Giriş

"Arkadan çekiştirmeyi, yüze karşı eğlenmeyi ve ayıplamayı âdet haline getiren her kişinin vay haline!" Bu ayetle ilgili birkaç mesele vardır. Birinci mesele; "el-veyl" zemmetme,kınama ve öfkelenmeyi ifade eden bir lafız olup, her sıkıntı anında söylenen ve kendisiyle bedduada bulunulan bir kelimedir. Aslında bu kelime, "vay falancaya" şeklinde kullanılır. Ama Arapların sözleri arasında sıkça kullanıldığı için, kendisinden sonraki "lâm" ile birleşmiş "veyi" olmuştur. "Vey"in cehennemde bir dağın adı olduğu da rivayet edilmiştir. Eğer, "Yüce Allah burada "veyl" buyurmuş, bir başka yerde ise " veyl size" (Enbiya, 18) buyurmuştur, niçin? denilirse biz deriz ki; Onlar cehennemde "Yazıklar olsun bize, biz zalimler idik"( Enbiya, 14) demişler de, bunun üzerine Hak Teâla da, "O veyl size layıktır" buyurmuştur. Yüce Allah burada kelimeyi nekra olarak getirmiştir. Çünkü bu, "vely"in künhnü ancak Allahu Teâla bilebilir. Çirkinliğini fazlasıyla göstermek için "veyl"; küçük görmek için "veys" ve merhamet çekmek için de "veyh" kelimelerinin kullanıldığı söylenmiştir. Meseleye bu açıdan bakarsak, "Cenâb-ı Hak bu kelimeyi kullanmak suretiyle bu hareket tarzlarının ne denli çirkin olduğuna dikkat çekmek istemiştir" deriz. Alimler bu sûredeki tehdidin, o âdî hareketler hususunda aynı yolu benimseyen herkese mi, yoksa bazı kimseleri mi içerisine alan bir tehdid olduğunda ihtilaf etmişlerdir. Bu cümleden olarak, muhakkik alimler, "Bu ifade, kim olursa olsun, böyle yapan herkesi içine alan genel bir ifadedir. Çünkü sebe-i nüzulün hususi olması, ayetin lafzının umumiliğine zarar vermez" derken; diğerleri, bu tehdidin, belli bir takım kimselerle ilgili olduğunu söylemişlerdir. Bu cümleden olarak meselâ, Atâ ve Kelbî, bu ayetin insanları ayıplayan, bunlarla eğlenen, onların gıybetini yapan, özellikle de Hz. Peygamber hakkında böyle davranan, Ahmes b. Şureyh hakkında nazil olduğunu söylerler. Mukâtil ise bunun Velid b. Muğire hakkında nazil olduğunu, çünkü Velid'in, Hz. Peygamber'i gıyabından çekiştirip, yüzüne karşı ileri-geri konuşan kimse olduğunu söylemiştir. Muhammed b. ishak da "Biz kalktık ve hep bu ayetin Ümeyye b. Halef hakkında nazil olduğunu dinledik, durduk" demiştir. Ferrâ ise, "Lafzın umûmî olması, onunla belli bir şahsın kastedilmiş olmasına aykırı değildir. Bu tıpkı, bir insanın sana, "Arık seni hiç ziyaret etmeyeceğim" demesine karşı, "Beni ziyaret etmeyeni, ben de ziyaret etmem" demek suretiyle, bu genel cümleyle onu kastetmen gibidir. Özetle bu, usûl-u fıkıhta "umûmî ifade, örf, karine ile tahsis edilebilir" şeklinde ifade edilen kaidedir.


    Öneri Formu
202075 TF1 Fahreddin er-Râzî, XXIII, 402