1997 Kayıt Bulundu.
Bize Muhammed b. Müsenna ve İbn Beşşâr, o ikisine Muhammed b. Cafer, ona Şube, ona Katade, ona Nadr b. Enes, ona Beşir b. Nehîk, ona da Ebu Hureyre'nin rivayet ettiğine göre Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Umrâ caizdir."
Açıklama: UMRA: “bağışlayanın ya da lehine bağışta bulunulan kişinin hayatta olması kaydıyla yapılan bağış” manasına gelir. Araplar, “Şu evimi ömrüm/ömrün boyunca sana verdim; evim yaşadığım/yaşadığın sürece senin olsun” gibi sözlerle veya kısaca, “Şu evimi sana umrâ kıldım” diyerek şartlı bağışta bulunurlardı. Bu tür hibede bağışlayan hibeyi kendisinin veya bağışta bulunanın hayatta bulunacağı süre ile sınırlandırmayı amaçlamakta ve mevhûb lehin ölmesi durumunda o malın kendisine veya vârislerine dönmesini istemektedir. (H. Mehmet Günay, "Rukba" DİA: Diyanet İslam Ansiklopedisi İstanbul, 2008, 35:218-219.)
Bize Yahya b. Habib, ona Halid b. Haris, ona Said, ona da Katade bu isnadla rivayet etmiş ama rivayetinde "ehline mirsatır" yahut "ehline caizdir" ifadesini kullanmıştır.
Açıklama: Hadisin metni için M004202 numaralı hadis bakınız.
Bize Ebu Bekir b. Ebu Şeybe, ona Abde b. Süleyman ve Abdullah b. Nümeyr; (T) Bize İbn Nümeyr, ona babası, o ikisine de Übeydullah bu isnadla rivayette bulunmuş, ancak ikisi de "لَهُ شَىْءٌ يُوصِى فِيهِ (yanında vasiyet edeceği şey)" ifadesini kullanmış, "يُرِيدُ أَنْ يُوصِىَ فِيهِ (vasiyet edilmesini istediği)" ifadesini kullanmamışlardır.
Açıklama: Rivayetin tam metni için M004204 numaralı hadise bakınız.
Bize Ebu Kamil el-Cahderî, ona Hammad b. Zeyd; (T) Bize Züheyr b. Harb, ona İsmail b. Uleyye, o ikisine Eyyüb; (T) Bize Ebu Tahir, ona İbn Vehb, ona Yunus; (T) Bize Harun b. Said el-Eylî, ona İbn Vehb, ona Üsame b. Zeyd el-Leysî; (T) Bize Muhammed b. Râfî', ona İbn Ebu Fudeyk, ona Hişam b. Sa'd, onlara Nafi', ona da İbn Ömer, Hz. Peygamber'den Ubeydullah hadisinin benzerini rivayet etmiş ve tüm raviler "لَهُ شَىْءٌ يُوصِى فِيهِ (yanında vasiyet edeceği şey)" ifadesini kullanmış, sadece Eyyüb, Yahya'nın da rivayet ettiği gibi "يُرِيدُ أَنْ يُوصِىَ فِيهِ (vasiyet edilmesini istediği)" ifadesini kullanmıştır.
Açıklama: Rivayetin tam metni için M004204 numaralı hadise bakınız.
Bize Kuteybe b. Said ve Ebu Bekir b. Ebu Şeybe, o ikisine Süfyan b. Uyeyne (T); Bize Ebu Tahir ve Harmele, o ikisime İbn Vehb, ona Yunus (T); Bize İshak b. İbrahim ve Abd b. Humeyd, o ikisine Abdurrezzak, ona Mamer onlara Zührî bu isndala hadisin benzerini rivayet etmiştir.
Açıklama: Hadisin metni için M004209 numaralı hadise bakınız.
Bize İshak b. Mansur, ona Ebu Davud el-Haferî, ona Süfyan, ona Sa'd b. İbrahim, ona Âmir b. Sa'd, ona da Sa'd; Hz. Peygamber (sav) hastalığım dolayısıyla beni ziyarete geldi diyerek Zührî'nin hadisi ile aynı anlamda bir rivayette bulunmuş ancak Hz. Peygamber'in (sav) Sa'd b. Havle hakkındaki sözünü aktarmayıp, sadece Sa'd, daha önce hicret edip terk ettiği bir yerde ölmekten tedirgindi demiştir.
Açıklama: Hadisin metni için M004209 numaralı hadise bakınız.
Bize Ebu Hayseme Züheyr b. Harb ve Muhammed b. Müsenna el-Anezî, o ikisine Yahya b. Said el-Kattan, ona Ubeydullah, ona Nafi', ona da İbn Ömer'in rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "Vasiyet etmek istediği bir şeyi bulunup da üzerinden iki gece geçen bir Müslümana yaraşan şey vasiyetinin yanında yazılı bulunmasıdır."
Bize Yahya b. Yahya et-Temîmî, ona İbrahim b. Sa'd, ona İbn Şihâb, ona Âmir b. Sa'd, ona da babası (Sa'd b. Ebu Vakkâs) şöyle rivayet etmiştir: Veda haccında, ölümcül ağrılar içinde kıvrandığım bir sırada Hz. Peygamber (sav) ziyaretime geldi. O'na; eey Allah'ın Rasulü! Gördüğün gibi ağrılar içinde kıvranıyorum. Ben varlıklı bir insanım. Kızımdan başka da kimim kimsem yok. Servetimin üçte ikisini sadaka olarak versem olur mu dedim. Hz. Peygamber (sav); "olmaz" buyurdu. Ben o zaman yarısını vereyim dedim. Hz. Peygamber (sav); "hayır, üçte birini ver." Üçte biri de çok ya! "Mirasçılarını zengin bırakman, onları başkalarına el açan yoksullar olarak ardında bırakmandan daha iyidir. Allah rızası için yaptığın tüm harcamaların mükafatını alacaksın. Hatta hanımının ağzına koyduğun bir lokmanın bile." Ben; ey Allah'ın Rasulü! Arkadaşlarım birer birer hicret edip giderken, ben burada böyle kalacak mıyım dedim. Bana; "sen Allah'ın rızasını kazanmak için çalıştığın müddetçe, geride kalmış olmayacaksın. Burada kalmandan dolayı, derece ve değerini artırabilirsin. Kim bilir, bu sayede kimileri senden yararlanır, kimileri de zarar görür" buyurdu ve "Allah'ım! Ashabımın hicretlerini tamamlamalarını nasip et. Şu zavallı Sa'd b. Havle dışında kimseyi geriye döndürme" duasında bulundu. [Ravi der ki: Hz. Peygamber (sav) Mekke'de vefat eden Sa'd için başsağlığı dilemiştir.]