22 Kayıt Bulundu.
Bize Humeydî, ona Süfyân, ona İbn Ebu Necîh, ona Mücahid, ona Ebu Ma'mer, ona da Abdullah b. Mesûd (ra) şöyle demiştir: Peygamber (sav) Mekke'nin fethi günü Kâbe'nin avlusuna girdi. Kâbe'nin etrafında ibadet için dikilmiş üç yüz altmış put vardı. Peygamber (sav) elindeki değnekle bu putlara dürtüp "Hak geldi, bâtıl, yok oldu" (İsra, 81) ve "Hak geldi, artık bâtıl ne yeni bir şey ortaya koyabilir, ne de gideni geri getirebilir" (Sebe,49) ayetlerini okudu.
Bana Muhammed, ona Süreyc b. Numan, ona Füleyh, ona Nâfi, ona da İbn Ömer (r.anhuma) şöyle demiştir: Peygamber (sav) Mekke'nin fethi yılında, Usame'yi arkasına bindirmiş olarak Kasvâ (adlı devesi) üzerinde, yanında da Bilâl ile Osman b. Talha olduğu halde gelip Kâbe'nin yanında devesini çöktürdü ve Osman b. Talha'ya "Kâbe'nin anahtarım bize getir" diye emretti, o da anahtarı Peygamber'e (sav) getirdi. Peygamber (sav) için kapıyı açıp içeriye girdi. O'nunla birlikte Usame, Bilâl ve Osman da içeriye girdi ve kapıyı kapatıp uzun bir süre içeride kaldıktan sonra Hz. Peygamber (sav) dışarı çıktı. Ardından hemen insanlar Kâbe'ye girmeye yeltendiler, ama ben önce davranıp içeri girdim, Bilal'i Kâbe kapısının arkasında ayakta dikilirken buldum ve ona “Rasulullah (sav) nerede namaz kıldı? diye sordum” O da “şu öndeki iki direğin arasında kıldı” dedi. O zamanlar Ka'be iki sıra halinde, altı direk üzerinde kurulmuştu. Rasulullah (sav) namaz kılarken Kâbe kapısını arkasına aldı. Yüzünü de duvara doğru döndü. Duvar ile arasında üç zira kadar bir mesafe vardı. İbn Ömer der ki: Rasulullah'ın kaç rekât kıldığını sormayı unuttum. Rasulullah'ın namaz kıldığı yerde kırmızı bir mermer vardı.