11724 Kayıt Bulundu.
Bize Amr b. Ali, ona Ebu Âsım, ona İbn Cüreyc, ona Atâ, ona Ebu Abbas eş-Şâir, ona da Abdullah b. Amr (ra) şöyle rivayet etmiştir:
"Benim daima oruç tutup geceleyin namaz kıldığım Hz. Peygamber'e (sav) haber verilmişti. Hz. Peygamber ya bana birini göndermiş, ya da onunla ben karşılaşmıştım, bana;
"- Senin her gün oruç tuttuğun, geceleri de uyumayıp namaz kıldığın bana haber verildi. Bazen oruç tut, ama bazen tutma! Geceleri de bir müddet kalkıp namaz kıl, ama aynı zamanda uykunu da al. Çünkü gözlerinin sende hakkı vardır. Nefsinin ve âilenin sende hakkı vardır" buyurdu. Ben ise,
"- Ben bundan daha fazlasını yapabilirim" dedim. Hz. Peygamber (sav),
"- O zaman Davud aleyhisselamın orucunu tut" buyurdu.
"- Onun orucu nasıldı?" diye sorunca,
"- O bir gün oruç tutar, bir gün tutmazdı. Düşmanla karşılaştığında da kaçmazdı" buyurmuş.
"- Bunları bana kim verebilir, ey Allah'ın eçisi?" dedim.
Râvilerden Atâ, "Sürekli oruç, ifadesini nasıl zikretti bilemiyorum" diyerek Hz. Peygamber'in (sav) iki kere "Sürekli oruç tutan (hiç) oruç tutmamıştır" buyurduğu bilgisini zikretmiştir.
Açıklama: Esasında ''Ya bana (birini) gönderdi ya da onunla ben karşılaştım'' ifadesindeki şüphe, İbn Hacer'e göre sahabî Abdullah'a değil, râvilerden birine aittir (İbn Hacer, Fethü'l-Bârî, IV, 225). Ancak tercümede, orijinal metne sadık kalınmıştır
Bize Muhammed b. Beşşâr, ona Ğunder, ona Şu'be, ona Muğîre, ona Mücâhid, ona da Abdullah b. Amr (ra), Hz. Peygamber'in (sav) kendisine şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
"Har aydan üç gün oruç tut." Abdullah, "Benim bundan fazlasına gücüm yeter" deyince, Hz. Peygamber (sav), "Öyleyse bir gün oruç tut, bir gün tutma!" buyurana kadar Abdullah, ısrara devam etti. Yine Rasûlullah (sav) ona, "Kur'ân'ı bir ayda hatmet!" buyurdu. Abdullah ise, "Ben daha çok hatim okuyabilirim" demişti. Neticede Hz. Peygamber (sav), "Üç günde bir hatmet!" buyurana kadar, Abdullah ısrara devam etti.
Bize Âdem, ona Şu'be, ona Habîb b. Ebu Sâbit, ona Ebu Abbas el-Mekkî -ki şâir idi ve hadis rivayetinde itham edilmemiştir-, ona da Abdullah b. Amr b. el-Âs (ra) şöyle rivayet etmiştir:
"Hz. Peygamber (sav) bana, 'Sen sürekli oruç tutuyor ve geceleyin sürekli namaz kılıyormuşsun' buyurdu. Ben de, 'Evet' dedim. Hz. Peygamber (sav), 'Böyle yaparsan gözünün feri gider ve vücudun zayıf düşer. Yıl boyu oruç tutan biri hiç oruç tutmamış demektir. Her ay üç gün oruç tutmak, bütün senenin orucu yerine geçer" buyurdu. Ben yine, 'Ben bundan daha fazlasını yapabilirim' deyince Hz. Peygamber (sav), 'Öyleyse Davud aleyhisselamın orucunu tut. O bir gün oruç tutar, bir gün tutmazdı. Düşmanla karşılaştığında da kaçmazdı' buyurdu.
Bize İshak el-Vâsıtî, ona Hâlid, ona Hâlid, ona Ebu Kılâbe, ona da Ebu Melîh şöyle rivayet etmiştir: Babanla birlikte Abdullah b. Amr'ın huzuruna girdim. Bize şöyle bir rivayette bulundu:
"Benim sürekli oruç tuttuğum Hz. Peygamber'e (sav) bahsedilmişti. Bir gün evime geldi, kedisine içi lifli deriden bir yastık sundum. Ama O ise yere oturdu. Yastık benimle onun arasında kalıverdi. Hz. Peygamber (sav);
"- Her aydan üç gün oruç tutmak sana yetmiyor mu?" buyurdu. Ben,
"- (Yetmiyor) ey Allah'ın rasûlü" dedim.
