Giriş

Bize Muhammed b. Abdullah, ona babası (Abdullah b. Müsenna), ona Sumâme, ona da Enes (ra), Hz. Ebu Bekir'in (ra) kendisine, Rasulullah'ın (sav) belirlediği zekat oranlarını içerir bir yazı yazdı. Bu yazıda şu ifadeler vardı: "Develerinin nisabı, dört yaşını bitirip beş yaşına basmış dişi deve zekatına ulaşan ancak verebileceği bu yaşta dişi bir devesi bulunmayıp da üç yaşını bitirip dört yaşına basmış dişi bir devesi olan kişiden, zekat olarak bu devesi kabul edilir. Fakat bu durumda mükellef, kendisi için mümkünse bu devesiyle birlikte iki koyun, değilse yirmi dirhem daha verir. Develerinin nisabı, üç yaşını bitirip dört yaşına basmış dişi deve zekatına ulaşan ancak verebileceği bu yaşta dişi bir devesi bulunmayıp da dört yaşını bitirip beş yaşına basmış dişi bir devesi olan kişiden, zekat olarak bu devesi kabul edilir; buna karşılık zekat memuru, o kişiye yirmi dirhem veya iki koyun geri ödemede bulunur. Develerinin nisabı, üç yaşını bitirip dört yaşına basmış dişi deve zekatına ulaşan ancak verebileceği bu yaşta dişi bir devesi bulunmayıp da iki yaşını bitirip üç yaşına basmış dişi bir devesi olan kişiden zekat olarak bu devesi kabul edilir. Fakat bu durumda mükellef, bu devesiyle birlikte iki koyun veya yirmi dirhem daha verir. Develerinin nisabı, iki yaşını bitirip üç yaşına basmış dişi deve zekatına ulaşan ancak yanında üç yaşını bitirip dört yaşına basmış dişi bir devesi olan kişiden, zekat olarak bu devesi kabul edilir; buna karşılık zekat memuru, o kişiye yirmi dirhem veya iki koyun geri ödemede bulunur. Develerinin nisabı, iki yaşını bitirip üç yaşına basmış dişi deve zekatına ulaşan ancak verebileceği bu yaşta dişi bir devesi bulunmayıp da bir yaşını bitirip iki yaşına basmış dişi bir devesi olan kişiden zekat olarak bu devesi kabul edilir. Fakat bu durumda mükellef, bu devesiyle birlikte iki koyun veya yirmi dirhem daha verir."


Açıklama: Bahsi geçen yazı, Enes b. Malik'i (ra) Bahreyne'e vali olarak gönderdiği sırada Hz. Ebu Bekir tarafından yaz(dır)ılan yazıdır.

    Öneri Formu
9784 B001453 Buhari, Zekat, 37

Bize Muhammed b. Uyeyne, ona Ebu İshak el-Fezârî, ona Süfyan b. Hüseyin, ez-Zührî, ona Salim, ona da İbn Ömer, Hz. Peygamber'den (sav) bir önceki hadisin hadisin bir benzerini rivayet etmiştir.


Açıklama: İlgili rivayet için bkz. DM001666 numaralı hadis.

