230 Kayıt Bulundu.
Bize Abde, ona Abdüssamed, ona Abdullah b. el-Müsennâ, ona Sümâme b. Abdullah, ona da Enes şöyle rivayet etmiştir: "Peygamber(sav) selam vereceği zaman üç defa verir, bir söz söylediğinde de üç kere tekrar ederdi."
Açıklama: Hz. Peygamber'in üç kere selam vermesi üç kere peşpeşe selamlaması anlamına gelmemektedir. Onun üç kere selam vermesi, 1. bir eve geldiğinde giriş için izin istemek üzere, 2. İçeri girdikten sora evdekileri selamlamak amacıyla, 3. kalkarken ev halkını selamlamlamak olarak anlaşılmıştır (Aynî, Umde, III, 176 -Şamile-). Ancak bazı özel hususlarla ilgili olarak Allah Resûlü önemli olan ifadeleri ise iyice anlaşılsın diye üç kere tekrar etmiştir.
Bize Halid b. Mahled, ona Süleyman b. Bilal, ona Süheyl, ona babası, ona da Ebu Hüreyre (ra) Peygamber'den (sav) şöyle rivayet etmiştir: "Burnu yerde sürtsün, burnu yerde sürtsün, burnu yerde sürtsün." (Sahabe-i Kiram) kimin ya Rasulallah (sav) diye sorduklarında Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Anne babasının ikisi ya da birinin ihtiyarlık dönemlerini yanında geçirdiği halde (onları hoşnut edemediği için) cennete giremeyen kimsenin."
Açıklama: Metinde üç defa tekrarlanan 'Rağıme enfuhu' cümlesi, lügat manası itibariyle 'burnu toprağa sürünsün', demektir. Kinaye olarak hakir olsun, zelil olsun manalarında kullanılır. Türkçe'ye 'yazıklar olsun' şeklinde tercüme edilmesi uygun olur.
Bize İsmail, ona Süleyman et-Teymî, ona da Enes b. Malik'in rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Kim bile bile benim adıma yalan söylerse cehennemdeki yerine hazırlansın, cehennemdeki yerine hazırlansın." Bu şekilde iki defa tekrar ederek rivayet etti. Bir başka defa da bu hadisi rivayet edip şöyle dedi: Hz. Peygamber (sav) "kim bile bile benim adıma yalan söylerse cehennemdeki yerine hazırlansın" buyurdu.
Bize Müsedded, ona Bişr b. Mufaddal, ona Cüreyri, ona Abdurrahman b. Ebu Bekre, ona da babası Rasulullah'ın (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Size günahların en büyüğünü haber vereyim mi? diye söze başladı. Sahabiler 'evet, Ya Rasullah' diye cevap verdiklerinde: Allah'a şirk koşmak, Anne ve babaya isyan etmek, yaslanmış bir halde bunları söyleyen Hz. Peygamber, oturdu ve dikkat edin! yalan söylemek dedi. Bu ifadeyi o kadar tekrar etti ki ben (içimden kendini helak edecek) keşke sussa dedim."
Bize Affân, ona Şu’be, ona Ali b. Müdrik, ona Ebu Zür'a, Haraşe b. el-Hür'den, o da Ebu Zer'den rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: "Üç kişi vardır ki Allah kıyamet günü onlarla konuşmaz ve onlara bakmaz. Üstelik onlara acı veren bir azap vardır." Dedim ki 'Ey Allah’ın resulü! Hüsrana uğrayan ve kaybeden bu insanlar kimlerdir?' Hz. Peygamber sözünü üç defa tekrarladı ve şöyle buyurdu: "Elbisesini (kibirle) yerlerde sürüyen, yalan yere yemin ederek malını satmaya çalışan ve yaptığı iyiliği başa kakan kimsedir."
Bize Ebû Abdullah Muhammed b. Abdullah ile Ebû Zekeriya Yahya b. İbrahim b. Muhammed b. Yahya, Ebû Saîd Muhammed b. Musa b. el-Fadl ve Ebû Saîd Mes’ûd b. Muhammed el-Cürcânî, onlara Ebû’l-Abbas Muhammed b. Yakub, ona Harun b. Süleyman el-Isbahânî, ona Abdurrahman b. Mehdî, ona Süfyan, ona Mansur rivâyet etti. (T) Yine bize Ebû Abdullah el-Hafız, ona Ebû’l-Fadl b. İbrahim, ona Ahmed b. Seleme, ona İshak b. İbrahim, ona Cerîr, ona Mansur, ona Hilâl b. Yesâf, ona Ebû Yaha, ona da Abdullah b. Amr şöyle rivâyet etti: Rasûlullah (sav) ile birlikte Mekke’den Medîne’ye dönüyorduk, yolda bir su kaynağı gördük, bazıları hemen gidip abdest almaya başladılar. Onlar ikindi namazını hemen kılmak istiyorlardı. Onların yanına vardığımızda topuklarının kuru olduğunu, onlara su değmediğini gördük. Bunun üzerine Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Abdestinizi tam alın! Vay ateşten o topukların çekeceklerine! Doğru düzgün abdest alın!” [ Bunu Müslim b. el-Haccâc Sahîh’inde İshak b. İbrahim’den, o Ebû Bekir b. Ebî Şeybe’den, o Vekî’den ve o da es-Sevrî’den rivâyet etti.]