Öneri Formu
Hadis Id, No:
3352, M002149
Hadis:
حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ رُشَيْدٍ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِى مُلَيْكَةَ قَالَ كُنْتُ جَالِسًا إِلَى جَنْبِ ابْنِ عُمَرَ وَنَحْنُ نَنْتَظِرُ جَنَازَةَ أُمِّ أَبَانٍ بِنْتِ عُثْمَانَ وَعِنْدَهُ عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ فَجَاءَ ابْنُ عَبَّاسٍ يَقُودُهُ قَائِدٌ فَأُرَاهُ أَخْبَرَهُ بِمَكَانِ ابْنِ عُمَرَ فَجَاءَ حَتَّى جَلَسَ إِلَى جَنْبِى فَكُنْتُ بَيْنَهُمَا فَإِذَا صَوْتٌ مِنَ الدَّارِ فَقَالَ ابْنُ عُمَرَ - كَأَنَّهُ يَعْرِضُ عَلَى عَمْرٍو أَنْ يَقُومَ فَيَنْهَاهُمْ - سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ "إِنَّ الْمَيِّتَ لَيُعَذَّبُ بِبُكَاءِ أَهْلِهِ." قَالَ فَأَرْسَلَهَا عَبْدُ اللَّهِ مُرْسَلَةً فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كُنَّا مَعَ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ حَتَّى إِذَا كُنَّا بِالْبَيْدَاءِ إِذَا هُوَ بِرَجُلٍ نَازِلٍ فِى شَجَرَةٍ فَقَالَ لِىَ اذْهَبْ فَاعْلَمْ لِى مَنْ ذَاكَ الرَّجُلُ. فَذَهَبْتُ فَإِذَا هُوَ صُهَيْبٌ. فَرَجَعْتُ إِلَيْهِ فَقُلْتُ إِنَّكَ أَمَرْتَنِى أَنْ أَعْلَمَ لَكَ مَنْ ذَاكَ وَإِنَّهُ صُهَيْبٌ. قَالَ مُرْهُ فَلْيَلْحَقْ بِنَا. فَقُلْتُ إِنَّ مَعَهُ أَهْلَهُ. قَالَ وَإِنْ كَانَ مَعَهُ أَهْلُهُ - وَرُبَّمَا قَالَ أَيُّوبُ مُرْهُ فَلْيَلْحَقْ بِنَا - فَلَمَّا قَدِمْنَا لَمْ يَلْبَثْ أَمِيرُ الْمُؤْمِنِينَ أَنْ أُصِيبَ فَجَاءَ صُهَيْبٌ يَقُولُ وَاأَخَاهْ وَاصَاحِبَاهْ. فَقَالَ عُمَرُ أَلَمْ تَعْلَمْ أَوْ لَمْ تَسْمَعْ - قَالَ أَيُّوبُ أَوْ قَالَ أَوَلَمْ تَعْلَمْ أَوَلَمْ تَسْمَعْ - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ "إِنَّ الْمَيِّتَ لَيُعَذَّبُ بِبَعْضِ بُكَاءِ أَهْلِهِ." قَالَ فَأَمَّا عَبْدُ اللَّهِ فَأَرْسَلَهَا مُرْسَلَةً وَأَمَّا عُمَرُ فَقَالَ بِبَعْضٍ فَقُمْتُ فَدَخَلْتُ عَلَى عَائِشَةَ فَحَدَّثْتُهَا بِمَا قَالَ ابْنُ عُمَرَ فَقَالَتْ لاَ وَاللَّهِ مَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَطُّ "إِنَّ الْمَيِّتَ يُعَذَّبُ بِبُكَاءِ أَحَدٍ." وَلَكِنَّهُ قَالَ "إِنَّ الْكَافِرَ يَزِيدُهُ اللَّهُ بِبُكَاءِ أَهْلِهِ عَذَابًا وَإِنَّ اللَّهَ لَهُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَى وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى." قَالَ أَيُّوبُ قَالَ ابْنُ أَبِى مُلَيْكَةَ حَدَّثَنِى الْقَاسِمُ بْنُ مُحَمَّدٍ قَالَ لَمَّا بَلَغَ عَائِشَةَ قَوْلُ عُمَرَ وَابْنِ عُمَرَ قَالَتْ إِنَّكُمْ لَتُحَدِّثُونِّى عَنْ غَيْرِ كَاذِبَيْنِ وَلاَ مُكَذَّبَيْنِ وَلَكِنَّ السَّمْعَ يُخْطِئُ.
