Giriş

Bize Ebû Abdullah el-Hafız, ona Ebû Amr b. Ebî Cafer, ona Ebû Ya’lâ el-Mevsılî, ona Ebû’r-Rabî’ ez-Zehrânî, ona Hammâd b. Zeyd, ona Hişâm b. Urve, ona da babası şöyle rivayet etmiştir: “Ervâ bint Evs, Saîd b. Zeyd’in, arazisine tecâvüz ettiğini iddia ederek Mervân b. Hakem’e dava etmişti. Saîd; “- Rasûlullah’ın (sav) sözünü işittikten sonra da ben onun arazisine tecâvüz ettim, öyle mi?” dedi. Mervân kendisine; “- Hz. Peygamber’den ne duydun?” diye sorunca, Saîd; “- O’nun şöyle söylediğini duydum” dedi: “Kim haksız olarak bir araziden bir karış yer alırsa, o arazi yedi kat yerin dibine kadar o adamın boynuna dolanır.” Bunun üzerine Mervân da; “- Bundan sonra artık senden başka bir delil istemiyorum” dedi. Sonra Saîd; “Ey Allah’ım! Eğer bu kadın yalan söylüyorsa, onun gözünü kör et ve onu kendi arazisinde öldür!” diye beddua etti. Urve dedi ki: “O kadın kör olmadan ölmedi; kör hâliyle kendi arazisinde duvarlara tutunarak dolaşırken bir kuyuya düştü ve orada öldü.”


Açıklama: Saîd b. Zeyd, sağlığında cennetle müjdelenmiş on sahâbeden biridir. Rivâyete göre Saîd, bu iddia üzerine derhal dava konusu olan yeri kadına bırakmış, sonra da yukarıda zikredilen şekilde beddua etmişti. Yaşlılığında gözlerini kaybeden kadının da; “Bana Saîd b. Zeyd’in bedduası dokundu” dediği rivayet edilir.

    Öneri Formu
148469 BS011643 Beyhaki, Sünenü'l Kübra, VI, 157

Bize Ebû Abdullah el-Hafız, ona Muhammed b. Salih b. Hânî’, ona İbrahim b. Ebî Talib, ona Ebû Musa ile Bündâr, onlara Muhammed b. Cafer, ona Şu’be, ona Simâk b. Harb, ona da Abdullah b. Ebî Süfyan b. el-Hâris b. Abdülmuttalib şöyle demiştir: “Bir adam Hz. Peygamber’e (sav) borç olarak bir miktar hurma vermişti. Rasûlullah (sav) Havle bint Hakîm’den borç alarak o adama verdi. Sonra da, “Aslında bende de hurma vardı, ama kalitesiz idi” dedi. Sonra şöyle buyurdu: “Allah’ın mü’min kulları da böyle yaparlar. Şüphe yok ki Cenâb-ı Hak, bir zayıfın zorlanmadan hakkını güçlüden alamadığı bir topluma merhametle muamee etmez.” Bu rivayet mürseldir, ama sahihtir.


    Öneri Formu
157528 BS020227 Beyhaki, Sünenü'l Kübra, X ,157

Bize Ebû Muhammed Abdullah b. Yusuf el-İsbahânî, ona Ebû Abdullah Muhammed b. Yakub eş-Şeybânî el-Hafız, ona Yahya b. Muhammed b. Yahya, ona Ahmed b. Abdullah b. Yunus, ona Abdülaziz b. Ebî Seleme, ona Abdullah b. Dînâr, ona da İbn Ömer (ra), Rasûlullah’ın (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Zulüm, kıyâmet günü zulmetler haline gelecektir.” Bunu el-Buhârî es-Sahîh’de Ahmed b. Yunus’dan, Müslim de Abdülaziz’den başka bir vecihle rivayet etmiştir.


