حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ الْهَيْثَمِ أَوْ مُحَمَّدٌ عَنْهُ عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِى عُمَرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُرْوَةَ سَمِعَ عُرْوَةَ وَالْقَاسِمَ يُخْبِرَانِ عَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ: " طَيَّبْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِيَدَىَّ بِذَرِيرَةٍ فِى حَجَّةِ الْوَدَاعِ لِلْحِلِّ وَالإِحْرَامِ "
Bize Osman b. Heysem veya Osman'dan Muhammed, ona İbn Cüreyc, ona Ömer b. Abdullah b. Urve, ona Urve ve Kasım, onlara da Hz. Ayşe şöyle dediğini rivayet etti:
"Veda Haccında Rasulullah (sav) ihramdan çıktığında ve ihrama girmek istediğinde zerîre denilen güzel kokuyu kendi ellerimle ona sürerdim."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
278812, B005930-2
Hadis:
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ الْهَيْثَمِ أَوْ مُحَمَّدٌ عَنْهُ عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِى عُمَرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُرْوَةَ سَمِعَ عُرْوَةَ وَالْقَاسِمَ يُخْبِرَانِ عَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ: " طَيَّبْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِيَدَىَّ بِذَرِيرَةٍ فِى حَجَّةِ الْوَدَاعِ لِلْحِلِّ وَالإِحْرَامِ "
Tercemesi:
Bize Osman b. Heysem veya Osman'dan Muhammed, ona İbn Cüreyc, ona Ömer b. Abdullah b. Urve, ona Urve ve Kasım, onlara da Hz. Ayşe şöyle dediğini rivayet etti:
"Veda Haccında Rasulullah (sav) ihramdan çıktığında ve ihrama girmek istediğinde zerîre denilen güzel kokuyu kendi ellerimle ona sürerdim."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Libâs 5930, 2/482
Senetler:
1. Ümmü Abdullah Aişe bt. Ebu Bekir es-Sıddîk (Aişe bt. Abdullah b. Osman b. Âmir)
2. Ebu Muhammed Kasım b. Muhammed et-Teymî (Kasım b. Muhammed b. Ebu Bekir es-Sıddîk)
3. Ömer b. Abdullah el-Esedî (Ömer b. Abdullah b. Urve b. Zübeyr b. Avvam)
4. Ebu Velid İbn Cüreyc el-Mekkî (Abdülmelik b. Abdülaziz b. Cüreyc)
5. Ebu Amr Osman b. Ömer el-Abdî (Osman b. Ömer b. Heysem b. Cehm b. İsa)
Konular:
Hac, İhram, koku sürünerek ihrama girmek veya çıkmak,
Süslenme, Koku sürünmek
حَدَّثَنَا مَطَرُ بْنُ الْفَضْلِ حَدَّثَنَا شَبَابَةُ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ قَالَ لَقِيتُ مُحَارِبَ بْنَ دِثَارٍ عَلَى فَرَسٍ وَهْوَ يَأْتِى مَكَانَهُ الَّذِى يَقْضِى فِيهِ فَسَأَلْتُهُ عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ فَحَدَّثَنِى فَقَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ - رضى الله عنهما - يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ مَخِيلَةً ، لَمْ يَنْظُرِ اللَّهُ إِلَيْهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ " . فَقُلْتُ لِمُحَارِبٍ أَذَكَرَ إِزَارَهُ قَالَ مَا خَصَّ إِزَارًا وَلاَ قَمِيصًا . تَابَعَهُ جَبَلَةُ بْنُ سُحَيْمٍ وَزَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ وَزَيْدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم . وَقَالَ اللَّيْثُ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ مِثْلَهُ . وَتَابَعَهُ مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ وَعُمَرُ بْنُ مُحَمَّدٍ وَقُدَامَةُ بْنُ مُوسَى عَنْ سَالِمٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم " مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ " .
Bize Matar b. Fadl, ona Şebâbe, ona Şu'be, ona Muhârib b. Disâr, ona Abdullah b. Ömer'in söylediğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"Kim böbürlenerek elbisesini yerde sürürse kıyamet gününde Allah ona (rahmet nazarıyla) bakmaz."