Tercemesi:
Bize Davud b. Rüşeyd, ona İsmail b. Uleyye, ona Eyyüb, ona da Abdullah b. Ebu Müleyke şöyle rivayet etmiştir: Bizler Ümmü Ebân bt. Osman cenazesinde beklerken ben, İbn Ömer'in yanında oturuyordum. (İbn Ömer'in) yanında da Amr b. Osman vardı. (Derken) İbn Abbas geldi. Ona biri yol gösteriyordu. (Yol gösterenin, İbn Abbas'a, İbn Ömer'in) yerini gösterdiğini zannediyorum. (İbn Abbas) geldi, nihayet yanıma oturdu. Ben de ikisinin arasında bulunmuş oldum. (O esnada) evden bir ses geldi de İbn Ömer, sanki Amr'a işaret ederek kalkıp onlara (bunu) yasaklamasını (ister) gibi Rasulullah'ın (sav); ölü, ailesinin kendisi için ağlaması sebebiyle azap görür" buyurduğunu işittim dedi.
(Ravi Abdullah b. Ebu Müleyke), Abdullah'ın (bu hadisi) mürsel olarak naklettiğini söylemiştir. (İbn Ömer'in bunu demesi üzerine) İbn Abbas, bizler müminlerin emiri Ömer b. Hattab ile beraberdik. Nihayet Beydâ' (denilen yere vardığımızda) bir ağacın altında konaklayan adam (görüverdik). Ömer bana, git de benim için o adamın kim olduğunu öğren dedi. Ben de gittim. Bir de baktım ki o, Süheyb! (Ömer'e) dönüp bu (adamın) kim olduğunu senin için öğrenmemi emretmiştin. O, Süheyb'dir dedim. (Ömer), ona emret de bize katılsın dedi. Ben, yanında ailesi vardır dedim. (Ömer), beraberinde ailesi olsa da (katılsın) dedi.
Ravi Eyyüb, belki de ona emret de bize katılsın (ifadesini) zikretmiştir- (Medine'ye) geldiğimizde müminlerin emiri çok geçmeden (hançerlenerek) yaralandı. Süheyb de gelip; vah benim kardeşime, vah benim arkadaşıma diyerek (feryat etmeye başladı). Ömer (ona), Rasulullah'ın (sav); "ölü, ailesinin bazı ağlaması sebebiyle azap görür" buyurduğunu bilmiyor musun ya da işitmedin mi? dedi.
(Ravi) Eyyüb, أَوَلَمْ تَعْلَمْ أَوَلَمْ تَسْمَعْ demek suretiyle aynı manada farklı lafızlar kullanmıştır- (Ravi Abdullah b. Ebu Müleyke), Abdullah'ın (hadisi) mürsel olarak rivayet ettiğini, Ömer'in ise bir kısmını naklettiğini söylemiştir. Ben kalkıp Aişe'nin huzuruna girdim (ve) ona İbn Ömer'in dediğini anlattım. O, hayır! Vallahi, Rasulullah (sav); "ölü, birinin ağlaması sebebiyle azap görür" (sözünü) asla demedi. Ancak o, "kâfir(in azabını) Allah, ailesinin ağlaması sebebiyle artırır" buyurdu. "Şüphesiz Allah, güldüren ve ağlatandır. Kimse, başkasının günahını yüklenemez" dedi. Bize Eyyüb, ona İbn Ebu Müleyke, ona da Kasım b. Muhammed şöyle rivayet etmiştir: Ömer ve İbn Ömer'in söz(ler)i Aişe'ye ulaştığında; sizler, bana yalancı olmayan ve yalanlanmayan iki kişiden rivayette bulunuyorsunuz ancak kulak da yanılır demiştir.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cenâiz 2149, /360
Senetler:
1. İbn Ömer Abdullah b. Ömer el-Adevî (Abdullah b. Ömer b. Hattab)
