Hadis Veritabanı


13813 kayıt bulundu

50
20
10
Meşhur ismi Adı
Derecesi Güvenirliliği
Doğum Yılı Vefat Yılı
Yaşadığı Yerler
Rivayetleri
Tabiîn
154 - 231
Şam, Mısır
1. Sıra (1) 2. Sıra (3) 3. Sıra (17) 4. Sıra (37) 5. Sıra (95) 6. Sıra (242) 7. Sıra (67) 8. Sıra (7)
Hangi kabileden olduğu bilinmese de Kureyş'in kollarından Beni Mahzum'un mevlalarındandı. Amre bt. Huneyn'in mevlası olduğu da söylenir (İbn Yunus, Târih, 1/507). İlk eğitimini ulemadan aldı ve hadis ilminde uzmanlaştı. İlmi tekamülünün ardından tarih anlatıcısı ve hadis hafızı olarak tanındı. İmam Malik'in 'el-Muvatta' kitabını Malik'ten birçok kez dinledi. Onun Mālik'ten bunu on iki veya on dört defa işittiği söylenir. el-Leys'ten cihad, Yakub b. Abdurrahman'dan dua ve el-Muğire b. Abdurrahman el-Hizami'den riya ve fitne hakkında rivayette bulundu. Zehebi, Ebu Hatim'in "O meseleleri anlar ve onunla delil getirirdi." en-Nesâi'nin "Zayıf" dediğini aktardıktan sonra "O doğru sözlü, geniş bilgili bir fetva veren biriydi." şeklinde tanımlar (Zehebî, el-Kâşif, 2/369). İbn Hibban isa sika olduğunu belirtmiştir. Eğitimi ve hadis rivayeti için yaptığı yolculuklar ardından Mısır'a yerleşti. 77 yaşında iken 231/846 yılında vefat etti. imam, hadis alimi, hafız ve Saduk bir kimseydi.

Tabiîn
94 - 175
Mısır
1. Sıra (5) 2. Sıra (8) 3. Sıra (330) 4. Sıra (765) 5. Sıra (864) 6. Sıra (255) 7. Sıra (27) 8. Sıra (2)
İsfahan asıllı olan Leys'in, dede yahut babasının göç ettiği Mısır'daki Kalkaşende'de 94/713 yılında Emevi halifesi Velid b. Abdülmelik zamanında dünyaya geldiği tahmin edilmektedir. Muhtemelen dedesi Abdurrahman Mısır'a gelerek buradaki Beni Fehm ile anlaşarak mevlaları oldu. Bu sebeple Leys, Hâlid b. Said el-Fehmî'nin mevlası olarak zikredilir. Fehmoğulları Emeviler döneminde büyük nüfuz elde etmiş ve Mısır'da söz sahibi bir aileydi. Bundan istifade eden Leys, erken yaşta ilme yönelip Mısır'daki ulema ve rıhlelerinde elde ettiği Hicaz uleması sayesinde döneminin tanınmış alimlerinden birisi oldu. Henüz 19 yaşında iken Hicaz'a yolculuk ederek Zühri'de dahil buradaki büyük alimlerden ders aldı. Ebû Said el-Makbûrî'den hadis alan en sağlam ravilerden birisi olma fırsatını yakaladı. Hicaz'dan sonra Şam, Kudüs ve Bağdat gibi merkezlere yolculuk yaptı. Çok fazla hadis rivayet eden ve sika kabul edilen Leys'in sadece İmam Buhari'nin Sahîh'in de 450 civarında rivayet bulunmaktadır (Sandıkçı, İslam Coğrafyasında Hadis, 373). İlmi yolculuklarının nihayetinde ailesinin yaşam sürdürdüğü Mısır'a dönerek hadis icrasını burada yürüttü. Her gün dört farklı mecliste ders verir ve mutlaka birisinde hadis dersleri verirdi. Edindiği tecrübe sayesinde bilgisi İmam Malik ile kıyaslanırdı. İmam Şafii kimi zaman onu İmam Malik'ten üstün tutar ve kendisine mülaki olamamanın üzüntüsünü dile getirirdi. Ahmed b. Hanbel'de Mısır'da oldukça yetkin bir kimse olduğunu söylerdi. Fıkıh'ta da derinleşerek Mısır'daki problemlerin çözümünde müracaat edilen kişiydi. Hadis ilmi yanında Kur'an, Arapça ve şiir ilimlerinde de oldukça yetkin birisi olduğunda muhaddis, hâfız, karî ve fakih olmasıyla bilindi. Emevi ve Abbâsiler döneminde oldukça saygın bir yer edindi. Halife Mansur ve Mehdi'nin takdirlerini kazandı. Mısır'da bir süre kadılık makamına vekalet etti. Mısır'da büyük bir güç elde etti ve dönemin naib, vali ve kadı gibi ileri gelen yöneticileri ona danışmadan bir iş yapmazdı. Kendisi de zühd hayatına önem vererek abid ve zahid bir şekilde yaşadı. Şahsına tahsis edilen büyük geliri infak ederek yanında hiç para biriktirmedi, 175/791 yılında Abbasi halifesi Mehdi zamanında Mısır'da vefat ederek Küçük Karefe mezarlığına defnedildi.