    Öneri Formu
41512 DM001667 Darimi, Zekat, 6

Bize Muhammed b. Abdullah b. el-Müsennâ el-Ensarî, ona babası (Abdullah b. Müsenna), ona Sumâme b. Abdullah b. Enes, ona da Enes, Hz. Ebu Bekir'in kendisini Bahreyn’e gönderdiği vakit şu mektubu yazdığını rivayet etti: "Rahman Rahim Allah’ın adıyla. Bu, Rasulullah’ın (sav) farz kıldığı, Allah’ın da Rasulü’ne emrettiği sadaka (zekât) farizasıdır. Müslümanlardan her kimden gerektiği şekilde bu sadaka istenecek olursa o da onu versin. Kendisinden daha fazlası istenen kimse de fazlayı vermesin. Yirmi dört deve ve aşağısında, her beş deve için bir koyun verilir. Yirmi beş deveye ulaşırsa otuz deveye kadar bir bintu mehâd (denilen iki yaşına basmış dişi deve) vardır. Otuz altıya varıp kırk beş deveye kadar bir dişi bintu lebûn (denilen üç yaşına basmış dişi deve) verilir. Kırk altıya ulaşıp altmış deveye kadar bir hıkka (denilen erkek devenin bastığı bir buğur) vardır. Altmış bire ulaşıp yetmiş beşe kadar da bir cezea (dört yaşını bitirmiş, beşine basmış) dişi deve vardır. Deve sayısı yetmiş altıya varıp doksana kadar dişi iki bintu lebûn (iki yaşını tamamlayıp, üç yaşına basmış dişi deve) vardır. Doksan bire ulaştıktan sonra yüz yirmi deveye kadar ise ona iki hıkka (devenin yaklaşabileceği buğur) düşer. Sayıları yüz yirmiden fazla olursa her bir kırk deve için bir bintu lebûn (iki yaşını tamamlayıp üç yaşına basmış bir dişi deve) düşer. Her bir elli deve için de bir hıkka (erkek devenin yaklaşabileceği buğur denilen dişi deve) düşer. Yanında sadece dört devesi olan kimsenin, o develerine zekât düşmez. Develerin sahibinin istemesi müstesna. Beş deveye ulaşırsa ona bir koyun (zekât) düşer." "Merada yayılan koyunların sayısı kırktan yüz yirmiye kadar olursa bir koyun, yüz yirmiden fazla iki yüze kadar iki koyun zekât düşer. İki yüzden fazla üç yüze kadar üç koyun zekât düşer. Üç yüzü aştığı takdirde her yüz koyun için bir koyun zekât verilir. Eğer bir kimsenin merada yayılan koyunları kırktan bir eksik olursa ona zekât düşmez, sahibinin vermek istemesi müstesna. Gümüşte zekât kırkta birdir. Eğer gümüş sadece yüz doksan dirhem ise ona bir şey düşmez, sahibinin (nafile olarak) ermek istemesi müstesna."


