10 Kayıt Bulundu.
Bize Musa b. İsmail, ona Hammad, ona Eyyüb, ona da Amr b. Seleme şöyle rivayet etmiştir: Biz, insanlar Nebi'ye (sav) geldiklerinde uğradıkları bir bölgede oturmaktaydık. Onlar Hz. Peygamber'in (sav) huzurundan döndüklerinde bize uğrar, Rasulullah'ın (sav) şöyle şöyle buyurduğunu bize aktarırlardı. Ben de (insanların bize haber taşımalarından) dolayı, pek çok Kur'ân ezberi bulunan bir çocuk idim. (Bir keresinde) babam, kabilesinden bir grup insanla Rasulullah'a (sav) gitti. Hz. Peygamber (sav) de onlara namazı öğretip 'ezberi en fazla olanınız size imam olsun' buyurdu. Ezber yapmamdan dolayı onların ezberi en fazla olanı bendim. (Bundan dolayı) beni öne geçirdiler, ben de onlara üzerimde sarı, küçük bir hırka varken imamlık yaptım. Secdeye gittiğimde hırka (gerilip) açılıverdi de kadınlardan biri 'imamınızın avret (mahallini) bizden gizleyin' dedi. Onlar da bana Umman işi bir gömlek aldılar. İslâm'dan sonra bu hırka kadar beni sevindiren bir şey olmadı. Ben, yedi ya da sekiz yaşında iken onlara imamlık yapmıştım."
Bize en-Nüfeylî, ona Züheyr, ona Asım el-Ahvel, ona da Amr b. Selime bu hadisi rivayet edip onlara, "üzerinde yırtık bulunup yamalanmış bir hırka içerisinde imamlık yapmıştım. Secdeye gittiğimde arkam gözükmüştü bilgisini nakletmiştir."
Bize Kuteybe, ona Veki', ona Mis'ar b. Habib el-Cürmî, ona Amr b. Seleme, ona da babası (Selime b. Kays) şöyle rivayet etmiştir: "Onlar Nebi'ye (sav) elçi olarak gitmişlerdi; ayrılmak istediklerinde 'ya Rasulullah, bize kim imam olsun' diye sordular. Hz. Peygamber de (sav), 'Kur'ân'ı en çok ezberleyeniniz' buyurdu. Ravi şüpheye düşerek 'Kur'ân'ı en çok elde eden' demiştir. (Selime anlatmaya devam ediyor): 'O topluluk içerisinde Kur'ân'ı benim gibi ezberleyen yoktu. Bundan dolayı ben, henüz küçük bir çocuk iken ve üzerimde bir elbise varken beni (imamlık için) öne geçirdiler. Cerm kabilesinden gördüğüm her topluluğa imamlık yaptım. Bugüne dek de, onların cenaze namazlarını kıldırdım." [Ebu Davud şöyle demiştir: Bu hadisi Yezid b. Harun, Misâr b. Habîb el-Cermî'den, o da Amr b. Selime'den rivayet edip ''kabilem Hz. Peygamber'e (sav) elçi olarak gittiği vakit şeklinde nakletmiş ve (senette) babasını zikretmemiştir.]
Bize Süleyman b. Harb, ona Hammad b. Zeyd, ona Eyyüb, ona Ebu Kılâbe, ona Amr b. Seleme şöyle demiştir: Eyyüb der ki: Ebu Kılâbe bana “Amr b. Seleme ile karşılaştığında ona (Hz. Peygamber hakkında) sorar mısın?” dedi. Ebu Kılâbe der ki: Ben Amr b. Seleme ile karşılaştım ve kendisine sordum, o da şöyle anlattı: Biz insanların gelip geçtiği bir su kaynağı civarında ikamet ediyorduk. Yanımıza kervanlar gelip giderdi. Biz de onlara “(Mekke'deki) insanlara ne oluyor, bu adam (Muhammed) alıp veremedikleri nedir?” diye sorardık. Onlar da bize “o adam, Allah'ın kendisini peygamber olarak gönderdiğini, O'na vahiy indirdiğini, ya da Allah'ın O'na şu sözleri vahyettiğini söylüyor” diye cevap verirlerdi. Ben de o sözleri ezberlerdim. Sanki bu ayetler gönlüme yerleşmiş gibi nakşoluyordu. Arab kabileleri de İslâm'a girmek için Mekke fethini gözlüyor ve “peygamberlik iddiasında bulunan şu adamı kendi kavmi Kureyş'le baş başa bırakın. Eğer Kureyş'e galip gelirse, hiç şüphesiz o, doğru sözlü bir peygamberdir” diyorlardı. Fetih gerçekleşince her kavim İslâm'a girmeye koştu. Babam da kavmi adına İslâm'a girmeye koştu. Mekke'den dönüp gelince, bize şöyle dedi: Allah'a yemin olsun ki, size gerçek bir peygamberin yanından geliyorum. O bize "Şu namazı şu vakitte, şu namazı da şu vakitte kılınız. Namaz vakti gelince de biriniz ezan okusun ve Kur'an'ı en çok bileniniz size imamlık etsin" dedi. Bunun üzerine kabiledekiler baktılar ki içlerinde benden çok Kur'an bilen kimse yok. Zira ben konakladığımız yere uğrayan kervanlardan Kur'an öğreniyordum. Kur'an'ı çok bildiğim için kabile halkı beni önlerine geçirip imam yaptılar. Hâlbuki ben o sırada altı veya yedi yaşında çocuktum. Üzerimde de elbise olarak yalnız bir gömlek vardı. Secde ettiğim zaman o gömlek yukarı çekildiği için avret yerinden aşağısı açılırdı. Benim secdede iken bu açık hâlimi gören kabilemizden bir kadın, “okuyucunuzun açık yerini bizden gizleseniz, bir şeyle örtseniz” dedi. Bunun üzerine halk kumaş satın alıp bana bir gömlek biçti. Ben bu gömleğe sevindiğim kadar hiçbir şeyle mutlu olmadım.