31 Kayıt Bulundu.
Bize Abdulcebbar b. Ala, ona Süfyan, ona Amr, Cabir'in Habat ordusu hakkında şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Gerçekten bir adam üç tane deve boğazladı, sonra üç daha, sonra üç daha. Sonra Ebu Ubeyde (Ömer'in talebi üzerine) bunu yapmasını yasakladı."
Açıklama: Habat: Medineye 5 merhale mesafede Cüheyne kabilesi yurdunda bir yerin adıdır. Habat seriyyesi orada olmuştur. Bazılarına göre ise İslam askerlerinin yiyeceği kalmayınca değnekle silkelenmiş yaprak (habat) yemişlerdir. İsim buradan alınmıştır.Asım Efendi, Kamus Tercümesi, III, 466.
Bize Ali b. Abdullah, ona Süfyân, ona Amr b. Dînâr, ona da Câbir b. Abdullah şöyle rivayet etmiştir: "Komutanımız Ebu Ubeyde b. Cerrâh olduğu halde Rasulullah (sav) bizi üç yüz süvari ile Kureyş kervanını gözlememiz için sevk etti. On beş gün boyunca Sahilde kaldık ve öyle şiddetli bir açlığa yakalandık ki ağaç yaprakları (الْخَبَطَ) yedik. Bundan ötürü bu ordu, “Ceyşü'l-habat” olarak isimlendirildi. O arada deniz kıyısına amber denilen büyük bir balık vurdu. on beş gün boyunca ondan yedik ve yağından yağlandık. Sonunda gücümüz kuvvetimiz yerine geldi. Ebu Ubeyde onun kaburga kemiklerinden birini alıp onu dikti ve beraberindeki en uzun adama yöneldi. -Süfyan bir rivayetinde “Kaburga kemiklerinden birini alıp onu dikti ve bir adam ile deveyi aldı” demiştir.- O adam ve deve kemiğin altından geçiverdi. Cabir der ki: Ordudan bir adam üç deve kesmişti. Ardından üç deve daha kesti. Sonra bir daha üç deve kesti. Akabinde Ebu Ubeyde onu yasakladı." Amr der ki: Bize Ebu Salih ona Kays b. Sa'd şöyle rivayet etmiştir: Ben orduda iken babam (Sa'd b. Ubade)'ye “insanlar acıktılar” dedim. (Babam) “Hayvan kes” dedi. “Ben de kestim” dedim. Ardından “İnsanlar acıktılar” dedim. (Babam), “Hayvan kes” dedi. Sonra “İnsanlar acıktılar” dedim. (Babam), “Hayvan kes” dedi. “Ben de kestim” dedim. Daha sonra yine acıktılar. (Babam) “Hayvan kes” dedi. Sonra kesmek bana yasaklandı.
Bize Ali b. Abdullah, ona Süfyân, ona Amr b. Dînâr, ona da Câbir b. Abdullah şöyle rivayet etmiştir: "Komutanımız Ebu Ubeyde b. Cerrâh olduğu halde Rasulullah (sav) bizi üç yüz süvari ile Kureyş kervanını gözlememiz için sevk etti. On beş gün boyunca Sahilde kaldık ve öyle şiddetli bir açlığa yakalandık ki ağaç yaprakları (الْخَبَطَ) yedik. Bundan ötürü bu ordu, “Ceyşü'l-habat” olarak isimlendirildi. O arada deniz kıyısına amber denilen büyük bir balık vurdu. on beş gün boyunca ondan yedik ve yağından yağlandık. Sonunda gücümüz kuvvetimiz yerine geldi. Ebu Ubeyde onun kaburga kemiklerinden birini alıp onu dikti ve beraberindeki en uzun adama yöneldi. -Süfyan bir rivayetinde “Kaburga kemiklerinden birini alıp onu dikti ve bir adam ile deveyi aldı” demiştir.- O adam ve deve kemiğin altından geçiverdi. Cabir der ki: Ordudan bir adam üç deve kesmişti. Ardından üç deve daha kesti. Sonra bir daha üç deve kesti. Akabinde Ebu Ubeyde onu yasakladı." Amr der ki: Bize Ebu Salih ona Kays b. Sa'd şöyle rivayet etmiştir: Ben orduda iken babam (Sa'd b. Ubade)'ye “insanlar acıktılar” dedim. (Babam) “Hayvan kes” dedi. “Ben de kestim” dedim. Ardından “İnsanlar acıktılar” dedim. (Babam), “Hayvan kes” dedi. Sonra “İnsanlar acıktılar” dedim. (Babam), “Hayvan kes” dedi. “Ben de kestim” dedim. Daha sonra yine acıktılar. (Babam) “Hayvan kes” dedi. Sonra kesmek bana yasaklandı.
Açıklama: "وَالْخُمْسُ فِى ذَلِكَ وَاجِبٌ كُلِّهِ" ifadesine dair epeyce ihtilaf edilmiştir. Malumat için bk. Vellevî, el-Bahru'l-muhîtü's-seccâc, XXX, 452.