247 Kayıt Bulundu.
Giriş
Bize Ebu Nu'aym Fadl b. Dükeyn, ona Şeybân, ona Yahya, ona Ebu Seleme, ona da Ebu Hureyre şöyle rivayet etmiştir: "Huzâlılar, Leys oğullarından bir adamı kendi adamlarını öldürdükleri için Mekke'nin fethi gününde öldürdüler. Durum Hz. Peygamber'e (sav) intikal etti, (hemen) bineğine bindi, bir hutbe verip şöyle buyurdu: 'Şüphesiz Allah, Mekke'de cinayet işlemeye [Ebu Abdullah şüpheye düşüp] veya filin oraya girmesine [dedi] engel olmuş, Müşrikler üzerine Hz. Peygamber'i (sav) ve müminleri galip kılmıştır. Dikkat edin, Mekke'nin dokunulmazlığını ve saygınlığını (haremlik vasfını) ihlal etmek benden önce kimseye helal olmadığı gibi benden sonra da kimseye helal olmayacaktır. Dikkat edin, bana da sadece gündüzün bir vaktinde (savaş ve kan dökme) helal kılınmıştır. Dikkat edin, şimdi bana da haremdir, dokunulmazdır. Oranın dikeni koparılmaz, ağacı kesilmez, ilan etmek maksadı haricinde kayıp malı alınmaz. Kim de öldürülürse (ailesi) iki durum ile muhayyerdir; ya (ailesine) diyet verilir ya da öldürülenin ailesi için kısas talep edilir.' (Bu esnada) Yemen ahalisinden bir adam geliverdi ve 'Ey Allah'ın Rasulü, benim için (bu hutbeyi) kaydettir' dedi. O da 'Ebu Fulân için yazın' buyurdu. Yine Kureyş'ten bir adam, 'ey Allah'ın Rasulü, keşke izhir (otu) hariç tutulsa! Bizler onu evlerimizde ve kabirlerimizde kullanıyoruz' dedi. Nebî (sav) 'izhir hariç, izhir hariç' buyurdu." [Ebu Abdullah der ki: 'يُقَادَ' kelimesi Kaf harfi iledir. Ebu Abdullah'a, Hz. Peygamber (sav)'in ne yazdırdığı soruldu. O, 'bu hutbeyi yazdırdı' dedi.]
Bize Ahmed b. Hanbel, ona el-Velîd b. Müslim, ona el-Evzâî, ona Yahya b. Ebu Kesir, ona Ebû Seleme, ona da Ebu Hureyre (ra) demiştir ki: Allah Teâlâ, Rasulullah'a Mekke'nin fethini nasip edince, Hz. Peygamber (sav) halkın içinde ayağa kalkıp Allah'a hamd ve senada bulundu, sonra şöyle buyurdu: "Yüce Allah, fili Mekke’ye girmekten menetmişti. Ama Rasulünü ve mü'minleri Mekke’ye hâkim kıldı. Mekke sadece bana mahsusd olmak üzere gündüzün kısa bir vaktinde helâl kılınmıştır. Benden sonra da kiyâmet gününe kadar hiç kimseye helâl değildir. Dolayısıyla Mekke’nin ağacı kesilmez, avı ürkütülmez. Kayıp eşyayı da sahibine vermek isteyenden başkası alamaz." Abbas kalktı ve dedi ki: Yalnız izhir otu müstesnâ olsun, ey Allah’ın Rasûlü! Çünkü biz onu mezarlarımızda ve evlerimizde kullanıyoruz. "Tamam, izhir müstesnâ!" buyurdu. [Ebû Davud dedi ki: Bu hadisi el-Velid'den İbnu'l-Musaffa da rivayet etti ve şu ilaveyi yaptı: Bunun üzerine Yemen'li bir zât olan Ebû Şâh ayağa kalkarak; Ey Allah'ın Rasulü, bunu benim için yazsanız- dedi. Rasulullah da (sav) "bunu Ebu Şah için yazınız" buyurdu. [Hadisin ravilerinden el-Velîd dedi ki: el-Evzâî'ye, "bunu Ebu Şah için yazınız" sözüyle neyi kastetmişti, diye sordum. Cevaben, Ebû Şâh'ın, Hz. Peygamber'den (sav) dinlemiş olduğu hutbeyi yazmasını dedi.
Bize Muhammed b. Müsennâ, ona Yezid b. Harun, ona Asım b. Muhammed b. Zeyd, ona babası, ona da İbn Ömer (ra) şöyle söylemiştir: Rasulullah (sav) Mina'da "Bu gün hangi gündür biliyor musunuz" diye sordu. Sahabiler: 'Allah ve Rasulü daha iyi bilir!' dediler. Rasulullah (sav): "Bu gün (Allah'ın savaşı) haram (kıldığı) bir gündür. Bu belde hangi beldedir biliyor musnuz?" buyurdu. Sahabiler: 'Allah ve Rasulü daha iyi bilir' dediler. Rasulullah (sav): "Bu haram kılınmış olan bir beldedir. Bu hangi aydır biliyor musunuz?" dedi. Sahabilier: 'Allah ve Rasulü daha iyi bilir' dediler. Rasulullah (sav): "Bu haram kılınan bir aydır" buyurdu ve sözüne şöyle devam etti: "Allah, tıpkı bu ayınızı, bu beldenizi ve bu gününüzü haram kıldığı gibi, kanlarınızı, mallarınızı ve namuslarınızı da birbirinize haram kılmıştır" buyurdu.
