694 Kayıt Bulundu.
Bize Salih b. Mismar es-Sülemî, ona Muaz b. Hişam, ona babası, ona da Yahya b. Ebu Kesir, ona Abdullah b. Ebu Katade'nin şöyle dediğini rivayet etti: "Babam Rasulullah'la (sav) birlikte Hudeybiye anlaşmasının olduğu sene (hac) yolculuğuna çıkmıştı. Arkadaşları ihrama girmiş ama o girmemişti. Peygamber'e (sav) düşmanın Gayka'da olduğu bilgisi ulaştı. Bunun üzerine Peygamber (sav) yola çıktı. (Sonrasını babam şöyle anlattı:) Ben arkadaşlarımla beraber iken onlar birbirlerine bakıp gülmeye başladılar. Bir de baktım ki yaban eşeği! Ben ona doğru atılıp yaraladım ve sıkıştırıp hareket edemez hale getirdim. Hemen arkadaşlarımdan yardım istedim ama onlar bana yardım etmekten kaçındılar. Sonra onun etinden yedik. Ve (düşmanın) yolumuzu keseceğinden korktuk. Bu sebeple Rasulullah'ı (sav) aramaya koyuldum. Kâh atımı şahlandırıyor, kâh normal gidiyordum. Gece yarısı Gıfâr kabilesinden bir adamla karşılaştım. Ona “Peygamber'le (sav) nerede karşılaştın?” diye sordum, “Tahin'de kendisinden ayrıldım. O Sükya'da istirahat ediyordu” diye cevap verdi. Ben Rasulullah'a yetişip “ey Allah'ın Rasulu! Ashabın sana selam ediyor ve Allah’ın rahmetinin senin üzerine olmasını diliyorlar. Onlar sen yokken düşman tarafından yollarının kesilmesinden korkmuşlar. Onları bekleyiniz” dedim. O da bekledi. Ben bir de kendisine “ya Rasulullah' Ben (yaban eşeği) avladım. Yanımda ondan artan bir miktar (et) var” dedim. O da yanındaki kafile ihramlı oldukları halde onlara “yiyin” buyurdu."
Bize Abdussamed, ona Hammad b. Seleme, ona el-Cüreyrî, ona daEbu Nadra şöyle rivayet etmiştir: "Sahabeden Ebu Abdullah isminde biri hastalanmıştı. Arkadaşları onu ziyaret etmek için evine gittiler. O esnada hasta ağlıyordu. Ona “Neden ağlıyorsun? Rasulullah (sav) sana ‘bıyıklarından (biraz) kırp, sonra bana kavuşuncaya kadar böyle devam et’ dememiş miydi?” dediler. Hasta “evet, ama ben Hz. Peygamber'i (sav) işittim şöyle buyuruyordu: Allah Tebâreke ve Teâlâ, bir kısım zürriyeti sağ eliyle kavrar ve ‘bunlar buraya (cennete) ait, (sayılarına) aldırmıyorum' buyurur. Sonra diğer (sol) eliyle de bir kısmını alır ve bunlar da buraya (cehenneme) ait (sayılarına) aldırmıyorum’ buyurur. Şimdi ben bu iki elden hangisinde olacağım? Onu bilmiyorum” dedi."