    Öneri Formu
9785 B001454 Buhari, Zekat, 38

Bana Yahya, ona Malik, ona Sevr b. Zeyd ed-Dîlî, ona Abdullah b. Süfyan es-Sekafî’nin bir oğlu, ona da dedesi Süfyan b. Abdullah şöyle rivayet etmiştir: Ömer b. Hattab, Süfyan b. Abdullah’ı zekat görevlisi olarak göndermişti. Süfyan b. Abdullah, zekat hesaplamasında insanlar aleyhine oğlak ve kuzuları da nisaba katıyordu. Buna karşın insanlar “Bizim aleyhimize oğlak ve kuzuları da nisaba katıyor fakat zekat olarak onlardan bir şey almıyorsun” dediler. Süfyan b. Abdullah, Ömer b. Hattab’ın (ra) huzuruna varınca kendisine bu durumu anlattı. Bunun üzerine Ömer şöyle dedi: “Evet, onlar aleyhine çobanın kucağında taşıdığı oğlak ve kuzular (السَّخْلَة) da nisaba dâhildir. Fakat sen zekat olarak onları almamalısın. Semiz olup eti için besleneni (الْأَكُولة), yavrusu olanı (الرُّبَّى), hamile olanı (الْمَاخِضُ) ve davarın erkek olanını da almamalısın. Fakat iki yaşını doldurmasa da iki yaşındaki gibi gösterişli olanı ve iki yaşında olanı almalısın. Bu, davarın küçüğü ile iyisi arasında adalete uygun orta bir yoldur. [Malik (b. Enes) der ki: السَّخْلَة yeni doğmuş davar demektir. الرُّبَّى doğum yapmış ve yavrusunu beslemekte olan, الْمَاخِضُ hamile, الْأَكُولة ise yemek üzere beslenen davar demektir.] [Zekat gerekmeyecek sayıda (yani nisab miktarından az sayıda) koyunları olan ve zekat görevlisi gelmeden bir gün önce peş peşe doğum yapan, yaptıkları doğumlarla sayıları zekat nisabına ulaşan kişi ile ilgili olarak Malik (b. Enes) şöyle demiştir: Yavrularıyla beraber davarın sayısı, zekat nisabına ulaştığı vakit sürüsü konusunda o kişiye zekat vacip olur. Çünkü yavrulama, ilgili sürüden kaynaklanmıştır. Bu durum (sayıları henüz nisaba ulaşmamış olup da) satın alma, hibe edilme ve miras kalma (yoluyla nisaba ulaşan hayvan) meselesinden farklıdır. Değeri zekat nisabına ulaşmayan, sahibi tarafından daha sonra satılan ve elde edilen kârıyla birlikte zekat nisabına ulaşan ticaret malı da buna benzer; kişi, sermaye ile birlikte kârın da zekatını verir. Oysa ilgilinin kârı hibe veya miras gibi sermayeden bağımsız olarak gelen bir gelir olsaydı teslim alındığı veya miras kaldığı günden itibaren söz konusu gelirin üzerinden ayrıca bir yıl geçmedikçe zekat gerekmeyecekti.] [Malik (b. Enes) der ki: Nisab konusunda malın kârı, mala dâhil olduğu gibi koyunların kuzusu da koyunlara dâhildir. Şu var ki başka bir yönüyle ondan farklılık arz eder. Şöyle ki kişinin nisab miktarı kadar altın ya da gümüşü bulunur da bilahare (satın alma, hibe veya miras gibi) bir yolla yeni bir (altın ya da gümüş) mal elde ederse onu bir kenara alır, mevcut mallara katarak zekatını vermez. Ancak elde ettiği günden itibaren bu malın üzerinden ayrıca bir yıl geçince onun zekatını verir. Oysa kişinin mülkiyetinde her bir cinsi zekata tâbi davar, sığır veya develeri bulunsa ve bilahare (satın alma, hibe ve miras gibi bir yolla) bir deve, inek veya koyun daha elde etse söz konusu her bir cins, ilgili hayvan nisabına ulaşıyorsa, zekatını verirken mevcut hayvanlardan kendi cinsleriyle birlikte onların da zekatını verir.] [Malik (b. Enes) der ki: Bu görüş, söz konusu konuyla ilgili olarak duyduğum en güzel içtihattır.] [Biriken İki Yıllık Zekatın Tatbiki Babı] [Yahya (b. Yahya) der ki: Malik (b. Enes) şöyle demiştir: Zekat vermesi gereken ve develerinin sayısı yüz olan ancak zekat görevlisi kendisine gelmeyen; nihayet başka bir zekat daha vermesi gereken ancak develeri helak olan ve sadece beş devesi kaldıktan sonra kendisine zekat görevlisi gelen kişi ile ilgili olarak bizdeki uygulama şöyledir: Zekat görevlisi, mal sahibine terettüp eden iki zekatı, her bir yıla bir koyun olmak üzere iki koyun şeklinde mevcut beş deveden alır. (Yüz deve üzerinden değil.) Çünkü mal sahibine zekat, (zekat görevlisine) malının zekatını verdiği gün vacip olmaktadır. Dolayısıyla sürüsü helak olur ya da sürüde artış meydana gelirse zekat görevlisi, zekat topladığı günde ilgilinin yanında tespit ettiği malların zekatını alır. O halde mal sahibinin bir çok zekatı birikir ve (zekat görevlisi tarafından) bu zekatlara mahsuben hiçbir şey alınmaz da nihayet sürünün tamamı helak olur veya nisabın altına düşerse o kişinin herhangi bir zekat ödemesi gerekmez. Helak olan malları ya da geçmiş yıllara ilişkin olarak da o kişiye herhangi bir tazminat mükellefiyeti yoktur.]


