Kudsî Hadis (الحديث القدسي) • Hadis Veritabanı



Kudsî Hadis (الحديث القدسي)

Hz. Peygamber’in Kur’an dışında Allah’a nisbet ederek söylediği hadisler.

Rivayetler, kaynağı, sıhhati ve nakleden râvi sayısı gibi farklı açılardan tasnif edilmiştir. Kaynağı bakımından hadis rivayetleri kudsî, merfû‘, mevkûf ve maktû‘ olmak üzere dört kısma ayrılmıştır. Hz. Peygamber’in Kur’an dışında Allah’a nisbet ederek aktardığı sözlere kudsî; Hz. Peygamber’e isnad edilen söz, fiil, takrir ve sıfatları içeren rivayetlere merfû; sahâbeye isnad edilen söz ve fiillere mevkûf; tâbiîn ve tebeu’t-tâbiîne isnad edilen söz ve fiillere ise maktû hadis kavramı kullanılmıştır. Bu tasnif, hadislerin sıhhatiyle ilgili  değildir; sadece sözün sahibine dikkat çekmektedir. 

Sözlük ve Terim anlamı

Kudsî  kelimesi, sözlükte “temiz olmak, bir şeyi mukaddes kılmak, tenzih etmek” anlamlarına gelen ‘kuds’ kökünden ism-i mensub olup “her türlü noksanlıktan uzak yüce bir varlığa ait olan şey” demektir. Terim olarak kudsî hadis; manâsı Yüce Allah’a, lafzı Hz. Peygamber’e (sav) ait olduğu belirtilen söz anlamına gelmektedir. Çeşitli tanımlarda yer alan unsurları dikkate alarak yapılmış kapsamlı bir tanım ise şu şekildedir: “Allah tarafından vahiy, ilham, rüya gibi değişik bilgi edinme yolları ile anlamı Hz. Peygamber’e bildirilen, onun tarafından kendi ifade ve üslûbu ile Allah’a nisbet edilerek rivayet edilen, Kur’an’la herhangi bir ilgisi bulunmadığı gibi i‘câz vasfı da olmayan hadis.”

Kavramda geçen ‘kudsî’ ifadesi manasının Allah’a ait olmasından, “hadis” olarak nitelendirilmesi ise Hz. Peygamber tarafından ifade edilmesinden kaynaklanmaktadır. Kudsî hadisler “ilâhî hadis” veya “rabbânî hadis” olarak da ifade edilmektedir. 

Örnek

:وَحَدَّثَنِى حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى التُّجِيبِىُّ أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ أَخْبَرَنِى يُونُسُ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ أَخْبَرَنِى سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ رضى الله عنه قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم يَقُولُ
"قَالَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ كُلُّ عَمَلِ ابْنِ آدَمَ لَهُ إِلاَّ الصِّيَامَ هُوَ لِى وَأَنَا أَجْزِى بِهِ، فَوَالَّذِى نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لَخِلْفَةُ فَمِ الصَّائِمِ أَطْيَبُ عِنْدَ اللَّهِ مِنْ رِيحِ الْمِسْكِ"

Bize Harmele b. Yahya et-Tücîbî, ona İbn Vehb, ona Yunus, ona İbn Şihâb, ona Said b. Müseyyeb, ona da Ebu Hureyre (ra), Hz. Peygamber'in (sav) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Allah (ac) 'Oruç hariç ademoğlunun her ameli kendisi için, oruç ise benim içindir. Karşılığını ben vereceğim' buyurmuştur. Muhammed'in (sav) canı kudret elinde bulunan Allah'a yemin olsun ki, oruçlunun ağız kokusu Allah (cc) katında misk kokusundan daha güzeldir." M002704

Kudsî Hadislerin Sıhhat Durumu

Hadisin ‘kudsî’ olarak nitelenmesi, sadece hadiste yer alan sözün kaynağına işaret etmekte; metnin kabul veya reddi açısından bir hüküm ifade etmemektedir. Hadis ilmi açısından kudsî hadislerle diğer nebevî hadisler arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Zira her iki türdeki hadisler bize râviler aracılığıyla/isnâd ile ulaşmaktadır. Bu nedenle hadislerin rivayeti esnasında görülen ve râvilerin beşer olma özelliklerinden kaynaklanan bir takım hatalar, kudsî hadisler için de söz konusudur. Bu sebeple kudsî hadisler de diğer hadisler gibi aidiyet ve sıhhat bakımından araştırmaya tâbi tutulmaktadır. Bu çerçevede kudsî hadislerin itikadî ve hukukî konularda delil değeri, haber-i vâhidin hükmüyle aynı esaslara bağlı olup sahih kabul edilebilmeleri için nebevî hadislerde aranan şartları taşımaları gerektedir. Nitekim bu şartlar dikkate alındığında kudsî hadisler arasında sahih rivayetler olduğu gibi mevzû kabul edilenler de bulunmaktadır.

