38 Kayıt Bulundu.
Bize Ahmed b. Yunus, ona Abdurrahman b. Ebüz-Zinad, ona Hişam b. Urve, ona da babasının rivayet ettiğine göre Hz. Aişe (r.anha) şöyle dedi: Ey ablamın oğlu! Hz. Peygamber, bizim yanımızda kalacağı günlerin taksimi konusunda hiçbirimizi diğerinden üstün tutmazdı. Hemen hemen her gün hepimizi ziyaret eder, ilişkide bulunmaksızın eşlerine tek tek uğrar, sonra geceyi geçireceği zevcesinin yanına giderdi. Sevde bt. Zem'a yaşlanıp da Hz. Peygamber’in kendisini boşayacağından endişe edince; Ey Allah’ın Rasulü; ben nöbetimi Aişe'ye veriyorum demişti. Hz. Peygamber de onun bu teklifini kabul etmişti. Bizler, Azîz ve Celîl olan Allah'ın; "Eğer bir kadın, kocasının hoşnutsuzluğundan çekinirse…" (Nisâ, 128) mealindeki ayetini Sevde ve benzerleri hakkında inzal buyurduğunu söylüyorduk.
Bize Yahya b. Maîn ve Muhammed b. İsa -mana ile- onlara Abbad b. Abbad, ona Asım, ona Muaze ona da Hz. Aişe (r.anha) rivayet etmiştir: "Zevcelerinden dilediğini geri bırakır, dilediğini de yanına alırsın"(Ahzâb, 51) mealindeki ayet indikten sonra Rasulullah (sav) biz kadınlardan birimizin gününde olduğu zaman (gitmek isterse) ondan izin isterdi. Muaze der ki: Ben Aişe'ye; sen Rasulullah'a (sav) ne cevap verirdin? diye sordum, o da eğer bu iş bana kaldıysa ben kimseyi kendime tercih etmem, diyordum dedi.
Bize Müsedded, ona Merhum b. Abdulaziz el-Attâr, ona Ebu İmran el-Cevnî, ona Yezid b. Bâbenûs, ona da Hz. Aişe (r.anha) rivayet etmiştir: Rasulullah (sav) -hastalığı sırasında- hanımlarına haber gönderdi. Toplanıp geldiklerinde onlara; "sizlerin her birini teker teker dolaşmaya artık gücüm yetmiyor, eğer izin verirseniz bundan sonra ben Âişe'nin yanında kalayım" dedi. Onlar da izin verdiler. [Ebû Davud dedi ki: Yezid şiî idi, böyle rivayet edildi.]
Bize Ahmed b. Amr b. es-Serh, ona İbn Vehb, ona Yunus, ona İbn Şihab, ona Urve b. ez-Zübeyr, ona da Rasulullah'ın (sav) zevcesi Hz. Aişe (r.anha) rivayet etti: "Rasulullah (sav) yolculuğa çıkmak istediği zaman hanımları arasında kura çekerdi. Kura hangisine çıkarsa yola onunla çıkardı. Onlardan her birinin hissesine düşecek olan gecesini ve gündüzünü belirlerdi, yalnız Şevde bt. Zem'a kendi gününü Aişe'ye (r.anha) bağışlamıştı."