    Öneri Formu
35484 MU000604 Muvatta, Zekat, 14

Bize Ebu Bişr Bekr b. Halef, ona Abdurrahman b. Mehdî, ona Süleyman b. Kesir, ona İbn Şihâb, ona Sâlim b. Abdullah, ona da babası (Abdullah b. Ömer) rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: (İbn Şihâb) der ki: Sâlim bana Rasulullah’ın (sav), vefat etmeden önce, sadakalar (zekâtlar) hakkında yazdırmış olduğu bir mektubu okuttu. O mektupta şunlar yazılı idi: "Beş deveye bir koyun, on deveye iki koyun, on beş deveye üç koyun, yirmi deveye dört koyun, yirmi beşten otuz beşe kadar deveye bir bintu mehâd (iki yaşına basmış dişi deve) zekât düşer. Eğer bintu mehâd bulunmazsa erkek ibn lebûn (iki yaşını bitirmiş üç yaşına girmiş erkek deve) düşer. Otuz beşten itibaren bir fazlasından kırk beşe kadar bir bintu lebûn (iki yaşını bitirip üç yaşına girmiş dişi deve) zekât düşer. Kırk beşten bir fazlasından altmışa kadar bir hıkka (üç yaşını tamamlayıp dört yaşına girmiş dişi deve) zekât düşer. Altmıştan bir fazlasından yetmiş beşe kadar bir cezea (dört yaşını tamamlayıp beş yaşına girmiş dişi deve) zekât düşer. Yetmiş beşten bir fazlasından itibaren doksana kadar iki bintu lebûn (iki yaşını tamamlayıp üçe basmış dişi deve) zekât düşer. Şayet doksandan bir fazla olursa yüz yirmiye kadar iki hıkka (üç yaşını tamamlayıp dört yaşına basmış dişi deve) zekât düşer. Bundan fazla olursa, o vakit her bir elli deve için bir hıkka (dört yaşına girmiş dişi deve) düşer. Her bir kırk devede de bir bintu lebûn (üç yaşına basmış dişi deve) düşer."


