Hadis Veritabanı


13808 kayıt bulundu

50
20
10
Meşhur ismi Adı
Derecesi Güvenirliliği
Doğum Yılı Vefat Yılı
Yaşadığı Yerler
Rivayetleri
Etbau'-Tabiîn
0 - 0
3. Sıra (1)

Etbau'-Tabiîn
0 - 201
2. Sıra (2) 4. Sıra (5) 5. Sıra (2)

Diğer
0 - 342
Nisabur
5. Sıra (1) 6. Sıra (15) 7. Sıra (9) 8. Sıra (3) 9. Sıra (1) 10. Sıra (1)

Sahabî
0 - 59
Basra, Ürdün
1. Sıra (16) 3. Sıra (1)

-
0 - 301
6. Sıra (2) 7. Sıra (1) 8. Sıra (2)

-
0 - 346
5. Sıra (1) 6. Sıra (10) 7. Sıra (45) 8. Sıra (10) 9. Sıra (9)

Sahabî
- 11
Medine, Mekke
1. Sıra (46) 2. Sıra (1)
Hz. Peygamber'in en küçük kızı olan Hz. Fâtıma (r.anhâ), bi‘setten yaklaşık bir yıl önce (m. 609) Mekke-i Mükerreme’de dünyaya gelmiştir (İbn Sa‘d, et-Tabakât, VIII, 19). Bazı tarihçiler doğum tarihini Kâbe’nin yeniden inşası dönemi olan 605 yılı olarak zikretse de, Hz. Âişe’den beş yaş büyük olduğuna dair kayıtlar ilk görüşü desteklemektedir (İbn Hacer, el-İsâbe, VIII, 54). Akranı olan kadınlardan fazilet, dindarlık ve nesep bakımından ayrılan, dünyevî hırslardan uzaklaşarak kendisini tamamen ibadete ve Allah’ın rızasına adayan bir şahsiyete sahip olduğu için ona, "dünyadan el-etek çeken, namuslu kadın" manasındaki Betûl lakabı verilmiştir (İbn Hacer, el-İsâbe, VIII, 263). Ayrıca babasının kendisine duyduğu derin şefkat sebebiyle ona "babasının annesi" manasına gelen "Ümmü Ebîhâ" künyesiyle hitap ettiği bilinmektedir (Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, II, 118). Çocukluk yılları İslâm’ın Mekke’deki çileli dönemlerine denk gelmiş; babası Kâbe’de secdeyken müşriklerin saldırısına uğradığında küçük yaşına rağmen bizzat müdahale ederek babasını temizlemiş ve bu cesur duruşuyla erken yaşta olgunlaşmıştır (#B000240-2 Buhari, Vudu, 69). Medine’ye hicretin ardından on beş yaşını tamamlayan Hz. Fâtıma, Hz. Peygamber’in onayıyla Hz. Ali ile evlenmiştir. (İbn Sa‘d, VIII, 19). Hz. Ali, mehir olarak Bedir Gazvesi’nden payına düşen zırhı satarak 450 dirhem gümüş temin etmiş; Hz. Fâtıma’nın çeyizi ise kadife bir örtü, deri bir yastık ve el değirmeni gibi son derece sade eşyalardan oluşmuştur. Hicretin ikinci yılında (m. 624) gerçekleşen bu evlilikten Hasan, Hüseyin, Ümmü Gülsüm, Zeyneb ve küçük yaşta vefat eden Muhassin dünyaya gelmiştir (İbn Hacer, el-İsâbe, VI, 243). Evliliklerinin ilk yıllarında yaşanan ufak kırgınlıklar, Hz. Peygamber’in arabuluculuğu ve Hz. Ali’nin eşine duyduğu derin saygı ile kalıcı bir huzura dönüşmüştür (İbn Hacer, el-İsâbe, VIII, 59). Hz. Fâtıma, sadece hane içinde değil, İslâm toplumunun en zor anlarında da aktif rol almıştır. Uhud Gazvesi’nde gazilere yiyecek taşımış, yaralıları tedavi etmiş ve babasının yüzündeki kanı dindirmek için hasır yakıp küllerini yarasına basmıştır (# M004642 Müslim, Cihad ve Siyer, 101). Babasına olan düşkünlüğü ve benzerliğiyle bilinen Fâtıma, onun konuşma tarzından yürüyüşüne kadar pek çok vasfını temsil etmiştir (# M006313 Müslim, Fadâilu's Sahabe, 98). Resûl-i Ekrem sefere çıkarken en son onunla vedalaşır, döndüğünde ise ilk olarak onun yanına giderdi # D004213 Ebu Davud, Tereccul, 21). Hz. Peygamber, "Fâtıma benim bir parçamdır, onu sevindiren beni sevindirmiş olur" buyurarak ona olan muhabbetini dile getirmiş ve meleklerin kendisine Fâtıma’nın "cennetlik kadınların hanımefendisi" olduğunu müjdelediğini bildirmiştir (# T003869 Tirmizi, Menâkıb, 60; #M006313 Müslim, Fadâilu's Sahabe, 98). Resûl-i Ekrem’in vefatından yaklaşık beş buçuk ay sonra 3 Ramazan 11 tarihinde vefat eden Hz. Fâtıma, babasının ölümünden sonra derin bir kedere bürünmüş, miras meselesinde Halife Ebû Bekir ile yaşadığı ihtilaf sebebiyle vefatına kadar bu konuda bir daha konuşmamıştır (# B003092 Buhari, Farzu'l-Humus, 1). Vasiyeti üzerine nâşı, vücut hatlarının belli olmaması için ilk defa yapılan bir tabut içerisinde taşınmış ve gece vakti Hz. Ali ile Hz. Abbas tarafından Cennetü’l-bakî'ye defnedilmiştir (Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, II, 128-129). Hz. Fâtıma, sade yaşantısı, sabrı ve takvasıyla örnek bir şahsiyet olmuş, Hz. Peygamber’in nesli onun çocukları vasıtasıyla kıyamete kadar devam etmiştir. Hz. Peygamber’in nebevî terbiyesinde yetişen ve onun özel sırlarına mazhar olan Hz. Fâtıma, ömrünün kısalığına rağmen naklettiği rivayetlerle İslâm ahlâk ve hukuk literatürünün önemli kaynaklarından biri olmuştur. Başta dualar, evlilik hukuku ve günlük ibadetlerin faziletleri olmak üzere kendisinden nakledilen 18 hadis, temel hadis kaynaklarında yer bulmuş; bizzat Hz. Peygamber’den işittiği bu nebevî miras, ümmetin manevi hayatına yön vermiştir (Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâ, II, 134). İlmî otoritesi öylesine güçlüdür ki, kendisinden sadece eşi Hz. Ali ve çocukları Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin değil; aynı zamanda Hz. Âişe, Ümmü Seleme ve Enes b. Mâlik gibi hadis ilminin dev isimleri de rivayette bulunmuşlardır (İbn Hacer, el-İsâbe, VIII, 267). Özellikle miras meselesindeki hukuki savunması ve ev hayatındaki nebevî ölçüleri aktarması, onun sadece bir râvi değil, aynı zamanda sünnetin ruhunu derinden kavramış fıkhî bir şahsiyet olduğunu tescil etmiştir (DİA, "Fâtıma", XII, 219-223).