18880 Kayıt Bulundu.
Bize Muhammed b. Abdüla'la, ona Halid, ona Şube, ona Katade, ona Mutarrif, ona Hakim b. Kays, ona da Kays b. Asım (ra) şöyle demiştir: Ben öldüğümde arkamdan feryat ederek ağlamayın. Çünkü Rasulullah'ın (sav) (vefat ettiğinde) arkasından feryat edilerek ağlanmadı. [(Rivayet) ihtisar edilerek aktarılmıştır.]
Açıklama: Niyâha: Ölünün ardından fiziksel özelliklerini, iyiliklerini sayarak yüksek sesle ağlamak, feryat etmek, çığlık koparmak anlamındadır.
Bize İshak b. Mansur, ona Ebu'l-Velid, ona Ebû Hayseme Züheyr, ona Simâk, ona da Câbir b. Semure'den (ra) rivâyet edildiğine göre, bir adam okuyla kendisini öldürmüştü. Rasûlullah (sav): “Ben bunun cenaze namazını kılmam” buyurdular.
Bize Ahmed b. Osman b. Hakim, ona Cafer b. Avn, ona Ebu Umeys, ona Ebu Sahra, ona da Abdurrahman b. Yezid ve Ebu Bürde (r.anhüma) şöyle rivayet etmişlerdir: Ebu Musa'nın hastalığı ağırlaşınca karısı feryat etmeye başladı, (Ebu Musa) ayılıp kendisine gelince şöyle dedi: 'Rasulullah'ın (sav) kendilerinden uzak olduğu kimselerden ben de uzak olduğumu sana bildirmemiş miydim?' (Abdurrahman b. Yezid ve Ebu Bürde) dediler ki: 'Ebu Musa karısına, Rasulullah'ın (sav), "(Musibete uğradığında) saçını başını yolandan, üstünü başını yırtandan ve bağırıp çağırandan uzağım" dediğini anlatırdı.
Bize İshak b. Mansur, ona Abdurrahman, ona Süfyan, ona Zübeyd, ona İbrahim, ona Mesruk ona da Abdullah (ra) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "(Ölünün ardından) Elleri ile yanaklarına vuran, yakalarını yırtan ve cahiliye adeti olarak (helaki isteyen sözlerle) feryat edenler bizden değildir."
Bize Muhammed b. Müsenna, ona Muhammed, ona Şube, ona Mansur, ona İbrahim, ona da Yezid b. Evs, Ebu Musa'dan (ra) şöyle rivayet etmektedir: Ebu Musa bayıldı, (bunun üzerine) kendisinden çocuğu olan bir cariyesi ağlamaya başladı. (Ebu Musa) Kendisine gelince bu hanıma dedi ki: 'Rasulullah'ın (sav) (bu hususta) ne dediğini duymadın mı?' Biz de ona (bu hanıma) bu konuyu (Rasulullah'ın ne buyurduğunu) sorduk. O da Allah Resûlü'nün (sav) şöyle buyurduğunu nakletti: "(Ölünün ardından) yüksek sesle bağırıp çağıran, saçını başını yolan ve elbiselerini (yaka paça) yırtan bizden değildir."
Bize Süveyd b. Nasr, ona Abdullah, ona Asım b. Süleyman, ona Ebu Osman, ona da Üsame b. Zeyd (ra) şöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber'in (sav) kızı, 'Oğlum ruhunu teslim etmek üzere, bize geliniz' diye haber göndermişti. Hz. Peygamber (sav) de kızına selam göndererek şöyle dedi: "Aldığı da, verdiği de (gerçekte) Allah'a aittir. Allah katında her şeyin belirlenen bir ömrü vardır. Sabret ve (Cenâb-ı Hak'tan bu sabrına karşılık) sevabını bekle" buyurdu. Kızı, yemin ederek mutlaka gelmeleri için tekrar haber gönderdi. Bunun üzerine Allah Resûlü(sav) kalktı, yanında Sa'd b. Ubâde, Muaz b. Cebel, Übey b. Ka'b, Zeyd b. Sabit ve başkaları olduğu halde gittiler. Can çekişmekte olan çocuk Resulullah'ın (sav) kucağına verildi. Resulullah'ın (sav) gözlerinden yaşlar dökülüyordu. Bunu gören Sa'd, 'Ya Rasulullah! Bu (gözyaşı) nedir?' deyince Hz. Peygamber (sav), "Bu (gözyaşı), Allah'ın, kullarının kalbine yerleştirdiği merhamet duygusunun eseridir. Allah, kullarından merhametli olanlara merhamet eder." buyurdu.
Bize Muhammed b. Mansur, ona Süfyan, ona İbn Münkedir, ona da Cabir (ra) şöyle rivayet etmiştir: Uhud savaşında şehit olan babam Müsle yapılmış (kulağı, burnu kesilerek) halde getirilerek Rasulullah'ın (sav) önüne konulmuştu. Üzeri de bir örtüyle örtülmüştü. Örtüyü üzerinden açmak istedim. İnsanlar bana engel oldu. Rasulullah (sav) onun (Cabir'in babasının) kaldırılmasını emretti, kaldırıldığında Rasulullah (sav) ağlayan bir kadın sesi duydu. "Kim bu" diye sordu. Oradakiler, bu Amr'ın kızı veya Amr'ın kız kardeşi dediler. Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: "Ağlama! -ya da Niçin ağlıyorsun?- Kaldırılıncaya (öldüğü yerden kaldırılıp defnedilinceye) kadar melekler onu kanatlarıyla gölgelemeye devam ettiler."
Açıklama: Resulullah (sav) meleklerin kanatlarıyla gölgelediği bir sahâbî için ağlamak değil, sevinmek gerektiğine dikkat çekmiştir.