68 Kayıt Bulundu.
Bize Kuteybe b. Sa’id, ona Ya’kub b. Abdurrahman, ona Ebu Hâzim, ona da Sehl b. Sa’d şöyle rivayet etti: (Bir gün) kadının biri bir bürde (cübbe) ile geldi. – Sehl Ebu Hâzim’e “Bilir misin, bürde nedir?” diye sordu. Ebu Hâzim “Evet bilirim. Kenarında saçaklar bırakılarak dokunmuş bir şemledir (omuz atkısı, pelerin)” diye cevap verdi.- (Sehl olayın devamını şöyle anlattı) Kadın Hz. Peygamber’e “Yâ Rasulallah! Bu bürdeyi sana giydirmek için kendi elimle dokudum” dedi. Hz. Peygamber (sav) de o bürdeyi aldı ve zaten kendisinin böyle bir bürdeye ihtiyacı vardı. Ardından Hz. Peygamber (sav) o bürdeyi omuzuna atmış olarak bizim yanımıza geldi. Orada bulunanlardan birisi (sa'd b. Ebî Vakkas veya Abdurrahman b. Avf) bürdeye eliyle dokundu ve “Yâ Rasülallah! Bunu bana giydir!” dedi. Rasûl-i Ekrem “Evet, (tamam)” dedi ve aramızda Allah’ın dilediği kadar oturdu. Sonra evine döndü. Ardından (o bürdeyi sırtından çıkarıp) dürdü. Sonra da onu isteyen adama gönderdi. Orada bulunanlar, o kişiye “Bunu söylemekle iyi etmedin. Hz. Peygamber’in hiçbir isteyeni reddetmez olduğunu bildiğin halde bunu kendisinden istedin” dediler. O da “Vallahi ben bu bürdeyi ancak öldüğüm gün kefenim olsun diye istedim” dedi. Sehl ibn Sa'd “Hakîkaten bu bürde o zâtın kefeni oldu” demiştir.
Açıklama: Hz. Peygamber'den bürdeyi isteyen sahabinin Abdurrahmna b. Avf veya Sa'd b. Ebî Vakkas olduğu zikredilmiştir. İbn Hacer, Ahmed b. Ali, Fethu'l-bârî şerhu Sahihu'l-Buhârî, thk. Muhammed Fuat Abdülbâkî (Beyrut: Dâru'l-Ma'rife, 1379), 1/268.
Bize Sa’id b. Ebu Meryem, ona Ğassân, ona da Ebu Hazim, Sehl b. Sa’id’in şöyle anlattığını rivayet etti: Bir kadın (kenarlı, dokunmuş) bir bürde ile Hz. Peygamber’e geldi. Sehl “Bilir misiniz, bürde nedir?” diye sordu. Oradakiler “Şemledir (omuz atkısı, pelerin)” diye cevap verdiler. Sehl “Evet o şemledir. Saçakları olan dokunmuş bürünülen bir giysidir” dedi. (Sehl olayın devamını şöyle anlattı:) Kadın Hz. Peygamber’e “Yâ Raulallah! Bu bürdeyi sana giydireceğim” dedi. Hz. Peygamber de (sav) o bürdeyi aldı. Zaten kendisinin böyle bir bürdeye ihtiyacı vardı. Onu giydi. Bir sahabi de onu Hz. Peygamber’in üzerinde gördü ve “Yâ Rasulallah! Bu ne kadar güzelmiş! Onu bana giydir!” dedi. Hz. Peygamber de “Evet” diyerek kalkıp soyunmaya gittiği zaman arkadaşları o kişiyi ayıpladılar ve “Bunu istemekle iyi etmedin. Peygamber’in o bürdeye ihtiyacı olarak alıp giydiğini gördüğün halde onu kendisinden istedin. Halbu ki sen Peygamber’in kendisinden istenilen hiçbirşeyi reddetmez olduğunu bilip duruyordun” dediler. O da “Hz. Peygamberin o bürdeyi giydiğini gördüğüm zaman onun bereket kazandığını ümit ettin de belki bunun içinde kefenlenirim diye düşündüm” demiştir.
Açıklama: Taberânî Bürdeyi isteyen kişinin Sa'd b. Ebî Vakkas olduğunu nakletmektedir. bkz. Taberânî, Süleymân b. Ahmed b. Eyyüb, Mu'cemu'l-Kebîr, thk.Hamdî Abdil-Mecid es-Selefî (Kahire: Mektebetü İbn Teymiyye, 1415/1994), 6/200.