2. Abdullah b. Ebu Müleyke el-Kureşî (Abdullah b. Ubeydullah b. Züheyr b. Abdullah)
3. Eyyüb es-Sahtiyânî (Eyyüb b. Keysân)
4. Ebu Bişr İsmail b. Uleyye el-Esedî (İsmail b. İbrahim b. Miksem)
5. Davud b. Rüşeyd el-Haşimî (Davud b. Rüşeyd)
Konular:
Cenaze, Ölüye ağlamanın azab sebebi olması
Öneri Formu
Hadis Id, No:
281896, M002149-4
Hadis:
حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ رُشَيْدٍ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِى مُلَيْكَةَ قَالَ كُنْتُ جَالِسًا إِلَى جَنْبِ ابْنِ عُمَرَ وَنَحْنُ نَنْتَظِرُ جَنَازَةَ أُمِّ أَبَانٍ بِنْتِ عُثْمَانَ وَعِنْدَهُ عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ فَجَاءَ ابْنُ عَبَّاسٍ يَقُودُهُ قَائِدٌ فَأُرَاهُ أَخْبَرَهُ بِمَكَانِ ابْنِ عُمَرَ فَجَاءَ حَتَّى جَلَسَ إِلَى جَنْبِى فَكُنْتُ بَيْنَهُمَا فَإِذَا صَوْتٌ مِنَ الدَّارِ فَقَالَ ابْنُ عُمَرَ - كَأَنَّهُ يَعْرِضُ عَلَى عَمْرٍو أَنْ يَقُومَ فَيَنْهَاهُمْ - سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ « إِنَّ الْمَيِّتَ لَيُعَذَّبُ بِبُكَاءِ أَهْلِهِ » . قَالَ فَأَرْسَلَهَا عَبْدُ اللَّهِ مُرْسَلَةً فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كُنَّا مَعَ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ حَتَّى إِذَا كُنَّا بِالْبَيْدَاءِ إِذَا هُوَ بِرَجُلٍ نَازِلٍ فِى شَجَرَةٍ فَقَالَ لِىَ اذْهَبْ فَاعْلَمْ لِى مَنْ ذَاكَ الرَّجُلُ . فَذَهَبْتُ فَإِذَا هُوَ صُهَيْبٌ . فَرَجَعْتُ إِلَيْهِ فَقُلْتُ إِنَّكَ أَمَرْتَنِى أَنْ أَعْلَمَ لَكَ مَنْ ذَاكَ وَإِنَّهُ صُهَيْبٌ . قَالَ مُرْهُ فَلْيَلْحَقْ بِنَا . فَقُلْتُ إِنَّ مَعَهُ أَهْلَهُ . قَالَ وَإِنْ كَانَ مَعَهُ أَهْلُهُ - وَرُبَّمَا قَالَ أَيُّوبُ مُرْهُ فَلْيَلْحَقْ بِنَا - فَلَمَّا قَدِمْنَا لَمْ يَلْبَثْ أَمِيرُ الْمُؤْمِنِينَ أَنْ أُصِيبَ فَجَاءَ صُهَيْبٌ يَقُولُ وَاأَخَاهْ وَاصَاحِبَاهْ . فَقَالَ عُمَرُ أَلَمْ تَعْلَمْ أَوْ لَمْ تَسْمَعْ - قَالَ أَيُّوبُ أَوْ قَالَ أَوَلَمْ تَعْلَمْ أَوَلَمْ تَسْمَعْ - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ « إِنَّ الْمَيِّتَ لَيُعَذَّبُ بِبَعْضِ بُكَاءِ أَهْلِهِ » . قَالَ فَأَمَّا عَبْدُ اللَّهِ فَأَرْسَلَهَا مُرْسَلَةً وَأَمَّا عُمَرُ فَقَالَ بِبَعْضٍ فَقُمْتُ فَدَخَلْتُ عَلَى عَائِشَةَ فَحَدَّثْتُهَا بِمَا قَالَ ابْنُ عُمَرَ فَقَالَتْ لاَ وَاللَّهِ مَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَطُّ « إِنَّ الْمَيِّتَ يُعَذَّبُ بِبُكَاءِ أَحَدٍ » . وَلَكِنَّهُ قَالَ « إِنَّ الْكَافِرَ يَزِيدُهُ اللَّهُ بِبُكَاءِ أَهْلِهِ عَذَابًا وَإِنَّ اللَّهَ لَهُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَى وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى » . قَالَ أَيُّوبُ قَالَ ابْنُ أَبِى مُلَيْكَةَ حَدَّثَنِى الْقَاسِمُ بْنُ مُحَمَّدٍ قَالَ لَمَّا بَلَغَ عَائِشَةَ قَوْلُ عُمَرَ وَابْنِ عُمَرَ قَالَتْ إِنَّكُمْ لَتُحَدِّثُونِّى عَنْ غَيْرِ كَاذِبَيْنِ وَلاَ مُكَذَّبَيْنِ وَلَكِنَّ السَّمْعَ يُخْطِئُ .
