100 Kayıt Bulundu.
Bize Muhammed b. Yusuf, ona Malik b. Miğvel, ona A'meş, ona da Ebu Süfyan'ın rivayet ettiğine göre Câbir şöyle demiştir: "Ey Allah'ın Rasulü, müslümanların en üstünü kimdir?" denildi. Hz. Peygamber (sav) "Müslümanların, dilinden ve elinden (gelecek zarardan) güvende oldukları kimse." buyurdu.
Bize Ali b. Ahmed b. Abdân, ona Ahmed b. Ubeyd es-Saffâr, ona Muhammed b. el-Fadl b. Cabir, ona el-Heysem b. Hârice ve Mehdî b. Hafs, onlara İsmail b. Ayyâş, ona Mut’ım b. el-Mikdâm, ona Nasîh el-Ansî, ona Rekb el-Mısrî, Rasûlullah’ın (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etti: “Kişiliğine nakîsa getirmeden tevazu gösterene, meskenete düşmeden nefsini alçaltana, haramdan toplamadığı malı infak edene, yoksul ve zelil düşmüş kişilere merhamet gösterene, fıkıh ve hikmet ehli ile beraber olana müjdeler olsun! Nefsini zelin kılana, helal yoldan kazanana, iç dünyası salih olana, dış görünüşü de güzel olana, kötülüğünü insanlardan uzak tutana müjdeler olsun! İmi ile amel edene, malının fazlasını inak edene, sözün fazlasını söylemeyip tutana da müjdeler olsun!”
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Leys, ona Said el-Makburî, ona da Ebu Şurayh el-Adevî şöyle söylemiştir. Rasulullah (sav) şunları söylerken gözlerimle onu gördüm, kulaklarımla onu işittim ki O (sav), şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa komşusuna ikram etsin. Her kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa misafirine caizesini ikram etsin." Kendisine "Ey Allah'ın Rasulü, câize nedir?" diye sorulduğunda şöyle cevap vermiştir: "Misafirin câizesi (misafire ikram ve ağırlanma) bir gün ve bir gecedir. Misafirlik, üç gündür. Üç günden sonrasında (yapılan ikram), ev sahibi için sadakadır. Her kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hayır söylesin ya sussun."
Bize Yunus b. Abdula’lâ es-Sadefî ve Amr b. Sevvad el-Âmirî, onlara Abdulllah b. Vehb, ona Amr b. el-Haris, ona da Sa’id b. el-Haris el-Ensârî, Abdullah b. Ömer'in şunları anlattığını rivayet etti: Bir defasında Sa’d b. Ubade bir hastalıktan dolayı rahatsız olmuştu. Bunun üzerine Hz. Peygamber, Abdurrahman b. Avf, Sa’d b. Ebu Vakkas ve Abdullah b. Mes’ud ile birlikte Sa’d’ı ziyarete geldi. Hz. Peygamber, Sa’d’ın yanına geldiğinde onu baygın bir vaziyette gördü ve “Sa’d öldü mü?” diye sordu. Oradakiler “Hayır ey Allah’ın elçisi! Ölmedi” dediler. Hz. Peygamber (duygulanıp) ağladı. Rasulullah’ın (sav) ağladığını görünce, Orada bulunanlar da ağladılar. Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "İyi dinleyin! Şüphesiz, Allah gözyaşından ve kalpteki hüzünden dolayı azab etmez. Ancak bundan -diline işaret ederek- dolayı ya azab eder, ya da merhamet eder" dedi.
Bana Malik, ona da Zeyd b. Eslem ona da babası (Ebu Zeyd Eslem) şöyle nakletmiştir: Ömer b. Hattab, Ebu Bekir dilini tutup çekerken onun yanına girdi. Ebu Bekir'e "Yapma! Allah seni bağışlasın!" deyince, Ebu Bekir "Bu, beni tehlikeli durumlara düşürdü." dedi.
Bize Salih b. Abdullah, ona Abdullah b. el-Mübârek, ona Süveyd b. Nasr, ona İbnü'l-Mübârek, ona Yahya b. Eyyûb, ona Ubeydullah b. Zahr, ona Ali b. Yezîd, ona el-Kasım, ona Ebû Ümâme’nin rivayet ettiğine göre Ukbe b. Âmir şöyle demiştir: Hz. Peygamber'e (sav), "- Ey Allah'ın rasûlü! Kurtuluş nedir?" diye sordum. "- Dilini tut, evin genişlet ve günahlarına göz yaşı dök!" buyurdu. Ebû İsa şöyle demiştir: Bu, hasen bir hadistir.