Bize Abdülaziz b. Abdullah, ona İbrahim b. Sa'd, ona babası (Sa'd b. İbrahim), ona dedesi (İbrahim b. Abdurrahman), ona da Ebu Bekre'nin (ra) rivayet ettiğine göre Peygamber (sav) şöyle buyurdu: "Medine'ye Deccâl Mesih'in korkusu bile giremeyecektir. O günlerde Medine'nin yedi kapısı olacak, her kapı önünde iki melek bulunacaktır."
Bize Ebu Nuaym, ona Şeybân, ona Yahya, ona Ebu Usame, ona da Ebu Hureyre şöyle rivayet etmiştir: Huzâa kabilesi bir adam öldürdü. Abdullah b. Recâ der ki: Bize Harb, ona Yahya, ona Ebu Seleme, ona da Ebu Hureyre şöyle rivayet etmiştir: Mekke'nin fethi yılında, Huzâa kabilesi, Cahiliye döneminde öldürülmüş bir Huzâalı adama karşılık Leys oğullarından bir kimseyi öldürdü. Bunun üzerine Rasulullah (sav) ayağa kalkıp, bir hutbe vererek şunları söyledi: "Allah fil ordusunun Mekke'ye girmesine engel olmuş, sonrasında ise Mekkeliler üzerine kendi Rasulü ile müminleri saldırtmış (ve Mekke'yi fethetmiştir.) Şunu bilin ki Mekke'de (savaşmak ve adam öldürmek) benden önce kimse için helâl olmadığı gibi, benden sonra da hiçbir kimse için helâl olmayacaktır. Yine şunu bilin ki, bana da yalnız bir günün bir saatinde helâl kılınmıştır. Şimdi şu saatte Mekke benim için de haramdır. Mekke'nin dikeni koparılmaz, ağacı kesilmez, sahibini bulup vermek üzere ilan etmek haricinde, yitiğine kimse elini uzatıp onu alamaz. O halde bir kişinin (velayeti altında olan) birisi öldürülürse, o kişi iki şeyden birini, ya diyeti, ya da kısası, seçme hakkına sahiptir." Bu hutbe üzerine Ebu Şâh isminde Yemenli biri kendisi için bu hutbenin yazılmasını istedi; Rasulullah da "bunları Ebu Şâh için yazın" emrini verdi. Sonra Kureyş'ten bir zât ayağa kalktı, o da 'ey Allah'ın Rasulü, Izhır otu hariç olsun. Çünkü biz onu evlerimizde ve kabirlerimizde kullanıyoruz' dedi. Rasulullah "Izhır hariç olsun" buyurdu. [Ubeydullah, Şeybân'dan rivayetinde "fil" lafzı hususunda Harb b. Şeddâd'a mutâbaat etmiştir. Bazısı da Ebu Nuaym'dan "Allah Mekke'de katli haram kılmıştır" şeklinde rivayet etmiştir. Ubeydullah da "yahut da maktulün ailesi kısas yaptırır" şeklinde rivayet etmiştir.]
Bize Ahmed b. Hanbel, ona el-Velîd b. Müslim, ona el-Evzâî, ona Yahya b. Ebu Kesir, ona Ebû Seleme, ona da Ebu Hureyre (ra) demiştir ki: Allah Teâlâ, Rasulullah'a Mekke'nin fethini nasip edince, Hz. Peygamber (sav) halkın içinde ayağa kalkıp Allah'a hamd ve senada bulundu, sonra şöyle buyurdu: "Yüce Allah, fili Mekke’ye girmekten menetmişti. Ama Rasulünü ve mü'minleri Mekke’ye hâkim kıldı. Mekke sadece bana mahsus olmak üzere gündüzün kısa bir vaktinde helâl kılınmıştır. Benden sonra da kiyâmet gününe kadar hiç kimseye helâl değildir. Dolayısıyla Mekke’nin ağacı kesilmez, avı ürkütülmez. Kayıp eşyayı da sahibine vermek isteyenden başkası alamaz." Abbas kalktı ve dedi ki: Yalnız izhir otu müstesnâ olsun, ey Allah’ın Rasûlü! Çünkü biz onu mezarlarımızda ve evlerimizde kullanıyoruz. "Tamam, izhir müstesnâ!" buyurdu. [Ebû Davud dedi ki: Bu hadisi el-Velid'den İbnu'l-Musaffa da rivayet etti ve şu ilaveyi yaptı: Bunun üzerine Yemen'li bir zât olan Ebû Şâh ayağa kalkarak; Ey Allah'ın Rasulü, bunu benim için yazsanız- dedi. Rasulullah da (sav) "bunu Ebu Şah için yazınız" buyurdu. [Hadisin ravilerinden el-Velîd dedi ki: el-Evzâî'ye, "bunu Ebu Şah için yazınız" sözüyle neyi kastetmişti, diye sordum. Cevaben, Ebû Şâh'ın, Hz. Peygamber'den (sav) dinlemiş olduğu hutbeyi yazmasını dedi.