Şube bu hadisi atının üzerinde kadılık görevini yapmakta olduğu yere giderken Muhârib b. Disâr'la karşılaştığında ona sorduğunu Muhârib b. Disâr'ın da Abdullah b. Ömer vasıtasıyla Hz. Peygamber'den (sav) naklettiğini haber vermiştir.
Şu'be dedi ki; Muhârib b. Disâr'a 'Abdullah b. Ömer bu hadisi rivayet ederken izarı zikretti mi?' diye sordum. O, İbn Ömer'in izar ve gömlek şeklinde özel bir (tanımlama) yapmadığını söyledi. Cebele b. Sühaym ve Zeyd b. Eslem ve Zeyd b. Abdullah, İbn Ömer'den İbn Ömer de Rasulullah'tan (sav) yaptığı nakille Muhârib b. Disâr'a mütâbaat etmiştir. Ayrıca Leys, Nâfi'den o da İbn Ömer'den benzer bir rivayet nakletmiştir. Musa b. Ukbe, Ömer b. Muhammed ve Kudâme b. Musa, Salim'den, Salim İbn Ömer'den, İbn Ömer de Rasulullah'tan (sav) "Kim elbisesini sürüklerse.." hadisini rivayet ederek Nâfi'e mutâbaat etmişlerdir.
Öneri Formu
Hadis Id, No:
279010, B005791-2
Hadis:
حَدَّثَنَا مَطَرُ بْنُ الْفَضْلِ حَدَّثَنَا شَبَابَةُ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ قَالَ لَقِيتُ مُحَارِبَ بْنَ دِثَارٍ عَلَى فَرَسٍ وَهْوَ يَأْتِى مَكَانَهُ الَّذِى يَقْضِى فِيهِ فَسَأَلْتُهُ عَنْ هَذَا الْحَدِيثِ فَحَدَّثَنِى فَقَالَ سَمِعْتُ عَبْدَ اللَّهِ بْنَ عُمَرَ - رضى الله عنهما - يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم " مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ مَخِيلَةً ، لَمْ يَنْظُرِ اللَّهُ إِلَيْهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ " . فَقُلْتُ لِمُحَارِبٍ أَذَكَرَ إِزَارَهُ قَالَ مَا خَصَّ إِزَارًا وَلاَ قَمِيصًا . تَابَعَهُ جَبَلَةُ بْنُ سُحَيْمٍ وَزَيْدُ بْنُ أَسْلَمَ وَزَيْدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم . وَقَالَ اللَّيْثُ عَنْ نَافِعٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ مِثْلَهُ . وَتَابَعَهُ مُوسَى بْنُ عُقْبَةَ وَعُمَرُ بْنُ مُحَمَّدٍ وَقُدَامَةُ بْنُ مُوسَى عَنْ سَالِمٍ عَنِ ابْنِ عُمَرَ عَنِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم " مَنْ جَرَّ ثَوْبَهُ " .
Tercemesi:
Bize Matar b. Fadl, ona Şebâbe, ona Şu'be, ona Muhârib b. Disâr, ona Abdullah b. Ömer'in söylediğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
"Kim böbürlenerek elbisesini yerde sürürse kıyamet gününde Allah ona (rahmet nazarıyla) bakmaz."
Şube bu hadisi atının üzerinde kadılık görevini yapmakta olduğu yere giderken Muhârib b. Disâr'la karşılaştığında ona sorduğunu Muhârib b. Disâr'ın da Abdullah b. Ömer vasıtasıyla Hz. Peygamber'den (sav) naklettiğini haber vermiştir.
