10631 Kayıt Bulundu.
Bize Muhammed b. Seva, ona Hişam, ona İkrime, ona da İbn Abbas şöyle rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (sav) başındaki (migren) ağrısından dolayı ihramlı iken hacamat yaptırdı."
Açıklama: Rivayet muallaktır; Buhari ile arasında inkıta vardır.
Bize Müsedded, ona Süfyan, ona Amr, ona Ata ve Tavus, o ikisine de İbn Abbas şöyle demiştir: "Hz. Peygamber (sav) ihramlı iken hacamat yaptırmıştır."
Bize İsmail, ona Süleyman, ona Alkame, ona Abdurrahman el-A'rec, ona da Abdullah b. Buhayne şöyle rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber'in (sav) Mekke yolu üzerinde bulunan Lahy-ı Cemel mevkiinde ihramlı iken başının ortasından hacamat yaptırdı."
Bize Muhammed b. Beşşar, ona İbn Ebu Adî, ona Hişam, ona İkrime, ona da İbn Abbas şöyle rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber'in (sav) ihramlı olduğu halde başındaki bir ağrıdan dolayı (Mekke yolu üzerindeki) Lahy-i Cemel denilen mevkide, su kaynağının yanında hacamat yaptırdı."
Bize Abdullah b. Yusuf, ona Malik, ona İbn Şihab, ona Abdülhamid b. Abdurrahman b. Zeyd b. Hattab, ona Abdullah b. Abdullah b. Hâris b. Nevfel, ona da Abdullah b. Abbas şöyle söylemiştir: "Ömer b. Hattab (ra), Şam’a doğru yola çıktı. Nihayet Serğ denilen yere gelince kendisini Ecnad’ın yöneticileri olan Ebu Ubeyde b. Cerrah ve arkadaşları karşıladı ve ona Şam’da veba çıktığını haber verdiler. Bunun üzerine Ömer ‘Bana ilk muhacirleri çağır’ dedi. Ben de hemen onları çağırdım. Ömer, Onlara Şam’da veba çıktığını söyleyip istişare etti. Onlar da bu konuda ihtilafa düştüler. Bazıları 'Önemli bir iş için yola çıktın. Bundan vaz geçmeni uygun bulmuyoruz' dediler. Bazıları da 'Beraberinde diğer insanlar ve Rasulullah’ın (sav) ashabı var. Onları bu vebaya götürmeni uygun bulmuyoruz' dediler. Ömer 'Gidebilirsiniz' dedi. Ardından 'Bana ensârı çağır' dedi. Ben de kendisine onları çağırdım. Ömer onlarla istişare etti. Onlar da muhacirler gibi davrandılar, onların ihtilafa düştükleri gibi ihtilafa düştüler. Ömer 'Gidebilirsiniz' dedi. Sonra 'Bana burada bulunan fetih yılında hicret etmiş olan Kureyşli ihtiyarları çağır' dedi. Ben de onları çağırdım. Onlardan hiç kimse ihtilaf etmedi. Dediler ki 'İnsanları geri döndürmenin ve bu vebaya götürmemenin uygun olacağını düşünüyoruz' Bunun ardından Ömer insanlar arasında 'Ben sabaha bir bineğin sırtına binmiş olacağım. Siz de sabaha bir bineğin sırtında olun' diye seslendi. Bunun üzerine Ebu Ubeyde b. Cerrah 'Allah’ın kaderinden kaçmak için mi?' dedi. Ömer (ra) 'Bunu keşke senden başkası söyleseydi ey Ebu Ubeyde!' dedi ve 'Evet, Allah’ın kaderinden yine Allah’ın kaderine kaçıyoruz. Ne dersin? Senin bir takım develerin olsaydı da biri verimli diğeri kurak iki yakası olan bir vadiye inseydin, verimli olanda develerini otlattığında Allah’ın takdiriyle otlatmış, kurak olanda otlattığında da yine Allah’ın takdiriyle otlatmış olmaz mıydın?' diye ekledi. Derken Abdurrahman b. Avf geldi. Bazı ihtiyaçları için ortadan kaybolmuştu. Abdurrahman şöyle dedi: Bu konuda bende bir bilgi var. Rasulullah’ı (sav) 'Bir yerde veba olduğunu duyduğunuz zaman oraya gitmeyin. Sizin de içerisinde bulunduğunuz bir yerde veba çıktığı zaman da vebadan kaçmak için oradan çıkmayın' buyururken duydum. Bunun üzerine Ömer (ra), Allah’a hamd etti ve oradan ayrıldı."
Bize İshak, ona Habbân, ona Davud b. Ebu Furât, ona Abdullah b. Bureyde, ona da Yahya b. Ya'mer Hz. Peygamber'in eşi Âişe'den şöyle rivayet etmiştir: Hz. Âişe, Rasûlullah'a veba salgınını sormuş, Hz. Peygamber (sav) de şu cevabı vermiştir: "Şüphesiz veba Allah'ın, dilediği topluluk üzerine gönderdiği bir azaptır. Allah vebayı müminler için bir rahmet vesilesi kılmıştır. Bir yerde veba salgını çıkar da orada bulunan kul sabırla ve kendisine Allah'ın yazgısı dışında hiç bir musibetin dokunmayacağını bilerek yerinde beklerse Allah onu şehit olmuş gibi mükafatlandırır."
Bize Müsedded, ona Hammâd, ona Eyyub, ona Mücâhid, ona İbn Ebu Leylâ, ona da Ka‘b b. Ucre şöyle demiştir: "Hz. Ali, Hudeybiye zamanında Nebi’nin (sav) yanına geldi. O sırada ben bir tencerenin altında ateş yakmakla meşguldüm. Bitler de başımdan (etrafa) saçılıyordu. Allah Rasulü (sav) 'Bu bitlerin seni rahatsız ediyor mu?' buyurdu. Ben de 'ediyor' dedim. Bunun üzerine 'Saçlarını tıraş et, sonra ya üç gün oruç tut, yahut altı fakire yemek yedir ya da bir kurban kes' buyurdu." [Eyyub der ki: Bunların hangisini söyleyerek başladığını bilmiyorum.]
Bana Abdullah b. Muhammed, ona Süfyân, ona Zührî, ona Ebu İdris el-Havlânî, ona da Ebu Sa'lebe el-Huşenî şöyle demiştir: "Rasulullah (sav) azı dişi bulunan her yırtıcınınetinin yenmesini yasaklamıştır." Zührî der ki: Ben bu hadisi Şam'a gelinceye kadar hiç duymadım.
Bize İshak, ona Habbân, ona Davud b. Ebu Furât, ona Abdullah b. Bureyde, ona da Yahya b. Ya'mer Hz. Peygamber'in eşi Âişe'den şöyle rivayet etmiştir: Hz. Âişe, Rasûlullah'a veba salgınını sormuş, Hz. Peygamber (sav) de şu cevabı vermiştir: "Şüphesiz veba Allah'ın, dilediği topluluk üzerine gönderdiği bir azaptır. Allah vebayı müminler için bir rahmet vesilesi kılmıştır. Bir yerde veba salgını çıkar da orada bulunan kul sabırla ve kendisine Allah'ın yazgısı dışında hiç bir musibetin dokunmayacağını bilerek yerinde beklerse Allah onu şehit olmuş gibi mükafatlandırır." Nadr,bu hadîsi, Davud b. Ebu Furât'tan rivayet ederek (Habbân'a) mutabaat etmiştir.