    Öneri Formu
17601 İM001798 İbn Mâce, Zekat, 9


    Öneri Formu
106049 MŞ009994 Musannef-i İbn Ebi Şeybe, Zekat, 10


    Öneri Formu
106054 MŞ009999 Musannef-i İbn Ebi Şeybe, Zekat, 10

Bana Yahya (b. Yahya), ona İmam Malik, “Ömer b. Hattab'ın zekat oranlarıyla ilgili yazısını okuduğunu” rivayet etmiş ve “Bu yazıda şu ifadeleri gördüm” demiştir: Bismillahirrahmanirrahim. Bu, zekat oranlarına dair bir yazıdır. Yirmi dört ve daha az sayıda olan develerde zekat, koyun üzerinden alınır ve her beş devede, bir koyun gerekir.Develerin sayısı yirmi beşe ulaştığında, otuz beşe kadar bir yaşını bitirip iki yaşına basmış bir dişi deve gerekir. Bu yaşta bir dişi deve yoksa iki yaşını bitirip üç yaşına girmiş bir erkek deve gerekir. Otuz beşi aştığında, kırk beşe kadar iki yaşını bitirip üç yaşına basmış bir dişi deve gerekir. Kırk beşi aştığında, altmışa kadar erkek deveye çekilebilecek üç yaşını bitirip dört yaşına basmış bir dişi deve gerekir. Altmışı aştığında, yetmiş beşe kadar dört yaşını bitirip beş yaşına basmış bir dişi deve gerekir. Yetmiş beşi aştığında, doksana kadar iki yaşını bitirip üç yaşına basmış iki dişi deve gerekir. Doksanı aştığında, yüz yirmiye kadar erkek deveye çekilebilecek üç yaşını bitirip dört yaşına basmış iki dişi deve gerekir. Develerin sayısı yüz yirmiyi geçtiğinde her kırk devede iki yaşını bitirip üç yaşına basmış bir dişi deve, her elli devede ise üç yaşını bitirip dört yaşına basmış bir dişi deve gerekir. Sâime olan koyunların zekatı: Sâime olan koyunların sayısı kırka ulaşırsa yüz yirmiye kadar bir koyun, yüz yirmiyi geçince iki yüze kadar iki koyun, iki yüzü geçince üç yüze kadar üç koyun zekat gerekir. Üç yüzü geçince her yüz koyunda bir koyun zekat gerekir. Zekat görevlisi uygun bulmadıkça yaşlı ve tek gözü kör koyun, koç ve teke zekat olarak verilemez. (Zekat ödememek veya ilgiliyi zekatla mükellef tutmak kaygısıyla) hiç bir sürü parçalara bölünemez, ayrı ayrı hiç bir sürü de tek sürü halinde bir araya getirilemez. Sürü, hayvanlarını birbirine karıştıran (halît) iki ortağa aitse (sürü, tek kişiye aitmiş gibi işlem yapılır; bilahare) ortaklar kendi aralarında hisselerine göre dengeli bir biçimde hesaplaşırlar. Dirhem olarak basılı gümüşte kırkta bir zekat gerekir.


Açıklama: Rivayet muallaktır; Mâlik ile Hz. Ömer arasında inkıta vardır.