Açıklama: “Zulmetler” ifâdesi, karanlıklar manasına hamledilmiştir. Buna göre kıyâmet günü mü’minlerin nûru önlerinde, arkalarında ve yanlarında parlayıp dururken, zalimler karanlıklar içersinde kalacaklar ve yollarını bulamayacaklar demektir. Nevevî bu kelime ile kıyâmetin şiddet ve dehşetinin kastedilmiş olabileceğini belirtir. Zulüm ve haksızlık, Yüce Mevlâ'nın asla müsamaha göstermeyeceği bir cinayettir. İslâm, âdil bir sistemdir; kime haksızlık yapılmışsa, onu affetme yetkisi de sadece kendisine haksızlık yapılan kişiye aittir. Bundan dolayıdır ki Yüce Allah, insan hakları ile ilgili ihlâlleri bağışlamaz. Hadîsimiz, kıyâmet gününde insanın başına gelecek olan bütün zulmetlerin ve felâketlerin, insanın dünyada iken irtikâb etmiş olduğu haksızlıkların ve zulümlerin neticesi olduğunu, bu günahın kıyamet günü insanı zulmetler içinde bırakacağını ifade etmektedir. Buna karşılık mü'minler, nûrlarla çevrelenmiş halde aydınlıklar ülkesinde mutluluğun keyfini çıkaracaklardır. Nitekim âyet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır: "O gün inanan erkekleri ve kadınları, nûrları önlerinde ve yanlarında olduğu halde koştuklarını görürsün. Onlara; 'Bugün size verilecek müjde, altlarından ırmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacağınız cennetlerdir' denilir: İşte büyük kurtuluş budur!" "O gün münafık erkekler ve kadınlar, iman edenlere şöyle diyeceklerdir: 'Bize bakın da sizin nûrunuzdan biraz ışık alalım!' Onlara; 'Arkanıza dönün de başka nûr arayın!' denilir. Derken aralarına kapısı olan bir duvar çekilir ki, onun içi rahmet doludur, dış yanı azap..." (Hadîd, 12-13).

    Öneri Formu
148435 BS011611 Beyhaki, Sünenü'l Kübra, VI, 148

Bize Ebû’l-Hasan Ali b. Ahmed b. Abdân, ona Ahmed b. Ubeyd es-Saffâr, ona Hişâm b. Ali, ona İbn Recâ’, ona Harb, ona Yahya, ona Muhammed b. İbrahim, ona da Ebû Seleme’nin anlattığına göre; kendisinin insanlarla bir arazi davası vardı. Bunun üzerine Hz. Âişe’nin (ra) huzuruna çıkmış, bu meseleyi ona anlatmış, o da şöyle demiş: “- Ya Ebâ Seleme! Araziden uzak dur, çünkü ben Rasûlullah’ın (sav) şöyle buyurduğunu işittim: “Kim haksız olarak bir araziden bir karış yer alırsa, kıyâmet günü o arazi yedi kat yerin dibine kadar o adamın boynuna dolanır.” Bunu Müslim es-Sahîh’de Harb b. Şeddâd ve Ebân b. Yezîd vasıtasıyla Yahya b. Ebî Kesîr’den, el-Buhârî de başka iki vecihten yine Yahya’dan rivayet etmiş ve o iki ravi ile de istişhâd etmiştir.


    Öneri Formu
148471 BS011645 Beyhaki, Sünenü'l Kübra, VI, 157

Bize Ebû Bekir b. Fûrek, ona Abdullah b. Cafer, ona Yunus b. Habîb, ona Ebû Davud, ona Vüheyb, ona Süheyl, ona babası, ona da Ebû Hureyre’nin (ra) rivayet ettiğine göre Rasûlullah (sav) şöyle buyurmuş: “Kim haksız olarak bir araziden bir karış yer alırsa, o yer yedi kat yerin dibine kadar o adamın boynuna dolanır.” Bunu Müslim, Cerîr vasıtasıyla Süheyl b. Ebî Salih’den rivayet etmiştir.


    Öneri Formu
148472 BS011646 Beyhaki, Sünenü'l Kübra, VI, 158

Bize Ebû’l-Hasan Ali b. Ahmed b. Abdân, ona Ahmed b. Ubeyd es-Saffâr, ona Muhammed b. el-Fadl b. Cabir, ona Abdulcebbâr b. Asım, ona İsmail b. Ayyâş, ona Şurahbîl b. Müslim, ona da Ebû Ümâme el-Bâhilî (ra), veda haccında hutbede Rasûlullah’ın (sav) şöyle söylediğini işittiğini haber vermiştir: “Azîz ve Celîl olan Allah, her hak sahibine hakkını vermiştir, dolayısıyla vâris için vasiyete gerek yoktur.”