Sahabî 1
- 17
Medine, Mekke, Basra, Habeşistan
1. Sıra (6)
Utbe b. Gazvân (r.a.), tam adıyla Ebû Abdillâh Utbe b. Gazvân b. Câbir el-Mâzinî, İslâm’ın ilk yıllarında müslümanlığı kabul eden, Habeşistan ve Medine hicretlerine katılan, Basra şehrinin kurucusu ve mahir bir okçu olan seçkin bir sahâbîdir. Soyu Mudar kabilesinin Kays Aylân koluna dayanmakla birlikte Mekke’de Nevfel b. Abdümenâf oğullarının antlaşmalısı olarak bulunmuştur. 616 yılındaki İkinci Habeşistan hicretine katılan Utbe, Mekkelilerin müslüman olduğu yönündeki asılsız haberler üzerine geri dönmüş; Medine’ye hicreti ise ancak 1. yılın Şevval ayında (Nisan 623) Ebû Süfyân idaresindeki bir kervana sızıp yolda müslüman birliğine katılmasıyla mümkün olmuştur (İbn Hişâm, es-Sîre, I, 324). Medine’de ashâb-ı Suffe’ye katılan ve Hz. Peygamber tarafından Ebû Dücâne ile kardeş ilan edilen Utbe; Bedir, Uhud ve Hendek başta olmak üzere tüm gazvelerde yer almış, Ebvâ Gazvesi’nde ise istihbarat toplama görevini yürütmüştür (İbn Sa’d, et-Tabakāt, III, 98). Hz. Ömer döneminde askerî dehası sebebiyle Basra bölgesinin fethiyle görevlendirilen Utbe; Übülle, Destmîsân ve Ahvaz gibi bölgeleri fethederek yaklaşık 800 kişilik bir kuvvetle Basra şehrinin temellerini atmış, burada kamıştan bir cami ve idare binası inşa ettirmiştir (İbn Sa‘d, et-Tabakāt, VII, 7-8).Yaklaşık altı ay süren valiliğinin ardından, bağlı bulunduğu Sa’d b. Ebû Vakkās ile yaşadığı idarî anlaşmazlık sebebiyle Medine’ye giderek Hz. Ömer’den affını istemiş; ancak talebi reddedilince geri dönmek üzere yola çıkmıştır. Yola çıkarken "Allahım, beni bir daha Basra’ya döndürme!" diye dua etmiş ve 17 (638) yılında Rebeze mevkiinde bineğinden düşerek elli yedi (veya elli dokuz) yaşında vefat etmiştir (İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-gâbe, III, 565). Utbe b. Gazvân, hadis ilmi açısından rivayetleri Müslim, Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce’nin eserlerinde yer alan bir râvidir. Kendisinden Hâlid b. Umeyr el-Adevî ve Kabîsa b. Câbir gibi isimler hadis nakletmiştir (Mizzî, Tehzîbü’l-Kemâl, XIX, 317). Hadis dünyasında asıl şöhretini, Basra Camii’nde irad ettiği ve İslâm’ın ilk yıllarındaki mahrumiyeti (yiyecek bulamadıkları için ağaç yaprağı yemekten dudaklarının yara olması) çarpıcı bir dille anlatan meşhur hutbesiyle kazanmıştır (M007435 Müslim, Zühd ve Rekâik, 14). Bu hutbesinde dünyevî refahın tehlikelerine dikkat çekmiş, müslümanları zühd ve hayırlı amellere yönelmeye çağırmıştır. Hem bir fatih hem de bir hatip olarak İslâm tarihine adını yazdıran Utbe’nin Gazvân ve Abdullah adında iki oğlu bulunmaktaydı; kız kardeşi Büsre ise Ebû Hüreyre ile evliydi (İbn Kuteybe, el-Maârif, 85).

