Hadis Veritabanı


13808 kayıt bulundu

50
20
10
Meşhur ismi Adı
Derecesi Güvenirliliği
Doğum Yılı Vefat Yılı
Yaşadığı Yerler
Rivayetleri
Sahabî
0 - 0
1. Sıra (29)

Sahabî
-
Medine, Mekke
1. Sıra (25)
Mekke’de dünyaya gelen Ümmü Şerîk Havle bint Hakîm b. Ümeyye es-Sülemiyye (adının Huveyle olduğu da kaydedilmektedir), İslâmiyet’i ilk kabul eden kadın sahâbîlerdendir. Resûl-i Ekrem’in en çok sevdiği sahâbîlerden Osman b. Maz'ûn ile evlenmiş ve daha sonra Medine’ye hicret etmiştir. Kocasının ibadete aşırı düşkünlüğü sebebiyle evini ve kendisini ihmal etmesi üzerine durumu öğrenen Hz. Âişe, konuyu Hz. Peygamber’e iletmiş; bunun üzerine Resûlullah, Osman b. Maz'ûn’a ibadet ve aile hayatında ölçülü olma konusunda kendisini örnek almasını tavsiye etmiştir (İbn Sa'd, et-Tabakât, VIII, 158; Zehebî, A'lâmün-nübelâ, II, 260-261). Kocasının hicretin ikinci yılında vefat etmesinin ardından mehrini bağışlayarak Resûl-i Ekrem’e evlenme teklifinde bulunmuş ve İslâm tarihinde bu yolu açan ilk kadın olmuştur. Hz. Âişe’nin başlangıçta yadırgadığı bu durum üzerine, kadınların kendilerini peygambere hibe edebileceklerine dair âyet (el-Ahzâb 33/50) nâzil olmuştur. Hz. Peygamber’e hizmette bulunan Havle bint Hakîm, dinî meseleleri öğrenme hususundaki cesaretiyle tanınmış; Tâif Seferi sırasındaki diyalogları ve rüyasında Hz. Ömer’e yönelik suikastı işaret eden olayı halifeye bildirmesi gibi rivayetlerle kaynaklarda öne çıkmıştır (İbn Sa'd, et-Tabakât, VIII, 158). Resûl-i Ekrem’den onun üstünde hadis rivayet eden Havle bint Hakîm’in rivayetleri Sahîh-i Müslim ile Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce’nin es-Sünen’lerinde yer almıştır. Kendisinden Sa'd b. Ebû Vakkâs, Saîd b. Müseyyeb, Beşîr b. Sa'd ve Urve b. Zübeyr gibi önde gelen sahâbî ve tâbiîn âlimleri hadis nakletmiştir. Vefat tarihi kesin olarak bilinmeyen Havle bint Hakîm, ilmi ve faziletiyle öne çıkan müstesna kadın sahâbîlerden biridir (İbn Sa'd, et-Tabakât, VIII, 158; Zehebî, A'lâmün-nübelâ, II, 260-261).

Tabiîn
0 - 116
Kufe
1. Sıra (8) 2. Sıra (22) 3. Sıra (291) 4. Sıra (87) 5. Sıra (6)

Sahabî
- 86
Medine, Kufe
1. Sıra (267) 2. Sıra (1)
Asıl adı Abdullah b. Ebî Evfâ Alkame b. Hâlid el-Eslemî olan ve Ebû Muâviye künyesiyle anılan bu seçkin sahâbî, babasının adı Alkame olmasına rağmen daha çok İbn Ebû Evfâ olarak tanınmıştır. Hz. Peygamber’in yanında önemli askerî ve siyasî dönüm noktalarında yer alan Abdullah b. Ebû Evfâ, hicretin 6. yılında gerçekleşen Hudeybiye’deki Bey‘atürrıdvân’a katılarak büyük bir şerefe nail olmuştur. Ardından Hayber’in fethinde ve Huneyn Gazvesi’nde İslâm ordusu saflarında bizzat bulunmuştur. Hulefâ-yi Râşidîn döneminde İslâm coğrafyasının genişlemesiyle birlikte fetih hareketlerine iştirak etmiş, diğer pek çok sahâbî gibi Medine’den ayrılarak Irak bölgesinin önemli askerî ve ilmî merkezlerinden biri olan Kûfe’ye yerleşmiştir (Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, III, 428-430). Kûfe’deki ilim ve içtimai hayatın merkezinde yer alan Abdullah b. Ebû Evfâ, uzun ömrü ve Hz. Peygamber’e yakınlığı sebebiyle bölge halkı için önemli bir feyiz ve bilgi kaynağı olmuştur. Ashap arasında uzun yaşamış sahâbîlerden biri olan İbn Ebû Evfâ, Hanefî mezhebinin imamı Ebû Hanîfe’nin bizzat görebildiği dört sahâbîden biri olma imtiyazına sahiptir. Hadis ilmindeki seçkin konumu sebebiyle kendisinden İsmâil b. Ebû Hâlid, Şa‘bî, Abdülmelik b. Umeyr, Ebû İshak eş-Şeybânî ve Amr b. Mürre gibi tâbiîn neslinin en önde gelen Kûfeli muhaddis ve fakihleri hadis rivayet etmiştir (Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, III, 428-430; İbn Hacer, el-İsâbe, II, 279-280). Hz. Peygamber’den rivayet ettiği doksan kadar hadis zamanımıza ulaşmış; bunlardan 15’i Sahîh-i Buhârî’de, 6’sı Sahîh-i Müslim’de (5 tanesi her iki eserde ortak olmak üzere) yer almıştır. Ayrıca Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’inde iki ayrı bölümde yetmiş kadar rivayeti bulunmaktadır. Hayatının son yıllarında gözlerini kaybeden ve ama olarak yaşamını sürdüren Abdullah b. Ebû Evfâ, yüz yaşlarında iken 86 (705) yılında vefat etmiştir. Kûfe şehrinde vefat eden en son sahâbî olma unvanını taşıyan İbn Ebû Evfâ’nın ölümüyle Kûfe’de sahâbe nesli sona ermiştir (Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, III, 428-430).