Tercemesi:
Bize Dâvûd b. Rüşeyd, ona İsmail b. Uleyye, ona Eyyûb, ona da Abdullah b. Ebu Müleyke şöyle rivayet etmiştir:
Bizler Ümmü Ebân bt. Osman cenazesinde beklerken ben, İbn Ömer'in yanında oturuyordum. (İbn Ömer'in) yanında da Amr b. Osman vardı. (Derken) İbn Abbas geldi. Ona biri yol gösteriyordu. (Yol gösterenin, İbn Abbas'a, İbn Ömer'in) yerini gösterdiğini zannediyorum. (İbn Abbas) geldi, nihayet yanıma oturdu. Ben de ikisinin arasında bulunmuş oldum. (O esnada) evden bir ses geldi de İbn Ömer, sanki Amr'a işaret ederek kalkıp onlara (bunu) yasaklamasını (ister) gibi "Rasulullah'ın (sav) 'Ölü, ailesinin kendisi için ağlaması sebebiyle azap görür' buyurduğunu işittim" dedi. (Râvi Abdullah b. Ebu Müleyke), Abdullah'ın (bu hadisi) mürsel olarak naklettiğini söylemiştir. (İbn Ömer'in bunu demesi üzerine) İbn Abbas, "Bizler müminlerin emiri Ömer b. Hattâb ile beraberdik. Nihayet Beydâ' (denilen yere vardığımızda) bir ağacın altında konaklayan adam (görüverdik). Ömer, bana, 'Git de benim için o adamın kim olduğunu öğren' dedi. Ben de gittim. Bir de baktım ki o, Suheyb! (Ömer'e) dönüp 'Bu (adamın) kim olduğunu senin için öğrenmemi emretmiştin. O, Suheyb'dir' dedim. (Ömer), 'Ona emret de bize katılsın' dedi. Ben, 'Yanında ailesi vardır' dedim. (Ömer), 'Beraberinde ailesi olsa da (katılsın)' dedi. -Râvi Eyyûb, belki de 'Ona emret de bize katılsın' (ifadesini) zikretmiştir- (Medine'ye) geldiğimizde müminlerin emiri çok geçmeden (hançerlenerek) yaralandı. Suheyb de gelip 'Vah benim kardeşime, Vah benim arkadaşıma' diyerek (feryat etmeye başladı). Ömer, (ona), 'Rasulullah'ın (sav) 'ölü, ailesinin bazı ağlaması sebebiyle azap görür' buyurduğunu bilmiyor musun ya da işitmedin mi?' buyurdu" dedi.
(Râvi) Eyyûb, ''أَوَلَمْ تَعْلَمْ أَوَلَمْ تَسْمَعْ'' demek suretiyle aynı mânâda farklı lafızlar kullanmıştır- (Râvi Abdullah b. Ebu Müleyke), Abdullah'ın (hadisi) mürsel olarak rivayet ettiğini, Ömer'in ise bir kısmını naklettiğini söylemiştir.
Ben kalkıp Aişe'nin huzuruna girdim (ve) ona İbn Ömer'in dediğini anlattım. O, "Hayır! Vallahi, Rasulullah (sav), 'Ölü, birinin ağlaması sebebiyle azap görür' (sözünü) asla demedi. Ancak o, "Kâfir(in azabını) Allah, ailesinin ağlaması sebebiyle artırır" buyurdu. Şüphesiz Allah, güldüren ve ağlatandır. Kimse, başkasının günahını yüklenemez" dedi.
Bize Eyyûb, ona İbn Ebu Müleyke, ona da Kâsım b. Muhammed şöyle rivayet etmiştir:
Ömer ve İbn Ömer'in söz(ler)i Aişe'ye ulaştığında "Sizler, bana yalancı olmayan ve yalanlanmayan iki kişiden rivayette bulunuyorsunuz ancak, kulak da yanılır" demiştir.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cenâiz 2149, /360
Senetler:
1. Ümmü Abdullah Aişe bt. Ebu Bekir es-Sıddîk (Aişe bt. Abdullah b. Osman b. Âmir)
