10631 Kayıt Bulundu.
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Leys, ona İbn Hâdî, ona Muttalib'in azatlısı Amr, ona Enes b. Malik (ra), ona da Hz. Peygamber (sav) Yüce Allah'ın şöyle buyurduğunu bildirmiştir: "Ben iki sevgilisini alarak kulumu imtihan ettiğimde kulum sabrederse, ikisi karşılığında ona cenneti veririm." Enes der ki: Hz. Peygamber iki sevgili sözüyle kişinin iki gözünü kast etmiştir. Eş'as b. Câbir ve Ebu Zilâl, Enes rivayetinde Muttalib'in azatlısı Amr'a mutâbaat etmiştir.
Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile Eş'as b. Câbir arasında inkıta vardır.
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Leys, ona İbn Hâdî, ona Muttalib'in azatlısı Amr, ona Enes b. Malik (ra), ona da Hz. Peygamber (sav) Yüce Allah'ın şöyle buyurduğunu bildirmiştir: "Ben iki sevgilisini alarak kulumu imtihan ettiğimde kulum sabrederse, ikisi karşılığında ona cenneti veririm." Enes der ki: Hz. Peygamber iki sevgili sözüyle kişinin iki gözünü kast etmiştir. Eş'as b. Câbir ve Ebu Zilâl, Enes rivayetinde Muttalib'in azatlısı Amr'a mutâbaat etmiştir.
Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile Hilâl b. Bişr arasında inkıta vardır.
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Leys, ona İbn Hâdî, ona Muttalib'in azatlısı Amr, ona Enes b. Malik (ra), ona da Hz. Peygamber (sav) Yüce Allah'ın şöyle buyurduğunu bildirmiştir: "Ben iki sevgilisini alarak kulumu imtihan ettiğimde kulum sabrederse, ikisi karşılığında ona cenneti veririm." Enes der ki: Hz. Peygamber iki sevgili sözüyle kişinin iki gözünü kast etmiştir. Eş'as b. Câbir ve Ebu Zilâl, Enes rivayetinde Muttalib'in azatlısı Amr'a mutâbaat etmiştir.
Bize Abdullah b. Ebu Şeybe, ona Ebu Usame, ona Hişâm, ona Abbâd b. Abdullah b. Zübeyir, ona da Âişe (r.anha) şöyle demiştir: Ölüm hastalığında, sırtını bana dayamış olduğu hâlde Peygamber'in (sav) "Allah'ım beni bağışla, bana merhamet et ve beni refîk-i a'lâ'ya eriştir" diye dua ettiğini işittim.
Bize Muhammed b. Beşşâr, ona Ğunder, ona Şu’be, ona da Muhmmed b. Münkedir, Cabir b. Abdullah’ın (r.anhuma) şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Ben (bilincimi kaybetmiş bir halde) hasta yatarken, Hz. Peygamber (sav) benim yanıma gelmiş. Abdest almış ve üzerime abdest aldığı sudan dökmüş veya oradakilere 'Dökün' demiş. Kendime gelip gözümü açtığımda ona 'Benim kelâleden (kız kardeşlerimden) başka mirasçım yoktur. Bu durumda benim mirasım nasıl olacak?' diye sordum. Bu sorum üzerine ferâiz ayeti nâzil oldu."
Bize İsmail, ona Malik, ona Hişam b. Urve, ona babası (Urve b. Zübeyr), ona da Aişe (r.anha) şöyle rivayet etti: Rasulullah (sav) (Medine'ye) geldiğinde Ebubekir ve Bilal sıtma hastalığına yakalanmışlardı. (Aişe) dedi ki: O ikisinin yanına vardım ve şöyle dedim: — Ey babacığım, kendini nasıl hissediyorsun? Bilal'e de: — Yâ Bilâl! Sen nasılsın? diye sordum. Ebubekir (ra), sıtma nöbetine tutulduğunda şu beyti söylerdi: 'Ailesi içinde sabahlayan her kişiye, Ölüm, ayakkabısının bağından daha çok ona yakındır.' Bilal ise sıtma nöbetini geçirdikten sonra şu beyitleri söyleyerek sesini yükseltirdi:' Ah bir bilseydim; etrafımı sümbül ve yavşanların bezediği Mekke vadisinde bir gece olsa da geceleyebilecek miyim? Bir gün gelip de Ukâz'daki Micenne sularının başına varabilecek miyim? Mekke'nin Şâme ve Tafîl dağları bir daha bana görünecekler mi?' (Urve) dedi ki: (Aişe) şöyle dedi: Rasulullah'a (sav) gelip kendisine olanları haber verdim. O da şöyle buyurdu: "Allah'ım! Mekke'yi bize sevdirdiğin gibi Medine'yi de sevdir! veya onu daha fazla sevdir! Medine'nin havasını bizim için sağlıklı kıl! (Medine'nin) ölçü ve tartısnı bereketli eyle! Medine'nin sıtmasını ondan al da onu Mekke'nin Cuhfe'sine bırak!"
Bize Müsedded, ona Yahya, ona Sufyân, ona Sa'd, ona Abdullah b. Ka'b, ona da babası (Ka'b b. Malik)'in rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Mümin, rüzgârın bir aşağı bir yukarı sallar durduğu taze ekin dalı gibidir. Münafık ise kökünden bir defada sökülene ya da kırılana kadar dimdik durmaya devam eden sert ardıç ağacı gibidir. Aynı hadisi bize Zekeriyâ b. Ebu Zaide, ona Sa'd b. İbrahim, ona İbn Kâb, ona da babası (Ka'b b. Malik) Hz. Peygamber'den (sav) rivayet etmiştir.
Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile Zekeriya b. Ebu Zâide arasında inkıta vardır. Benzetmede şu ortak yön dikkat çekmektedir. Mümin Allah'tan gelen musibete, rüzgarın taze dalı eğdiği boyun büküp sabreder, nimete de rüzgarın dalı yukarı kaldırdığı gibi sevinip şükreder. Münafık ise hep aynı halde durup ne şükreder ne de sabreder. sonun yıkılıp helak olup gider.
Bize Adem, ona Şu’be, ona da İsmail b. Ebu Halid, ona da Kay b. Ebu Hazim şöyle rivayet etti: Hasta olan Habbab’ı ziyaret etmek üzere evine gittik. Habbab (karnından) yedi yerinden dağlanmış haldeydi. Bize şöyle dedi: Bizden önce (Hz. Peygamber’in sağlığında) geçip giden arkadaşlarımız vardır ki, (nimetlerinden fazla bir şey elde etmedikleri için) dünya onların (ecirlerinden) bir şey eksiltmemişti. (Bize gelince) Şüphesiz biz (fetihler sebebiyle) o kadar dünyalığa kavuştuk ki, bugün biz onu topraktan başka sarf edecek bir yer bulamıyoruz. Eğer Peygamber (sav) bize ölümü temenni etmemizi yasaklamamış olsaydı, muhakkak ben (şu hastalık ıztırabından dolayı) ölümü temenni ederdim! (Kays şöyle devam etti) Bir müddet sonra biz Habbab’ı bir kerre daha ziyaret ettik. O, kendisine aid bir duvar bina etmekle meşguldü. Bize “Müslüman, infak ve harcama yapmakta olduğu herşey hususunda sevaba nail kılınır, yalnız şu toprak içine sarf etmekte olduğu mal hakkında sevaba nail kılınmaz!” dedi.