Bize Saîd b. Rabî‘, ona Ali b. Mübârek, ona Yahyâ, ona da Abdullah b. Ebu Katâde, babasının (Haris b. Rib'i) şöyle dediğini rivayet etti: "Hudeybiye anlaşmasının olduğu sene Rasulullah (sav) ile birlikte yola çıkmıştık. Rasulullah’ın ashabı ihrama girmiş ama ben girmemiştim. O sırada bize Ğayka’da düşman bulunduğuna dair haber geldi. Biz hemen oraya doğru yola çıktık. (Yolda) arkadaşlarım bir yaban eşeği görünce birbirlerine (bakıp) gülmeye başladılar. Etrafa bakınca ben de onu gördüm. Atımı onun üzerine sürdüm ve onu yaraladım. Onu sıkıştırıp (hareket edemez hale getirince) arkadaşlarımdan yardım istedim. Onlar bana yardım etmekten kaçındılar. Sonra onun etinden (birlikte) yedik. Sonra ben Rasulullah’a (sav) yetiştim. (Ama yetişmeden önce) düşmanın önümüzü kesileceğinden korkmuş, (bu sebeple de) atımı kâh şahlandırarak, kâh kendi halinde bırakarak sürüyordum. Gece yarısı Gıfâr kabilesinden bir adamla karşılaşmış ve ona “Sen Peygamber’in (sav) yanından ayrıldığında o nerede idi? ”cdiye sordum, “Ta‘hin’de ayrıldım. Kendileri Sukya’da istirahat ediyordu” diye cevap vermişti. Ben ona yetiştim ve kendisine “Ey Allah’ın Rasulu, ashabın sana selam gönderdiler ve Allah’ın rahmetinin ve bereketlerinin senin üzerine olmasını diliyorlar. Onlar sen yokken düşman tarafından yollarının kesilmesinden korkmuşlar. Onları bekleyiniz” dedim. O da öyle yaptı. Ben bir de “Ey Allah’ın Rasulu, biz bir yaban eşeği avladık. Yanımızda ondan artan et var” dedim. O da yanındaki ashabına, ihramlı oldukları halde “Yiyin” buyurdu."
Açıklama: _Hadiste geçen “Ta‘hin” Mekke ile Medine arasında Sükya’ya üç mil mesafede su kaynağının bulunduğu bir yer adı olup “Ti‘hin” ve “Tu‘hin” şeklinde de söylenir. (Bkz. Hamevî, Mu'cemü'l-büldan, Beyrut _ Dâru Sadır, 1995, II, 35)(Muhammet Beyler)
Bize Ebu Saîd, ona Şeddâd Ebu Talha, ona Übeydullah b. Ebu Bekir, ona babası (Ebu Bekir b. Enes), ona dedesi (Enes b. Malik) şöyle demiştir: "Ensar 'bu kuyulardan daha ne zamana kadar su çekeceğiz. Hz. Peygamber'e (sav) gitsek, o bizim için Allah'a dua etse de dağlardan gözeler fışkırsa' diyerek topluca Hz. Peygamber'e (sav) geldiler. Hz. Peygamber (sav) onları görünce 'Merhaba, hoş geldiniz, bir ihtiyacınızdan dolayı bize geldiniz sanırım' buyurdu. Ensar 'evet ey Allah'ın Rasulü' dediler. Hz. Peygamber (sav) 'siz bugün benden ne isterseniz o size verilecek. Ben Allah'tan ne istersem Allah onu bana verecek' buyurdu. Ensar birbirlerine baktı ve 'biz dünyalık değil ahiretlik bir talepte bulunalım' diyerek hep birden Hz. Peygamber'e (sav) 'ey Allah'ın Rasulü, bizi bağışlaması için Allah'a dua ediniz' dediler. Hz. Peygamber (sav) 'Allah'ım Ensar'ı, çocuklarını ve torunlarını bağışla' diye dua etti. 'ey Allah'ın Rasulü, bizim oğullarımızın haricinde (kalan kız çocuklarımızın) evlatlarına da dua edin' dediler. Hz. Peygamber (sav) 'Allah'ım Ensar'ın evlatlarını da bağışla' buyurdu. 'velayetimizde bulunanlara da' dediler. Hz. Peygamber 'Ensar'ın velayetinde bulunanları da bağışla' buyurdu." Ravi derki: bana Annem, ona Ümmü Hakem bt. Numan b. Subhân, ona da Enes bu hadisin benzerini rivayet etmiş, ancak rivayetinde "Ensar'ın hanımlarına da" ifadesini eklemiştir
Açıklama: Birinci isnad kavî bir isnad, ikinci isnad ise zayıf bir isnaddır.