Tabiîn
22 - 94
Medine, Kufe, Basra
1. Sıra (75) 2. Sıra (1946) 3. Sıra (160) 4. Sıra (12)

Sahabî
- 78
Medine
1. Sıra (4348) 2. Sıra (107) 3. Sıra (7) 11. Sıra (1)
Ebû Abdillâh Câbir b. Abdillâh b. Amr b. Harâm el-Ensârî, hicretten on altı yıl önce 607 tarihinde Medine’de dünyaya gelmiştir (Zehebî, Siyeru A‘lâmi’n-Nübelâ, III, 189). Nübüvvetin on üçüncü yılında gerçekleştirilen İkinci Akabe Biatı’na babasıyla beraber katılmıştır. Yetmiş kişilik bu heyetin en küçük üyesi olarak orada yer almıştır (İbn Sa‘d, et-Tabakât, III, 561). Babası Abdullah b. Amr, Uhud Gazvesi’nde ilk şehid düşen sahabi olma şerefine erişmiştir (İbn Hacer, el-İsâbe, I, 434). Câbir, babasının talimatıyla yedi veya dokuz kız kardeşine bakmak zorunda kaldığı için Bedir ve Uhud gazvelerine katılamamıştır (# M004694 Müslim, Cihad ve Siyer, 145). Ancak babasının şehadetinin ardından düzenlenen Hamrâülesed Gazvesi ile orduya dahil olmuştur. Bundan sonra Hz. Peygamber ile birlikte toplam on dokuz gazvede bizzat bulunmuştur (Vâkıdî, el-Meğâzî, I, 334). Hudeybiye’de Bey‘atürrıdvân’da hazır bulunmuş ve Hz. Peygamber’in özel iltifatlarına mazhar olmuştur (# B004153-2 Buhari, Megâzî, 35). Babasından devraldığı borçlar nedeniyle maddi sıkıntı çektiği bir dönemde, Resûl-i Ekrem’in mucizesiyle hurmaları bereketlenmiştir. Bu sayede tüm borçlarını ödeme imkanı bulmuştur (# B004053 Buhari, Megâzî, 18). Bir yolculuk esnasında yorgun düşen devesinin Hz. Peygamber’in dokunuşuyla hızlanması hadisesi İslam tarihinde "Leyletü’l-ba‘îr" olarak şöhret bulmuştur (Müsned, III, 292). Hz. Peygamber’in vefatından sonra Şam’ın fethi gibi önemli fetih hareketlerine katılmıştır (İbn Sa‘d, et-Tabakât, IV, 281). Hz. Ömer döneminde de kendi kabilesini temsil etmek üzere görevlendirilmiştir (İbn Hacer, el-İsâbe, I, 435). Hadis ilmindeki yeri oldukça müstesna olup binden fazla rivayeti olan altı sahabi (müksirûn) arasında yer almaktadır (Zehebî, Tezkiretü’l-huffâz, I, 43). Toplam 1540 rivayeti hadis külliyatına kazandıran Câbir, tek bir hadisi bizzat kaynağından işitmek için bir ay boyunca Şam’a yolculuk etmiştir (Müsned, III, 495). Ömrünün sonlarına doğru Medine Valisi Haccâc tarafından elleri kurşunla damgalanarak zulme uğramıştır (İbn Hacer, el-İsâbe, I, 435). Akabe Biatı’nda bulunan sahabiler arasında dünyadan en son ayrılan kişi kendisidir (Hâkim, el-Müstedrek, III, 565). Yaklaşık doksan dört yıllık bir ömür sürdükten sonra 78 (697) yılında Medine’de vefat etmiştir. Cenaze namazı Hz. Osman’ın oğlu Ebân b. Osman tarafından kıldırılmıştır (Zehebî, Siyeru A‘lâmi’n-Nübelâ, III, 193).

Tabiîn
137 - 222
Mısır
3. Sıra (3) 4. Sıra (20) 5. Sıra (60) 6. Sıra (72) 7. Sıra (52) 8. Sıra (3)

Etbau'-Tabiîn
115 - 199
Kufe
1. Sıra (2) 2. Sıra (2) 3. Sıra (22) 4. Sıra (418) 5. Sıra (173) 6. Sıra (35) 7. Sıra (4)

Tabiîn
0 - 223
Basra
1. Sıra (1) 2. Sıra (1) 3. Sıra (8) 4. Sıra (221) 5. Sıra (466) 6. Sıra (111) 7. Sıra (9)

Tabiîn
92 - 176
Basra, Vâsıt
1. Sıra (5) 2. Sıra (4) 3. Sıra (147) 4. Sıra (486) 5. Sıra (146) 6. Sıra (18) 7. Sıra (1)