Şu'be dedi ki; Muhârib b. Disâr'a 'Abdullah b. Ömer bu hadisi rivayet ederken izarı zikretti mi?' diye sordum. O, İbn Ömer'in izar ve gömlek şeklinde özel bir (tanımlama) yapmadığını söyledi. Cebele b. Sühaym ve Zeyd b. Eslem ve Zeyd b. Abdullah, İbn Ömer'den İbn Ömer de Rasulullah'tan (sav) yaptığı nakille Muhârib b. Disâr'a mütâbaat etmiştir. Ayrıca Leys, Nâfi'den o da İbn Ömer'den benzer bir rivayet nakletmiştir. Musa b. Ukbe, Ömer b. Muhammed ve Kudâme b. Musa, Salim'den, Salim İbn Ömer'den, İbn Ömer de Rasulullah'tan (sav) "Kim elbisesini sürüklerse.." hadisini rivayet ederek Nâfi'e mutâbaat etmişlerdir.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Libâs 5, 2/460
Senetler:
1. İbn Ömer Abdullah b. Ömer el-Adevî (Abdullah b. Ömer b. Hattab)
2. Ebu Süreyra Cebele b. Sühaym eş-Şeybani (Cebele b. Sühaym)
Konular:
Adab, yürüyüş adabı
Kibir, elbiseyi yerde sürüyerek
KTB, LİBAS, GİYİM-KUŞAM
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17828, B005718
Hadis:
حَدَّثَنِى مُحَمَّدٌ أَخْبَرَنَا عَتَّابُ بْنُ بَشِيرٍ عَنْ إِسْحَاقَ عَنِ الزُّهْرِىِّ قَالَ أَخْبَرَنِى عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ أَنَّ أُمَّ قَيْسٍ بِنْتَ مِحْصَنٍ ، وَكَانَتْ مِنَ الْمُهَاجِرَاتِ الأُوَلِ اللاَّتِى بَايَعْنَ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم وَهْىَ أُخْتُ عُكَّاشَةَ بْنِ مِحْصَنٍ أَخْبَرَتْهُ أَنَّهَا أَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِابْنٍ لَهَا قَدْ عَلَّقَتْ عَلَيْهِ مِنَ الْعُذْرَةِ فَقَالَ "اتَّقُوا اللَّهَ ، عَلَى مَا تَدْغَرُونَ أَوْلاَدَكُمْ بِهَذِهِ الأَعْلاَقِ عَلَيْكُمْ بِهَذَا الْعُودِ الْهِنْدِىِّ ، فَإِنَّ فِيهِ سَبْعَةَ أَشْفِيَةٍ ، مِنْهَا ذَاتُ الْجَنْبِ." يُرِيدُ الْكُسْتَ يَعْنِى الْقُسْطَ ، قَالَ وَهْىَ لُغَةٌ .
Tercemesi:
Bize Muhammed rivayet, ona Attab b. Beşir, ona İshak, ona ez-Zührî, ona Ubeydullah b. Abdullah, ona da Ummü Kays bt. Mihsan —ki o, Rasulullah’a (sav) biat eden ilk muhacir kadınlardan biridir ve Ukkaşe b. Mihsan’ın kız kardeşidir— şöyle demiştir:
Ümmü Kays, Rasulullah’a (sav) küçük bir oğlunu getirmişti. Çocuğun üzerinde uzra hastalığına bağlanmış bir bağ vardı. Bunun üzerine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"Allah’tan sakının! Ne diye çocuklarınıza bu bağları takarak eziyet ediyorsunuz! Şu Hint çubuğunu kullanın. Çünkü onda yedi çeşit şifa vardır. Bunlardan biri de zatü'l-cenb hastalığıdır."
Burada Rasulullah’ın kastettiği kust yani 'Hint çubuğudur.' Rivayetin sonunda 'bu, bir lehçe ifadesidir' denilmiştir.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tıb 26, 2/447
Senetler:
()
Konular:
KTB, TIBB-I NEBEVİ
Tedavi, Hz. Peygamber döneminde Tedavi şekilleri,
Tedavi, Şifalı Bitkiler
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ عَنِ الزُّهْرِىِّ قَالَ أَخْبَرَنِى عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ أَنَّ أُمَّ قَيْسٍ بِنْتَ مِحْصَنٍ الأَسَدِيَّةَ - أَسَدَ خُزَيْمَةَ ، وَكَانَتْ مِنَ الْمُهَاجِرَاتِ الأُوَلِ اللاَّتِى بَايَعْنَ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم وَهْىَ أُخْتُ عُكَّاشَةَ - أَخْبَرَتْهُ أَنَّهَا أَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِابْنٍ لَهَا ، قَدْ أَعْلَقَتْ عَلَيْهِ مِنَ الْعُذْرَةِ فَقَالَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم "عَلَى مَا تَدْغَرْنَ أَوْلاَدَكُنَّ بِهَذَا الْعِلاَقِ عَلَيْكُمْ بِهَذَا الْعُودِ الْهِنْدِىِّ ، فَإِنَّ فِيهِ سَبْعَةَ أَشْفِيَةٍ مِنْهَا ذَاتُ الْجَنْبِ" يُرِيدُ الْكُسْتَ ، وَهْوَ الْعُودُ الْهِنْدِىُّ . وَقَالَ يُونُسُ وَإِسْحَاقُ بْنُ رَاشِدٍ عَنِ الزُّهْرِىِّ عَلَّقَتْ عَلَيْهِ .
