449 Kayıt Bulundu.
Bize Ebu Bekir b. Ebu Nadr, ona Kûfeli Ebu İshak el-Eşcaî, ona Amr b. Kays el-Mülâî, ona Hur b. Sayyâh, ona Hüneyde b. Hâlid el-Huzâî, ona da Hafsa şöyle rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber'in terk etmediği dört şey vardı: Aşure orucu, zilhicce ayının ilk on günü tutulan oruç, her ayda tuttuğu üç günlük oruç ve öğle namazının (farzından) önceki iki rekatlık namaz."
Bize Ahmed b. Yahya, ona Ebu Nuaym, ona Ebu Avâne, ona Hur b. Sayyâh, ona Hüneyde b. Hâlid, ona hanımı, ona da Nebî'nin (sav) hanımlarından biri şöyle rivayet etmiştir: "Rasulullah (sav); zilhiccenin dokuz günü, aşure günü ve ilki pazartesi, diğerleri de peş peşe gelen perşembe günleri olmak üzere her ayda üç gün oruç tutardı."
Bize Ahmed b. Osman b. Hakîm, ona Bekir, ona İsa, ona Muhammmed, ona Hakem, ona Musa b. Talha, ona İbn Havtekiyye, ona da Übey (b. Ka'b) şöyle rivayet etmiştir: "Bir bedevi, yanında kızartılmış tavşan ve ekmek olduğu halde Rasulullah’ın yanına (sav) geldi. Onları Hz. Peygamber’in (sav) önüne koydu ve 'Onun hayız gördüğüne şahit oldum' dedi. Hz. Peygamber (sav) ashabına 'Ziyanı yok, yiyebilirsiniz' dedi. Bedeviye 'Sen de ye' buyurdu. Bedevi 'Ben oruçluyum' deyince, Rasulullah (sav) 'Ne orucu tutuyorsun?' diye sordu. O da 'Her ayda tuttuğum üç günlük orucu' dedi. Rasulullah (sav) 'Eğer her ayda üç gün oruç tutacaksan, ayın dolunay günleri olan en parlak günlerinde; yani on üç, on dört ve on beşinci günlerinde tut' buyurdu." [Ebu Abdurrahman (en-Nesâî) şöyle demiştir: Doğru olan, rivayetin sahâbî ravisinin Ebu Zer olmasıdır. Herhalde hadisi yazan katipler 'Zerr' kelimesini (sehven) 'Übey' olarak kayda geçmişler.]
Bize İsmail b. Mesud, ona Yezid b. Zürey, ona Şu'be, ona Hakem b. Uteybe, ona Kasım b. Muhaymira, ona Amr b. Şurahbîl, ona da Kays b. Sa'd b. Ubâde şöyle rivayet etmiştir: "Biz önceden aşure orucunu tutuyor ve fıtır sadakası veriyorduk. Ramazan orucu ve zekat farz kılınınca, aşure orucu tutmamız bize ne emredildi ne de yasaklandı. Ancak biz onu yine de tutuyorduk."
Bana Ubeydullah b. Fedâle b. İbrahim, ona Abdullah b. Yezid el-Mukrî, ona Musa b. Ali, ona babası (Ali b. Rebâh), ona da Ukbe b. Âmir, Rasulullah'ın (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Arefe, kurban bayramı ve teşrik tekbiri günleri, biz Müslümanlar için bayram günleridir. O günler, yeme içme günleridir."
Bize Kuteybe, ona Hammâd, ona Amr, ona Nâfi b. Cübeyr b. Mut’im, ona da Bişr b. Sühaym şöyle rivayet etmiştir: "Rasulullah (sav), Bişr’den teşrik günlerinde insanlara 'Mümin olandan başkası cennete giremez. Bu günler yeme içme günleridir' diye ilan etmesini istemiştir."
Bize Kuteybe (b. Said), ona Süfyan (b. Uyeyne), ona Amr b. Dinar, ona Amr b. Evs, ona da Abdullah b. Amr b. Âs, Rasulullah'ın (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Allah'ın (cc) en sevdiği oruç, Davud'un (as) tuttuğu oruçtur. O, bir gün oruç tutar, bir gün tutmazdı. Yine Allah'ın (cc) en sevdiği namaz da Davud'un (as) kıldığı namazdır. O, gecenin yarısına kadar uyur, kalan üçte birini namazla geçirir ve geri kalan altıda birinde ise tekrar uyurdu."
Bize Hasan b. Muhammed ez-Za'ferânî, ona Said b. Süleyman, ona Şerîk, ona Hur b. Sayyâh, ona da İbn Ömer şöyle rivayet etmiştir: "Rasulullah (sav); ayın ilk pazartesi günü ve onu izleyen perşembe günü, ardından da onu takip eden perşembe günü olmak üzere, her ayda üç gün oruç tutardı."
Bize Ebu Nuaym, ona A’meş, ona Ebu Salih, ona da Ebu Hureyre, Nebi'nin (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: Oruç benim rızam için tutulur ve onun karşılığını da (hakkıyla) ancak ben veririm. Oruç tutan kişi şehvetini, yemesini ve içmesini benim için bırakır. Oruç bir kalkandır. Oruç tutan için iki sevinç vakti vardır: Birisi orucunu açtığı zamanki, diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlu kimsenin ağız kokusu, gerçekten Allah katında misk kokusundan daha hoştur."
Bize Muhammed b. Beşşâr ve Muhammed b. Velîd, onlara Muhammed b. Cafer, ona Şu'be, ona Abdurrahman b. Isbahânî, ona da Abdullah b. Ma'kıl şöyle rivayet etmiştir: "(Kûfe) Mescidi'nde Ka'b b. Ucre'nin yanına oturdum ve ona (Oruç, sadaka veya kurban kesmek suretiyle fidye vermek gerekir) ayetini sordum. Ka'b 'Bu âyet benim hakkımda indirildi. (Ben umre için ihrama girmişken) başımdan bir sıkıntı yaşadım. Bitler başımdan yüzüme dökülür vaziyette, Rasulullah'ın (sav) yanına götürüldüm. Resûl-i Ekrem (sav) bana 'Sıkıntının bu derecede olduğunu sanmıyordum. (Kurban etmek için) bir koyun bulabilir misin?' diye sordu. Ben 'Hayır' deyince, şu âyet indi: (Oruç, sadaka veya kurban kesmek suretiyle fidye vermek gerekir.) Ka'b 'Ayetteki oruç, üç gündür. Sadaka, her birine yarım sa' (bir avuç) olmak üzere altı fakire yiyecek vermektir. Kurban da bir koyundur' dedi."