Giriş

Doğrusu Allah bizi ondan kurtardıktan sonra tekrar sizin dininize dönersek Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimiz Allah dilemiş başka, yoksa ona geri dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz sadece Allah'a dayanırız. Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında adaletle hükmet! Sen hükmedenlerin en hayırlısısın.


    Öneri Formu
54685 KK7/89 A'râf, 7, 89

Rabbinden sana vahyedilene uy. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.


    Öneri Formu
56625 KK33/2 Ahzâb, 33, 2


Açıklama: الْوَاهِنَةِ - omuzdan kola doğru daha çok pazu kısmında erkeklerde görülebilen bir ağrı [kas ağrısı] Pazubent, ağrı sızı kesmesi ve ya güç vermesi için takılmaktadır. bk. (ﺑﺎﺯﻭﺑﻨﺪ) i. (Fars. bāzū “kol” ve bend “bağ” ile bend-i bāzū > bāzū-bend’den) Kuvvet vermesi için yâhut süs olarak takılan, içinde muska veya yazılı bir sûre bulunan kol bağı, kolçak:

    Öneri Formu
67680 HM020242 İbn Hanbel, IV, 446


Açıklama: Müslim'in şartlarına göre sahihtir.

    Öneri Formu
67685 HM020244 İbn Hanbel, IV, 446


    Öneri Formu
58731 KK67/29 Mülk, 67, 29


    Öneri Formu
67683 HM020243 İbn Hanbel, IV, 446

Bize Abdurrezzâk, ona Ma'mer, ona Katâde, ona Hasan (el-Basrî), ona İmrân b. Husayn, ona da İbn Mes'ûd şöyle demiştir: "Bir gece Rasulullah’ın (sav) yanında çokça konuştuk. Sonra sabah olunca Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: Bu gece bana peygamberler ümmetleriyle birlikte gösterildi. Bir peygamber geçti yanında üç kişi vardı, bir başka peygamber geçti yanında küçük bir topluluk vardı, bir peygamber geçti yanında birkaç kişi vardı ve bir peygamber de geçti ki onunla beraber hiç kimse yoktu. Nihayet, yanında İsrail oğullarından kalabalık bir topluluk ile Mûsâ (as) önümden geçti. Bu kalabalık hoşuma gitti ve 'Bunlar kimdir?' diye sordum. Bana 'Bu senin kardeşin Mûsâ’dır, yanındaki de İsrail oğullarıdır' denildi. Ben 'Peki, benim ümmetim nerede?' diye sordum, bana 'Sağına bak' denildi. Baktım ki dağ yamaçları adam yüzleriyle dolmuş. Sonra 'Soluna bak' denildi. Baktım ki ufuk insan yüzleriyle dolmuş. Bana 'Razı oldun mu?' denildi. Ben de 'Razı oldum Rabbim, razı oldum Rabbim!' dedim. Bunun üzerine bana 'Bunların yanında yetmiş bin kişi vardır ki hiçbir hesaba çekilmeden cennete girecekler' denildi. Rasulullah (sav) devamla 'Babam da annem size feda olsun! Eğer gücünüz yeterse o yetmiş bin kişi arasında olmaya çalışın. Eğer buna güç yetiremezseniz, dağ yamaçlarını dolduranlar arasında olun. Buna da güç yetiremezseniz ufku dolduranlar arasında olun. Çünkü orada birtakım insanların kalabalık hâlde itiştiklerini gördüm' buyurdu. Bunun üzerine Ukâşe b. Mihsan kalktı ve 'Ey Allah’ın Rasulü, Allah’a dua et de beni o yetmiş bin kişiden kılsın' dedi. Rasulullah (sav) onun için dua etti. Sonra başka bir adam kalktı ve 'Ey Allah’ın Rasulü, Allah’a dua et de beni de onlardan kılsın' dedi. Rasulullah (sav) 'Bu konuda seni Ukâşe geçti' buyurdu. Sonra kendi aramızda konuştuk ve 'Sizce bu yetmiş bin kimlerdir? Herhalde bunlar İslam’da doğup büyüyen, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölen kimselerdir' dedik. Bu sözümüz Rasulullah’a (sav) ulaşınca 'Onlar; dağlama yaptırmayan, rukye talep etmeyen, uğursuzluk vehmine kapılmayan ve yalnızca Rablerine tevekkül eden kimselerdir' buyurdu."


Açıklama: Rukye okuyup üfleyerek şifa ummaktır. Bu hadisin son kısmında tedavi için kullanılan şeylerin doğrudan etki sahibi değil, vasıta olduğuna işaret vardır. Hastalığı da, musibeti de, uğursuzluğu da asıl yaratan Allah'tır. Mümin tedavi olurken asıl şifayı Allah'tan bekler ve ona tevekkül eder. Yoksa kasıt tedaviyi reddetmek değildir.

    Öneri Formu
87537 MA019519 Musannef-i Abdurrezzak, X, 408

Kavminden ileri gelen kibirliler dediler ki: "Ey Şuayb! Seni ve seninle beraber inananları memleketimizden kesinlikle çıkaracağız veya dinimize döneceksiniz" (Şuayb): İstemesek de mi? dedi.


    Öneri Formu
54683 KK7/88 A'râf, 7, 88

Andolsun ki onlara: Gökleri ve yeri kim yarattı? diye sorsan, elbette "Allah'tır" derler. De ki: Öyleyse bana söyler misiniz? Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, O'nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut Allah, bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun bu rahmetini önleyebilirler mi? De ki: Bana Allah yeter. Tevekkül edenler, ancak O'na güvenip dayanırlar.


    Öneri Formu
57709 KK39/38 Zümer, 39, 38

Size söylediklerimi yakında hatırlayacaksınız.Ben işimi Allah'a havale ediyorum. Şüphesiz Allah, kullarını çok iyi görendir.


    Öneri Formu
57890 KK40/44 Mü'min, 40, 44