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17825, B005715
Hadis:
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ عَنِ الزُّهْرِىِّ قَالَ أَخْبَرَنِى عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ أَنَّ أُمَّ قَيْسٍ بِنْتَ مِحْصَنٍ الأَسَدِيَّةَ - أَسَدَ خُزَيْمَةَ ، وَكَانَتْ مِنَ الْمُهَاجِرَاتِ الأُوَلِ اللاَّتِى بَايَعْنَ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم وَهْىَ أُخْتُ عُكَّاشَةَ - أَخْبَرَتْهُ أَنَّهَا أَتَتْ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم بِابْنٍ لَهَا ، قَدْ أَعْلَقَتْ عَلَيْهِ مِنَ الْعُذْرَةِ فَقَالَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم "عَلَى مَا تَدْغَرْنَ أَوْلاَدَكُنَّ بِهَذَا الْعِلاَقِ عَلَيْكُمْ بِهَذَا الْعُودِ الْهِنْدِىِّ ، فَإِنَّ فِيهِ سَبْعَةَ أَشْفِيَةٍ مِنْهَا ذَاتُ الْجَنْبِ" يُرِيدُ الْكُسْتَ ، وَهْوَ الْعُودُ الْهِنْدِىُّ . وَقَالَ يُونُسُ وَإِسْحَاقُ بْنُ رَاشِدٍ عَنِ الزُّهْرِىِّ عَلَّقَتْ عَلَيْهِ .
Tercemesi:
Bize Ebu Yeman, ona Şuayb, ona ez-Zührî, ona Ubeydullah b. Abdullah, ona da Ümmü Kays bt. Mihsan el-Esediyye —ki o, Esed b. Huzeyme kabilesindendir ve hicretin başlarında Rasulullah’a (sav) biat eden hanımlardandır. Aynı zamanda Ukkaşe’nin kız kardeşidir- şöyle demiştir:
Ümmü Kays, çocuğunu Rasulullah’a (sav) getirmişti. Çocuğa uzr (boğaz iltihabı) hastalığı için boynuna bir şey asmıştı. Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"Niçin boğaz hastalığı için çocuklarınızın boğazını bu şekilde sıkıyorsunuz? Şu ûd-i hindîyi kullanın. Çünkü onda yedi türlü şifa vardır. Bunlardan biri de zatü'l-cenb hastalığı içindir.”
Rasulullah’ın (sav) burada kastettiği şey kusttur ki, o da Hint kamışıdır.
Yunus ve İshak b. Raşid de Zührî’den bu hadisi şu lafızla rivayet etmişlerdir:
'Çocuğun boynuna bir şey astı.' (عَلَّقَتْ عَلَيْهِ)
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tıb 23, 2/447
Senetler:
()
Konular:
Tedavi, Hz. Peygamber döneminde Tedavi şekilleri,
Tedavi, Şifalı Bitkiler
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ سَمِعْتُ عَمْرَو بْنَ حُرَيْثٍ قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ زَيْدٍ قَالَ سَمِعْتُ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ "الْكَمْأَةُ مِنَ الْمَنِّ ، وَمَاؤُهَا شِفَاءٌ لِلْعَيْنِ." قَالَ شُعْبَةُ وَأَخْبَرَنِى الْحَكَمُ بْنُ عُتَيْبَةَ عَنِ الْحَسَنِ الْعُرَنِىِّ عَنْ عَمْرِو بْنِ حُرَيْثٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ زَيْدٍ عَنِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم . قَالَ شُعْبَةُ لَمَّا حَدَّثَنِى بِهِ الْحَكَمُ لَمْ أُنْكِرْهُ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ الْمَلِكِ .
