43 Kayıt Bulundu.
Bize Muhammed b. Beşşâr, Muhammed b. Yahya ve Muhammed b. Merzuk, onlara Muhammed b. Abdullah b. Müsennâ, ona babası (Abdullah b. Müsennâ), ona Sumâme, ona Enes b. Mâlik, ona da Ebu Bekir es-Sıddîk şöyle bir mektup yazdı: "Rahman, Rahim Allah’ın adıyla. Bu, Rasulullah’ın (sav) (miktarlarını tayin ederek) farz kıldığı zekât farizasıdır. Onu da Rasulullah’a (sav) Allah emretmiştir. Develerin bazılarının yaşlarında farz zekât, koyun türünden verilir. Bir kimsenin, sahip olduğu develere, zekat olarak beş yaşında bir deve (cezea) düşer ve elinde de cezea yoksa, onun yerine hıkka denilen deve varsa, hıkka vermesi kabul edilir. aradaki farkın yerine de mümkünse iki koyun yahut yirmi dirhem alınır. Sahip olduğu deve sayısına bir hıkka düşmekle birlikte yanında ancak üç yaşına girmiş dişi deve (bintu lebûn) varsa, onun bintu lebûn vermesi kabul edilmekle birlikte, beraberinde ya iki koyun yahut yirmi dirhem verir. Kendisine zekat olarak bir bintu lebûn düşecek kadar devesi olmakla birlikte yanında ancak bir hıkka var ise ondan bu hıkka kabul edilir ve zekât toplayıcı ona (yaş farkı yerine) yirmi dirhem yahut iki koyun öder. Zekât düşen deve sayısı bintu lebûn miktarına ulaşmakla birlikte yanında bintu lebûn denilen dişi deve bulunmayıp (iki yaşına basmış) bintu mehâd denilen dişi deve varsa, ondan bintu mehâd vermesi kabul edilir. Bununla birlikte ayrıca yirmi dirhem yahut iki koyun verir. Vermesi gereken zekât miktarı, bintu mehâd düşecek sayıya ulaşan kimsenin yanında bintu mehâd bulunmayıp yanında bintu lebûn bulunuyor ise, onun bintu lebûn vermesi kabul edilir ve zekât toplayıcı ona (aradaki yaş farkı dolayısıyla) yirmi dirhem yahut iki koyun verir. Yanında uygun bintu mehâd bulunmamakla birlikte ibn lebûn (üç yaşındaki erkek deve) bulunuyor ise, bu da ondan kabul edilir ve bununla beraber bir şey yoktur (ne bir şey verilir, ne bir şey alınır)."
Bize Muhammed b. Beşşâr, Muhammed b. Yahya ve Muhammed b. Merzuk, onlara Muhammed b. Abdullah b. Müsennâ, ona babası (Abdullah b. Müsennâ), ona Sumâme, ona Enes b. Mâlik, ona da Ebu Bekir es-Sıddîk şöyle bir mektup yazdı: "Rahman, Rahim Allah’ın adıyla. Bu, Rasulullah’ın (sav) (miktarlarını tayin ederek) farz kıldığı zekât farizasıdır. Onu da Rasulullah’a (sav) Allah emretmiştir. Develerin bazılarının yaşlarında farz zekât, koyun türünden verilir. Bir kimsenin, sahip olduğu develere, zekat olarak beş yaşında bir deve (cezea) düşer ve elinde de cezea yoksa, onun yerine hıkka denilen deve varsa, hıkka vermesi kabul edilir. aradaki farkın yerine de mümkünse iki koyun yahut yirmi dirhem alınır. Sahip olduğu deve sayısına bir hıkka düşmekle birlikte yanında ancak üç yaşına girmiş dişi deve (bintu lebûn) varsa, onun bintu lebûn vermesi kabul edilmekle birlikte, beraberinde ya iki koyun yahut yirmi dirhem verir. Kendisine zekat olarak bir bintu lebûn düşecek kadar devesi olmakla birlikte yanında ancak bir hıkka var ise ondan bu hıkka kabul edilir ve zekât toplayıcı ona (yaş farkı yerine) yirmi dirhem yahut iki koyun öder. Zekât düşen deve sayısı bintu lebûn miktarına ulaşmakla birlikte yanında bintu lebûn denilen dişi deve bulunmayıp (iki yaşına basmış) bintu mehâd denilen dişi deve varsa, ondan bintu mehâd vermesi kabul edilir. Bununla birlikte ayrıca yirmi dirhem yahut iki koyun verir. Vermesi gereken zekât miktarı, bintu mehâd düşecek sayıya ulaşan kimsenin yanında bintu mehâd bulunmayıp yanında bintu lebûn bulunuyor ise, onun bintu lebûn vermesi kabul edilir ve zekât toplayıcı ona (aradaki yaş farkı dolayısıyla) yirmi dirhem yahut iki koyun verir. Yanında uygun bintu mehâd bulunmamakla birlikte ibn lebûn (üç yaşındaki erkek deve) bulunuyor ise, bu da ondan kabul edilir ve bununla beraber bir şey yoktur (ne bir şey verilir, ne bir şey alınır)."
Açıklama: Hz. Peygamber Müslüman olanlara öncelikle iman etmelerini ve İslam’ın temel şartlarını yerine getirmelerini tebliğ ve telkin ediyordu. Söz konusu şartların öncelikli olanları da, o ana kadar inzal olunan hükümler, İslam toplumunun ihtiyaçları, muhatabın kişisel ve ictimaî durumuna göre farklılık arz edebiliyordu. İman herkes için vaz geçilmez şart olarak ilk sırada isteniyor, ama uygulama alanına ilişkin bazı hükümler farklılık arz edebiliyordu. Söz gelimi anne babasının bakıma ihtiyacı olanlar için öncelikle sıla-ı rahim zikredilirken, sefer şartlarında cihat öncelik kesp ediyordu. Hz. Peygamber İslam’ın temel şartlarının yerine getirilmesinde hiç taviz vermezken, insanların alışkanlıklarını ve toplumun kültürel yapısını dikkate alarak bazı tali uygulamaların yerine getirilmesini zamana yayıyor, tedriciliği esas alıyordu. Hz. Peygamber’in talebeleri olan Sahabe de aynı yöntemi benimsemişti. Nitekim ilk Halife Hz. Ebu Bekir (r.) hadiste anlatılan sahabînin taleplerine benzer taleplerle irtidat eden Arap kabilelerine savaş açmış ve zekât vermek istemeyen kabilelere taviz vermemiş hatta cezalandırmıştı.