2. Ebu Muhammed Kasım b. Muhammed et-Teymî (Kasım b. Muhammed b. Ebu Bekir es-Sıddîk)
3. Abdullah b. Ebu Müleyke el-Kureşî (Abdullah b. Ubeydullah b. Züheyr b. Abdullah)
4. Eyyüb es-Sahtiyânî (Eyyüb b. Keysân)
5. Ebu Bişr İsmail b. Uleyye el-Esedî (İsmail b. İbrahim b. Miksem)
6. Davud b. Rüşeyd el-Haşimî (Davud b. Rüşeyd)
Konular:
Cenaze, Ölüye ağlamanın azab sebebi olması
Öneri Formu
Hadis Id, No:
281897, M002149-3
Hadis:
حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ رُشَيْدٍ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِى مُلَيْكَةَ قَالَ كُنْتُ جَالِسًا إِلَى جَنْبِ ابْنِ عُمَرَ وَنَحْنُ نَنْتَظِرُ جَنَازَةَ أُمِّ أَبَانٍ بِنْتِ عُثْمَانَ وَعِنْدَهُ عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ فَجَاءَ ابْنُ عَبَّاسٍ يَقُودُهُ قَائِدٌ فَأُرَاهُ أَخْبَرَهُ بِمَكَانِ ابْنِ عُمَرَ فَجَاءَ حَتَّى جَلَسَ إِلَى جَنْبِى فَكُنْتُ بَيْنَهُمَا فَإِذَا صَوْتٌ مِنَ الدَّارِ فَقَالَ ابْنُ عُمَرَ - كَأَنَّهُ يَعْرِضُ عَلَى عَمْرٍو أَنْ يَقُومَ فَيَنْهَاهُمْ - سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ « إِنَّ الْمَيِّتَ لَيُعَذَّبُ بِبُكَاءِ أَهْلِهِ » . قَالَ فَأَرْسَلَهَا عَبْدُ اللَّهِ مُرْسَلَةً فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كُنَّا مَعَ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ حَتَّى إِذَا كُنَّا بِالْبَيْدَاءِ إِذَا هُوَ بِرَجُلٍ نَازِلٍ فِى شَجَرَةٍ فَقَالَ لِىَ اذْهَبْ فَاعْلَمْ لِى مَنْ ذَاكَ الرَّجُلُ . فَذَهَبْتُ فَإِذَا هُوَ صُهَيْبٌ . فَرَجَعْتُ إِلَيْهِ فَقُلْتُ إِنَّكَ أَمَرْتَنِى أَنْ أَعْلَمَ لَكَ مَنْ ذَاكَ وَإِنَّهُ صُهَيْبٌ . قَالَ مُرْهُ فَلْيَلْحَقْ بِنَا . فَقُلْتُ إِنَّ مَعَهُ أَهْلَهُ . قَالَ وَإِنْ كَانَ مَعَهُ أَهْلُهُ - وَرُبَّمَا قَالَ أَيُّوبُ مُرْهُ فَلْيَلْحَقْ بِنَا - فَلَمَّا قَدِمْنَا لَمْ يَلْبَثْ أَمِيرُ الْمُؤْمِنِينَ أَنْ أُصِيبَ فَجَاءَ صُهَيْبٌ يَقُولُ وَاأَخَاهْ وَاصَاحِبَاهْ . فَقَالَ عُمَرُ أَلَمْ تَعْلَمْ أَوْ لَمْ تَسْمَعْ - قَالَ أَيُّوبُ أَوْ قَالَ أَوَلَمْ تَعْلَمْ أَوَلَمْ تَسْمَعْ - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ « إِنَّ الْمَيِّتَ لَيُعَذَّبُ بِبَعْضِ بُكَاءِ أَهْلِهِ » . قَالَ فَأَمَّا عَبْدُ اللَّهِ فَأَرْسَلَهَا مُرْسَلَةً وَأَمَّا عُمَرُ فَقَالَ بِبَعْضٍ فَقُمْتُ فَدَخَلْتُ عَلَى عَائِشَةَ فَحَدَّثْتُهَا بِمَا قَالَ ابْنُ عُمَرَ فَقَالَتْ لاَ وَاللَّهِ مَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَطُّ « إِنَّ الْمَيِّتَ يُعَذَّبُ بِبُكَاءِ أَحَدٍ » . وَلَكِنَّهُ قَالَ « إِنَّ الْكَافِرَ يَزِيدُهُ اللَّهُ بِبُكَاءِ أَهْلِهِ عَذَابًا وَإِنَّ اللَّهَ لَهُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَى وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى » . قَالَ أَيُّوبُ قَالَ ابْنُ أَبِى مُلَيْكَةَ حَدَّثَنِى الْقَاسِمُ بْنُ مُحَمَّدٍ قَالَ لَمَّا بَلَغَ عَائِشَةَ قَوْلُ عُمَرَ وَابْنِ عُمَرَ قَالَتْ إِنَّكُمْ لَتُحَدِّثُونِّى عَنْ غَيْرِ كَاذِبَيْنِ وَلاَ مُكَذَّبَيْنِ وَلَكِنَّ السَّمْعَ يُخْطِئُ .
