Savvâf hadîs almıştır. Bunları, babam Ebû Hatim'den aynen böylece işittim" der (bkz. el-Cer¬hu ve't-Ta'dîl, III, 299, nu: 1330).
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Tirmizî, Şemail-i Muhammediyye, 221, /346
Senetler:
1. Ebu Osman en-Nehdî (Abdurrahman b. Mül b. Amr b. Adiy b. Vehb)
2. Hanân el-Basrî (Hanân)
3. Ebu Salt Haccac b. Ebû Osman es-Savvâf (Haccac b. Meysera)
4. Ebu Muaviye Yezid b. Zürey' el-Ayşî (Yezid b. Zürey' b. Yezid)
5. Ebu UbeydullahMuhammed b. Halife el-Basrî (Muhammed b. Halife)
5. Ebu Hafs Amr b. Ali el-Fellâs (Amr b. Ali b. Bahr b. Kenîz)
Konular:
Cennet, Nimetleri
Hz. Peygamber, şemaili
Hz. Peygamber, vasıfları, şemaili, hasaisi
Süslenme, Koku sürünmek
حدثنا عبد الله بن أبى الأسود قال حدثنا حميد بن الأسود عن الحجاج الصواف قال حدثني أبو الزبير قال حدثنا جابر قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : من سيدكم يا بنى سلمة قلنا جد بن قيس على أنا نبخله قال وأي داء أدوى من البخل بل سيدكم عمرو بن الجموح وكان عمرو على أصنامهم في الجاهلية وكان يولم عن رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا تزوج
Öneri Formu
Hadis Id, No:
164109, EM000296
Hadis:
حدثنا عبد الله بن أبى الأسود قال حدثنا حميد بن الأسود عن الحجاج الصواف قال حدثني أبو الزبير قال حدثنا جابر قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : من سيدكم يا بنى سلمة قلنا جد بن قيس على أنا نبخله قال وأي داء أدوى من البخل بل سيدكم عمرو بن الجموح وكان عمرو على أصنامهم في الجاهلية وكان يولم عن رسول الله صلى الله عليه وسلم إذا تزوج
Tercemesi:
— Cabir (Radiyaüahu anh) anlatıp demiştir ki:
— Resûlüllah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
«— Ey Seleme oğullan! Sizin (kabile reisiniz), büyüğünüz kimdir?
Biz dedik ki :
— Cüdd İbni Kays'dır; bununla beraber onu (mal istifcisi olarak) bahillikle itham ederiz. Hazreti Peygamber:
«— Bahülikten daha zararlı (manevî) bir hastalık hangisidir? Bilâkis şirin (kabile reisiniz) büyüğünüz, Amr İbni'l-Cemûh'dur,» buyurdu.
Amr Îbni'l-Cemûh (daha İslâm'ı kabul etmeden) cahiliyet zamanında putlara tapmırdı ve Resûlüllah (Salialîahü Aleyhi ve Sellem) evlendiği zaman, ondan dolayı ziyafet verirdi.[587]
Malını kıskanan ve onu harcamayan kimse, ne kadar fazla mala sahip olsa da bir kabilenin veya topluluğun büyüğü, önderi ve ulusu olamaz. Cömertliği, kerem ve fazileti yüksek olan kimse, bulunduğu toplum içinde baş ve önder olmaya hak kazantr. Bunun için Peygamber Efendimiz, ileride hal tercümesi bildirilecek olan Cüdd İbni Kays'i malının çokluğuna rağmen bahilliğinden ötürü kabile başı ve büyüğü kabul etmemişler, kerem ve cömertliği ile şöhret bulan Amr ibni'l-Cemûh'u Seleme O ğ u I I a r ı 'na reis tayin etmişlerdir. Bu münasebetle de, mal kıskanmanın en zararlı bir hastalık olduğunu beyan buyurmuşlardır.
Cüdd İbni Kays kimdir? :
Hz. C a b i r 'in dayısı olup, cahiliyet zamanında Seleme Oğulla rı'nın büyüğü idi. Sonra bu kabilenin reisliğini Hz. Peygamber Amr ibni'l-Cemûh'a verdi. Cüdd, Tebük savaşına katılmayıp geri kaldığından nifakla ithamlanmış olup, nihayet güze! bir şekilde tevbe ederek Hz. Osman devrinde vefat ettiği söylenir. Allah ondan razı olsun.
