10265 Kayıt Bulundu.
Bize İshak b. İbrahim el-Hanzalî, ona Cerir, ona da Mutarrif, [Âmir, ona Şurayh b. Hâni' ona da Ebu Hureyre] isnadıyla Abser'in rivayet ettiği hadise benzer şekilde rivayet etmiştir. [(Buna göre) Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Kim Allah'a kavuşmayı arzu ederse, Allah da ona kavuşmayı arzu eder. Her kim de Allah'a kavuşmayı arzu etmezse, Allah da ona kavuşmayı arzu etmez." Ravi (Şurayh b. Hâni) dedi ki: Hz. Aişe'nin (r. anha) yanına vardım ve şöyle dedim: Ey mü'minlerin annesi! Ebu Hureyre'yi, Rasulullah'tan (sav) bir hadis naklederken duydum. Eğer gerçekten öyleyse helak olduk demektir. Buna karşılık olarak Hz. Aişe (r. anha) şöyle dedi: Şüphesiz helak olan, Allah Rasulü'nün (sav) sözünde helak olacağı bildirilen kimsedir. Neymiş o hadis?. (Ben de:) Ebu Hureyre Rasulullah'ın (sav) şöyle buyurduğunu söyledi: "Kim Allah'a kavuşmayı arzu ederse, Allah da ona kavuşmayı arzu eder. Kim Allah'a kavuşmayı arzu etmezse Allah da ona kavuşmayı arzu etmez." Oysa hiç birimiz kesinlikle ölümü arzu etmeyiz. Bunun üzerine Hz. Aişe (r. anha) şöyle dedi: Muhakkak ki Rasulullah (sav) bu sözü söylemiştir. Ancak bu hadis, senin düşündüğün gibi değildir. "Fakat göz bir noktaya çakılıp kaldığı, göğüs hırladığı, cilt diken diken olduğu, parmaklar kasıldığı vakit; işte o vakitte kim Allah'a kavuşmayı arzu ederse, Allah da ona kavuşmayı arzu eder. Kim de Allah'a kavuşmayı arzu etmezse, Allah da ona kavuşmayı arzu etmez."]
Açıklama: Belirtilen Abser b. Kasım tarafından rivayet edilen hadis için bkz. M006826 numaralı hadis.
Bize Muhammed b. Beşşâr, ona Muhammed b. Bekir, Ona Said, ona Katade, [(Zürâre, ona Sa'd b. Hişam ona da Hz. Aişe (r. anha)) isnadıyla rivayet etmiştir. Buna göre Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Her kim Allah'a kavuşmayı arzu ederse, Allah da ona kavuşmayı arzu eder. Her kim de Allah'a kavuşmayı arzu etmezse Allah da ona kavuşmayı arzu etmez." Hz. Aişe (r. anha) diyor ki: Bunun üzerine; ey Allah'ın Peygamberi! Ölümü arzu etmemek mi? Hiçbirimiz ölümü arzu etmeyiz ki dedim. Rasulullah da (sav) şöyle buyurdu: "Öyle değil. Mümin kendisine Allah'ın rahmeti, rızası ve cenneti müjdelendiği vakit Allah'a kavuşmayı arzu eder. Kâfir ise kendisine Allah'ın azabı, öfkesi müjdelendiği vakit Allah'a kavuşmayı arzu etmez, Allah da ona kavuşmayı arzu etmez."] bu isnadla rivayet etmiştir.
Açıklama: Belirtilen rivayet için bkz. M006822 numaralı hadis.
Bize Asım b. Nadr et-Teymî, ona Halid b. Haris, ona da Humeyd bu isnadla "bizi cehennem azabından koru" ifadesine dek nakledip ilave bilgiyi zikretmemiştir.
Bize Muhammed b. Abdüla'la el-Kaysî, ona Mu'temir, ona babası hadisi bu isnad ile rivayet etti: [Ona Enes b. Malik, ona Ebu Hureyre rivayet etti:] ["Aziz ve celil Allah buyurdu ki: Kulum bana bir karış yaklaşırsa ben bir arşın yaklaşırım, bana bir arşın yaklaşırsa ben ona bir kulaç –ya da (kulaç anlamındaki 'bâ' lafzı yerine aynı anlamda olmak üzere) 'bû' dedi- yaklaşırım, bana yürüyerek gelirse ona koşarak gelirim."] [Ama bu rivayetinde; "bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak gelirim" ibaresini zikretmedi.]
Bize Ebu Hattab Ziyad b. Yahya el-Hassânî, ona Muhammed b. Ebu Adî, ona Humeyd (et-Tavîl), ona Sabit (b. Eslem el-Bünânî), ona da Enes (b. Malik) şöyle rivayet etti: Rasulullah (sav) müslümanlardan zayıflamış, kuş gibi olmuş bir kimseye uğradı. Rasulullah (sav) ona; "Allah'a bir şey ile dua ediyor muydun veya Allah'tan bir şey istiyor muydun" dedi. Adam da evet, Allah'ım! Bana ahirette ne ile ceza vereceksen onu bu dünyada peşinen ver diye dua ediyordum dedi. Bunun üzerine Rasulullah (sav); "sübhanallah! (Allah'ı tenzih ederim!) Sen buna güç yetiremezsin -senin buna gücün yetmez-. Allah'ım! Bize bu dünyada da ahirette de iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru, diye dua etseydin ya" buyurdu. Ardından o adam için Allah'a dua etti, Allah da ona şifa verdi.
