Giriş

Bize Mahmud b. Hâlid, ona Ebu'l-Velîd, ona Amr, ona Yahya, ona Ebû Kılâbe, ona da Sabit b. Dahhak'ın rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Kim yalan olarak İslâm’dan başka bir dine mensup olduğuna dair yemin ederse o dediği gibidir. Kim de bir şeyle kendini öldürürse ahirette kendisine aynı şeyle azap edilir."


Açıklama: İntihar etmek, aynı şekilde cezalandırılmayı gerektiren bir günah olarak görülmektedir. Aynı şekilde ifadesi, kişiyi hayattan koparan, takatini tüketen bir eylem olduğu dikkate alındığında önemli bir cezalandırma şekli olduğu anlaşılmaktadır. Ölümün olmadığı bir yerde, sürekli aynı şekilde azaba uğrayacak olması, Allah'a ait olan bir hakkın gaspı, imtihan dünyasında musibetler karşısında istenilen sabrı göstermeyerek Allah'a itaatsizliğin sonucudur. Dolayısıyla eylemin ne kadar büyük bir cürüm olduğunu anlaşılmaktadır.

    Öneri Formu
28209 N003802 Nesai, Eymân ve Nuzûr, 7

Bize İshak b. Mansûr, ona Ebu'l-Mugîre, ona el-Evzâî, ona Yahya, ona Ebû Kılâbe, ona Sabit b. Dahhâk(ra) Hz. Peygamber'den (sav) şöyle rivayet etmiştir: "Bir kimse yalan olarak İslâm’dan başka bir dine mensup olduğuna dair yemin ederse, o dediği gibidir. Kim de dünyada kendini bir şeyle öldürürse kıyamet günü kendisine aynı şeyle azap edilir. Hiç kimse sahibi olmadığı bir şeyi adayamaz."


Açıklama: Yalan yere yemin, intihar ve adak konusuna ilişkin hükümlerin birlikte zikredildiği bu rivayet, herhangi bir olaya atıfta bulunmaksızın fetva formunda zikredilmiştir. Hükümlerin ise Hz. Peygamber'in sözlerinin esas alındığı, ancak sahabi ravisi tarafından fetva olarak zikredildiği anlaşılmaktadır.

    Öneri Formu
28623 N003844 Nesai, Eymân ve Nuzûr, 31

Bize Ahmet b. Menî', ona İshak b. Yasuf el-Ezrak, ona Hişam ed-Destevâî, ona Yahya b. Ebu Kesir, ona Ebu Kılabe, ona da Sabit b. Dahhâk'ın rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Kim İslam'dan başka bir millete müntesip olduğuna dair yalan yere yemin ederse o dediği gibidir." [Ebu İsa (Tirmizi) dedi ki: Bu hasen sahih bir hadistir. Ancak ilim adamları bu konuda ihtilafa düşmüşlerdir. Bir kimse şöyle şöyle yaparsam yahudi veya hrıstiyan olacağım diye yemin eder ve onu yaparsa; bazılarına göre kefareti olmayan büyük bir günah işlemiş olur. Bu Medinelilerin görüşüdür. Malik b. Enes ve Ebu Ubeyd de bu görüştedir. Hz. Peygamber'in (sav) ashabından bazı ilim sahipleri, bazı tabiin alimler ve diğerleri de böyle bir durumda o kişinin yemin kefaretine tabi olduğu görüşündedirler. Süfyan, Ahmed ve İshak da bu görüştedir.]


    Öneri Formu
20008 T001543 Tirmizi, Nüzur ve Eyman, 16

Bize Amr b. Ali, ona Yahya, ona Süfyan, ona Süleyman el-A'meş, ona Süleyman b. Müshir, ona Hareşe b. Hür, ona Ebu Zer'in rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Allah kıyamet gününde şu üç sınıf insanın yüzüne bakmaz ve onları temize çıkarmaz; onlar için acıklı bir azap vardır. Bunlar, verdiğini başa kakan, elbiselerinin eteklerini yerde sürüyen ve yalan söyleyerek malını satmaya çalışan kimselerdir."


    Öneri Formu
25384 N004464 Nesai, Buyû', 5


Açıklama: Ravi zincirinde 3. ravinin künyesi farklı

    Öneri Formu
165751 EM001049 Buhari, Edebü'l-Müfred, 480


    Öneri Formu
19804 İM002102 İbn Mâce, Kefaret, 4


    Öneri Formu
60164 HM012361 İbn Hanbel, III, 131


    Öneri Formu
158174 BS21427 Beyhaki, Sünenü'l Kübra, X ,328

Bize Muhammed b. Beşşar, ona Muhammed, ona Şu'be, ona Ali b. Müdrik, ona Ebu Zür'a b. Amr b. Cerir, ona Hareşe b. Hür, ona da Ebu Zer'in rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) "Allah kıyamet gününde şu üç grup insanla konuşmaz, onların yüzüne bakmaz ve onları temize çıkarmaz, onlara acıklı bir azap vardır" buyurdu. Rasulullah (sav) bu cümleyi tekrar söyledi, Ebu Zer "Bu kimseler zarar ettiler ve husrana uğradılar; zarar ettiler ve husrana uğradılar." deyince Rasulullah (sav) "Onlar elbiselerinin eteklerini uzatan, yalan yere yemin ederek malını satmaya çalışan ve verdiği şeyi başa kakan kimselerdir." buyurdu.


    Öneri Formu
22369 N002564 Nesai, Zekât, 69


Açıklama: Hadis bu siyakla zayıftır.

    Öneri Formu
42853 HM002147 İbn Hanbel, I, 240