    Öneri Formu
149403 BS012534 Beyhaki, Sünenü'l Kübra, VI, 395

Bize Ali, ona Ahmed, ona el-Abbas b. el-Fadl el-Esbâtî, ona Saîd b. Süleyman b. Sa’deveyh, ona Mansr b. Ebî’l-Esved, ona Atâ b. es-Sâib, ona Muhârib b. Disâr, ona İbn Bureyde, ona da babası böyle rivayet etti. Bu rivayet Kitabu’l-Gasb bölümünde Amr b. Ebî Kays’dan, ondan da Atâ b. es-Sâib senediyle buna benzer şekilde geçmişti. Başka bir şekilde de Cabir b. Abdullah’dan rivayet edilmiştir.


    Öneri Formu
157530 BS020229 Beyhaki, Sünenü'l Kübra, X ,158

Bize Ebû Abdullah el-Hafız, ona Merv’de Ebû’l-Abbas Muhammed b. Ahmed el-Mahbûbî, ona Ahmed b. Seyyâr, ona Abdullah b. Osman b. Cebele, ona babası, ona Şu’be, ona da Simâk şöyle dedi: Müdrik b. el-Mühelleb ile birlikte Sicistan’da onun çadırında bulunuyordum, Bir şeyhin, Ebû Süfyan b. el-Hâris b. Abdülmuttalib’den Rasûlullah’ın (sav) şöyle söylediğini duydum diyerek hadis rivayet ettiğini işittim: “Cenâb-ı Hak, bir zayıfın zorlanmadan hakkını güçlüden alamadığı bir topluma değer vermez.”


    Öneri Formu
157527 BS020226 Beyhaki, Sünenü'l Kübra, X ,157

Bize Ali b. Ahmed b. Abdân, ona Ahmed b. Ubeyd es-Saffâr, ona Muâz b. el-Müsennâ, ona Saîd b. Süleyman, ona Mansur b. Ebî’l-Esved, ona Atâ b. es-Sâib, ona Muhârib b. Disâr, ona İbn Bureyde, ona da babası şöyle anlatmış: “Cafer Habeşistan’dan gelince Rasûlullah (sav) ona, “- Gördüğün şeylerden en çok ne hayretine gitti?” diye sordu. O da, “- Başında yiyecek sepeti olan bir kadın görmüştüm. Bir süvari gelip ayağıyla ona vurdu, kadın sepetini düşürdü, sonra dökülen yiyeceğini toplamaya başladı ve adama dedi ki: “Sultanın tahtına oturacağı ve mazlumun hakkını zalimden alacağı günde vay senin başına geleceklere!” dedi. Hz. Peygamber (sav) de kadının bu sözünü tasdik anlamında olmak üzere, “Böyle bir ümmete değer verilmez” dedi. Yahut şöyle söyledi: “Zayıfın hakkı zorlanmadan güçlüden alınmayan bir topluma nasıl değer verilir?”


    Öneri Formu
157529 BS020228 Beyhaki, Sünenü'l Kübra, X ,157

Bize Ebû Bekir b. Fûrek, ona Abdullah b. Cafer, ona Yunus b. Habîb, ona Ebû Davud, ona Abdülaziz b. Ebî Seleme rivayet etti. (T) Yine bizeEbû Abdullah el-Hafız, ona Ebû Bekir b. İshak, ona el-Hasan b. Ali b. Ziyâd, ona Ahmed b. Yunus, ona Abdülaziz b. Ebî Seleme, ona Abdullah b. Dînâr, ona da Abdullah b. Ömer’in (ra) rivayet ettiğine göre Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Zulüm, kıyamet gününde zulmetler haline gelecektir.” Bunu el-Buhârî es-Sahîh’de Ahmed b. Yunus’dan rivayet etmiş, ayrıca başka bir vecihde Abdülaziz’den de tahric etmiştir.


    Öneri Formu
157780 BS020479 Beyhaki, Sünenü'l Kübra, X ,226