Kudsî hadisler genelde Allah’ın sıfatları, büyüklüğü, rahmetinin genişliği, kudretinin eşsizliği, ihsan ve ikramının bolluğu, bazı ibadetlerin fazileti ve güzel ahlak gibi konularla ilgilidir. Bu tür rivayetler çoğunlukla şu lafızlarla nakledilmiştir: ‘قَالَ رَسُولُ اللَّهِ فِيمَا يَرْوِي عَنْ رَبِّهِ عَزَّ وَجَلَّ / Resûlullah (sav), azîz ve celîl olan Rabbinden rivayet ederek şöyle buyurdu’, ‘عَنِ النَّبِيِّ فِيمَا يَرْوِيهِ عَنْ رَبِّهِ / Nebî’nin Rabbinden rivayet ettiği üzere’, ‘قَالَ اللَّهُ تَعَالَى فِيمَا رَوَاهُ عَنْهُ رَسُولُهُ / Yüce Allah, Resûlü’nün kendisinden rivayet ettiği üzere şöyle buyurdu’, ‘قَالَ اللَّهُ تَعَالَى / Allah Teâlâ şöyle buyurdu’.

Kudsî hadislerde sözlerin Allah’a nisbet edilmesi, lafızlarının da doğrudan O’na ait olduğu anlamına gelmemektedir. Nitekim Kur’an ile kudsî hadisler arasındaki farklar belirtilirken şu hususlara dikkat çekilmektedir: Kur’ân lafız ve manasıyla vahye dayanırken, kudsî hadisin yalnızca manası Allah’ın (vahiy, ilham veya rüya yoluyla) bilgilendirmesine dayanmaktadır. Kur’ân-ı Kerim’in lafız ve manalarında bulunan i’caz (erişilmez üstünlük) kudsî hadislerde bulunmamaktadır. Kur’ân-ı Kerim lafzı ve manası ile mütevatir olarak nakledilirken kudsî hadisler bu nitelikte değildir ve bu sebeple sıhhatinin araştırılması gerekir. Kur’ân-ı Kerim ibadet maksadıyla okunurken kudsî hadis -ve nebevî hadîsler için- böyle bir durum söz konusu değildir.

Kudsî hadîslerin Allah’tan gelen vahiy ve ilhama ya da rüyaya dayandığı belirtilmekle birlikte bazı araştırmacılar, kudsî hadislerle bazı âyetler arasındaki yakın anlam benzerliğinden hareketle, Hz. Peygamber’in söz konusu âyetleri, kendi lafızlarıyla sunarak yeniden ifade etmiş olabileceği ihtimaline dikkat çekmekte ve kudsî hadislerin Kur’ân’daki bu mânâların açılımı olduğunun düşünülebileceğini belirtmektedirler.

Kavramın Literatürdeki Yeri 

Kudsî hadis kavramı, hadis ıstılahları arasında geç dönemde ortaya çıkmış olup  mütekaddim ve müteahhir dönem klasik hadis usûlü eserlerindeki hadis tasnifi içerisinde bir tür olarak yer almamıştır. Kavramı hadis tasnifi içerisinde müstakil bir tür olarak ilk ele alan ve tanımlayan, Cemâlüddin el-Kâsimî’dir (1332/1914).

Sahih olan kudsî hadislerin sayısı hakkında 100, 200, 300, 550 gibi rakamlar, kudsî hadis ile ilgili derleme çalışmalarına dayanmaktadır. Konuyla ilgili yapılan bir doktora tezinde ise hicrî I-IV. yüzyıllardaki hadis eserlerinden toplam 61 ayrı kitapta yapılan ve sadece ‘kavlî’ kudsî hadisleri esas alan bir taramada, tekrarlarıyla birlikte toplam 1216 adet kudsî hadis tespit edilmiştir.

Kaynaklar

Talât Koçyiğit, Hadis Istılahları (Ankara: Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, 1980), “Merfû‘”, 217-219.

Mücteba Uğur, Ansiklopedik Hadis Terimleri Sözlüğü (Ankara: TDV Yayınları, 2. Basım, 2018), “Kudsî Hadis”, 188-189.

Abdullah Aydınlı, Hadis Istılahları Sözlüğü (İstanbul: İFAV Yayınları, 2016), “Kudsî Hadîs‘”, 152-154.

Hayati Yılmaz, “Kudsî Hadis”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi (Ankara: TDV Yayınları, 2002), 26/318-320. (https://islamansiklopedisi.org.tr/kudsi-hadis)

Hayri Kırbaşoğlu, İslâm Düşüncesinde Hadis Metodolojisi (Ankara: Ankara Okulu Yayınları, 2015), 240-254.

Ahmet Yücel, Hadis Usûlü (İstanbul: Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları, 53. Basım, 2021), 150-155.

Akalın, İsa. Hadîs Tekniği Açısından Kudsî Hadîsler. Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2014.

Detaylı Bilgi İçin Bk.

Yılmaz, Hayati. Hadis İlminde Kudsî Hadisler. Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, 1992.

Yıldırım, Enbiya. “Kudsî Hadisler Üzerine Genel Bir Değerlendirme”. Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 13/2 (2009), 39-47.

Akalın, İsa. Hadîs Tekniği Açısından Kudsî Hadîsler. Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2014.

Akalın, İsa. “Kudsî Hadîs Mefhûmunun Serencâmı”. Hadis Tetkikleri Dergisi 15/1 (2017).

Göktaş, Recep Gürkan. “Çağdaş Hadis Usulü Kitaplarında Ḳudsî Hadise Yer Aramak: Muntehāsına Göre Hadislerin Taksimi Üzerine Bir Not”. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 59/2 (2018), 139-160.

Akalın, İsa. “Vahiy Çeşitleri Tartışmalarında Kudsî Hadis Meselesi”. İlahiyat Akademi 10 (2019), 25-64.

 

İlişkili Kavramlar

Hadîs, Merfû, Mevkûf, Maktû‘