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17818, B005708
Hadis:
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْمُثَنَّى حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ عَنْ عَبْدِ الْمَلِكِ سَمِعْتُ عَمْرَو بْنَ حُرَيْثٍ قَالَ سَمِعْتُ سَعِيدَ بْنَ زَيْدٍ قَالَ سَمِعْتُ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ "الْكَمْأَةُ مِنَ الْمَنِّ ، وَمَاؤُهَا شِفَاءٌ لِلْعَيْنِ." قَالَ شُعْبَةُ وَأَخْبَرَنِى الْحَكَمُ بْنُ عُتَيْبَةَ عَنِ الْحَسَنِ الْعُرَنِىِّ عَنْ عَمْرِو بْنِ حُرَيْثٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ زَيْدٍ عَنِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم . قَالَ شُعْبَةُ لَمَّا حَدَّثَنِى بِهِ الْحَكَمُ لَمْ أُنْكِرْهُ مِنْ حَدِيثِ عَبْدِ الْمَلِكِ .
Tercemesi:
Bize Muhammed b. el-Müsennâ, ona Gunder, ona Şu‘be, ona Abdülmelik, ona Amr b. Hureys, ona da Saîd b. Zeyd'in rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
"Trüf mantarı külfetsiz nimetlerdendir, suyu da göz için şifadır."
Şu‘be dedi ki: Bana Hakem b. Uteybe, ona Hasan Uranî, ona da Amr b. Hureys, ona Saîd b. Zeyd, o da Rasulullah’tan (sav) rivayet ettiğini haber verdi. Şu‘be dedi ki: Hakem bana bu hadisi naklettiğinde, Abdülmelik’in rivayetine uygun olduğundan dolayı onu inkar etmedim.
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tıb 20, 2/446
Senetler:
()
Konular:
KTB, TIBB-I NEBEVİ
Kültürel Hayat, yemek kültürü
Tedavi, Hz. Peygamber döneminde Tedavi şekilleri,
Tedavi, Şifalı Bitkiler
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17871, B005754
Hadis:
حَدَّثَنَا أَبُو الْيَمَانِ أَخْبَرَنَا شُعَيْبٌ عَنِ الزُّهْرِىِّ قَالَ أَخْبَرَنِى عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُتْبَةَ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ « لاَ طِيَرَةَ ، وَخَيْرُهَا الْفَأْلُ » . قَالُوا وَمَا الْفَأْلُ قَالَ « الْكَلِمَةُ الصَّالِحَةُ يَسْمَعُهَا أَحَدُكُمْ » .
Tercemesi:
Bize Ebu Yemân, ona Şuayb, ona ez-Zuhrî, ona Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe, ona da Ebu Hureyre'nin rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu:
"Eşyada uğursuzluk yoktur. Uğursuzluğun hayırlı olanı fe'lüdedir." Sahabe fe'lü nedir diye sordular. Bunun üzerine Peygamber şöyle buyurdu: "Duyacağınız güzel sözdür."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tıb 43, 2/453
Senetler:
()
Konular:
Hastalık, hastalığın bulaşması
Uğur-uğursuzluk
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17845, B005736
Hadis:
حَدَّثَنِى مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ حَدَّثَنَا غُنْدَرٌ حَدَّثَنَا شُعْبَةُ عَنْ أَبِى بِشْرٍ عَنْ أَبِى الْمُتَوَكِّلِ عَنْ أَبِى سَعِيدٍ الْخُدْرِىِّ - رضى الله عنه - أَنَّ نَاسًا مِنْ أَصْحَابِ النَّبِىِّ صلى الله عليه وسلم أَتَوْا عَلَى حَىٍّ مِنْ أَحْيَاءِ الْعَرَبِ فَلَمْ يَقْرُوهُمْ ، فَبَيْنَمَا هُمْ كَذَلِكَ إِذْ لُدِغَ سَيِّدُ أُولَئِكَ فَقَالُوا هَلْ مَعَكُمْ مِنْ دَوَاءٍ أَوْ رَاقٍ فَقَالُوا إِنَّكُمْ لَمْ تَقْرُونَا ، وَلاَ نَفْعَلُ حَتَّى تَجْعَلُوا لَنَا جُعْلاً . فَجَعَلُوا لَهُمْ قَطِيعًا مِنَ الشَّاءِ ، فَجَعَلَ يَقْرَأُ بِأُمِّ الْقُرْآنِ ، وَيَجْمَعُ بُزَاقَهُ ، وَيَتْفِلُ ، فَبَرَأَ ، فَأَتَوْا بِالشَّاءِ ، فَقَالُوا لاَ نَأْخُذُهُ حَتَّى نَسْأَلَ النَّبِىَّ صلى الله عليه وسلم فَسَأَلُوهُ فَضَحِكَ وَقَالَ "وَمَا أَدْرَاكَ أَنَّهَا رُقْيَةٌ ، خُذُوهَا ، وَاضْرِبُوا لِى بِسَهْمٍ"