Tercemesi:
Bize Dâvûd b. Rüşeyd, ona İsmail b. Uleyye, ona Eyyûb, ona da Abdullah b. Ebu Müleyke şöyle rivayet etmiştir:
Bizler Ümmü Ebân bt. Osman cenazesinde beklerken ben, İbn Ömer'in yanında oturuyordum. (İbn Ömer'in) yanında da Amr b. Osman vardı. (Derken) İbn Abbas geldi. Ona biri yol gösteriyordu. (Yol gösterenin, İbn Abbas'a, İbn Ömer'in) yerini gösterdiğini zannediyorum. (İbn Abbas) geldi, nihayet yanıma oturdu. Ben de ikisinin arasında bulunmuş oldum. (O esnada) evden bir ses geldi de İbn Ömer, sanki Amr'a işaret ederek kalkıp onlara (bunu) yasaklamasını (ister) gibi "Rasulullah'ın (sav) 'Ölü, ailesinin kendisi için ağlaması sebebiyle azap görür' buyurduğunu işittim" dedi. (Râvi Abdullah b. Ebu Müleyke), Abdullah'ın (bu hadisi) mürsel olarak naklettiğini söylemiştir. (İbn Ömer'in bunu demesi üzerine) İbn Abbas, "Bizler müminlerin emiri Ömer b. Hattâb ile beraberdik. Nihayet Beydâ' (denilen yere vardığımızda) bir ağacın altında konaklayan adam (görüverdik). Ömer, bana, 'Git de benim için o adamın kim olduğunu öğren' dedi. Ben de gittim. Bir de baktım ki o, Suheyb! (Ömer'e) dönüp 'Bu (adamın) kim olduğunu senin için öğrenmemi emretmiştin. O, Suheyb'dir' dedim. (Ömer), 'Ona emret de bize katılsın' dedi. Ben, 'Yanında ailesi vardır' dedim. (Ömer), 'Beraberinde ailesi olsa da (katılsın)' dedi. -Râvi Eyyûb, belki de 'Ona emret de bize katılsın' (ifadesini) zikretmiştir- (Medine'ye) geldiğimizde müminlerin emiri çok geçmeden (hançerlenerek) yaralandı. Suheyb de gelip 'Vah benim kardeşime, Vah benim arkadaşıma' diyerek (feryat etmeye başladı). Ömer, (ona), 'Rasulullah'ın (sav) 'ölü, ailesinin bazı ağlaması sebebiyle azap görür' buyurduğunu bilmiyor musun ya da işitmedin mi?' buyurdu" dedi.
(Râvi) Eyyûb, ''أَوَلَمْ تَعْلَمْ أَوَلَمْ تَسْمَعْ'' demek suretiyle aynı mânâda farklı lafızlar kullanmıştır- (Râvi Abdullah b. Ebu Müleyke), Abdullah'ın (hadisi) mürsel olarak rivayet ettiğini, Ömer'in ise bir kısmını naklettiğini söylemiştir.
Ben kalkıp Aişe'nin huzuruna girdim (ve) ona İbn Ömer'in dediğini anlattım. O, "Hayır! Vallahi, Rasulullah (sav), 'Ölü, birinin ağlaması sebebiyle azap görür' (sözünü) asla demedi. Ancak o, "Kâfir(in azabını) Allah, ailesinin ağlaması sebebiyle artırır" buyurdu. Şüphesiz Allah, güldüren ve ağlatandır. Kimse, başkasının günahını yüklenemez" dedi.
Bize Eyyûb, ona İbn Ebu Müleyke, ona da Kâsım b. Muhammed şöyle rivayet etmiştir:
Ömer ve İbn Ömer'in söz(ler)i Aişe'ye ulaştığında "Sizler, bana yalancı olmayan ve yalanlanmayan iki kişiden rivayette bulunuyorsunuz ancak, kulak da yanılır" demiştir.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cenâiz 2149, /360
Senetler:
1. Ümmü Abdullah Aişe bt. Ebu Bekir es-Sıddîk (Aişe bt. Abdullah b. Osman b. Âmir)