    Öneri Formu
35481 MU000602 Muvatta, Zekat, 11

Bize Musa b. İsmail, ona da Hammad şöyle demiştir: Sümame b. Abdullah b. Enes'ten bir yazı aldım. Sümame, üzerinde Rasulullah'ın (sav) mührü bulunan bu yazıyı, Hz. Ebu Bekir'in (ra), zekât toplamak üzere gönderdiğinde Enes b. Malik'e (ra) yazdığını iddia etti. Yazıda şu bilgiler yer alıyordu: "Bu, Allah'ın, peygamberine (sav) emretmiş olduğu üzere Rasulullah'ın (sav) Müslümanların üzerine takdir ve tayin ettiği zekât oranlarını içeren bir yazıdır. Herhangi bir Müslümandan bu yazıya uygun olarak zekatını vermesi talep edilirse onu versin. Her kimden de burada yazılı olandan fazlası istenirse onu vermesin. Buna göre yirmi beşten az olan develerde zekât, koyun üzerinden alınır ve her beş devede, bir koyun gerekir. Develerin sayısı yirmi beşe ulaştığında, otuz beşe kadar bir yaşını bitirip iki yaşına basmış bir dişi deve verilir. Bu yaşta bir dişi deve yoksa iki yaşını bitirip üç yaşına girmiş bir erkek deve verilir. Otuz altıya ulaştığında, kırk beşe kadar iki yaşını bitirip üç yaşına basmış bir dişi deve verilir. Kırk altıya ulaştığında, altmışa kadar erkek deveye çekilebilecek üç yaşını bitirip dört yaşına basmış bir dişi deve verilir. Altmış bire ulaştığında, yetmiş beşe kadar dört yaşını bitirip beş yaşına basmış bir dişi deve verilir. Yetmiş altıya ulaştığında, doksana kadar iki yaşını bitirip üç yaşına basmış iki dişi deve verilir. Doksan bire ulaştığında, yüz yirmiye kadar erkek deveye çekilebilecek üç yaşını bitirip dört yaşına basmış iki dişi deve verilir. Develerin sayısı yüz yirmiyi geçtiğinde her kırk devede iki yaşını bitirip üç yaşına basmış bir dişi deve, her elli devede ise üç yaşını bitirip dört yaşına basmış bir dişi deve verilir. Zekât oranlarına bağlı olarak develerin yaşları birbirinden farklı olursa bakılır. Develerinin nisabı, dört yaşını bitirip beş yaşına basmış dişi deve zekatına ulaşan ancak verebileceği bu yaşta dişi bir devesi bulunmayıp da üç yaşını bitirip dört yaşına basmış dişi bir devesi olan kişiden, zekât olarak -mümkün oluyorsa- yanında iki koyunla veya yirmi dirhemle birlikte bu devesi kabul edilir. Develerinin nisabı, üç yaşını bitirip dört yaşına basmış dişi deve zekatına ulaşan ancak verebileceği bu yaşta dişi bir devesi bulunmayıp da dört yaşını bitirip beş yaşına basmış dişi bir devesi olan kişiden, zekât olarak bu devesi kabul edilir; buna karşılık zekât memuru, o kişiye yirmi dirhem veya iki koyun geri ödemede bulunur. Develerinin nisabı, üç yaşını bitirip dört yaşına basmış dişi deve zekatına ulaşan ancak verebileceği bu yaşta dişi bir devesi bulunmayıp da iki yaşını bitirip üç yaşına basmış dişi bir devesi olan kişiden zekât olarak bu devesi kabul edilir." [Ebu Davud der ki: Hadisin şu kısmını ravi Musa'dan (b. İsmail) istediğim gibi iyi ezberleyemedim. Bilahare onu pekiştirdim.] "zekât mükellefi, onunla birlikte -mümkün oluyorsa- iki koyun veya yirmi dirhem daha verir. Zekâtı, iki yaşını bitirip üç yaşına girmiş bir dişi deve verecek sayıda devesi olan ancak verebileceği bu yaşta dişi bir devesi bulunmayıp da üç yaşını bitirip dört yaşına girmiş dişi bir devesi olan kişiden zekât olarak bu devesi kabul edilir." [Ebu Davud der ki: bundan sonra Hadis, şöyle devam etmiştir:] "Buna karşılık zekât memuru, o kişiye yirmi dirhem veya iki koyun geri ödemede bulunur. Yanında iki yaşını bitirip de üç yaşına basmış dişi bir deve verecek sayıda devesi olan ancak zekât olarak verebileceği bu yaşta bir dişi devesi bulunmayıp da bir yaşını bitirip iki yaşına basmış bir dişi devesi olan kişiden, zekât olarak iki koyun veya yirmi dirhemle birlikte bu devesi kabul edilir. Yanında bir yaşını doldurup da iki yaşına girmiş bir dişi deve vermesi gerekecek sayıda devesi olan ancak verebileceği bu yaşta bir devesi bulunmayıp da iki yaşını bitirip üç yaşına girmiş erkek bir devesi olan kişiden, zekât olarak sadece bu devesi alınır. Kişinin yanında sadece dört devesi varsa o develere zekât düşmez. Fakat sahibi dilerse sadaka verebilir." "Sâime olan koyunların sayısı kırka ulaşırsa yüz yirmiye kadar bir koyun, yüz yirmiyi geçince iki yüze kadar iki koyun, iki yüzü geçince üç yüze kadar üç koyun zekât gerekir. Üç yüzü geçince her yüz koyunda bir koyun zekât gerekir. Zekât görevlisi uygun bulmadıkça yaşlı ve tek gözü kör koyun, koç ve teke zekât olarak alınamaz. Zekât ödememek veya ilgiliyi zekatla mükellef tutmak kaygısıyla birleştirilmiş hiçbir sürü parçalara bölünemez, ayrı ayrı olan hiçbir sürü de tek sürü halinde bir araya getirilemez. Sürü, hayvanlarını birbirine karıştıran (halît) iki ortağa aitse (sürü, tek kişiye aitmiş gibi işlem yapılır; bilahare) ortaklar kendi aralarında hisselerine göre dengeli bir biçimde hesaplaşırlar. Yanındaki sâime koyunların sayısı kırka ulaşmıyorsa o koyunlara zekât düşmez. Fakat sahibi dilerse sadaka verebilir. Dirhem olarak basılı gümüşte kırkta bir zekât gerekir. Dirhemler sadece yüz doksan tane ise bu dirhemlerde herhangi bir şey gerekmez. Ancak sahibi dilerse sadaka verebilir."


