1027 Kayıt Bulundu.
Bize Hafs b. Gıyâs, ona Dâvud b. Ebu Hind, ona eş-Şa'bî, ona Ebu Cebîra b. ed-Dahhâk el-Ensârî'den, ona da Halası şöyle söylemiştir: "Hz. Peygamber (sav) (Yesrib'e) geldiğinde herkesin bir veya iki lakabı vardı. Hz. Peygamber (sav) bir adamı lakabı ile çağırdı. Biz Hz. Peygamber'e o (adam), bu (lakabla) şekilde çağrılmaktan hoşlanmaz dedik. Bunun üzerine "Birbirinizi kötü isimlerle çağırmayınız!" (Hucurât, 49/11) ayeti nazil oldu."
Açıklama: Ricâlî Şeyhayn'ın sikalarıdır. Ancak Davud b. Ebî Hind Müslim'in ricalindendir.
Bize Yahya b. Habib Arabi el-Basrî, ona Halid b. Haris, ona Muhammed b. Aclan, ona Nafi, ona da Abdullah b. Ömer (ra) şöyle rivayet etmiştir: "Rasulullah (sav), dört kişiye beddua ederdi. Bunun üzerine Aziz ve Celil Allah “Onların tevbelerini kabul etmek veya zulümleri yüzünden onlara azap vermek konusunda sana bir şey düşmez.” [Ali İmrân, 128] ayetini indirdi. Daha sonra Allah onlara Müslüman olmayı nasip etti." [Ebu İsa (et-Tirmizî) der ki: Bu hadis hasen garib sahihtir. Nafi'in, İbn Ömer'den yaptığı rivayet bu tarikiyle garib sayılmıştır. Bu hadisi Yahya b. Eyyub, İbn Aclan'dan rivâyet etmiştir.]
Bize İshak, ona Nadr, ona Şu'be, ona Süleyman, ona Ebu Vâil, ona da Huzeyfe şöyle rivayet etmiştir: "Allah yolunda mallarınızı harcayın ve kendinizi tehlikeye atmayın" ayeti nafaka (Allah yolunda harcama yapmayı terk etme) hakkında indi.
Bize Hibban b. Musâ, Abdullah, Ma'mer b. Raşid, Zuhrî, ona Salim, ona da babası (Abdullah ibn Ömer) şöyle rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (sav), (Uhud'da, yaralanıp dişi kırıldığı zaman) sabah namazının son rekâtında, rükûdan başını kaldırıp “Semiallâhu li-men hamideh. Rabbena leke'l-hamd” dedikten sonra “Allah'ım, Falancaya, Falâncaya ve Filâncaya et lanet et” diye beddua etti. Bunun üzerine Allah “Onların tevbelerini kabul etmek veya zulümleri yüzünden onlara azap vermek konusunda sana bir şey düşmez.” [Ali İmrân, 128] ayetini indirdi"
Bize Kuteybe, ona Malik, ona Abdurrahman b. Kasım, ona babası (Kasım b. Muhammed), ona da Aişe (r.anha) şöyle demiştir: "Rasulullah (sav) ile beraber seferlerden birine çıkmıştık. Beyda veya Zat-ül Ceyş bölgesine geldiğimizde gerdanlığım kayboldu. Rasulullah (sav) onu aramak için orada konakladı. Diğer insanlar da O'nunla birlikte konaklamış oldular. Orası bir su başı değildi. Yanlarında da su yoktu. İnsanlar, Ebu Bekir'e gelerek “Aişe'nin yaptığını görmüyor musun? Rasulullah (sav) ve insanların bu susuz yerde konaklamalarına sebep olmuştur. Yanlarında su kalmamıştır” dediler. Bunun üzerine, babam Ebu Bekir, yanıma geldi. O sırada Rasulullah (sav), başını dizimin üzerine koymuş uyuya kalmıştı. Bana “Rasulullah (sav) ve bu insanları bu susuz yerde, burada alıkoydun, üstelik yanlarında suları da yok” dedi. Aişe der ki: Babam Ebu Bekir beni böylece azarladı, ağzına geleni söyledi ve eliyle böğrüme dürttü. Rasulullah'ın (sav) dizimde uyuması hareket etmemi engelliyordu. Rasulullah (sav) sabah kadar uyudu sonra uyandı fakat su yoktu. Bunun üzerine Allah teyemmüm [Mâide, 6] ayetini indirdi. Bu olaylar üzerine Useyd b. Hudayr şöyle dedi: Ey Ebu Bekir ailesi! Bu sizin ilk bereketiniz değildir. Aişe der ki: (Gideceğimiz sırada) üzerine bindiğim deveyi kaldırdık ve gerdanlığı onun altında bulduk."
Bize Musa b. İsmail, ona Ebu Avâne, ona Husayn, ona Ebu Vâil, ona Mesrûk b. Ecda, ona da Âişe'nin (r.anha) annesi Ümmü Rûmân şöyle demiştir: Âişe ile birlikte otururken, yanımıza Ensar'dan bir kadın girdi ve “Allah falancanın cezasını versin” dedi. Ümmü Rûmân kadına “ne oldu, neden öyle dedin?” dedi. Kadın “Çünkü oğlum (olacak o kişi), iftirayı oradan oraya taşıyıp yaydı” dedi. Bunun üzerine Âişe “ne oldu (Bu adam hangi sözü iftirayı yaydı?)” dedi. Ümmü Rûmân da, olan biteni Âişe'ye haber verdi. Âişe “Rasulullah (sav) de bu sözleri duydu mu?” diye sordu. “Evet” dedi. “peki Ebu Bekir duydu mu?” dedi. “Evet” dedi. Bunun üzerine Âişe bayıldı. Daha sonra yüksek ateşli bir şekilde titreme nöbeti ile uyandı. Ümmü Rûmân der ki: Ben hemen üzerine elbisesini atıp onu örttüm. Ardından Hz. Peygamber (sav) geldi ve "Âişe'nin nesi var?" diye sordu. Ben de “sıtma hastalığına yakalandı” dedim. Hz. peygamber (sav) "hakkında konuşulan iftiradan dolayı herhalde" buyurdu. Ben de “Evet” dedim. Âişe kalkıp oturdu ve “Eğer ben size bu söyleneni yapmadım diye yemin etsem, inanmayacaksınız. Eğer özür beyan etsem, özrümü kabul etmeyeceksiniz. Bu durumda benimle sizin örneğiniz, Yakup Peygamber ile oğullarının durumu gibidir. "Ne diyeyim, sizin bu anlattıklarınız karşısında yardımına sığınacağım tek merci yalnız Allah’tır!" Yûsuf: 18)” dedi. Sonra Peygamber (sav) bir şey demeden oradan ayrıldı, Allah da Âişe'nin suçsuz olduğuna dair ayetlerini indirdi. Bunun üzerine Âişe “sadece Allah'a hamdolsun, ne Sana ne de başka kimseye değil” dedi.