Amr I b nİ'l-Cemuh kimdir? :
Ensar'dan olup, Benî Seleme kabitesindendir. Akabe biatında bulunduktan sonra Bedir ve Uhud savaşlarına katılmış, ancak Uhud savaşında şehid düşerek vefat etmiştir. Eniştesi Abdullah İbni Amr ile bîr mezara gömülmüşlerdir.
Kendisi topal olduğu için, Uhud savaşı gününde ona, bir güçlük yok, sen özürlüsün, savaştan geri kal dendiği zaman, o şöyle cevap verdi :
«— Allah'a yemin ederim ki, ben bu topal ayağımla Cennet'e basmak istiyorum.» Sonra kıbleye dönerek şöyle dua etti :
«— Allah'ım! Bana şehİdliği nasîb et, beni evime boş çevirme.»
Savaş esnasında şehid edilince zevcesi H i n d gelerek kocasını ve yine şehid düşen kardeşi Abdullah ibni Amr'ıbir deveye yükleyerek onları defin yerine götürdü ve her ikisi bir kabre defnedildi. Onun hakkında Resûlüllah şöyle buyurdu :
«— Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim, içinizden öyle er kimseler vardır ki, eğer Allah'a söz verip ahd etseler, Allah onları sözlerinde doğrular. Amr tbnil-Cemûh bunlardan biridir. Gerçekten onu, topal ayağı ile Cennet'e basıyor görüyorum.»
İbni I s h a k 'in anlattığına göre, Amr ibni'l-Cemûh Seleme oğullarının İleri gelenlerinden şeref sahibi bir zat idi. Islâmı kabulünden önce ağaçtan edinmiş olduğu bir putu evinde saklayarak ona tapınırdı. Kendi kabilesi olan Benî Seleme 'den iki genç Islâmı kabul edince —ki, bu iki gençden biri kendi oğlu M u a z ve diğeri de Muaz ibni Cebel idî— bu gençler tapındığı putu aşırıp gece bir çukura atarlardı, Amr sabahleyin onu bulunca yıkar ve temizler, yine yerine koyardı. Bu birkaç defa tekrarlanınca, kılıcını putun boynuna asarak :
«— Eğer sende bir kuvvet varsa, mütecavizlerin hakkından gelirsin,» dedi ve uykuya yattı. Bu defa gençler ölü bir kelb bularak bunu putun boynuna bağlamışlar ve kılıcı almışlar. Sabahleyin putunu bu durumda görünce, hidayete geldi, Islâmı kabul etti ve şu beyti söyledi :
«Allah'a yemin ederim, ey put! Eğer sen İlâh olsaydın, Kelb ile beraber bir çukur ortasında bulunmazdın.»
işte Islâmi kabulünden sonra, kendisinde olan kerem ve cömertlik hasletlerine binaen Hz. Peygamber Cüdd ibni Kays yerine Amr ibni'l-Cemûh'u Seleme oğullarına reis ve seyyid tayin buyurdu. Böylece bahİNİk hastalığının ne kadar zararlı olduğu bir kere daha anlaşılmış oldu. Allah her ikisinden de razı olsun.[588]
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, el-Edebü'l-Müfred, 296, /261
Senetler:
1. Cabir b. Abdullah el-Ensârî (Cabir b. Abdullah b. Amr b. Haram b. Salebe)
2. Ebu Zübeyr Muhammed b. Müslim el-Kuraşi (Muhammed b. Müslim b. Tedrus)
3. Ebu Salt Haccac b. Ebû Osman es-Savvâf (Haccac b. Meysera)
4. Humeyd b. Esved el-Basri (Humeyd b. Esved b. Eşkar)
5. Abdullah b. Ebu Esved el-Basri (Abdullah b. Muhammed b. Humeyd b. Esved)
Konular:
Cimrilik, zemmedilişi
Evlilik, düğün yemeği, velime
Hz. Peygamber, evlilikleri
Müslüman, peygamber sevgisi
Sahabe, Hz. peygamber'e hizmeti