2. Abdullah b. Ebu Müleyke el-Kureşî (Abdullah b. Ubeydullah b. Züheyr b. Abdullah)
3. Eyyüb es-Sahtiyânî (Eyyüb b. Keysân)
4. Ebu Bişr İsmail b. Uleyye el-Esedî (İsmail b. İbrahim b. Miksem)
5. Davud b. Rüşeyd el-Haşimî (Davud b. Rüşeyd)
Konular:
Cenaze, Ölüye ağlamanın azab sebebi olması
Öneri Formu
Hadis Id, No:
281898, M002149-2
Hadis:
حَدَّثَنَا دَاوُدُ بْنُ رُشَيْدٍ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ حَدَّثَنَا أَيُّوبُ عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِى مُلَيْكَةَ قَالَ كُنْتُ جَالِسًا إِلَى جَنْبِ ابْنِ عُمَرَ وَنَحْنُ نَنْتَظِرُ جَنَازَةَ أُمِّ أَبَانٍ بِنْتِ عُثْمَانَ وَعِنْدَهُ عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ فَجَاءَ ابْنُ عَبَّاسٍ يَقُودُهُ قَائِدٌ فَأُرَاهُ أَخْبَرَهُ بِمَكَانِ ابْنِ عُمَرَ فَجَاءَ حَتَّى جَلَسَ إِلَى جَنْبِى فَكُنْتُ بَيْنَهُمَا فَإِذَا صَوْتٌ مِنَ الدَّارِ فَقَالَ ابْنُ عُمَرَ - كَأَنَّهُ يَعْرِضُ عَلَى عَمْرٍو أَنْ يَقُومَ فَيَنْهَاهُمْ - سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ « إِنَّ الْمَيِّتَ لَيُعَذَّبُ بِبُكَاءِ أَهْلِهِ » . قَالَ فَأَرْسَلَهَا عَبْدُ اللَّهِ مُرْسَلَةً فَقَالَ ابْنُ عَبَّاسٍ كُنَّا مَعَ أَمِيرِ الْمُؤْمِنِينَ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ حَتَّى إِذَا كُنَّا بِالْبَيْدَاءِ إِذَا هُوَ بِرَجُلٍ نَازِلٍ فِى شَجَرَةٍ فَقَالَ لِىَ اذْهَبْ فَاعْلَمْ لِى مَنْ ذَاكَ الرَّجُلُ . فَذَهَبْتُ فَإِذَا هُوَ صُهَيْبٌ . فَرَجَعْتُ إِلَيْهِ فَقُلْتُ إِنَّكَ أَمَرْتَنِى أَنْ أَعْلَمَ لَكَ مَنْ ذَاكَ وَإِنَّهُ صُهَيْبٌ . قَالَ مُرْهُ فَلْيَلْحَقْ بِنَا . فَقُلْتُ إِنَّ مَعَهُ أَهْلَهُ . قَالَ وَإِنْ كَانَ مَعَهُ أَهْلُهُ - وَرُبَّمَا قَالَ أَيُّوبُ مُرْهُ فَلْيَلْحَقْ بِنَا - فَلَمَّا قَدِمْنَا لَمْ يَلْبَثْ أَمِيرُ الْمُؤْمِنِينَ أَنْ أُصِيبَ فَجَاءَ صُهَيْبٌ يَقُولُ وَاأَخَاهْ وَاصَاحِبَاهْ . فَقَالَ عُمَرُ أَلَمْ تَعْلَمْ أَوْ لَمْ تَسْمَعْ - قَالَ أَيُّوبُ أَوْ قَالَ أَوَلَمْ تَعْلَمْ أَوَلَمْ تَسْمَعْ - أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ « إِنَّ الْمَيِّتَ لَيُعَذَّبُ بِبَعْضِ بُكَاءِ أَهْلِهِ » . قَالَ فَأَمَّا عَبْدُ اللَّهِ فَأَرْسَلَهَا مُرْسَلَةً وَأَمَّا عُمَرُ فَقَالَ بِبَعْضٍ فَقُمْتُ فَدَخَلْتُ عَلَى عَائِشَةَ فَحَدَّثْتُهَا بِمَا قَالَ ابْنُ عُمَرَ فَقَالَتْ لاَ وَاللَّهِ مَا قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَطُّ « إِنَّ الْمَيِّتَ يُعَذَّبُ بِبُكَاءِ أَحَدٍ » . وَلَكِنَّهُ قَالَ « إِنَّ الْكَافِرَ يَزِيدُهُ اللَّهُ بِبُكَاءِ أَهْلِهِ عَذَابًا وَإِنَّ اللَّهَ لَهُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَى وَلاَ تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَى » . قَالَ أَيُّوبُ قَالَ ابْنُ أَبِى مُلَيْكَةَ حَدَّثَنِى الْقَاسِمُ بْنُ مُحَمَّدٍ قَالَ لَمَّا بَلَغَ عَائِشَةَ قَوْلُ عُمَرَ وَابْنِ عُمَرَ قَالَتْ إِنَّكُمْ لَتُحَدِّثُونِّى عَنْ غَيْرِ كَاذِبَيْنِ وَلاَ مُكَذَّبَيْنِ وَلَكِنَّ السَّمْعَ يُخْطِئُ .