"- Peki beş gün yetmiyor mu?" buyurdu. Ben yine,
"- Ey Allah'ın rasûlü..." dedim.
"- Öyleyse yedi gün" buyurdu. Ben yine,
"- Ey Allah'ın rasûlü..." dedim.
"- Peki dokuz gün olsun" buyurdu.
"- Ey Allah'ın rasûlü..." deyince,
"- On bir gün olsun, dedi, sonra şöyle devam etti: Davud aleyhisselamın orucundan fazla oruç olmaz. Onun orucu da senenin yarısını idi. Dolayısıyla sen bir gün oruç tut, bir gün tutma."
Bize Muhammed b. Müsennâ, ona Hâlid b. Hâris, ona Humeyd, ona da Enes (ra) şöyle rivayet etmiştir:
Hz. Peygamber (sav), Ümmü Süleym'in yanına girmişti. Ümmü Süleym, Ona (sav) hurma ve yağ getirip ikram etti. "Yağınızı tuluma, hurmanızı da kabına geri koyun, ben oruçluyum" buyurdu. Sonra evin bir tarafına gitti ve (iki rekat) nafile namaz kıldı. Ümmü Süleym ve aile fertleri için dua etti. Ümmü Süleym, "Ey Allah’ın Rasulü! Benim küçük bir hizmetçim var (ona da dua buyur)" dedi. Hz. Peygamber (sav), "O da nedir?" diye sorunca "Senin hizmetçin Enes!" diye cevap verdi. (Enes dedi ki) "Hz. Peygamber (sav), dünya ve ahiretteki her türlü hayır ve iyilik için bana dua etti. 'Allah'ım! Ona mal ve evlat ver. Ona onları mübarek kıl' buyurdu. Ben, Ensâr'ın en zengin olanlarındanım."
(Enes şöyle dedi: 'Kızım Ümeyne, bana Haccâc'ın Basra'ya geldiği sene (hicri 75 senesi) o güne kadar benim soyumdan gelen yüz yirmi küsür kişinin gömüldüğünü söyledi.)
(Buhârî dedi ki; Bize İbn Ebu Meryem, ona Yahya, ona Humeyd, ona Enes (ra), Hz. Peygamber'den (sav) böyle rivayet etmiştir.)
Bize Ali b. Abdullah, ona Süfyan, ona İsmail, ona Kays, ona da Cerîr (ra) şöyle buyurmuştur:
Ben Allah Rasûlü'ne, Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah Rasûlü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, işitip itaat etmek ve her Müslümana karşı samimi olmak üzere biat ettim.
Bize Hassân b. Ebu Abbâd, ona Hemmâm, ona Nâfi, ona da Abdullah b. Ömer (r.anhuma) şöyle rivayet etmiştir:
Hz. Âişe (r.anhuma), Berîre'yi satın almak için sahipleriyle pazarlığa girişti. Bu esnada Hz. Peygamber (sav) namaza gitti. Namazdan gelince Âişe "Berîre'yi ancak velâyet hakkının kendilerinin kalması şartıyla satıyorlar" dedi. Hz. Peygamber (sav) "Velâyet hakkı, ancak satın alıp özgürlüğe kavuşturana aittir" buyurdu.
(Hemmâm der ki): Nâfi'ye, "Berîre'nin kocası hür mü yoksa köle miydi?" diye sordum. Nâfi, "Bunu nereden bileyim?" cevabını verdi.
Bize Salt b. Muhammed, ona Mehdi, ona Ğaylân; (T) Bize Ebu Numan, ona Mehdi b. Meymûn, ona Ğaylân b. Cerîr, ona Mutarrif, ona da İmran b. Husayn'in (ra) söylediğine göre Hz. Peygamber (sav), İmran'a -ya da bir adama sordu, İmran da dinliyordu.- "Ey falancanın babası! Bu ayın (Şaban ayı) sonunda oruç tuttun mu?" Hadisin ravilerinden (Ebu Numan), 'Ramazanı kastettiğini sanıyorum' demiştir. O adam, 'Hayır! Ey Allah'ın Rasulü' dedi. Hz. Peygamber (sav), "(Ramazan ayındaki orucu tuttuktan sonra) iki gün daha oruç tut." buyurdu.
(Ravi) Salt, 'Onun Ramazan'ı kastettiğini zannediyorum' sözünü rivayet etmemiştir.
Ebu Abdullah (el-Buhârî) şöyle demiştir: Sabit, Mutarrif'ten, o da İmran vasıtasıyla Hz. Peygamber'den (sav) 'Şaban'ın sonunda' şeklinde nakilde bulunmuştur.