Bize Ebu Yemân, ona Şuayb, ona Zuhrî; (T) Leys der ki: Bana Ukayl, ona İbn Şihâb şöyle rivayet etmiştir: Urve b. Zübeyir Âişe'ye “ey anacığım, "Eğer yetim kızların haklarını gözetemeyeceğinizden korkarsanız size helâl olan diğer kadınlardan ikişer ikişer, üçer üçer, dörder dörder nikâh edin ve eğer bu şekilde de adalet yapamayacağınızdan korkarsanız bir tane seçin yahut sahip olduğunuz cariyelerle yetinin." (Nisâ, 3) ayeti hakkında ne dersin?” diye sordu. Âişe şöyle cevap verdi: Ey kız kardeşimin oğlu, bu yetim kız, velisinin himaye ve terbiyesi altında bulunur, derken o veli, yetim kızın güzelliğine ve malına rağbet eder, ama kızın mihrini noksan vermek ister. İşte bu ayette böyle velilerin, velayetleri altındaki yetim kızlarla, mihrlerini tam vermeden evlenmeleri yasaklanmış ve başka kadınlarla evlenmeleri emredilmiştir. Âişe der ki: Bu ayet indikten sonra insanlar Rasulullah'tan (sav) fetva istedi. Bunun üzerine Allah "Kadınlar hakkında senden fetvâ istiyorlar. De ki: Size onlar hakkındaki hükmü Allah açıklıyor. Haklarını vermeksizin nikâhlamak istediğiniz yetim kızlar ile güçsüz ve korunmasız çocuklar hakkındaki hükümler ve yetimlerin hakkını âdil bir şekilde gözetmenize dair emirler, kitapta size okunuyor." (Nisâ, 127) ayetini indirdi. Azız ve Celîl Allah onlara bu ayette şunu ifade etti: Yetim kız, mal sahibi ve güzel olduğu zaman, veliler onun nikâhına, nesebine ve mihrine rağbet ediyor, ama malı ve güzelliği az olduğu için kendisine ilgi gösterilmeyen bir yetim kız ise, veliler onu bırakıp başka kadınları alıyor. Âişe der ki: Nasıl ki kendisine rağbet edilmeyen kızları terk edip evlenmiyorlarsa, aynı şekilde, kendisine rağbet edilen yetim kızlarla da, ancak onlara adaletle davranıp hakları olan en yüksek mihri vermeleri hâlinde evelenebilirler.
Bize Ebu Yemân, ona Şuayb, ona Zuhrî; (T) Leys der ki: Bana Ukayl, ona İbn Şihâb şöyle rivayet etmiştir: Urve b. Zübeyir Âişe'ye “ey anacığım, "Eğer yetim kızların haklarını gözetemeyeceğinizden korkarsanız size helâl olan diğer kadınlardan ikişer ikişer, üçer üçer, dörder dörder nikâh edin ve eğer bu şekilde de adalet yapamayacağınızdan korkarsanız bir tane seçin yahut sahip olduğunuz cariyelerle yetinin." (Nisâ, 3) ayeti hakkında ne dersin?” diye sordu. Âişe şöyle cevap verdi: Ey kız kardeşimin oğlu, bu yetim kız, velisinin himaye ve terbiyesi altında bulunur, derken o veli, yetim kızın güzelliğine ve malına rağbet eder, ama kızın mihrini noksan vermek ister. İşte bu ayette böyle velilerin, velayetleri altındaki yetim kızlarla, mihrlerini tam vermeden evlenmeleri yasaklanmış ve başka kadınlarla evlenmeleri emredilmiştir. Âişe der ki: Bu ayet indikten sonra insanlar Rasulullah'tan (sav) fetva istedi. Bunun üzerine Allah "Kadınlar hakkında senden fetvâ istiyorlar. De ki: Size onlar hakkındaki hükmü Allah açıklıyor. Haklarını vermeksizin nikâhlamak istediğiniz yetim kızlar ile güçsüz ve korunmasız çocuklar hakkındaki hükümler ve yetimlerin hakkını âdil bir şekilde gözetmenize dair emirler, kitapta size okunuyor." (Nisâ, 127) ayetini indirdi. Azız ve Celîl Allah onlara bu ayette şunu ifade etti: Yetim kız, mal sahibi ve güzel olduğu zaman, veliler onun nikâhına, nesebine ve mihrine rağbet ediyor, ama malı ve güzelliği az olduğu için kendisine ilgi gösterilmeyen bir yetim kız ise, veliler onu bırakıp başka kadınları alıyor. Âişe der ki: Nasıl ki kendisine rağbet edilmeyen kızları terk edip evlenmiyorlarsa, aynı şekilde, kendisine rağbet edilen yetim kızlarla da, ancak onlara adaletle davranıp hakları olan en yüksek mihri vermeleri hâlinde evelenebilirler.