Tercemesi:
Bize Dâvûd b. Rüşeyd, ona İsmail b. Uleyye, ona Eyyûb, ona da Abdullah b. Ebu Müleyke şöyle rivayet etmiştir:
Bizler Ümmü Ebân bt. Osman cenazesinde beklerken ben, İbn Ömer'in yanında oturuyordum. (İbn Ömer'in) yanında da Amr b. Osman vardı. (Derken) İbn Abbas geldi. Ona biri yol gösteriyordu. (Yol gösterenin, İbn Abbas'a, İbn Ömer'in) yerini gösterdiğini zannediyorum. (İbn Abbas) geldi, nihayet yanıma oturdu. Ben de ikisinin arasında bulunmuş oldum. (O esnada) evden bir ses geldi de İbn Ömer, sanki Amr'a işaret ederek kalkıp onlara (bunu) yasaklamasını (ister) gibi "Rasulullah'ın (sav) 'Ölü, ailesinin kendisi için ağlaması sebebiyle azap görür' buyurduğunu işittim" dedi. (Râvi Abdullah b. Ebu Müleyke), Abdullah'ın (bu hadisi) mürsel olarak naklettiğini söylemiştir. (İbn Ömer'in bunu demesi üzerine) İbn Abbas, "Bizler müminlerin emiri Ömer b. Hattâb ile beraberdik. Nihayet Beydâ' (denilen yere vardığımızda) bir ağacın altında konaklayan adam (görüverdik). Ömer, bana, 'Git de benim için o adamın kim olduğunu öğren' dedi. Ben de gittim. Bir de baktım ki o, Suheyb! (Ömer'e) dönüp 'Bu (adamın) kim olduğunu senin için öğrenmemi emretmiştin. O, Suheyb'dir' dedim. (Ömer), 'Ona emret de bize katılsın' dedi. Ben, 'Yanında ailesi vardır' dedim. (Ömer), 'Beraberinde ailesi olsa da (katılsın)' dedi. -Râvi Eyyûb, belki de 'Ona emret de bize katılsın' (ifadesini) zikretmiştir- (Medine'ye) geldiğimizde müminlerin emiri çok geçmeden (hançerlenerek) yaralandı. Suheyb de gelip 'Vah benim kardeşime, Vah benim arkadaşıma' diyerek (feryat etmeye başladı). Ömer, (ona), 'Rasulullah'ın (sav) 'ölü, ailesinin bazı ağlaması sebebiyle azap görür' buyurduğunu bilmiyor musun ya da işitmedin mi?' buyurdu" dedi.
(Râvi) Eyyûb, ''أَوَلَمْ تَعْلَمْ أَوَلَمْ تَسْمَعْ'' demek suretiyle aynı mânâda farklı lafızlar kullanmıştır- (Râvi Abdullah b. Ebu Müleyke), Abdullah'ın (hadisi) mürsel olarak rivayet ettiğini, Ömer'in ise bir kısmını naklettiğini söylemiştir.
Ben kalkıp Aişe'nin huzuruna girdim (ve) ona İbn Ömer'in dediğini anlattım. O, "Hayır! Vallahi, Rasulullah (sav), 'Ölü, birinin ağlaması sebebiyle azap görür' (sözünü) asla demedi. Ancak o, "Kâfir(in azabını) Allah, ailesinin ağlaması sebebiyle artırır" buyurdu. Şüphesiz Allah, güldüren ve ağlatandır. Kimse, başkasının günahını yüklenemez" dedi.
Bize Eyyûb, ona İbn Ebu Müleyke, ona da Kâsım b. Muhammed şöyle rivayet etmiştir:
Ömer ve İbn Ömer'in söz(ler)i Aişe'ye ulaştığında "Sizler, bana yalancı olmayan ve yalanlanmayan iki kişiden rivayette bulunuyorsunuz ancak, kulak da yanılır" demiştir.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Müslim, Sahîh-i Müslim, Cenâiz 2149, /360
Senetler:
1. Ebu Hafs Ömer b. Hattab el-Adevî (Ömer b. Hattab b. Nüfeyl b. Abdüluzza)
2. İbn Abbas Abdullah b. Abbas el-Kuraşî (Abdullah b. Abbas b. Abdülmuttalib b. Haşim b. Abdümenaf)
3. Abdullah b. Ebu Müleyke el-Kureşî (Abdullah b. Ubeydullah b. Züheyr b. Abdullah)
4. Eyyüb es-Sahtiyânî (Eyyüb b. Keysân)
5. Ebu Bişr İsmail b. Uleyye el-Esedî (İsmail b. İbrahim b. Miksem)
6. Davud b. Rüşeyd el-Haşimî (Davud b. Rüşeyd)
Konular:
Cenaze, Ölüye ağlamanın azab sebebi olması