69 Kayıt Bulundu.
Bize Abdullah b. Muhammed, ona İbn Uyeyne, ona Amr, ona Ebu Abbas, ona da Abdullah b. Ömer şöyle rivayet etti: Nebi (sav) Taif halkını kuşattı. (Ancak) fethedemedi. Bunun üzerine "İnşallah yarın (Medine'ye) döneceğiz" buyurdu. Müslümanlar “Onların (kalelerini) fethetmeden nasıl döneriz?” dediler. (Bu itiraz üzerine) Rasul-i Ekrem (sav) "Öyle ise (yarın sabah) harbe hazır olun" buyurdu. Ertesi gün (sabahtan) harbe giriştiler. (Ama çok) yaralananlar oldu. Bunun üzerine Nebi (sav) "İnşallah yarın döneceğiz!" buyurdu. Bu defa (dönme kararı) onları (sahabîleri) sevindirmiş gibi oldu. Rasulullah (sav) da (onların bu sevinmelerine) gülümsedi.
Bize Humeydî, ona Süfyân, ona Hişâm, ona babası (Urve b. Zübeyir), ona Zeynep bt. Seleme, ona da annesi Ümmü Seleme (r.anha) şöyle demiştir: Peygamber (sav) yanıma girdi. O sırada yanımda bir muhannes (kadın görünümlü erkek) vardı. O kişi, Abdullah b. Ümeyye'ye "Ey Abdullah, eğer Allah yarın size Tâif'in fethini nasip ederse, sen Gaylân'ın kızını yakalayıp almaya bak. O kız dörtle gelir, sekizle döner (eti budu yerinde)" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) "Bu muhannesler bir daha yanınıza sakın girmesin" buyurdu. Râvî Sufyân b. Uyeyne'nin rivayetine göre İbn Cüreyc "Bu muhannesin adı Hît'tir" demiştir. Bize Mahmûd b. Gaylân, ona Ebu Usâme, ona da Hişâm aynı hadisi rivayet etti ve rivayetinde "Hz. Peygamber (sav) o gün Tâif'i muhasara etmekteydi" ifadesini ekledi.
Bize Muhammed b. Alâ, ona Ebu Usame, ona Büreyd, ona Ebu Bürde, ona da Ebu Musa (ra) şöyle demiştir: Peygamber (sav) Mekke ile Medine arasında Cı'râne mevkiinde konaklarken, ben de yanındaydım, Bilal de onunla birlikteydi. Bu sırada Peygamber'e (sav) bir bedevi geldi ve “bana verdiğin sözü hâlâ yerine getirmeyecek misin?” dedi. Peygamber (sav) de ona "(ganimet paylaşımı yakında gerçekleşecek), sevin, mutlu ol" buyurdu. Bedevî “sevin, mutlu ol, sözlerini bana çok söyledin” dedi. Bunun üzerine Peygamber (sav) öfkeli bir eda ile Ebu Mûsâ ve Bilâl'e dönüp "bu bedevi verdiğim müjdeyi reddetti, onu siz kabul edin" buyurdu. Onlara da “kabul ettik” dediler. Hz. Peygamber (sav) içi su dolu bir kase istedi. Bu kap içinde elini, yüzünü yıkadı. Sonra ağzına bir miktar su alıp, onu tekrar kaba boşalttı. Ardından Ebu Mûsâ ile Bilâl'e "bu sudan içiniz, bunu yüzünüze ve boynunuza dökün ve sevinin" buyurdu. Onlar da su kabını alıp Peygamber'in emrettiğini yaptılar. Bu sırada Peygamber'in hanımı Ümmü Seleme, perde arkasından “şu sudan ananıza da ikram edin” diye seslendi. Onlar da bu sudan arta kalan kısmı Ümmü Seleme'ye ikram ettiler.
Bize Humeydî, ona Süfyân, ona Hişâm, ona babası (Urve b. Zübeyir), ona Zeynep bt. Seleme, ona da annesi Ümmü Seleme (r.anha) şöyle demiştir: Peygamber (sav) yanıma girdi. O sırada yanımda bir muhannes (kadın görünümlü erkek) vardı. O kişi, Abdullah b. Ümeyye'ye "Ey Abdullah, eğer Allah yarın size Tâif'in fethini nasip ederse, sen Gaylân'ın kızını yakalayıp almaya bak. O kız dörtle gelir, sekizle döner (eti budu yerinde)" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav) "Bu muhannesler bir daha yanınıza sakın girmesin" buyurdu. Râvî Sufyân b. Uyeyne'nin rivayetine göre İbn Cüreyc "Bu muhannesin adı Hît'tir" demiştir. Bize Mahmûd b. Gaylân, ona Ebu Usâme, ona da Hişâm aynı hadisi rivayet etti ve rivayetinde "Hz. Peygamber (sav) o gün Tâif'i muhasara etmekteydi" ifadesini ekledi.