Bize Muhammed b. Beşşâr b. Osman el-Abdî, ona Yahya –yani b. Said- ve İbn Ebu Adî, onlara Süleyman -et-Teymî-, ona Enes b. Malik, ona da Ebu Hureyre, Nebi'nin (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etti: "Aziz ve celil Allah buyurdu ki: Kulum bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım, bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç -ya da (kulaç anlamındaki bâ’ lafzı yerine aynı anlamda) 'bû’' dedi- yaklaşırım, bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak gelirim."
Bize Ebu Kureyb, ona Ebu Muâviye, ona A'meş ona Ma'rûr b. Süveyd ona Ebu Zer bu isnad ile hadisin benzerini nakletmiştir ki Allah Rasülü (sav) şöyle buyurdu: "Allah azze ve celle şöyle buyurur: Kim bir iyilikle (huzuruma) gelirse, ona on misli ve daha fazlası verilecektir. Kim (huzuruma)bir kötülükle gelirse, onun da cezası ya onun misli bir kötülüktür yahut da ben onu bağışlarım. Bana bir karış yaklaşana ben bir arşın yaklaşırım, bana bir arşın yaklaşana ben bir kulaç yaklaşırım, bana yürüyerek gelene ben koşarak gelirim. Bana hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yeryüzünü dolduracak kadar günahla karşıma çıkanı ben onun kadar mağfiret (bağışlanma) ile karışlarım." Şu kadar var ki, o (A'meş) naklettiği bu rivayetinde; "ona on misli yahut daha fazlası verilecektir" demiştir.
Bize Heddâb b. Hâlid, ona Hemmâm, ona Katade, ona Enes b. Malik ona da Ubade b. Samit, Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etti: "Kim Allah'a kavuşmayı arzu ederse, Allah da ona kavuşmayı arzu eder. Kim Allah'a kavuşmayı arzu etmezse, Allah da ona kavuşmayı arzu etmez."
Bize Said b. Amr el-Eşasî, ona Abser, ona Mutarrif, ona Amir, ona Şureyh b. Hâni, ona da Ebu Hureyre'nin rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Kim Allah'a kavuşmayı arzu ederse, Allah da ona kavuşmayı arzu eder. Kim Allah'a kavuşmayı arzu etmezse Allah da ona kavuşmayı arzu etmez." Ravi (Şurayh b. Hâni) dedi ki: Hz. Aişe'nin (r. anha) yanına vardım ve şöyle dedim: Ey mü'minlerin annesi! Ebu Hureyre'yi, Rasulullah'tan (sav) bir hadis naklederken duydum. Eğer gerçekten öyleyse helak olduk demektir. Hz. Aişe (r. anha) da şöyle karşılık verdi: Şüphesiz helak olan, Allah Rasulü'nün (sav) sözünde helak olacağı bildirilen kimsedir. Neymiş o hadis? (Ben de şöyle dedim:) Ebu Hureyre dedi Rasulullah'ın (sav) şöyle buyurduğu söyledi: "Kim Allah'a kavuşmayı arzu ederse, Allah da ona kavuşmayı arzu eder. Kim Allah'a kavuşmayı arzu etmezse, Allah da ona kavuşmayı arzu etmez." Oysa hiçbirimiz kesinlikle ölümü arzu etmeyiz." Bunun üzerine Hz. Aişe (r. anha) şöyle dedi: Muhakkak ki Rasulullah (sav) bu sözü söylemiştir. Ancak bu hadis, senin düşündüğün gibi değildir. "Fakat göz bir noktaya çakılıp kaldığı, göğüs hırladığı, cilt diken diken olduğu, parmaklar kasıldığı vakit; işte o vakitte her kim Allah'a kavuşmayı arzu ederse, Allah da ona kavuşmayı arzu eder. Kim Allah'a kavuşmayı arzu etmezse, Allah da ona kavuşmayı arzu etmez."
Bize Muhammed b. Abdullah er-Rüzzi, ona Halid b. Haris el-Hüceymî, ona Said, ona Katade, ona Zürâre, ona Sa'd b. Hişam, ona da Hz. Aişe'nin (r. anha) rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: "Her kim Allah'a kavuşmayı arzu ederse, Allah da ona kavuşmayı arzu eder. Her kim de Allah'a kavuşmayı arzu etmezse, Allah da ona kavuşmayı arzu etmez. Hz. Âişe şöyle söyledi: Bunun üzerine; Ey Allah'ın Peygamberi! Ölümü arzu etmemek mi? Hiçbirimiz ölümü arzu etmeyiz ki!" Rasulullah da (sav) şöyle buyurdu: "Öyle değil, Mümin, kendisine Allah'ın rahmeti, rızası ve cenneti müjdelendiği vakit Allah'a kavuşmayı arzu eder, Allah da ona kavuşmayı arzu eder. Kâfir ise kendisine Allah'ın azabı ve öfkesi müjdelendiği vakit Allah'a kavuşmayı arzu etmez, Allah da ona kavuşmayı arzu etmez."