    Öneri Formu
10812 D001567 Ebu Davud, Zekat, 5

Bize Abdullah b. Muhammed en-Nüfeyl, ona Abbad b. Avvam, ona Süfyan b. Hüseyin, ona ez-Zührî, ona Salim, ona da babası (Abdullah b. Ömer) şöyle deniştir: Allah'ın Rasulü (sav), zekâtla ilgili bilgiler içeren bir metin yaz(dır)dı. Fakat bu metni valilerine göndermedi. Allah'ın Rasulü (sav), vefatına kadar bu metni kılıcına iliştirerek taşımıştır. Hz. Ebu Bekir (ra) (halife olunca) vefat edinceye kadar kadar bu metne göre zekât uygulamasını gerçekleştirmiştir. Aynı şekilde Hz. Ömer de (ra) ölene kadar bu metne göre zekât uygulamasını sürdürmüştür. Bu metinde şu hükümler yer alıyordu: "Beş deve için bir koyun, on deve için iki koyun, on beş deve için üç koyun, yirmi deve için dört koyun, yirmi beşten otuz beşe kadar bir yaşını bitirip iki yaşına basmış bir dişi deve, otuz altıdan kırk beşe kadar iki yaşını bitirip üç yaşına basmış bir dişi deve, kırk altıdan altmışa kadar üç yaşını bitirip dört yaşına basmış bir dişi deve, altmış birden yetmiş beşe kadar dört yaşını bitirip beş yaşına basmış bir dişi deve, yetmiş altıdan doksan deveye kadar bir yaşını bitirip iki yaşına basmış iki dişi deve, doksan birden yüz yirmi deveye kadar iki yaşını bitirip üç yaşına basmış iki dişi deve, yüz yirmi birden sonrasında ise her elli deve için üç yaşını bitirip dört yaşına basmış bir dişi, her kırk deve için de iki yaşını bitirip üç yaşına basmış bir dişi deve ilave edilir. Koyunun zekâtı ile ilgili olarak da şu hükümler yer alıyordu: Kırktan yüz yirmiye kadar bir koyun, yüz yirmi birden iki yüze kadar iki koyun, iki yüz birden üç yüze kadar üç koyun zekât verilir. Koyunların sayısı üç yüzü geçerse ilave her yüz koyun için bir koyun ilave edilir. (İki yüzden itibaren) her yüzlük dilim arasında kalan koyunlar, yüz sayısına ulaşmadıkça zekâta tabi kılınmaz. (Zekât ödememek veya ilgiliyi zekatla mükellef tutmak kaygısıyla) hiçbir sürü parçalara ayrılamaz, ayrı ayrı hiçbir sürü de tek sürü halinde bir araya getirilemez. Sürü, hayvanlarını birbirine karıştıran (halît) iki ortağa aitse (sürü tek kişiye aitmiş gibi işlem yapılır; bilahare) ortaklar kendi aralarında hisselerine göre dengeli bir biçimde hesaplaşırlar. Yaşlı ve kusurlu hayvanlar zekât olarak kabul edilemezler." [Zührî der ki: Zekât görevlisi geldiği zaman koyunlar kötü, iyi ve orta kalite olmak üzere üç gruba taksim edilir. Görevli, zekâtı orta gruptan alır. Zührî, sığırlara dair bir şey zikretmemiştir.]


    Öneri Formu
10813 D001568 Ebu Davud, Zekat, 5