Tercemesi:
Bize Muhammed b. Beşşar, ona Gunder, ona Şu’be, ona Ebu Bişr, ona Ebu Mütevekkil, ona da Ebu Said el-Hudrî (ra) şöyle demiştir:
Rasulullah’ın (sav) ashabından bazı kişiler Arap kabilelerinden birine uğradılar. Fakat o kabile halkı onlara ikramda bulunmadı. Bu sırada kabilenin reisi yılan sokmasıyla rahatsızlandı. Kabiledekiler, ashab-ı kirama 'Sizde bir ilaç veya rukye bilen var mı?" diye sordular. Ashab da şöyle cevap verdi:
'Doğrusu siz bize ikramda bulunmadınız; bu sebeple, bize bir ücret vermezseniz rukye yapmayız.'
Onlar da bir koyun sürüsü vadettiler. Bunun üzerine (ashabdan biri) Fâtiha suresini okumaya başladı, ağzındaki tükürüğü biriktiriyor ve (hastanın üzerine) üflüyordu. Adam iyileşti.
Koyunları (ashaba) getirdiler. Onlar da:
'Biz bunu Rasulullah’a (sav) sormadan almayız' dediler.
Durumu Rasulullah’a (sav) sordular. O (sav) tebessüm etti ve şöyle buyurdu:
"Fâtiha’nın rukye olduğunu sana kim bildirdi? Alın onu ve bana da bir hisse ayırın."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tıb 33, 2/450
Senetler:
()
Konular:
Rukye, rukye karşılığında ücret almak
Tedavi, tedavi için Kur'an okumak, dua etmek
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ أَخْبَرَنَا هِشَامٌ أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ عَنِ الزُّهْرِىِّ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ قَالَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم « لاَ طِيَرَةَ ، وَخَيْرُهَا الْفَأْلُ » . قَالَ وَمَا الْفَأْلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ « الْكَلِمَةُ الصَّالِحَةُ يَسْمَعُهَا أَحَدُكُمْ » .
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17875, B005755
Hadis:
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ أَخْبَرَنَا هِشَامٌ أَخْبَرَنَا مَعْمَرٌ عَنِ الزُّهْرِىِّ عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ قَالَ النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم « لاَ طِيَرَةَ ، وَخَيْرُهَا الْفَأْلُ » . قَالَ وَمَا الْفَأْلُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ « الْكَلِمَةُ الصَّالِحَةُ يَسْمَعُهَا أَحَدُكُمْ » .
Tercemesi:
Bize Abdullah b. Muhammed, ona Hişam, ona Ma'mer, ona ez-Zuhrî, ona Ubeydullah b. Abdullah, ona da Ebu Hureyre'nin rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu:
"Uğursuzluk yoktur. En hayırlısı da faldır." Bir sahabi: 'Ey Allah'ın Rasulu! Fal nedir?' Rasulullah da şöyle cevap verdi: "Herhangi birinizin işiteceği güzel bir sözdür."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tıb 44, 2/453
Senetler:
()
Konular:
Uğur-uğursuzluk
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ عَنِ الزُّهْرِىِّ عَنْ أَبِى بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ عَنْ أَبِى مَسْعُودٍ قَالَ "نَهَى النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم عَنْ ثَمَنِ الْكَلْبِ ، وَمَهْرِ الْبَغِىِّ ، وَحُلْوَانِ الْكَاهِنِ."
