5 Kayıt Bulundu.
Bize Musa, ona Ebu Avane, ona Husayn, ona Ebu Vâil, ona Mesruk b. Ecda, ona da Aişe'nin de annesi olan Ümmü Ruman şöyle demiştir: Ateşli bir hastalığa yakalanan Aişe'nin yanında bulunduğum sırada Hz. Peygamber (sav) (içeri girdi ve) "belki de Aişe, hakkında çıkan söylentiden dolayı ateşlenmiştir" buyurdu. Ümmü Ruman, “Evet” dedi. Bunun üzerine Aişe yatağından doğrulup oturdu ve şöyle dedi: Benimle sizin durumunuz, tıpkı Yakup'la oğullarının durumuna benziyor. "Bu söyledikleriniz karşısında bana yardım edecek olan, sadece Allah'tır" (Yûsuf, 18).
Bize Musa b. İsmail, ona Ebu Avâne, ona Husayn, ona Ebu Vâil, ona Mesrûk b. Ecda, ona da Âişe'nin (r.anha) annesi Ümmü Rûmân şöyle demiştir: Âişe ile birlikte otururken, yanımıza Ensar'dan bir kadın girdi ve “Allah falancanın cezasını versin” dedi. Ümmü Rûmân kadına “ne oldu, neden öyle dedin?” dedi. Kadın “Çünkü oğlum (olacak o kişi), iftirayı oradan oraya taşıyıp yaydı” dedi. Bunun üzerine Âişe “ne oldu (Bu adam hangi sözü iftirayı yaydı?)” dedi. Ümmü Rûmân da, olan biteni Âişe'ye haber verdi. Âişe “Rasulullah (sav) de bu sözleri duydu mu?” diye sordu. “Evet” dedi. “peki Ebu Bekir duydu mu?” dedi. “Evet” dedi. Bunun üzerine Âişe bayıldı. Daha sonra yüksek ateşli bir şekilde titreme nöbeti ile uyandı. Ümmü Rûmân der ki: Ben hemen üzerine elbisesini atıp onu örttüm. Ardından Hz. Peygamber (sav) geldi ve "Âişe'nin nesi var?" diye sordu. Ben de “sıtma hastalığına yakalandı” dedim. Hz. peygamber (sav) "hakkında konuşulan iftiradan dolayı herhalde" buyurdu. Ben de “Evet” dedim. Âişe kalkıp oturdu ve “Eğer ben size bu söyleneni yapmadım diye yemin etsem, inanmayacaksınız. Eğer özür beyan etsem, özrümü kabul etmeyeceksiniz. Bu durumda benimle sizin örneğiniz, Yakup Peygamber ile oğullarının durumu gibidir. "Ne diyeyim, sizin bu anlattıklarınız karşısında yardımına sığınacağım tek merci yalnız Allah’tır!" Yûsuf: 18)” dedi. Sonra Peygamber (sav) bir şey demeden oradan ayrıldı, Allah da Âişe'nin suçsuz olduğuna dair ayetlerini indirdi. Bunun üzerine Âişe “sadece Allah'a hamdolsun, ne Sana ne de başka kimseye değil” dedi.
Bize Muhammed b. Kesîr, ona Süleyman, ona Husayn, ona Ebu Vâil, ona Mesrûk, ona Âişe'nin annesi Ümmü Rûmân, şöyle demiştir: Âişe'ye iftira atıldığı zaman o bayılıp yere düşmüştü.
Bize Muhammed b. Selâm, ona İbn Fudayl, ona Husayn, ona Şakîk, ona da Mesrûk şöyle demiştir: Ben Âişe'nin annesi Ümmü Rûmân'a, Âişe hakkında yapılan iftira ve dedikoduyu (İfk Hadisesini) sordum, şöyle dedi: Âişe ile birlikte otururken, yanımıza Ensar'dan bir kadın girdi ve “Allah falancanın cezasını versin” dedi. Ümmü Rûmân der ki: Ben o kadına “Sen neden 'Allah falancanın cezasını versin' diyorsun?” dedim, kadın “Çünkü o, iftirayı oradan oraya taşıyıp yaydı” dedi. Bunun üzerine Âişe “Bu adam hangi sözü (iftirayı) yaydı?” dedi. O kadın da, olan biteni Âişe'ye haber verdi. Âişe “Ebu Bekir ve Rasulullah (sav) de bu sözleri duydu mu?” diye sordu. Ümmü Rûmân “Evet” dedi. Bunun üzerine Âişe bayıldı. Daha sonra yüksek ateşli bir şekilde titreme nöbeti ile uyandı. Hz. Peygamber (sav) geldi ve "Âişe'nin nesi var?" diye sordu. Ümmü Rûmân der ki: Ben “Âişe, hakkında konuşulan iftiradan dolayı, sıtma hastalığına yakalandı” dedim. Âişe kalkıp oturdu ve “Eğer ben size bu söyleneni yapmadım diye yemin etsem, inanmayacaksınız. Eğer özür beyan etsem, özrümü kabul etmeyeceksiniz. Bu durumda benimle sizin örneğiniz, Yakup Peygamber ile oğullarının durumu gibidir. "Ne diyeyim, sizin bu anlattıklarınız karşısında yardımına sığınacağım tek merci yalnız Allah’tır!" Yûsuf: 18)” dedi. Sonra Peygamber (sav) oradan ayrıldı, Allah da (Âişe'nin suçsuz olduğuna dair) ayetlerini indirdi. Peygamber (sav) bunu Âişe'ye haber verdi. Âişe “sadece Allah'a hamdolsun, başka kimseye değil” dedi.