Bize Muhammed b. Sabbâh, ona Süfyan, ona Yezid b. Yezid b. Cabir, ona Abdurrahman b. Ebu Amra, ona da ninesi Kebşe el-Ensâriye şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (sav), Kebşe el-Ensâriye'nin yanına geldi. Bu esnada Kebşe el-Ensâriye'nin yanında asılı bir kırba vardı. Rasulullah (sav) o kırbadan, ayakta içti. Bunun üzerine Kebşe, bereket umarak Rasulullah'ın ağzının temas ettiği yeri kesti.
Açıklama: Teberrük kastıyla/bereketini umarak ifadesi, 'hatıra değerini düşünerek' ya da 'hayır getirmesini umarak' şeklinde de anlaşılabilir.
Medine halkına ve onların çevresinde bulunan bedevî Araplara Allah'ın Resûlünden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarını düşünmeleri yakışmaz. İşte onların Allah yolunda bir susuzluğa, bir yorgunluğa ve bir açlığa dûçar olmaları, kâfirleri öfkelendirecek bir yere (ayak) basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları, ancak bunların karşılığında kendilerine salih bir amel yazılması içindir. Çünkü Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez.
Açıklama: Kültürümüzde Hadisler projesini ilgilendiren kısım: إِنَّ اللّهَ لاَ يُضِيعُ أَجْرَ الْمُحْسِنِينَ
Bize Kuteybe, ona Cerîr b. Abdülhamid, ona Husayn b. Abdurrahman, ona Amr b. Meymun el-Evdî şöyle rivayet etmiştir: Ömer b. el-Hattâb'ı gördüm. Abdullah b. Ömer'e şöyle dedi: "Müminlerin annesi Aişe'ye git ve ona 'Ömer sana selam söylüyor' de ve iki dostumun (yani Hz. Peygamber ve Hz. Ebû Bekir'in) yanında gömülmek istediğimi söyle." Hz. Aişe "Oraya ben gömülmeyi arzu ediyordum ama bugün Ömer'i kendime tercih ederim" diye cevap verdi. Abdullah döndüğünde Hz. Ömer ona "Ne haber getirdin?" diye sordu. O da "Sana izin verdi" dedi. Hz. Ömer "Bu gün benim için bu mezardan daha önemli bir şey yoktur. Vefat ettiğim zaman beni taşıyın ve (Hz. Aişe'ye) selam verin "Ömer b. el-Hattab (buraya gömülmek için) izin istiyor" deyin. Eğer izin verirse beni oraya gömün. Yoksa beni müslümanların kabristanına götürüp gömün. Halifelik için Rasulullah'ın kendilerinden razı olarak vefat ettiği bu topluluktan (şura heyetinden) daha layık kimseyi göremiyorum. Benden sonra onlar hangisini halife seçerse o halifedir. Onun sözünü dinleyin ve ona itaat edin." dedi. Sonra Osman, Ali, Talha, Zübeyir, Abdurrahman b. Avf, Sa'd b. Ebu Vakkas'ın isimlerini saydı. Bu sırada Ensar'dan bir genç Hz. Ömer'in yanına girdi ve "Müjdeler olsun ey müminlerin emiri! Bildiğin gibi sen İslam'a ilk girenlerden birisin. Sonra halife seçildin ve adil davrandın. En sonunda da şehitliğe kavuşacaksın." dedi. Hz. Ömer şöyle karşılık verdi: "Ey kardeşimin oğlu! keşke bu halifelik işinden eşit derecede yani ne günah ne de sevap kazanarak çıkabilseydim. Benden sonraki halifeye ilk muhacirlere iyi muamele etmesini ve onların haklarını gözeterek, hürmet göstermesini tavsiye ederim. Hz. Peygamber'e yurtlarını açan ve ona iman eden ensara da iyilik etmesini, onların iyilik yapanlarına iltifat etmesini, kötülük yapanı affetmesini dilerim. Allah'ın ve peygamberin zimmetinde olanların (ehl-i kitaptan zimmîlerin) ahitlerine uymayı, onları korumayı ve güçlerinden fazlasının onlara yüklenmemesini tavsiye ederim.
Açıklama: isnadı kavidir.