Öneri Formu
Hadis Id, No:
17886, B005761
Hadis:
حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ مُحَمَّدٍ حَدَّثَنَا ابْنُ عُيَيْنَةَ عَنِ الزُّهْرِىِّ عَنْ أَبِى بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ الْحَارِثِ عَنْ أَبِى مَسْعُودٍ قَالَ "نَهَى النَّبِىُّ صلى الله عليه وسلم عَنْ ثَمَنِ الْكَلْبِ ، وَمَهْرِ الْبَغِىِّ ، وَحُلْوَانِ الْكَاهِنِ."
Tercemesi:
Bize Abdullah b. Muhammed, ona İbn Uyeyne, ona ez-Zührî, ona Ebu Bekir b. Abdurrahman b. Haris, ona da Ebu Mesud şöyle demiştir:
"Peygamber (sav) köpek bedelinden, zina kazancından ve kâhine verilen ücretti yasakladı."
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tıb 46, 2/454
Senetler:
()
Konular:
Ticaret, kazancı helal olmayan işler
Öneri Formu
Hadis Id, No:
288713, B005717-2
Hadis:
حَدَّثَنَا عَبْدُ الْعَزِيزِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ حَدَّثَنَا إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ عَنْ صَالِحٍ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ قَالَ أَخْبَرَنِى أَبُو سَلَمَةَ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ وَغَيْرُهُ أَنَّ أَبَا هُرَيْرَةَ - رضى الله عنه - قَالَ إِنَّ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم قَالَ:
" لاَ عَدْوَى وَلاَ صَفَرَ وَلاَ هَامَةَ " فَقَالَ أَعْرَابِىٌّ يَا رَسُولَ اللَّهِ فَمَا بَالُ إِبِلِى تَكُونُ فِى الرَّمْلِ كَأَنَّهَا الظِّبَاءُ فَيَأْتِى الْبَعِيرُ الأَجْرَبُ فَيَدْخُلُ بَيْنَهَا فَيُجْرِبُهَا . فَقَالَ " فَمَنْ أَعْدَى الأَوَّلَ "
[رَوَاهُ الزُّهْرِىُّ عَنْ أَبِى سَلَمَةَ وَسِنَانِ بْنِ أَبِى سِنَانٍ .]
Tercemesi:
Bize Abdülaziz b. Abdullah, ona İbrahim b. Sa'd, ona Salih, ona İbn Şihâb, ona Ebu Seleme b. Abdurrahman ve diğerleri, ona da Ebu Hureyre (ra) şöyle demiştir:
Rasulullah (sav) "hastalıkta bulaşıcılık kudreti yoktur. Safer ayında uğursuzluk yoktur. Baykuş ötüşünde uğursuzluk yoktur" buyurdu. Bunun üzerine bir bedevî ' ey Allah'ın Rasulü, benim develerimin durumu ne olacak o zaman? Çölde bir geyik misali atik, ama yanlarına bir uyuz deve gelip aralarına katıldığında hepsi uyuz oluyor' dedi. Peygamber (sav) 'peki ilk deveye bu hastalığı kim bulaştırdı?' cevabını verdi.
[Zuhrî bu hadisi, Ebu Seleme ve Sinan b. Ebu Sinan'dan rivayet etmiştir.]
Açıklama:
Yazar, Kitap, Bölüm:
Buhârî, Sahîh-i Buhârî, Tıb 25, 2/447
Senetler:
1. Ebu Hureyre ed-Devsî (Abdurrahman b. Sahr)
2. Sinan b. Ebu Sinan ed-Dilî (Sinan b. Ebu Sinan)
3. Ebu Bekir Muhammed b. Şihab ez-Zührî (Muhammed b. Müslim b. Ubeydullah b. Abdullah b. Şihab)
4. Ebu Muhammed Salih b. Keysan ed-Devsi (Salih b. Keysan)
5. Ebu İshak İbrahim b. Sa'd ez-Zührî (İbrahim b. Sa'd b. İbrahim b. Abdurrahman b. Avf)
6. Abdulaziz b. Abdullah el-Üveysi (Abdulaziz b. Abdullah b. Yahya b. Amr b. Üveys)
Konular:
Hastalık, hastalığın bulaşması
Uğur-uğursuzluk